SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2021/1845 E. 2024/639 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1845

Karar No

2024/639

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1845

KARAR NO: 2024/639

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/06/2021

NUMARASI: 2020/108 Esas - 2021/527 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin iştigal konusunun her türlü ürününü gümrükleme, ithalat ve ihracat ve satışı olduğunu, davalıya 5 adet ¨ 322.673,99 'lik faturalar ile muhtelif ürünlerin satış ve tesliminin gerçekleştirildiğini, fataura bedellerinin ödenmediğini, davalının müvekkili ile olan hemşerilik ilişkisini kullanarak müvekkilini mağdur ettiğini, alacağın tahsili için yukarıda ayrıntılı yazdı icra takibinin başlatıldığını, davalının haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalının faturalara itiraz etmediğini, müvekkilinin 2013 yılı içinde vergi denetimine tabi tutulduğunu, denetimin sorunsuz geçtiğini, icra takibine dayanak faturaların mali incelemede karşıt incelemeye tabi tutulduğunu, da valin nezdinde faturaların olduğunun tespit edildiğini, davalının itirazlarına dayanak herhangi bir ödeme belgesi sunmadığını, izah edilen nedenlerle, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili dilekçesinde özetle; zaman aşımı yönünden itirazları olduğunu, takip konusu faturalardan 03.06.2013 ve 08.06.2013 tarihli faturaların icra takip tarihinde zaman aşımına uğradığını, diğer 3 faturanın altının kaşelendiğini, ticari teamüllere göre kapalı fatura olarak adlandırılan faturalar olduğunu, faturanın altının kaşelenerek imzalanması ve altına çizgi çekilmesinin mal bedelinin ödendiğine karine olduğunu, takibe konu 3 faturanın kapalı fatura olduğunu ve bedelinin ödendiğini faturaların ödenmediği ispat yükünün davacıda olduğunu, diğer yandan ödeme ve itfa itirazları olduğunu, müvekkilinin davacıdan aldığı bütün malların bedelini makbuz karşılığında davacıya ödediğini, takip ve dava konusu edilen faturalardan müvekkilinin haberi olmadığını, faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacının incelendiği vergi tekniği raporunda karşıt tespit tutanağı düzenlendiğini, tutanakta müvekkilinin emtealara ilişkin ödemeleri nakit olarak, elden yaptığını ifade ettiğini, müvekkilinin muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediğine dair rapora rastlanmadığının kayıt altına alındığını, davacının kötü niyetli olarak aradan 7 yıl geçtikten sonra ödemeleri yapılan borç için takip başlattığını, izah edilen nedenlerle, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı ile davalı arasında, davacı tarafından üretilen mutfak eşyalarının davalıya satılması şeklinde ticari ilişkinin olduğu, ancak taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir anlaşma ve/veya cari hesap sözleşmesi olmadığı,davacının cari hesap alacağını tahsil edememesi üzerine 07/08/2018 tarihinde, ödenmeyen fatura alacağını dayanak göstererek, davalı aleyhine Bakırköy .. ncü İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibine geçtiği, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine huzurdaki itirazın iptali davalarının açıldığı,davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaları yasal ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydettiği ,davacının yasal ticari defterlerine göre, takip tarihi (07/08/2018) ve dava tarihi (06/02/2020) itibariyle davalıdan ¨322.675,32 cari hesap alacağının olduğu,davalının ticari defterlerine göre,davacıya borcunun bulunmadığının gözüktüğü,davacı tarafından düzenlenen tüm satış faturalarının davalının aleyhine delil teşkil eden ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,buna göre satılan malların davalıya teslim edildiği hususunun sabit olduğu,uyuşmazlığın davalının sunduğu ödeme belgelerinden kaynaklandığı,davalının ödeme savunmasında bulunduğu ve bir takım ödeme belgeleri ibraz ettiği,ancak bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak irdelendiği gibi bu ödeme belgelerinin geçerli olmadığı,tek taraflı olarak oluşturulduğu,davalının ödeme savunmasını yazılı delil ile ispat edemediği gibi cevap dilekçesini süresinden sonra sunmaması nedeniyle yemin deliline de dayanamayacağı,neticeten davacının takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davalıdan olan bakiye alacağının takip ve dava tarihi itibariyle talep ile bağlı kalınarak ¨322.673,99 olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olması gerekli olup davacı alacağının faturaya dayalı olması nedeniyle likit olduğuı anlaşıldığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulüne, davalı, davacının icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğunu ispat edemediğinden koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine ve davanın kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, usulsüz şekilde muhtarlığa tebliğ edildiğini, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlanarak delil ve ilk itiraz sunmasının engellendiğini, dava dilekçesinin müvekkilinin mernis adresine tebliğe çıkarılıp da tebliğ edilemedikten sonra bu kez 7201 Sayılı Tebligat Kanunun 21/2 maddesi meşruhatıyla çıkarıldığını, ancak çıkarılan bu ikinci tebligatın Tebligat Kanunu'na aykırı bir şekilde usuli hiçbir işlem yerine getirilmeden 09/03/2020 tarihinde doğrudan muhtarlığa bırakıldığını, müvekkilinin kayıtlı mernis adresinde yaklaşık 20 yıldır ikamet etmekte olduğunu, bütün komşularının müvekkili tanıdığını, müvekkilinin mernis adresine çıkarılan ilk tebligatta posta memuru tarafından yeterli düzeyde adres tetkiki yapılmadığını, komşulara ve kapıcıya haber verilmediğini, bu usulsüz işlemler neticesinde 21/2 uyarınca tebligat yapılmasının da usule aykırı olduğunu, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, zaman aşımına uğrayan dava konusu alacağa karşı zaman aşımı itirazında bulunmasının engellendiğini, davaya delillerini hasretmesinin önünün kapatıldığını, bu nedenle yerel mahkemenin kararının hukuka aykırı olduğunu, 05/10/2020 tarihli beyan dilekçelerinde dava konusu alacağa yönelik zaman aşımı itirazında bulunduklarını, yerel mahkemenin 08/10/2020 tarihli celsesinin 13 numaralı ara kararı ile "davalının zamanaşımı itirazını cevap dilekçesi ile birlikte sunması gerekli olup, davalının cevap dilekçesi sunmadığı görüldüğünden zamanaşımı itirazının reddine" şeklinde ara karar kurulduğunu, verilen bu kararın kanuna aykırı olduğunu, icra takibine itirazda yapılan zaman aşımı def'i itirazın iptali davasında da geçerli olduğunu, itirazın iptali davasında ayrıca zaman aşımı itirazında bulunmaya gerek olmadığını, müvekkilinin ise icra takibine yaptığı 14/08/2018 tarihli itirazında zaman aşımı itirazında bulunduğunu, yerel mahkemece önce süresinde zaman aşımı itirazı olmadığından red kararı verildiğini, daha sonra süresinde zaman aşımı itirazı sunulduğunu ortaya koymaları üzerine bu kez de 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu iddiasıyla taleplerinin reddedildiğini, bu hususun yerel mahkemenin zaman aşımı konusunda net, tutarlı ve hukuka uygun kararlar tesis etmediğini, bu hususta yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını ve yargılamada zaafiyet yaratıldığını gösterdiğini, yüksek mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere takibe konu üç faturanın kapalı fatura olduğunu, bedelinin ödendiğini, bu üç fatura ile ilgili faturaların ödenmediğinin ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, ancak yerel mahkemece ispat yükünün tersine çevrildiğini, Kanun'un alenen çiğnendiğini, müvekkilinin dava konusu faturaların tamamının bedelini ödediğini, ancak ödediğini yazılı olarak ispat etmek zorunda olmadığını, ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, bu nedenle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, yerel mahkemenin hukuki görüş ve tavsiye içeren ve alenen Kanun'a aykırı bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurduğunu, verilen hükmün Kanun'a aykırı olduğunu, bu yönüyle de ortadan kararın kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemenin hangi gerekçeye dayanarak davacı tarafın ticari defterlerine itibar edildiğinin ortaya konmadığını, davacı tarafın ticari defterlerinin neden üstün tutulduğunun gerekçelendirilmediğini, ayrıca yerel mahkemece icra inkar tazminatına hükmedildiğini, icra inkar tazminatına alacağın likit ve muayyen olması halinde hükmedilebileceğini, davacı tarafın herhangi bir alacağının olmadığı gibi talep ettiği alacak tutarının da belli olmadığını, kararın bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.

GEREKÇE: Dava; faturaya dayalı başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı taraf vekili tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı tarafa dava dilekçesi ve eklerinin usulünce tebliğ edilip edilmediği, davalının zamanaşımı itirazının dinlenip dinlenemeyeceği, dinlenebilir ise davanın zamanaşımı süresi içinde açılıp açılmadığı, davaya konu takibe dayanak faturaların kapalı fatura olup olmadığı, ispat külfetinin kimin üzerinde olduğu ile borcun ödenip ödenmediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında "03/06/2013, 08/06/2013, 15/12/2013, 12/11/2013 ve 07/11/2013 tarihli faturalar'' sebebine dayalı olarak 332.673,99 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış ve itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf vekili tarafından dava dilekçesinin usulünce müvekkiline tebliğ edilmediğini iddia etmiştir. İlk derece mahkemesince öncelikle davalının halen mernis adresi olan ve dava dilekçesinde de bildirilen adresine dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğe çıkartıldığı ve D.15 in kapalı olması ve D.1 deki komşusunun tanınmadığına dair beyanları üzerine evrakın tebliğ edilemediği, bunun üzerine aynı adrese Tebligat Kanunu 21/2. Maddesi gereğince tebligat çıkartıldığı ve muhataba ulaşılamaması üzerine 2 nolu örnek adresinin kapısına yapıştırılarak evrakın muhtara teslim edildiği görülmüştür. Mahkemece yapılan işlemlerde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır. Davalı vekilinin buna ilişkin istinaf istemleri yerinde değildir.Davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Ancak davalı vekilince istinaf başvuru dilekçesi içeriğinde de yer verildiği şekilde davalı borçlu tarafından takip dosyasında borca itiraz dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmuş olması nedeniyle itirazın iptali davasında davalının süresinde zamanaşımı definde bulunamaması halinde de davalının bu hususa ilişkin itirazının değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece davalının takibe konu edilen faturalardan 03/06/2013 ve 08/06/2013 tarihli faturaların 5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra takibe konması nedeniyle alacağın zamanaşımına uğradığına dair savunması, dosyaya sunulan ve taraflarca içerikleri inkar edilmeyen faturalardan, uyuşmazlık konusu malın davalıya satılıp teslim edildiği, taraflar arasındaki ilişkinin satış sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği anlaşılmakla eldeki dava TBK'nın 146. maddesinde belirtildiği şekliyle, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. İş bu itirazın iptali davasına konu takip 10 yıllık genel dava zamanaşımı süresi içinde başlatılmıştır. Davalının diğer savunması ise takibe konu edilen 15/12/2013 tarihli 67.437,00 TL tutarlı, 12/11/2013 tarihli 68.475,70 TL tutarlı ve 07/11/2013 tarihli 132.908,18 TL tutarlı faturaların kapalı fatura olduğudur. Davacının alacak iddiasında bulunduğu faturalardan 03/06/2013, 15/12/2013 ve 12/11/2013 tarihli faturaların Yargıtay İçtihatları kapsamında kapalı fatura özellikleri taşıdığı, satıcı tarafından imzaların faturaların orta kısmına atıldığı, kapalı fatura olarak düzenlendiği yani ticari teamüllere göre peşin olarak tahsil edildiği anlamı ifade ettiği tespit edilmiştir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191).Somut uyuşmazlıkta davaya konu faturaların 03/06/2013, 15/12/2013 ve 12/11/2013 tarihli faturaların kapalı fatura olduğu, kapalı faturaların bedelinin ödendiği karinesinin mevcut olduğu, davacının bu karinenin aksine davaya konu kapalı faturaların davalı tarafından ödenmediğini yazılı deliller ile ispat edemediği gibi yemin deliline de dayanılmadığı bu suretle davacı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğinin ispat edilemediği, bu durumda bu faturalar yönünden davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından alacak talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca 08/06/2013 ve 07/11/2013 tarihli faturaların ise açık fatura olduğu tespit edildiğinden davalı savunması yerinde görülmemiştir. Davalı taraf bu faturaları ticari defterlerine işlemiş olup teslim noktasında da ihtilaf bulunmamakta olduğundan davacı alacağını ispatlamıştır. Bu haliyle davacının bu iki faturadan dolayı toplam 179.192,92 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Artık davalı bu faturaya konu malların bedellerini davacıya ödediğini ispatlamalıdır. Davalı bu faturaların bedellerini ödediğini savunmuş ve tediye makbuzlarına dayanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 207. maddesine göre aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Davalı borçlunun tediye makbuzu ile yaptığı ödeme kural olarak mevcut bir borcun ifası anlamına gelir. Her ne kadar bilirkişi raporunda dosyadaki tediye makbuzlarına itibar edilemeyeceği tespiti yer almış ise de yapılan incelemede belgelerin 21/08/2013 ile 23/12/2013 tarihleri arasında ve tahsil eden kısmında davacının imzası olacak şekilde (dava dosyası ekinde bulunan davacı asilin imzası ile karşılaştırılmış) düzenlendiği görülmüştür. Davacı tarafın davalının sunduğu tediye makbuzlarındaki imzaya açıkça itiraz etmediği, delillerin süresinden sonra sunulduğunu iddia ettiği anlaşılmakla bu durumda davacı imzasını taşıyan, takibe konu fatura tarihinden sonraki tarihli ve borcu sona erdiren makbuzlar kadar davalının borcu ödediğinin kabulü gerekir.Davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takibinde kötüniyetli olması şarttır. Her ne kadar davalı aleyhine yapılan takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu mahkeme kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE,2-Davalının kötüniyet tazminat isteminin reddine,3-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.200,73 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 2.773,13 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa iadesine,4-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 50.401,10 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,7-HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta gideri 66,00 TL olmak üzere toplam 228,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.02/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenSatımdantaraflarınKaynaklanan)İptaliözetisavunmalarınınkararistinafdereceistanbulgerekçesebepleriİtirazın(Ticarikararıilerikabulüiddianumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim