İstanbul BAM 43. HD 2024/589 E. 2024/609 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/589
2024/609
25 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/589
KARAR NO: 2024/609
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 13/03/2024
NUMARASI: 2023/1141 Esas (Derdest)
TALEP: Tedbire İtiraz
TALEP TARİHİ: 01/12/2023
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün İhtiyati tedbir talep eden davacı ve itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dilekçesinde özetle; davalı şirketin %50 payına sahip olduğunu, diğer %50 payın ...'e ait olduğunu, taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğunu, kendisinin ortaklıktan çıkarılması için dava açıldığını, bu konuda genel kurul kararı alınmadan dava açıldığını, davacı hakkında temelsiz icra takiplerinin yapıldığını, şirketin işleyişi hakkında davacıya bilgi verilmediğini, şirket faaliyetlerine uzun süredir devam etmesine rağmen kar payının dağıtılmadığını, şirketin banka hesaplarının diğer ortakları tarafından kontrol edildiğini, şirket muhasebesinin diğer ortağın eşi tarafından kontrol edilmesinin güvensizlik yarattığını, şirket faaliyetinin bulunduğu adresten diğer ortağın eşi ...'in şirketine yer temin edildiğini, diğer ortağın hizmet kalitesini düşürdüğünü, diğer ortağın eşine ait şirketten piyasa fiyatının çok üzerinde mal aldığını, kar oranının bu şekilde düşürdüğünü, şirket yazışmalarının bulunduğu domainleri değiştirerek davacının iş yapmasını engellediğini, diğer ortağın eşi tarafından alınan makinelerin ödemelerinin davalı şirket tarafından yapıldığını, davacı bilgisi dışında banka hesaplarından büyük miktarda paralar çekildiğini, diğer ortağının amacının şirketi borçlandırıp konkordato sürecine geçmek olduğunu belirterek şirketin fesine dava sonuna kadar şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 01/12/2023 tarihli tensip tutanağı 14 nolu ara kararı ile "Davacı tarafın tedbir talebinin kısmen kabulüne, davalı şirketi münferiden temsile yetkili ... ile ...'in iş bu yetkisinin müşterek temsile şeklinde uygulanmasına, bu bağlamda şirketin müştereken ... ve ... tarafından temsil edilmesine," karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve son oturumdaki beyanlarında özetle; tensip kararı gereğince davalı şirketin şirket temsilcileri tarafından müştereken temsili yönünde tedbir kararı verildiğini, ancak davacı tarafın alınması gereken kararlara iştirak etmediğinden şirketin iş ve işlemlerinin yapılamadığını, bu nedenlerle müştereken temsilin kaldırılarak münferiden müvekkilinin şirketi temsil etmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketin cevap dilekçesi ile tedbire itirazı ve davacının da kayyım atanması talebi üzerine 17/01/2024 tarihinde duruşma açılarak; "1-Mahkememizce şirketin münferit olan temsil yetkisinin müşterek temsile çevrildiği, bu bağlamda diğer ortak olan ...'in tek başına şirketle ilgili işlem yapamayacağı dikkate alınarak ayrıca şirkete işlemlerin onayı için kayyım tayin edilmesi yönündeki talebin ve davalı tarafın tedbire yönelik itirazının ayrı ayrı reddine, 2-Mahkememizce verilen tedbir kararının ilan edilmek üzere Ticaret Sicil Memurluğuna gönderilmesine, bu hususta davacı vekiline ayrıca yetki verilmesine," karar verilmiş ancak gerekçeli ara karar oluşturularak taraflara tebliğ edilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Tarafların tedbir konusundaki beyanları üzerine 13/03/204 tarihli ön inceleme duruşmasında "Davalı tarafın mahkememizce verilen şirketin müştereken temsil kararına yönelik itirazının reddine (iş bu ara karar yönünden gerekçeli karar yazılmasına)," karar verilmiş, gerekçeli ara karar oluşturularak taraflara 19/03/2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu karara karşı itiraz eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İtiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen şirketin müşterek imza ile temsiline ilişkin kararın şirketi yönetilemez hale getirdiğini, davacının yurt dışında ikamet ettiğini, yönetim kuruluna ve genel kurullara katılmadığını, şirketin karar alamaz ve yönetilemez duruma geldiğini, davacının şirketin diğer ortağın eşinin yanında işi öğrendiğini, şirketin karar alınamaması ve borçlarının ödenmemesi sebebiyle tahliyesi için işyeri tarafından ihtarname keşide edildiğini belirterek müştereken temsil kararına yönelik itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Tedbir kararının yerinde olduğunu, yaklaşık ispatın gerçekleştiğini, davacının daha fazla zarar görmemesi ve davalı şirketin diğer ortak tarafından zarara uğratılmaması için mahkemenin müşterek imza şeklinde karar verdiğini, davalının iddialarının soyut olduğunu, paravan şirket üzerinden iş yapıldığına dair iddialarının mesnetsiz olduğunu, ilk derece mahkemesinin duruma uygun düşen ve kabul edilebilir çözümler üretebileceğini belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Talep derdest 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3 maddesine dayalı olarak limited şirketin haklı nedenle feshi davasında şirkete kayyım atanması talebine ilişkindir. Davacı vekilince dava dilekçesi ile tedbiren şirkete dava süresince kayyım atanmasını talep edilmiş, ilk derece mahkemesince 01/12/2023 tarihli tensip tutanağı 14 nolu ara kararı ile "Davacı tarafın tedbir talebinin kısmen kabulüne, davalı şirketi münferiden temsile yetkili ... ile ...'in iş bu yetkisinin müşterek temsile şeklinde uygulanmasına, bu bağlamda şirketin müştereken ... ve ... tarafından temsil edilmesine," karar verilmiştir. Davalı şirketin cevap dilekçesi ile tedbire itirazı ve davacının da kayyım atanması talebi üzerine 17/01/2024 tarihinde duruşma açılarak; "1-Mahkememizce şirketin münferit olan temsil yetkisinin müşterek temsile çevrildiği, bu bağlamda diğer ortak olan ...'in tek başına şirketle ilgili işlem yapamayacağı dikkate alınarak ayrıca şirkete işlemlerin onayı için kayyım tayin edilmesi yönündeki talebin ve davalı tarafın tedbire yönelik itirazının ayrı ayrı reddine, 2-Mahkememizce verilen tedbir kararının ilan edilmek üzere Ticaret Sicil Memurluğuna gönderilmesine, bu hususta davacı vekiline ayrıca yetki verilmesine," karar verilmiş ancak gerekçeli ara karar oluşturularak taraflara tebliğ edilmemiştir. Tarafların tedbir konusundaki beyanları üzerine 13/03/204 tarihli ön inceleme duruşmasında "Davalı tarafın mahkememizce verilen şirketin müştereken temsil kararına yönelik itirazının reddine (iş bu ara karar yönünden gerekçeli karar yazılmasına)," karar verilmiş, gerekçeli ara karar oluşturularak taraflara 19/03/2024 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davalı taraf ilk derece mahkemesince şirketin müştereken ... ve ... tarafından temsil edilmesine dair verilen ihtiyati tedbir kararının şirketi yönetilemez hale getirdiğini, davacı ortağın Hollanda'da yaşadığını, yönetim kurulu ve genel kurulara dahi katılmadığını belirterek tedbirin kaldırılmasını talep etmektedir. TTK'nın 636 maddesinin 3 fıkrası ''Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. '' 4. Fıkrası " Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" düzenlemelerin içermektedir. Dosyaya içeriğine göre %50 paya sahip ortaklar arasında anlaşmazlık bulunduğu, davacı tarafça iş bu davada şirketin feshi talep edilirken, Bakırköy 2. Asliye Ticaret mahkemesinin 2023/740 E. dosyası ile eldeki davanın davacısının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin dava bulunduğu, ortaklık ve yönetim ilişkisinde güven ortamının kalmadığı, tarafların birbirlerini ağır şekilde suçladıkları, birlikte şirket faaliyeti yürütmelerinin beklenemeyeceği anlaşılmaktadır. TTK 636/4 maddesi dava açıldığında hangi tedbirlerin alınacağına dair bir düzenleme içermediğinden talep hakkında 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinin nazara alınması gerekmektedir.İhtiyati tedbir HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan geçici hukuki korumadır. 389. maddeye göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Ayn yasanını 390 Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Kural olarak şirketler genel kurul tarafından seçilen yöneticileri tarafından temsil ve ilzam edilir. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. Somut olayda; ilk derece mahkemesince TTK 636/3 maddesi hükmünce %50 paya sahip 2 ortaklı şirketin münferiden temsili yerine aralarında anlaşmazlık bulunan 2 ortak tarafından müştereken temsilene yönelik tedbir kararı verilmiş ise de, şirket ortakları arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle müşterek karar almalarının mümkün görülmemesi, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların niteliği, menfaat dengesi ve ihtiyati tedbirin konuluş amacına uygun düşmediği, şirketi yönetilemez hale getirme riskinin bulunduğu anlaşılmakla ilk derce mahkemesince verilen kararın tedbirin konuluş amacına uygun düşmediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda mahkemece; şirketin genel kurul kararında belirlendiği gibi münferiden temsiliyle birlikte her iki ortağın şirket yönetimiyle ilgili kararlarının denetime tabi tutulması için TTK 636/4 maddesi gereği denetim kayyumu atanmasının dosya içeriğine daha uygun olacağı anlaşılmaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının somut uyuşmazlıkta ihtiyati tedbir karar verilemesi ile amaçlanan faydayı sağlamayacağı anlaşılmakla davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, somut uyuşmazlığa uygun TTK 636/4 maddesindeki amaçları gerçekleştirecek nitelikte denetim kayyımına ilişkin yeni bir tedbir kararı verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41