SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2023/1022 E. 2024/715 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1022

Karar No

2024/715

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1022

KARAR NO: 2024/715

KARAR TARİHİ: 16/05/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/05/2023

NUMARASI: 2023/186 Esas - 2023/350 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının müşterek Murisi ... 23.04.2016 tarihinde vefat ettiğini, müteveffa ... müvekkilinin ölen eşi olduğunu, müvekkilinin murisin mirasında 8/16 paya sahip olduğunu, davalının murisin annesi olduğunu, müvekkilinin muris ile kısa bir süre evli kaldığını, muris İstanbul Ticaret Sicim Müdürlüğünün, ... sicil numarasına kayıtlı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin ½ oranında ortağı iken adına kayıtlı şirket hisselerini, vefatından 3 gün önce Bakırköy ... Noterliği'nin 20.04.2016 tarih ve ... yevmiye nolu pay devri sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, müvekkilinin bu durumdan yeni haberdar olduğunu, müteveffa şirket hisselerini devrettiği tarihte kanser hastalığı nedeniyle hastanede yatarak tedavi gördüğünü, bu durumun hastane kayıtları ile sabit olduğunu, murisin şirket hisselerini devredecek takati ne de şirket hisselerini devretmekten gelecek paraya ihtiyacı olmadığını, şirket hisselerinin davalının baskısı ve müvekkilinden mal kaçırmak amacı ile yapıldığını, ölümü bekleyen oğlu adına kayıtlı şirket hisselerini devir alarak müvekkilinin miras paylarını kaçırmak ve şirket hisselerinden müvekkilini mahrum bırakmak amacı ile hareket ettiğini, davalının iş bu hisseleri alırken şirket hisselerinin gerçek değeri üzerinden murise ödeme yapmadığını, şirket hisselerinin m%50 sinin devirden önce muris adına kayıtlı olduğunu, beyan ederek müvekkilinin miras hakkını almasına engel olmak amacıyla murisin ölmeden 3 gün önce davalı tarafa muvazaalı satışı ve devri yapılan ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %50 oranındaki hisselerin müvekkilinin miras payı oranında iptali ile müvekkili adına tescilini, davalının dava konusu şirket hisselerini 3. Şahıslara devrine engel olmak amacı ile İTO ya talimat yazılmak sureti ile şirketin hisselerine ihtiyati tedbir şerhi verilmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dışı müteveffa ile evlenmelerinden çok kısa bir sonra boşanma davası açtığını, bu davanın Bakırköy 10. Aile Mahkemesinin 2022/30 esas sayılı dosyasında devam ettiğini, davacının bu dava yönünden davacı ve akabinde hukuki yararının olup olmadığının tespit edilmesi maksadıyla dava dışı müteveffa ile aralarındaki kusur tayini yönünden devam eden boşanma davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, iş bu boşanma davasında karar verilene ve karar kesinleşinceye kadar iş bu dosyada hiçbir usuli işlem yapılmamasını talep ettiklerini, esasa ilişkin beyanlarında ise davaya konu şirketin 2005 yılında davalı ve dava dışı ... tarafından kurulduğunu, müteveffanın babası ...'nun yanında elektrik ve aydınlatma işleriyle iştigal eden babasının yanında uzun yıllar çalıştığını ve babasından edindiği iş tecrübesi ve elinde bulunan sermayesi ile annesi ile ortak şekilde bu şirketi 27 yaşında kurduğunu, şirket faaliyetleri olumlu yönde devam ederken dava dışı müteveffa ... 2015 yılında kanser hastası olduğunu öğrendiğini, tedaisine Mayıs 2015'lerde başlayarak hastane ziyaretlerinin vefat ettiği Nisan 2016 yılına kadar Türkiye çapında en iyi fiziki şartlara sahip olan en tecrübeli kurumlarda devam ettiğini, bu nedenle tedavisinin bir hayli masrafı olduğunu, evlilik birliği ile ilgisi bulunmayan davacının nişanlılığı ve evliliği döneminde kocasının hastalığı ile doğru düzgün ilgilenmediğini, dava dışı müteveffanın tüm bu hastane ve muayenelere, kontrollere ve tetkiklere kendi ayakları üzerinde gittiğini yani yatalak vaziyette ambulansla yada başkasının yardımıyla gitmediğini, tedavisi döneminde hiçbir zaman yatalak hasta konumuna düşmediğini, akıl sağlığının da her daim yerinde olduğunu, tedavisi için ameliyat olduğunda dahi bir iki gün hastanede yatılı kaldığını, müteveffanın hiçbir zaman notere gidip de vekalet veremeyecek kadar yada iradesini sağlıklı şekilde açıklayamayacak kadar düşkün duruma gelmediğini, tedavi süresinde işlerin aksamaması için şirket müdürlüğünü bırakarak şirketteki hisselerini devretmek istemesi üzerine anne ve baba oğullarının bu düşüncesini destekleyerek bu kapsamda anne ... oğlu ...'nun hislerini çocuğunun tedavilerinin masrafı olması ve maddi yönden dara düşecek olması sebebiyle ivazlı olarak devraldığını, bu ivaz oğullarının tedavi masraflarının bir kısmının ödenmesi ve yine elden nakdi para verilmesi suretiyle teslim edildiğini, devir senedinde yazılı tutarında bilhassa nakden müteveffaya verildiğini, olayların bu şekilde gelişmişken davacının yalnızca ölüm tarihi ile devir tarihlerinin çok yakın olmasını göz önünde bulundurarak ...'nun vefatından 7 yıl sonra kendince ispat külfetinin müvekkili üzerine yıkarak doğru düzgün vakıadan bahsetmediğini, ve hiç bir delile dayanmadığını, müteveffanın ihtiyacı olmadığından, müvekkili tarafından hisselerin devre zorlandığından bahsederek devrin muvazalı olduğunu iddia ettiğini, ayrıca müteveffanın o dönem geleceğe dair palanlar yaptığını, bu kapsamda kendisine lüks bir otomobil alarak bunun parasını peşin yapmayıp vadeli olarak planladığını, bu durumun müteveffanın kısa süre içinde öleceğine dair herhangi bir düşünce içinde olmadığının göstergesi olduğunu, davacı devirden 7 yıl sonra haberdar olduğundan bahsettiğini ancak davacı ile müteveffanın 2016 yılından beridir davaları olduğunu, taraflar arasında boşanma davası nazara alındığında davacının müteveffa ...'nun malvarlığı ve elde edebilecek tazminatın tahsil kabiliyetinin sorgulanmamış olmasının imkanı olmadığını, hukuki destek aldığını bu nedenle bu durumdan yeni haberinin olduğu, ...'nun tedavi için müracaat ettiği doktorlar ve hastanelerin Türkiye'nin en pahalı hastaneleri olduğunu, bu tedavi, tetkik, muayene ve ilaçları karşılayacak şekilde bir özel sağlık sigortası da olmadığını, ...'nun tedavileri için hastanelere gidip gelmesi artık bir şirketi idare etmesine müsaade etmemesi ve daha ziyade sağlığına dikkat etmek zorunda olması her iki taraf adına sözleşme yapmakta ki başlıca haklı nedenlerinden biri olduğunu, diğer bir haklı nedeninin ise ... tarafından yönetilen şirketin bir aile şirketi olduğunu, bu şirketin devamı ailenin madde geleceği için önem arz ettiğini, ... iddia edildiği gibi mal kaçırma gayesinde olsaydı sadece şirket hissesini değil üzerine kayıtlı tüm mal varlığını kaçırmaya çalışacağını, davaya konu pay devrinin kanundaki şartlar uyarınca yapılmış olduğunu, aksi yöndeki iddiaları kabul etmek mümkün olmadığını, açıklanan bu nedenlerle; açıklanan bu nedenlerle; haksız olarak ikame edilen işbu davanın reddini, Bakırköy 10. Aile Mahkemesinin 2022/30 Esas sayılı boşanma davasının işbu dava için bekletici mesele yapılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda; davacı taraf, hisse devirinin miras payından mahrum bırakmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı iddiasına dayanmıştır. İddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın temeli muris muvazaasıdır. Yargılamada çözüme kavuşturulması gereken uyuşmazlık, murisin hisse devrindeki gerçek iradesi ve amacının ortaya çıkarılması, mirasçılarının hukukunu zedeleyen, malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığına ilişkindir. Bu durumda, hisse devrinin muris muvazaasına dayalı olarak iptali istemine yönelik bu davanın, 6102 sayılı kanunun 4. maddesinde yazılmış mutlak ticari davalardan olmadığı gibi aynı kanunun 5. maddesinde yazılı olduğu gibi nispi ticari davalardan da olmadığı, bu itibarla ticari dava mahiyetinde olmayan iş bu davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece her ne kadar görevsizlik kararı vermiş olsa da davaya konu olayda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, zira TTK M.5 uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğunu, kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere tüm ticari davaların asliye ticaret mahkemesinde görülmekte olduğunu, davaya konu olayın ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketine ait hisse payı devri ile ilgili olduğunu, dolayısıyla dava konusu, "Ticari Şirket Hisseleri" ile ilgili olduğundan TTK uyarınca görevli mahkemenin Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, muris muvazaası iddiasına dayalı olarak limited şirket hisse devrinin miras payı oranında iptali davasıdır. Bu aşamada istinafa gelen uyuşmazlık temelde, uyuşmazlığın çözümünde görevli olan mahkeme noktasındadır.Muris ... şirketteki 25.000 TL hissesinin tamamını Bakırköy ... Noterliğinin 20/04/2016 tarih ve ... YN'lu pay devir sözleşmesi ile davalı ...'ya devretmiştir. Hisseleri devreden ... 23/04/2016 tarihinde ölmüştür.Davacı tarafça, hisse devrinin mal kaçırmak amacıyla yapıldığı iddiasıyla hisse devrinin miras payı oranında iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 4/1-a. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. Maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı şirketin murise ait hisselerinin mal kaçırmak amacıyla bedelsiz ve muvazaalı bir şekilde davalıya devredilip devredilmediğine ilişkindir. Uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı ihtilafsızdır. Ayrıca hisse devrinin geçersizliği ile ilgili olarak muvazaa iddiasına dayanılmış olup, hisse devrinin geçersizliği iddiası Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir sebebe dayandırılmamıştır. Bu kapsamda davacının eldeki davayı açmasına imkan veren hakkı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir husustan kaynaklanmayıp, miras hakkından/mirasçılık sıfatından kaynaklanmaktadır. Bu haliyle uyuşmazlık Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir husustan kaynaklanmamaktadır. Somut olaya konu dava, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin taraflardan yalnızca birinin ticari işletmesi ile ilgili olması halinde dahi davanın ticari dava olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bunun yanı sıra eldeki dava, TTK'nın 4/1-a. Maddesinde düzenlendiği şekliyle Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen hususlardan doğan bir dava da değildir. Bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesi değil HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Dolayısıyla Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenŞirketesastanKararınınİptali(Genelkararistinafİstemli)dereceistanbulgerekçesebepleriKurulTicarikararıilerinumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim