İstanbul BAM 43. HD 2024/624 E. 2024/724 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/624
2024/724
16 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/624
KARAR NO: 2024/724
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/11/2023 (Ara Karar)
NUMARASI: 2023/516 Esas (Derdest)
TALEP: İhtiyati Hacze İtiraz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati hacze itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; dava konusu olay adi ortaklığı ilgilendirdiğinden ve Sayın Mahkemenizce karar verilmesi durumunda ilgili bedellerin adi ortaklık malına katılacağından BK 147/4. Maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, Bu bakımdan hisse devri sözleşmesi olan 2016 yılından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, huzurdaki dava tapu iptali ve tescil davası olmadığı, davanın sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkilin tescil yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesi ile açılan tescile zorlama davası olduğu, Davanın tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle yolsuz tescil söz konusu olması gerektiği, dava konusu edilen taşınmazların müvekkil tarafından yolsuz olarak edinilmediği, bu durumda zamanaşımı olgusunun değerlendirilerek 10 yıl değil TBK daki adi ortaklık adına olan 5 yıllık zamanaşımı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, taşınmazlardaki hisselerin 70/er bin TL kabul edildiği ve Müvekkil ile Davacının Ortağı Kiriş tarafından dava dışı ... isimli şahsa devredildiği, huzurdaki davada Mahkemece bir tedbir kararı verecek ise şayet bu tedbirin kapsamı müvekkilin ilgili pay için elde etmiş olduğu menfaat olan 70.000-TL ile sınırlı olması gerektiği, aksi düşünce yani davacının kendisinin belirlediği bedel müvekkili mağdur etmeye ve ihtiyati haciz zoru ile anlaşmaya zorlamaya yönelik olacağı, Müvekkilin teminat yatıramaması durumunda uygulanacak hacizler müvekkil açısından telafisi güç veya imkansız zararlarının doğmasına neden olabileceği, satış vaadi sözleşmesinde belirtili olan 70.000-TL üzerinden tedbirin değerlendirilmesi gerektiği tüm bu nedenlerle 24/10/2023 tarihli ihtiyati haciz kararına itirazın değerlendirilmesi için duruşma açılması ve ilgili ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati haczin İİK 266.maddesi uyarınca icra dairesine veya mahkemeye sunacakları kesin ve süresiz banka teminat mektubu doğrultusunda ihtiyati haczin kaldırılmasına, masraf ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "itiraz eden davalı vekilinin itirazlarının yasada tahdidi olarak sayılan itiraz sebeplerinden olmadığı, mahkememizce dava değeri olan 6.500.000,00 TL üzerinden %20 oranında takdir edilen teminatın makul olduğu anlaşılmakla ihtiyati hacze itirazın reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati hacze itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilmiş olan İhtiyati Haciz Kararının yerinde olmadığını, zira davalı şirketin takbas ve takbis sorgularından da açıkça anlaşılacağı üzere üzerine kayıtlı dava değerini karşılamaya yeter miktarda taşınmaz ve taşınır mal varlığı ile mevduatı bulunduğunu, davalı şirketin köklü bir şirket olup, kaçma tehlikesinin olduğu veya malvarlığını eksiltmeye yönelik bir hareketinin olduğuna dair en ufak emare olmadığını, buna rağmen davacının afaki şekilde belirleyerek ikame etmiş olduğu dava değeri üzerinden ihtiyati haczin kabul edilmesinin doğru olmadığını, davacının alacağı zamanaşımına uğramış olmasına rağmen bu husus incelenmeden davalı hakkında ihtiyati kararı verilmesi doğru olmadığını, devri sözleşmesi olan 2016 yılından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava şartı olan zorunlu arabuluculuk şartını yerine getirmediğini, dava konusu edilen taşınmaz paylarının devredilmiş olduğu davacı tarafça da çok iyi bilindiğini, ilgili taşınmazlardaki davalı payının aynı şekilde Davacının da ortağı olduğu ... adi ortaklığının diğer ortağı olan ... tarafından aynı gün satış vaadi sözleşmesi ile devredildiğini, ilgili sözleşmeden de anlaşılacağı üzere taşınmazlardaki hissele 70'er bin TL kabul edilmiş ve tarafların Ortağı ... tarafından dava dışı ... isimli şahsa devredildiğini, bu durumda huzurdaki dava bir tazminat davası olarak nitelendirilmesi ve konusu bir miktar alacak olacağından zorunlu dava şartına tabi olması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Talep, adi ortaklık payının devrine dayalı olarak açılan tazminat davasında verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması, istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. İhtiyati haciz isteyen tarafça, dava konusu taşınmazların adi ortaklık payına dahil olduğundan bahisle, ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş, Mahkemece talep kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Bunun üzerine ihtiyati hacze itiraz eden tarafından, ihtiyati haczin şartlarının bulunmadığı iddiasıyla ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nın 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nın 265/3. Maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği, düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ve protokoller uyarınca dava konusu olan taşınmaz bağımsız bölümlerinden kaynaklı olarak hak sahibi olduğunun iddia edildiği, bu hususta ana taşınmazdaki başka bağımsız bölümler ile ilgili İstanbul 14 ATM dosyasında yapılan yargılamada bilirkişi raporları alınıp karar verildiği, mevcut dosya kapsamı itibari ile ihtiyati haciz açısından yaklaşık ispat gerçeklemiş olduğu kanaati ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafça, talebin zamanaşımına uğradığı ve dava açılmadan önce arabuluculuya başvurulmadığı ileri sürülmüştür. Ancak bu hususlar ihtiyati hacze itiraz bebepleri arasında olmayıp bu aşamada değerlendirilmesi mümkün değildir.Sonuç itibariyle, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin karar ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf karar harcı ihtiyati hacze itiraz eden davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati hacze itiraz eden davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.16/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02