İstanbul BAM 43. HD 2022/1856 E. 2024/680 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2022/1856
2024/680
8 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1856
KARAR NO: 2024/680
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/09/2022
NUMARASI: 2019/611 Esas - 2022/624 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Taşınır Rehinin Paraya Çevrilmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/11/2019
Birleşen İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/205 Esas sayılı Davası:
ESAS NO: 2021/205
KARAR NO: 2021/631
DAVA: İtirazın İptali (Hisse Rehin Sözleşmesi Gereğince Damga Vergisi ve Pişmanlık Cezası Nedeni İle Rücuan Alacaktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/04/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalılar vekili vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların davacı şirketten 4.000.000,00 USD borç talep ettiği ve bu borcu en geç 03.06.2019 tarihinde ödeyeceklerini belirttikleri, borcun garantisi (teminatı) olarak da dava dışı ... AŞ. de bulunan hisselerini rehin vermeyi teklif ettikleri; davacı şirketin davalıların bu talebini olumlu karşılamakla söz konusu hisselerin rehin edilmesi karşılığında 03.06.2016 tarihinde 4.000.000,00 USD borç olarak verildiği; aynı zamanda davacı şirket ile davalılar arasında 03.06.2016 tarihli ve davalıların söz konusu ... AŞ. deki hisselerinin rehni sözleşmesi imzalanarak nama yazılı hisse senetleri rehin cirosu ile davacı şirkete teslim edildiği ancak borcun vadesi geldiğinde davalıların borcu ödemeden imtina ettiği, davacı şirketin tüm iyi niyetine rağmen ödeme hususunda hiçbir girişimde bulunmadıkları, bunun üzerine davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalılar aleyhine Taşınır Rehinin Paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmak zorunda kalındığı, itiraz üzerine takibin durduğu ileri sürülerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmek sureti ile dava dilekçesinde ayrıca ve öncelikle dilekçede belirtilen sebeplere bağlı olarak: rehinli hisse satışı sonuna ve satışın kesinleşmesine kadar hisselerin bağlı olduğu ... AŞ'nin sahip olduğu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Mevkii ... Pafta ... Ada da kayıtlı 43.249,07 M2 alanlı bir ev iki kagir deposu bulunan Bahçeli Kagir iki fabrika ve arsa nitelikli taşınmazının satışının tedbiren yasaklanması- önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi, bu talebin uygun görülmemesi halinde söz konusu taşınmaz üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesi, bu hususun ilgi tapuya şerh verilmesi, bu talebin de kabul görmemesi halinde davalıların şahsi malvarlıkları üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesi; ayrıca ivedilikle tedbiren takibe konu rehinin şirket pay defterine işlenmesine de karar verilmesi ve pay defterinin rehin işlenmiş şekilde noter tasdikli bir suretinin mahkemeye gönderilmesi için şirkete müzekkere yazılması, şirket pay sahipleri tarafından, davacı haricinde 3. kişilere yapılacak olası bir pay devrinin Yönetim Kurulu tarafından pay defterine işlenmesinin tedbiren durdurulması şeklinde ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinde bulunulmuştur.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkilime yapılan bir ödeme bulunmadığını, ortada bir borç olmadığından rehin sözleşmesinde geçersiz olduğunu, hiç kimsenin sahip olduğu haktan fazlasını devredemeyeceğini, müvekkiline ve diğer davalıya rehin konusu payların 20/06/2016 tarihinde pay defterine kaydedilerek geçtiğini, rehin sözleşmesinin ise bu tarihten önce 03/06/2016 tarihinde yapıldığını iddia edildiğini, bu durumda mevcut olmayan hissenin rehninin de söz konusu olmayacağını, şirketin sözleşmeye ilişkin damga vergisini de ödemediğini, rehin karşılığı ödünç verme işiyle uğraşanların TMK 962 md. Gereği yetkili makamdan izin olmak zorunda olduklarını, davacının böyle bir izni bulunmadığını, bu sebeple sözleşmenin TBK 27. maddesi gereği kesin olarak hükümsüz olduğu, ayrıca davacı iddialarının TCK anlamında tefecilik suçunu oluşturduğunu, yine TMK 964 gereği rehnedilen taşınırın işletmeye teslim edilmesini ve karşılığında bir makbuzun alınmasıyla rehin kurulmuş olacağına ilişkin hükmü dikkate alındığında geçerli bir rehin sözleşmesi ve davalının borcunun bulunmaması sebebiyle davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar ve her iki şirket grubu aile üyeleri arasında ticari ilişkileri izah ettikten sonra davacının TMK/2 maddesi gereği dürüst davranma kurallarına uymak zorunda olduğu, müvekkiline gönderilen paraya ilişkin dekontta borcun sebebine ilişkin açıklama bulunmadığını, bu sebeple ödemenin kesinlikle borç olmayıp bilakis ...Holding'in müvekkiline olan borcunun ifası olduğunu, yerleşik yargıtay kararlarınca üzerinde açıklama bulunmayan havalenin de bu şekilde değerlendirildiğini, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, ortada bir borç olmadığından rehin sözleşmesinde geçersiz olduğunu, hiç kimsenin sahip olduğu haktan fazlasını devredemeyeceğini, müvekkiline ve diğer davalıya rehin konusu payların 20/06/2016 tarihinde pay defterine kaydedilerek geçtiğini, rehin sözleşmesinin ise bu tarihten önce 03/06/2016 tarihinde yapıldığını iddia edildiğini, bu durumda mevcut olmayan hissenin rehninin de söz konusu olmayacağını, şirketin sözleşmeye ilişkin damga vergisini de ödemediğini, rehin karşılığı ödünç verme işiyle uğraşanların TMK 962 md. gereği yetkili makamdan izin olmak zorunda olduklarını, davacının böyle bir izni bulunmadığını, bu sebeple sözleşmenin TBK 27. maddesi gereği kesin olarak hükümsüz olduğu, davacının kendisine gönderdiği 4.000.000,00 USD'nin kendisinin davalılara ait ... Şirketinin kuruluşu, çakmak üretim hakkının ve personelinin ... şirketinden ... Şirketine devredilmesi, ...'ın Tuzladaki fabrika binasından ayrılarak Gebzedeki yeni fabrikanın kiralanması ve bu fabrika binasına geçişi, yeni fabrikada üretimin kısa sürede başlaması ile en önemlisi ... markasının ...'la lisans anlaşması yapması konusunda ... verdiği büyük hizmetler ve ticari hizmetlerin karşılığı ödendiğini, ayrıca davacı iddialarının TCK anlamında tefecilik suçunu oluşturduğunu, yine TMK 964 gereği rehnedilen taşınırın işletmeye teslim edilmesini ve karşılığında bir makbuzun alınmasıyla rehin kurulmuş olacağına ilişkin hükmü dikkate alındığında geçerli bir rehin sözleşmesi ve davalının borcunun bulunmaması sebebiyle davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. Birleşen İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/205 Esas sayılı dava dosyası yönünden: Davacı vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket ile davalılar arasında imzalanan 03.06.2016 tarihli Hisse Rehin Sözleşmesi ile davalıların müvekkil şirkete karşı doğmuş olan 4.000.000-USD tutarındaki borcu ve fer'ilerinin teminatını teşkil etmek üzere ... A.Ş.’ deki hisselerinin rehin edilmesi ve bu kapsamda nama yazılı hisse senetlerini rehin cirosuyla birlikte müvekkil şirkete teslim edilmesi kararlaştırıldığını, işbu sözleşmeden doğan damga vergisi müvekkil şirket tarafından 24.12.2020 tarihinde Büyük Mükellefler Vergi Dairesi’ne beyan edilmiş ve 111.659,23 TL damga vergisi ile 99.488,37 TL pişmanlık zammı olmak üzere toplamda 211.147,60 TL tahakkuk ettirildiğini, tahakkuk ettirilen işbu bedelin tamamı müvekkil tarafından 05.01.2021 tarihinde ödendiğini, taraflar arasında imzalanan 03.06.2016 tarihli sözleşmenin 8. maddesinde; sözleşmeden doğan damga vergisinin taraflarca eşit olarak ödeneceği belirlendiğini, Beyoğlu ....Noterliği'nin 11.01.2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıların sorumlu oldukları 105.573,80 TL kısmının ödenmesi için talepte bulunulmuş ise de davalılar Beyoğlu ....Noterliği'nin 13.01.2021 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile söz konusu borcu kabul etmediklerini ve borca itiraz ettiklerini beyan ettiklerini, akabinde davalılar hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ve davalılar işbu takibe de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerinden takibin durduğunu yapılan arabulculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını beyanla, davalı-borçluların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasına yaptıkları haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı-borçluların itirazının haksız olması ve asıl alacağın likit olması nedeniyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetlerine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıları yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle: Davanın HMK 166 uyarınca hukuki bağlantı bulunan İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/611 E. sayılı davasıyla birleştirilmesini, bu talep yerinde görülmediği taktirde huzurdaki davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması diğer davanın neticesine bağlı olduğundan HMK'nin 165 uyarınca bekletici sorun yapılarak diğer davanın karara bağlanarak kesinleşmesinin beklenmesini, neticeten haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, ortada bir borç, müvekkillerin imzasını taşıyan bir hisse rehin sözleşmesi bulunmadığını beyanla, öncelikle davanın HMK 166 uyarınca hukuki bağlantı bulunan İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/611 E. sayılı davasıyla birleştirilmesine, bu talep yerinde görülmediği taktirde huzurdaki davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması diğer davanın neticesine bağlı olduğundan HMK'nin 165 uyarınca bekletici sorun yapılarak diğer davanın karara bağlanarak kesinleşmesinin beklenmesine, her türlü hukuki ve cezai başvurularda bulunma hakları saklı kalarak, haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenmesine, kötü niyetli icra takibi ve dava nedeniyle Davacı ....’nin % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekili tarafından yargılama aşamasında dava konusu hisse senetlerinin değerinin düşürülme tehlikesinin bulunduğunu ve TMK Madde 866/2 düzenlemesinin kıyasen uygulanabileceği dava dışı söz konusu şirketin tek bir taşınmazının bulunduğunu ve duyuma göre bu taşınmazın satışının söz konusu olduğunu, davalılardan ...'nun dava dışı söz konusu şirketin yönetim kuruluna seçildiği ve akrabalık ilişkilerine dayalı olarak söz konusu şirketin değerinin düşürülmesinin söz konusu olduğunu, dava konusu alacağın döviz kurundaki ciddi artışlar sonucu 60.000.000 TL'ye yaklaştığı, bu kadar büyük bir alacağın öncelikle icra konusu hisselerin satışıyla elde edileceği ve hisselerin değerinin düşürüleceği gerekçesiyle davaların müştereken ve müteselsilen dosya borcu kadar nakit güvence bedelini dosyaya güvence etmeleri gerektiği, söz konusu hisselere ilişkin rehinlerin dava dışı ... A.Ş.'nin pay defterine işlenmesi, pay defterinin rehin işlenmiş şekilde noter tasdikli bir suretinin Mahkemeye gönderilmesi için şirkete müzekkere yazılması ve şirket pay sahipleri ve/veya yönetim kurulu tarafından, dava konusu rehinli hisselerle ilgili 3. kişilere yapılacak olası bir pay devri yahut ayni hak tesisinin önlenmesinin tedbiren durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair kararlar verilmiş; ilk karara karşı yapılan istinaf başvurusu da İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2020 tarihinde 2020/1654 Esas ve 2020/133 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Açıklanan tüm hususlara göre yukarıda anılan bilirkişi raporlarının gerekçeli denetime açık hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu da kabul ve takdir edilerek taleple bağlılık ilkesi, temerrüt olgusu, faiz tür ve oranı ile faizin işlemeye başladığı tarih gibi hususlar denetlenip gözetlenmek suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibin asıl alacak yönünden 4.000.000 USD üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının USD olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı (%8,15 oranını geçmemek üzere) uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle, işlemiş faiz yönünden 43.287,67 USD üzerinden, yürütülmesine; davalının itirazının belirtilen bu çerçevede iptaline ve takibin belirtilen bu çerçevede takip talebindeki diğer ferileriyle birlikte devamına karar vermek gerekmiştir. Birleşen dosya yönünden yapılan değerlendirmede ise davacının sözleşme gereğince ve dosyaya sunulan vergi tahsil alındısına göre damga vergisi ve pişmanlık zammını ödediği ve davalıların damga vergisinden sözleşme gereğince eşit olarak sorumlu oldukları, davacının icra takibine konu ettiği miktarın ödenen meblanın yarısına ilişkin olduğu, damga vergisinden sorumluluğun sözleşme gereğince her iki tarafa ait olması nedeni ile geç yatırılmasından sorumluluğun da sözleşmenin her iki tarafını bağlayacağı anlaşılmakla davanın kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekmiştir. Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda asıl davada ve birleşen davada icra takiplerine konu asıl alacağın ve miktarının sabit olması, davalının asıl alacakların varlığını ve miktarını tek başına açık ve net olarak hesaplayıp tespit edebilir durumda olması, davalıların itirazlarının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlular yönünden icra takip dosyalarına konu mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmakla her iki dosya yönünden ayrı ayrı asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatlarının da davalılardan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. Davalı vekilinin asıl dosyadaki İİK. Madde 67/2 gereğince kötü niyet tazminatı talebi ise takibin haklılığına karar verilmesi ve reddedilen kısmın sadece temerrüt tarihinden kaynaklanan faiz talebine ilişkin olması gözetilerek takibin haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığı söylenemeyeceğinden yerinde görülmemiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden; asıl dava dosyası yönünden kabul-ret esas alınarak karşılıklı olarak taraflar sorumlu tutulmuş ve bu kapsamda kabul edilen toplam 4.043.287,67 USD üzerinden ve reddedilen 28.251,22 USD miktarlar üzerinden harç ve vekalet ücretleri hesap ve takdir edilmiştir. Birleşen dava yönünden 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davalılar sorumlu tutulmuş ve dava değeri olan 105.573,80 TL üzerinden harç ve vekalet ücreti hesap ve takdir edilmiştir. Asıl ve birleşen dava yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 326/3 Maddesi gereğince taktiren yargılama giderlerinden davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Her ne kadar davacı vekili tarafından 23/09/2022 tarihli dilekçesinde AAÜT'nin 16/2-C maddesi gereğince vekalet ücreti talep edilmiş ise de anılan madde hükmünün arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde vekil ve müvekkil arasındaki akdi ilişkiyi ilgilendirdiğinden işbu davalarda söz konusu talep değerlendirmeye alınmamıştır." Gerekçesiyle 2019/611 Esas sayılı dava yönünden: Davanın kısmen kabulü ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibin: a) Asıl alacak yönünden 4.000.000 USD üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının USD olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı (%8,15 oranını geçmemek üzere) uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle, Birleşen İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/205 Esas sayılı davası yönünden: davanın kabulü ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyada 2 davalı bulunduğunu, icra inkar tazminatının davalılardan ayrı ayrı alınarak müvekkiline verilmesi gerektiğini, ayrıca takip tarihine kadar işlemiş faizin hatalı belirlendiğini, icra inkar tazminatına esas bedelin karar tarihindeki TL karşılığı dikkate alınarak hesaplanması gerekirken takip tarihindeki TL karşılığının esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönlerden kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili davacının istinafına cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın istinaf başvuru sebeplerinin tamamının usul ve yasaya aykırı olduğundan reddi gerektiğini savunmuştur. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Nama yazılı hisse senetlerinin rehin cirosuyla şirkete teslim edilip edilmediğinin araştırılmadığını, müvekkillerince düzenlenmiş geçerli hisse rehin cirosu bulunmadığını, TMK 964 uyarınca düzenlenen hisse senedi teslim makbuzu bulunmadığını, hisse senedi teslim tutanağı başlıklı yazıda müvekkillerinin imzası bulunmadığını, davalı ...'ya bir ödeme yapılmadığını, 3 sayfalık sözleşmenin ilk iki sayfasında müvekkillerinin imzası bulunmaması sebebiyle sözleşmenin geçersiz olduğunu, hiç kimsenin sahip olduğun haktan fazlasını devredemeyeceğini, ispat yükünün davacıda olup davasının ispatlayamadığını, uzman görüşüyle bilirkişi raporu arasındaki tespitler arasında çelişki bulunup mahkemece bunun giderilmediğini, davanın reddi gerekirken kabul kararı verilmesinin usul ve kanuna açıkça aykırı olduğunu, icra inkar tazminatına karar verilemeyeceği gibi karardaki faizinde fahiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir. Davacı vekili davalı tarafın istinafına cevap dilekçesinde özetle; davalıların 03/06/2016 tarihli hisse senedi teslim tutanağı aslının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle rehin cirosunun bulunmadığı iddia etmelerinin yasaya aykırı olduğunu, 03/06/2016 tarihli hisse senedi teslim tutanağında müvekkil şirket yetkilisinin imzasının bulunduğunu, nama yazılı senetlerde rehnin kurulması için rehin cirosu ve senedin zilyetliğinin fiziken (yahut doktrinde kabul edildiği üzere bazı durumlarda zilyetliğin havalesi yoluyla) geçirilmesinin kafi olduğu, davalı ...'nun dava konusu borçtan sorumlu olduğunu, hisse rehin sözleşmesinin her iki davalı tarafından imzalandığı, hisse rehin sözleşmesinin geçerli olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğuna dair iddianın yasaya aykırı olduğunu, 4.000.000,00 USD'nin hisse rehin sözleşmesi kapsamında davalılara borç verildiği ve davalıların bu borca karşılık dava dışı ... Şirketindeki hisselerinin davacıya imza ile ciro ederek teslim ettiklerini, davalıların 4.000.000,00 USD'nin hizmet karşılığı kendilerine ödendiğini ispat edemediklerini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasaya uygun olduğunu belirterek davalıların istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl dava; taraflar arasında 03/06/2016 tarihinde düzenlenen hisse rehin sözleşmesine dayalı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibine yapılan itirazın, birleşen dava ise aynı sözleşmeye ait damga vergisinin davalılara isabet eden kısmının tahsili talebiyle başlatılan ilamız icra takibine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça davalılar hakkında İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E. Dosyası ile 4.000.000 USD asıl alacak ve 74.538,89 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.071.538,89 USD alacağın tahsili amacıyla, " İstanbul Ticaret siciline ... sicil no ile kayıtlı ... A.Ş. ...'ya ait 51.909.696 adet hissesi ve ...'ya ait 251.079.386 adet hissesi" olarak rehin bilgisi verilerek ve "hisse rehin sözleşmesi, hisse senetleri , vekil eden şirket defter ve kayıtlarına dayalı alacak" borcun sebebi gösterilerek rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine sözleşme, hisse senedi suretlerinin eklendiği davalılarca borca itiraz ile takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Ayrıca davacı tarafça davalılar hakkında İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E. Dosyası ile 105.573,80 TL asılı alacak ve 147,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 105.721,16 TL alacağın tahsili amacıyla, " sözleşme damga vergisi ve pişmanlık cezası" borcun sebebi gösterilerek ilamız icra takibi başlatıldığı, takip talebine vergi dairesi alındı belgesinin eklendiği, davalılarca borca itiraz ile takibin durduğu ve birleşen 2021/205 E. Sayılı itirazın iptali davasının açıldığı bilahare bu dosyanın asıl dosya ile birleştirildiği görülmektedir. İlk derece mahkemesinde asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalılar vekilince yukarıda yazılı sebepler ile ayrı yarı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır. Taraflar arasın 20/06/2016 tarihli hisse rehin sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme 3 sayfadan ibaret olup 1. Ve 2. Sayfalarda davalı imzalarının bulunmadığı, davalılara ait imzaların son sayfada atılı olduğu, hisse senetleri üzerindeki rehin cirosuna ilişkin yazıların davalılar eli ürünü olmadığı ancak ciroya ilişkin imzaların davalılar eli ürünü olduğu, davalılardan ... hesabına rehin sözleşmesi ile aynı tarihli 4.000.000 USD nin havale ediliği, havale dekontunda ve ödeme talimatında herhangi bir ödeme nedeni açıklamasının bulunmadığı, davacı tarafça davalı tarafa borç verilip ödenmemesi nedeniyle alacaklı olduğunun iddia edildiği, davalı tarafça ise sözleşmenin geçersiz olduğu, teslim belgesinin bulunmadığı, havalede borç verildiğine dair kayıt bulunmadığı, davalı ... hesabına gönderilen 4.000.000 USD nin ise tarafların şirket ortaklıkları aşamasında davacının kurduğu ... Şirketine, ... markasının lisansının alınması ve diğer hizmetleri nedeniyle ödendiğini herhangi bir borç olmadığından rehin sözleşmesinin de geçersiz olduğunu savunmuştur. Davalı tarafın istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmede: Yargıtay uygulaması ve öğretide, tacirler arasında düzenlenmiş olsa bile birden çok sayfadan oluşan yazılı sözleşmelerin devam eden sayfalarının taraflarca imzalanması veya paraf edilmesi zorunluluğu kabul edilmemektedir. Sözleşmenin imzalandığı tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nda bu yolda bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, sözleşme metninin birden çok sayfadan oluşması halinde her sayfanın imzalanması zorunlu değil ise de, metin içerik, anlam ve devam eden maddeler ile başlıkları bakımından mantıksal sıralama (silsile) ve bir bütünlük arz etmesi gerekmektedir. Davacının dayandığı 03/06/2016 tarihli hisse rehin sözleşmesinin (3) sayfadan ibaret olup, maddelerin başlığı, sırası, içeriği ve imzalı olan son sayfadaki “iş bu sözleşme 8 madde ve 1 nüsha olarak .." ifadesi, sözleşmenin önceki sayfaları ile imzanın bulunduğu sayfasının birbiri ile bağlantılı olduğunu ve bir bütünlük taşıdığını göstermektedir. (Emsal Yargıtay 6. Hukuk Dairesini 2015/5279 E., 2015/768 K., Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/273 E., 2021/12613 K. Sayılı ilamları ) Bu durumda davalının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı tarafın rehin karşılığı ödünç verme işi ile iştigal etmediği, asıl faaliyet konusunun borç verme işi olmadığı, davalı tarafa yapılan ödemenin istisnai bir durum olduğu anlaşılmakla eldeki uyuşmazlıkta rehin karşılığı ödünç verme işini mutad ve devamlı uğraşanlara ilişkin TMK 962 ve devamındaki düzenlemelerin uygulama yeri bulunmamaktadır. Sözleşmede bu haliyle TBK 27 maddesinde anlamına bulan kesin hükümsüzlük hali de söz konusu değildir. Rehin konusu senetlerin zilyetliğinin sözleşme tarihinden itibaren davacı tarafta olduğu uyuşmazlık konusu olmadığı gibi davacının bu senetlerin zilyetliğini hukuka aykırı bir yolla edindiği iddia da edilmemiştir. Taraflar arasındaki rehin sözleşmesinde ve hisse senedi arkasında bulunan rehin cirosunda senetlerin rehin cirosu ile davacıya verildiği kaydı bulunmaktadır. Bu durumda her iki davalı ile yapılan rehin sözleşmesi gerek şekil yönünden gerekse de rehin konusu hisse senetlerinin davacıya teslim edilmesi karşısında geçerli bir sözleşme bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Davacı taraf davalıya gönderdiği takip konusu bedeli ödünç olarak verdiğini savunmaktadır. Davacının havale dekontunda bu konuda bir açıklık bulunmamakla ödünç verildiğini ispat yükü davacıdadır. Taraflar arasındaki rehin sözleşmesinin içeriği, her iki davalının sözleşmede rehin veren sıfatının bulunması, aynı tarihli davalıya gönderilen aynı miktarlı ödeme, davalıya gönderilen meblağın aynı gün davacı ticari defterlerinde hukuki ilişkiyi aynen doğrular mahiyetteki kayıtlar, hisse senetlerinin sözleşme yapılış tarihinden borcun vadesine kadar davacı zilyetliğinde kalmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıya uyuşmazlık konusu bedeli ödünç olarak verdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Davacının ödünç iddiasını ispatlamış olması karşısında bunun aksinin yani kendisine ödenen meblağın ödünç değil, bir sözleşmeden doğan borcun ifası olduğu hususunu ispat yükü davalılardadır. Oysa dosyada bu hususa ilişkin herhangi yazılı bir belge, sözleşme, delil ibraz edilmediği gibi yemin deliline de başvurulmamış olmakla davalı tarafın bu savunmaya itibar edilmemiştir. Davalı tarafın sözleşmenin yapıldığı 03/06/2016 tarihinde henüz hisse senetlerinin kendilerine ait olmadığını, davalıların rehin konusu hisselerin tamamına sahip oldukları tarihin 20/06/2016 oluğu, sahip olmadıkları hisseleri rehnetmelerinin mümkün olmadığına ilişkin savunmada bulunmuşlardır. Bahsi geçen hisse senetlerinin düzenleme tarihi 21/03/2016 olup bu tarih itibarıyla ... A.Ş namına düzenlenmiştir. Söz konusu senetlerin bu kişilerden davalılara devrine ilişkin sözleşme arkasındaki devir cirosunda herhangi bir tarih bulunmadığı gibi davalılar tarafından davacı şirkete yapılan rehin cirosunun yapıldığı tarihinde gösterilmediği belirlenmiştir. Davalılar devir tarihinin 20/06/2016 olduğuna ilişkin iddiasını hisse senetlerinin pay defterine kayıt tarihinde edindikleri tezine dayandırmaktadır. Anonim şirketlerdeki payın, anonim şirketin kuruluşunda esas sözleşmenin veya sermaye arttırımında arttırılan sermayenin ticaret siciline tescil edilmesiyle doğmaktadır. Pay defterine yazım kurucu değil açıklayıcı bir işlemdir. TTK'nin 499/4 maddesi uyarınca; nama yazılı hisse senetlerinin devredenin pay defterine kaydedilmesinin devrin şirkete karşı hüküm ifade etmesinde rol oynar. Her türlü sözleşmeden doğan mevcut veya müstakbel alacakların dahi rehne konu edilebildiği ve dolayısıyla davalı tarafın dava dışı ... A.Ş. Şirketinde sahip oldukları hisse devrinin pay defterinden önce malik olmadıkları bu sebeple sözleşmenin geçersiz olduğu savunması yerinde değildir. Rehin cirosuna ilişkin imzaların davalılara ait olduğu sabittir. Rehin cirosunda; rehin cirosu verildiğine yönelik yazının bizzat ciro eden tarafından yazılması geçerlilik şartı değildir. İmzanın ciro eden tarafından atılması yeterlidir. Bu durumda davalı tarafın bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile alacağa işletilecek faiz hesaplanmıştır. Davacının her iki talebi yönünden alacak likit itiraz haksız olmakla icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. Davalı tarafın dosyaya sunulan uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğuna ve bu çelişkinin giderilmediğine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; 6100 sayılı HMK 266/1.maddesine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. HMK'nın 282. maddesine göre de, hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.Takdiri delil niteliğindeki bilirkişi raporu ile hukuki nitelikteki açıklamalar niteliğindeki uzman görüşü arasında çelişki olmasının neticeye etkisi bulunmamaktadır. Zira teknik tespitlerin ve ticari defterlerdeki kayıtların ortaya konulmasından sonra hukuki değerlendirme mahkeme tarafından yapılacak olup, mahkemece teknik verilerden yararlanılarak bilirkişilerin hukuki niteleme ve değerlendirmesinden farklı sonuca varılması usul ve yasaya aykırı olarak kabul edilemez. Davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Davacı tarafın istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmede; dosyaya alınan bilirkişi raporu ile taraflarca sözleşmede kararlaştırılan 03/06/2019 ödeme tarihinin temerrüt tarihi kabul edilerek takip tarihine kadar TCMB verileri dikkate alınarak %5 oranı üzerinden faiz hesaplandığı, yapılan hesaplamada ve İlk derece mahkemesince takip tarihine kadar işlemiş faize ilişkin hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yerleşik yargıtay uygulamalarına göre takibe konu alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekle, eldeki uyuşmazlıkta itirazın iptaline karar verilen bedelin takip tarihindeki karşılığı olan 22.914.000 TL üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinde biri isabetsizlik yoktur.Borçlular tarafından itiraz edilen alacak aynı belgeden kaynaklanmakta ve itirazları da aynı sebebe dayanmaktadır. Davalılar hakkında tekbir icra takibinin yapılması ve borcun aynı sebepten kaynaklanması nedeniyle hükmedilecek tek icra inkar tazminatından her iki davalının müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekmekle her iki borçlu aleyhine tek bir icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. (emsal Yargıtay 19 HD . 2013/9492 e. 2013/13566 K., Yargıtay 12. H.D. 2006/17359 E. 2006/20444 k. Yargıtay 13 HD 2012/4721 E. 2012/8322 K Sayılı ilamları)HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Asıl ve birleşen dava davacısı ile Asıl ve birleşen dava davalısı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 395.548,60 TL harcın, alınması gerekli olan 1.582.194,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.186.645,8 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Birleşen dava yönünden;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.802,94 TL harcın, alınması gerekli olan 7.211,74 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.408,8 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19