SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2021/2003 E. 2024/355 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2003

Karar No

2024/355

Karar Tarihi

12 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2003

KARAR NO: 2024/355

KARAR TARİHİ: 12/03/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/01/2021 - 09.07.2021 (Ek Karar)

NUMARASI: 2011/223 Esas - 2021/8 Karar

DAVA: Tazminat

DAVA TARİHİ: 30.07.2010

BİRLEŞEN İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2011/382 ESAS VE 2012/20 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Tazminat

DAVA TARİHİ: 08/09/2011

BİRLEŞEN KADIKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2012/170 ESAS VE 2012/874 KARAR SAYILI DOSYASI

ASIL DAVA: İtirazın İptali

ASIL DAVA TARİHİ: 07/02/2012

KARŞI DAVA: Alacak, Sözleşmenin Feshi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat

KARŞI DAVA TARİHİ: 13/04/2012

KARAR TARİHİ: 12/01/2021

DAVA: Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ... Ltd. Şti. İle ... Dış Tic. vekillerince vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Asıl dava davacısı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirketin, 2004 yılından tek yetkili distribütörlük ilişkisinin sona erdiği tarih olan 2010 yılına kadar kesintisiz olarak davalı şirkete ait ... marka dijital fotoğraf makinesi ürünlerinin (“Ürün”) Türkiye çapında irtibat halinde olduğu firmalar kanalı ile pazarlama, satış ve dağıtımını gerçekleştirdiği; davacı müvekkili şirketin, davalı şirketin “Ürün” ile ilgili Türkiye çapındaki pazar payını %0,5 oranından %25 oranına, davalı şirketin ürüne ilişkin Türkiye çapındaki pazar payını 2006 yılı itibarıyla 1. sıraya yükselttiği ve söz konusu birincilik derecesinin 2009 yılı sonuna kadar korunduğu; davacı müvekkili şirkete, davalının 12.06.2007 tarihinde kurulmuş ve tescil edilmiş Türkiye temsilciliği olan ... Tic. Ltd. Şti. (“...”) tarafından Beyoğlu ... Noterliği’nin 25.09.2009 tarihli ve ... yev. no.lu İhtarnamesi’nin keşide edildiği; davacı Şirket tarafından 01.10.2009’da tebellüğ edilen söz konusu ihtarnameye ilişkin cevap ve itirazlarının Üsküdar ... Noterliği’nin 20.10.2009 tarihli ... yev. no.lu ihtarnamesi ile ...’ye iletildiği; davalının taraflar arasındaki tek yetkili distribütörlük ilişkisini ihlal eden nitelikteki kararı sebebiyle ve aynı zamanda ihlalin giderilmesi amacıyla davacı müvekkili şirket tarafından ... ve davalı aleyhine İstanbul ... Noterliği’nin 23.02.2010 tarihli ve ... yev. no.lu İhtarnamesinin keşide edildiği; davacı şirket tarafından davalı ve ...’ye iadeli taahhütlü posta yolu ile gönderilen 11.05.2010 tarihli ihtarnamesi ile müvekkili şirketin, ... marka bilgi teknolojileri ürünleri ile tüketici elektroniği ürünlerinin de satış, dağıtım ve pazarlaması hususunda yetkili distribütör olması sebebiyle söz konusu ürün grupları ile ilgili yasal her türlü hak ve alacak talebi saklı tutulmak kaydı ile davacı müvekkili şirket ile davalı arasındaki ... marka dijital fotoğraf makinesi ürün grubu ile ilgili geçerli olan ve fakat davalı tarafından fiilen sonlandırılmış olan tek yetkili distribütörlük sözleşmesinin ihtarnamenin keşide edildiği tarih olan 11.05.2010 tarihi itibarıyla müvekkili şirket tarafından haklı nedenle ve derhal feshedildiğinin ve konuya ilişkin yasal yollara başvurulacağının bildirildiği; söz konusu ihtarnamenin ... tarafından 05.06.2010 tarihinde tebellüğ edildiği; müvekkili şirketin tek yetkili distribütör olarak yıllarca emek ve yatırım verdiği ... marka dijital fotoğraf makinesi ürünlerinin ithalatının, 01.01.2010 itibarıyla ... tarafından yapılmasının, ürünün yurt içi piyasaya söz konusu şirket tarafından tedarik edilmesinin, müvekkili şirketin tek yetkili distribütör sıfatıyla satış, dağıtım ve pazarlamasını üstlendiği ürün grubu ile ilgili olarak ..., ..., ... gibi perakende satış noktalarına ... şirketleri tarafından doğrudan satışlar yapılması ve Mayıs 2010 itibarıyla …A.Ş.’ye distribütörlük verilmesinin müvekkili şirket ile davalı arasındaki tek yetkili distribütörlük sözleşmesinin açık ihlali anlamına geldiği; bunun da müvekkili şirket aleyhine kâr ve müşteri kaybına sebebiyet vereceği; davacı müvekkili Şirket ile davalı arasındaki distribütörlük ilişkisinin yoğunluğu ve hacmi doğrultusunda, müvekkili Şirket’in tüm faaliyet ve işlerinin büyük kısmını davalıya hasretmiş olması nedeniyle, 3 aylık fesih ihbar süresinin en az 6 ay olmasının ve davacı müvekkilinin ithal etmiş olduğu ürünler için kanundan kaynaklanan garanti ve servis hizmeti sağlama yükümlülüğünün de bulunduğu dikkate alındığında bu somut olayın özellikleri gereği fesih ihbar süresinin 1 yıl olmasının gerektiği; 2008 yılından itibaren müvekkili şirketin, lojistik merkez projesinin hayata geçişi için 44.000.000,00-USD’yi aşan bir yatırım gerçekleştirdiği; anılan yatırımın hayata geçirilişinin her aşamasının, davalının bilgisi ve gelecekte yeni ... marka ürün gruplarının da müvekkili şirket vasıtasıyla dağıtımı olasılığı göz önünde bulundurularak teşvik ve tavsiyeleri dâhilinde gerçekleştiği; bu proje çerçevesinde müvekkili şirket tarafından üç yüze yakın kişinin, global ekonomik kriz şartları altında istihdam edildiği; müvekkili şirketin tamamen kendi girişim ve çabalarıyla uzun zaman ve emek harcayarak kurmuş olduğu irtibatların ve projelerin, davalının haksız ve kötü niyetli olarak makul bildirim sürelerine de uymaksızın tek yetkili distribütörlük ilişkisinin feshi sebebiyle gerçekleştirememiş olmasının müvekkili şirket açısından hem kârdan yoksun kalmasına hem de itibar kaybına sebep olduğu; taraflar arasındaki tek yetkili distribütörlük ilişkisinin sona ermesinden önce müvekkili şirkete bağlı olarak çalışan tüm alt bayilerin, taraflar arasındaki tek yetkili distribütörlük ilişkisinin sona ermesinden sonra davalı ve ...’ye bağlı olarak çalışmaya başlaması hususunun da müvekkili şirkete ticari itibar ve maddi açıdan büyük zarar verdiği; müşteri (denkleştirme) tazminatının hesabında müvekkili şirketin nakıs kalan geçmiş dönem net kârına göre değil, fesih anı itibarıyla davalı şirkete bıraktığı müşteri portföyü, pazar payı ve yarattığı marka değeri ve elde edeceği net kâr da dikkate alınarak davalıya devredilen katma değere göre hesaplanmasının hakkaniyete uygun olacağı; müvekkili şirket ile en sonuncusu 2009 yılı Aralık ayında olmak üzere ürünün reklâm ve tanıtımına ilişkin müşterek reklam sözleşmeleri, pazarlama destek sözleşmeleri imzaladıkları; bu kapsamda söz konusu teşvik, yatırım ve istihdamların gerçekleşmesi ve davalının ürün reklam ve tanıtımına ilişkin müşterek reklâm sözleşmesi, pazarlama destek sözleşmeleri imzalamasının, davalının “culpa in contrahendo” sorumluluğunun doğmasına ve buna bağlı olarak da tek yetkili distribütörlük sözleşmesinin sona erdirilmesiyle davalının yaratmış olduğu güven ilişkisinin ihlaline sebebiyet verdiği hususlarını beyanla; davacı müvekkilinin fazlaya dair her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere uğradığı toplamda 18.000.000,00-$’ı aşacağı düşünülen zararın 250.000,00-$ tutarında maddi zarar, 250.000,00-$ tutarında yoksun kalınan kâr, fesih sebebiyle davacı müvekkili Şirket’in ticari itibarının ve markasının tüketiciler nezdinde zedelenmiş olmasına karşılık gelen 500.000,00-$ tutarında manevi zarar ve 4.000.000,00-$ tutarında müşteri (denkleştirme) tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 5.000.000,00-$ karşılığı 7.564.000,00-TL’nin feshin davalı tarafından fiilen gerçekleştirildiği tarih olan 01.01.2010 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanacak avans faiz oranına göre hesaplanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Asıl dava davalısı vekili cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden, yetkili mahkeme, tahkim ve davada uygulanacak hukuk ile ilgili açıklama ve itirazlarının sunulduğu; davacının, ... marka bilgisayar ve elektronik ürünlerinin Türkiye’de satışına 2004 yılında değil, 2001 yılında başladığı; ... marka bilgisayar, elektronik ve diğer ürünlerin tamamının hiçbir zaman sadece davacı tarafından satışının söz konusu olmadığı; davacının, ... marka bilgisayar ve elektronik ürünlerinin Türkiye’de satışına başlamadan önce ve sonrasında, ... markasının rakipleri olan “..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...” gibi markaların bilgisayar ve elektronik ürünlerini de satmakta olduğu ve davacının bu rakip markalı ürünleri halen satmaya devam ettiği gibi, davacının 2005 yılından itibaren kendi markası olan “...” markası altında da bilgisayar ve elektronik ürünleri satmakta olduğu; davacının Türkiye’de ... marka bilgisayar ve elektronik ürünleri için “tek yetkili (münhasır) distribütörlüğü”nün asla söz konusu olmadığı ve taraflar arasında bu konuda herhangi bir mutabakatın bulunmadığı; bu davaya konu edilen ... marka “dijital fotoğraf makinesi” ürününün Türkiye pazarında yoğun olarak 2004 yılından itibaren satılmaya başlandığı; davacının iddiasının aksine bahsi geçen 25.09.2009 tarihli yazıda, davacı ile olan ticari ilişkinin sona erdirildiğine ve davacının artık Türkiye’de ... marka ürünleri, bu meyanda “dijital fotoğraf makinesi”ni satamayacağına ilişkin bir ifadeye yer verilmediği; nitekim, gerek 17.08.2009 tarihli toplantı gerekse 25.09.2009 tarihli yazıdan sonra davacının ... marka ürünleri “dijital fotoğraf makinesi” dahil satmaya devam ettiği ve işbu davanın açıldığı tarih itibarıyla da satmaya devam ettiği; davacının, 25.09.2009 tarihli ... yazısına, Üsküdar ... Noterliği vasıtasıyla gönderdiği 20.10.2009 tarihli yazısında, davacının hiçbir şekilde ... marka ürünlerinin Türkiye’de münhasır distribütörü olduğunu iddia etmediği, ... marka ürünleri kendi içinde ayırıma tabi tutarak “dijital fotoğraf makinesi” ile ilgili ayrı bir talepte bulunmadığı; sadece 25.09.2009 tarihli bilgilendirme yazısını bir fesih yazısı zannederek fesih için verilen sürenin yeterli olmadığı konusunda beyanda bulunduğu; gerek davacının, daha sonra 03.11.2009 tarihinde gönderdiği e-mailinde, gerekse bu e-mailine verilen cevap yazısında davacının “münhasırlığından” asla bahsedilmediği gibi, ... marka ürünleri kendi içinde ayırıma tabi tutarak “dijital fotoğraf makinesi” ile ilgili ayrı bir beyanda da bulunulmadığı; davacının, ilk defa, avukatı tarafından gönderilen ilk ihtarname olan 16.02.2010 tarihli ihtarnamesi ile ... ürünlerinin ithalatını “tek satıcılık sözleşmesi” çerçevesinde yaptığını iddia etmesine rağmen, işbu ihtarnamede ... marka ürünleri kendi içlerinde bir ayırıma tabi tutarak “dijital fotoğraf makinesi” ile ilgili farklı bir iddiada bulunmadığı, münhasırlığın tüm ürünler bakımından olduğu anlamına gelecek şekilde beyanda bulunulduğu; davacının, 23.02.2010 tarihinde gönderdiği iki ayrı İhtarname ile ilk defa münhasırlık iddiasını ... markalı ürünler bazında ayırarak, münhasırlığın sadece “dijital fotoğraf makinesi” ürünü ile ilgili olduğunu iddia ettiği; davacının, daha sonra, ... şirketlerinden alınan bazı ... marka ürünlerin satış sonrası servis hizmetlerinin 01.09.2009 tarihinden itibaren ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yerine getirileceğine dair 16.04.2010 tarihli Protokolü imzaladığı; bahsi geçen Protokol’de; davacının sadece ithalatçı olduğunun ve ... marka ürünlerin Türkiye’ye ithalatını yapmış olduğunun belirtildiği ve davacının “münhasır distribütör” olduğundan söz edilmediği; davacının, 11.05.2010 tarihinde gönderdiği yeni bir ihtarname ile ... markalı ürünlerden sadece “dijital fotoğraf makinesi” ürünü için “tek yetkili distribütör” olduğu yönündeki 23.02.2010 tarihli ihtarnamesindeki iddialarını yinelediği ve sadece ... markalı “dijital fotoğraf makinesi” ürünü ile ilgili olan ticari ilişkinin davacı tarafından 11.05.2010 tarihi itibarıyla tek taraflı olarak feshedildiğini bildirdiği; davacının işbu davanın açıldığı tarihe kadar ... markalı diğer ürünler ile ilgili olarak herhangi bir fesih bildiriminde bulunmadığı; davacının tek taraflı olarak yaptığı 11.05.2010 tarihli fesih bildirimine 26.05.2010 tarihinde cevap verildiği; bu cevapta da 01.01.2010 tarihi itibarıyla davacının ticari ilişkisine son verilmediği tekrar beyan edilerek, davacının “münhasır distribütör olmadığı”, bu nedenle de başka şirketlere de distribütörlük verilmesinin piyasa şartlarının gereği olduğu, davacının bir yandan münhasır distribütör olduğunu iddia ederken, diğer yandan ... markalı ürünleri yurtdışındaki farklı şirketlerden de aldığı ve ayrıca farklı marka ürün gruplarının da distribütörlüğünü aynı anda yaptığı, davacının iddialarının kabulünün mümkün olmadığının davacıya bildirildiği; davacının işbu davayı açtıktan sonra da davalı şirketten ... marka HDD (Hard Disc Drive) ürünlerini almaya devam ettiği ancak borçlarını ödememekte ısrar etmesi üzerine davalı müvekkilinin, Beşiktaş ... Noterliği'nin 11.02.2011 tarihli ve ... yev. no.lu ihtarnamesini davacıya göndererek, faiz hariç toplam 5.560.899,00-$ borcun 20 gün içinde ödenmesini, aksi takdirde ticari ilişkinin sona erdirilmesi de dahil yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği; davacının verilen sürede borcu ödememesi üzerine, davacı ile davalı arasındaki tüm ticari ilişkinin davalı tarafından Beşiktaş ... Noterliği'nin 22.03.2011 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile sona erdirildiği; bu davadaki gerçeğin, taraflar arasındaki ticari ilişkinin “tek satıcılık ilişkisi” niteliğinde olmadığı, “bayilik” niteliğinde olduğu; ticari ilişkinin davacı tarafından haksız ve tek taraflı olarak sona erdirildiği; ilişkiyi kendisi sona erdiren bir tacirin, kâr kaybı, maddi veya manevi tazminat veya müşteri tazminatı vb. herhangi bir tazminat isteyemeyeceği; davacının, feshi ihbar süresinin kısa olduğu iddiasına dayalı kâr kaybı talebinin her halükârda Kanuna aykırı olduğu; bir an için, feshi davalı müvekkilinin yaptığı varsayılsa dahi (-ki böyle bir durumun söz konusu olmadığı), sayın davacının fesih bildirimi olduğunu iddia ettiği ihbarın önce 17.08.2009 tarihli toplantıda kendisine iletildiği, daha sonra da 25.09.2009 tarihli yazı ile feshin 01.01.2010 tarihinde hüküm ifade edeceğinin bildirildiği; bu tarihler arasındaki zamanın dörtbuçuk aydan fazla bir zamana tekabül etmesi nedeniyle, Kanuna uygun bir fesih önelinden daha uzun bir fesih öneli verildiği; öte yandan, davacının ithal ettiği ürünler için kanundan kaynaklanan garanti ve servis hizmeti sağlama yükümlülüğü bulunduğu için fesih ihbar süresinin 1 yıl olması gerektiği yönündeki iddiasının maddi gerçeklere aykırı olduğu, zira davacının, 01.09.2009 tarihinden itibaren, protokolde belirtilen ... şirketlerinden satın aldığı ... marka ürünlerin satış sonrası servis hizmetlerinin ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yerine getirileceğine ilişkin 16.04.2010 tarihli Protokolü imzaladığı; dolayısıyla da, davacının 01.09.2009 tarihinden itibaren anılan Protokol kapsamında herhangi bir garanti servis yükümlülüğünün kalmadığını beyanla bahsi geçen gerçeğe rağmen, davacının, sadece tek bir ürün ile ilgili olarak yapıldığını iddia ettiği fesih için 6 aylık (hatta 1 yıllık) feshi ihbar süresi verilmesini istemesinin hukuken haklı görülmesinin kesinlikle mümkün olmadığı; fesih süresi sebebiyle davacının somut olarak bir zarara uğramış olması ihtimalinin de bulunmadığı; herhangi bir üretim yapmayan ve sadece distribütör olan davacının, tek bir ürünün toptan satışı için 300 kişi çalıştırdığına inanmanın son derece güç olduğu; fesih süresi uzun tutulsaydı, stoklardaki malların elden çıkarılabileceği ve itibarı kaybolmadan tüketicilerden gelen siparişleri karşılayabileceği yönündeki iki ayrı iddianın da öncelikle birbirleriyle çelişkili olduğu, zira davacının bir yanda stokundaki malları satacak kafi süre olmadığını, diğer yandan da satacak malı olmadığı için tüketicilerin siparişlerini karşılayamadığından ticari itibarının kaybolduğunu iddia etmesinin çelişki olduğu; somut olayda şayet lojistik binası için yapıldığı iddia edilen bina, masraf olarak telakki edilirse bu masrafı davacının yüklenmesinin gerektiği; yatırımın her türlü iş için kullanılabilecek bir bina olması karşısında, binanın, başka bir şekilde değerlendirilemeyeceğini iddia etmenin imkânsız olması nedeniyle, bu yatırım dolayısı ile davacının davalıdan herhangi bir tazminat talebinde bulunmamasının gerektiği; davacının ticari itibarını zedeleyecek somut hiçbir eylemin bulunmadığı ve salt ticari ilişkinin sona ermiş olmasının davacının manevi tazminat talebinin gerekçesi olamayacağı için davacının manevi tazminat talebinin de her halükârda Kanuna aykırı olduğu; doktrinde belirlenen ve Yargıtay tarafından da benimsenen “müşteri (denkleştirme) tazminatı” talebinin de her halükârda Kanuna aykırı olduğu; ticari ilişkiyi davacının tek taraflı kararı ile sona erdiğinden ve bu sona erdirmenin hiçbir haklı gerekçesi bulunmadığından davacının müşteri tazminatı talep edemeyeceği; sözleşme süresince rakip malları satmış olan tek satıcının sözleşmenin sona ermesinden sonra mevcut müşterilerine ürün satmaya devam edebiliyor olmasının, tek satıcının sözleşmenin sona ermesinden sonra müşteri çevresini kaybetmiş olduğu anlamına gelmeyeceği; sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmaması halinde, davacının sözleşmeye konu ürünler için yaptığı reklâm ve pazarlama çalışmalarının, müşteri tazminatı talebinin gerekçesi olarak gösterilemeyeceği; ... markasının Türkiye’de yayılması için ... şirketlerinin de devamlı bir pazarlama faaliyeti içinde oldukları; davacı tarafından yapılan pazarlama çalışmalarına dahi ... şirketlerinin her zaman %50 oranında iştirak ettiği; davaya konu edilen “dijital fotoğraf makinesi” ürününün, davacı tarafından yaratıldığı iddia edilen müşteriler tarafından tekrar tekrar satın alınıp alınmayacağının kesinlikle belli olmadığı; davaya konu ürünün özellikleri dikkate alındığında, “markaya bağlı” bir müşteri kitlesinden bahsetmenin mümkün olmadığı; bu nedenle de müşteri tazminatı talebinin reddedilmesinin gerektiği; taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından, avans faiz oranının uygulanmasının talep edilemeyeceği; ayrıca manevi tazminat bakımından avans faizi istenmesinin her halükârda Kanuna aykırı olduğu; öte yandan, ortada bir temerrüt ihtarının da söz konusu olmaması nedeniyle, faizin 01.01.2010 tarihinden itibaren işletilmesinin de hukuken mümkün olmadığı; davacının işbu davadaki taleplerini doğrudan Türk Lirası üzerinden istemesi gerekirken, manevi tazminat, maddi tazminat, müşteri tazminat ve kâr kaybı taleplerini USD karşılığı Türk Lirası olarak istemesinin de Kanuna aykırı olduğu hususlarını beyanla, öncelikle yetki itirazlarının ve tahkim itirazlarının kabulüne; Mahkeme’nin kendini işbu davada yetkili görmesi halinde ise, işbu davadaki iddiaların gerçeklere aykırı; bu iddialara dayalı taleplerin ise, her halükârda Kanuna ve Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle, bu davadaki taleplerin tamamının reddine; işbu haksız dava ile ilgili her türlü yasal haklarını saklı tutarak karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN İSTANBUL 18 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2011/382 ESAS VE 2012/120 KARAR SAYILI;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalılardan ... Ltd. arasında 2001 yılından bu yana kesintisiz olarak devam eden ... marka monitör ürün grubunun Türkiye deki satış, dağıtım ve pazarlaması kapsayan distribütörlük sözleşmesinin davalılar tarafından ihlali ve feshi sebebiyle müvekkili şirketin fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak üzere müşteri tazminatı ile müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi zarar, yoksun kalınan kar, fesih sebebiyle müvekkili şirketin ticari itibarının ve markasının tüketiciler nezdinde zedelenmiş olmasına karşılık gelen manevi zarar olmak üzere şimdilik toplam 11.383 USD karşılığı 20.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... Ltd. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirket’in Türkiye’de merkezi veya yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunmadığı; merkezinin Kore’nin Suwon şehrinde olduğu; malın teslim borcunun davalı müvekkilinin borcu olduğundan ve davalının işyerinin de Kore’de bulunması nedeniyle, işbu davada Kore Hukuku’nun uygulanmasının gerektiği; Davacının ticari ilişkinin sona erme tarihi olarak gösterdiği 01.01.2010 tarihinin Sayın Mahkeme tarafından da ticari ilişkinin sona erme tarihi olarak kabul edilmesi halinde, işbu davanın 08.09.2011 tarihinde açılması nedeniyle, davacının portföy tazminatı, maddi ve manevi tazminat taleplerinin, bu taleplerin esas bakımından haklı olup olmadığı yönünde hiçbir inceleme yapılmadan zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği; Daha önce diğer davalı ... Ticaret Ltd. Şti. (“...”) tarafından sunulan davanın esası ile ilgili beyanların ve belgelerin, davalı müvekkili Şirket bakımından da geçerli beyan ve belgeler olduğu; Türkiye’de satılan ... marka bilgisayar ve elektronik ürünlerin; “monitör, projektör, dizüstü bilgisayar, netbook, optik disk, mp3 çalar, video kamera, fotoğraf makinesi, telefon, printer, hard-drive” gibi ürünler olduğu; Türkiye’de ... marka bilgisayar, elektronik ürünler ve diğer ürünlerin, sayıları her zaman birden fazla ve hiçbiri münhasır olmayan distribütörler tarafından satıldıkları; Davacının daha önce farklı ... şirketlerinden satın aldığı ... markalı ürünleri 01.01.2010 tarihinden sonra Türkiye’de kurulu bulunan ve ... Grubu Şirketi olan ...’den satın almasının kendisi için de bazı kolaylıklar sağladığı; Davacının da bugüne kadar 11.05.2010 tarihli İhtarnamesi ile sadece ... marka dijital fotoğraf makinesi ürünü ile ilgili fesih bildiriminde bulunduğu (-ki o fesih bildiriminin de esasen haksız olduğu); ... markalı ürünler ile ilgili taraflar arasındaki ticari ilişkinin, ... tarafından gönderilen 22.03.2011 tarihli fesih ihbarnamesinde verilen 3 aylık fesih ihbarının sonunda 23.06.2011 tarihinde sona ermiş olduğunun kanaatlerince tartışmasız olduğunu beyanla; öncelikle usulü itirazları sebebiyle davanın reddine, bu talepleri kabul edilmediği takdirde ise, işbu davadaki iddiaların gerçeklere aykırı, bu iddialara dayalı taleplerin ise, her halükârda Kanuna ve yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğundan, bu davadaki taleplerin tamamının reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tek satıcılık sözleşmesinin tarafı olmadığı; bu durumda, bir an için, davacının reklam ve pazarlama faaliyetlerinde bulunduğu kabul edilse bile, bu durumun, davacının ticari menfaati gereği olduğu ve ayrıca müşteri tazminatı talep edilmesi sonucunu doğurmayacağı; ... markasının Türkiye’de yayılması için ... şirketlerinin de devamlı bir pazarlama faaliyeti içinde oldukları ve bu amaçla çok büyük harcamalar yaptıkları; davacı tarafından yapılan pazarlama çalışmalarına dahi ... şirketlerinin %50 oranında iştirak ettikleri; davacının, nihai tüketicilere doğrudan ürün satmadığı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi büyük firmalara ve bazı bayilere toptan olarak ürün sattığı; bu “büyük mağaza” ve “bayilerin” müşteri tazminatındaki “müşteri” sayılıp sayılmayacağı, “müşterilerin” alım tekrarı olan “nihai tüketici” olması gerekip gerekmediğinin de dikkate alınmasının gerektiği; davacının www...com.tr adresindeki internet sitesi incelendiğinde, işbu dava tarihi itibarıyla da gerek monitörler gerekse diğer bilgisayar ürünleri bakımından ticari faaliyetine devam ettiğinin açıkça görülmekte olduğu; bahsi geçen tüm engellere rağmen, bu davada müşteri tazminatı hesaplanacak olursa davacının önerdiği hesaplama yönteminin asla uygulanamayacağı gibi, davacı ile SETK arasındaki ticari ilişkinin sadece 1,5 yıl devam etmiş olduğunun da dikkate alınması gerektiği; davacının işbu davadaki taleplerini doğrudan Türk Lirası üzerinden istemesi gerekirken, manevi tazminat, maddi tazminat, müşteri tazminat ve kâr kaybı taleplerini ABD Doları karşılığı Türk Lirası olarak istemesinin kanuna aykırı olduğu hususlarını beyanla, … avadaki iddiaların gerçeklere aykırı olması ve taleplerin ise, her halükarda Kanuna ve yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle taleplerin tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN KADIKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2012/170 ESAS VE 2012/87 KARAR SAYILI;

DAVA: Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı borçlu arasında var olan uzun süreli ticari ilişki çerçevesinde davalının müvekkili şirketten en son satın aldığı, faturalar ve sevk irsaliyeleri ile davalıya teslim edildiği sabit olan ürünlere ilişkin bedelleri tahsil edemediklerini, fatura bedellerinin ödenmesi için davalıya ihtarname gönderildiğini, buna rağmen borcunu ödemeyen davalı hakkında Tuzla İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının haksız olarak borca itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ederek davalının borca itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %40' tan az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacının davaya devam edebilmesi için öncelikle yabancılık teminatı yatırması gerektiğini, davacı/karşı davalının HMK 114/d ve e bentleri uyarınca davada taraf ehliyeti ve davayı takip yetkisi bulunmadığını, çünkü davacı/karşı davalı şirketin bu davanın konusunu teşkil eden hard disklere ilişkin bölümünün 19/04/2011 tarihinde ... Şirketine satılarak devredildiğini, ayrıca davacı/karşı davalının davasının mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin davacı/karşı davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını bu nedenle davacının davasının reddine ve %40' tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiş, ayrıca karşı davasında; müvekkili ile karşı davalı arasında ... ürünlerinin satış, pazarlama ve servis desteği sağlanması amacıyla distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşmeyi başarıyla ifa ettiğini, buna rağmen 2011 yılında sözleşmenin karşı davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, müvekkili ile karşı davalı arasında 2001-2011 yılları arasında devam eden oldukça geniş kapsamlı ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkiye istinaden imzalanan ... sözleşmelerinin de karşı davalı tarafından açıkça ihlal edildiğini, ... sözleşmelerinin çeşitli arızalar nedeniyle değişim ya da iade amaçlı müvekkiline geri dönen ürünlerin üretici firmaya iade edilmesi ve karşılığında yeni ürünlerin müvekkiline gönderilmesine ilişkin hükümler içerdiğini, bu sözleşmeler gereğince karşı davalının yenileriyle değiştirilmiş ... ürünlerini ürünlerin Türkiye' den çıkış tarihinden itibaren 3 ay içerisinde müvekkiline göndermeyi kabul ettiğini, bu süreye uyulmaması halinde kredi servis hizmeti sağlayacağı yani geciken ürünler için hak ediş bedeli olarak Credit Note (CN) vereceğinin hüküm altına alındığını, ancak bugüne kadar karşı davalının 61.689 adet üründe 3 aylık süreyi aşığını, bu ürünlere ilişkin ödemeyi taahhüt ettiği CN tutarı için şimdilik 1.000,00-ABD Doları karşılığı 1.796,60 TL'nin ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsilini, karşı davalının kötü niyetli olarak uhdesinde bulundurduğu ve müvekkilinin tüm çabalarına rağmen göndermekten imtina ettiği 1497 adet ... ürünleri karşılığında 74.730,90-ABD Doları için 133.887,88 TL' nin fatura tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsilini, ... sözleşmesine aykırı olarak bir yıl içinde arıza nedeniyle geri dönen ürünlerin o yıl içerisinde satın alınan ürünlerin %3'ünü geçmesi nedeniyle müvekkiline ödemeyi taahhüt ettiği ancak ödemediği maliyetler için şimdilik 1.000,00-ABD Doları karşılığı 1.791,60-TL'nin ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini, distribütörlük sözleşmesinin konusunu teşkil eden HDD Biriminin Seagate Şirketine devrinden dolayı müvekkilinin uğradığı maddi zararlar için şimdilik 1.000,00-ABD Doları karşılığı 1.791,60-TL'nin ve manevi zararlar için 20.000,00-ABD Doları karşılığı 35.832,00-TL' nin sözleşmenin haksız feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini, fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili şirketin söz konusu haksız fesih nedeniyle uğradığı maddi zararlar için şimdilik 1.000,00-ABD Doları karşılığı 1.791,60-TL'nin yoksun kalınan kâr için şimdilik 1.000,00-ABD Doları karşılığı 1.791,60-TL'nin, fesih sebebiyle müvekkili şirketin ticari itibarının ve markasının tüketiciler nezdinde zedenmiş olması nedeniyle uğradığı manevi zararlar için 80.000,00-ABD Doları karşılığı 143,328,00-TL'nin, müşteri tazminatı olmak üzere şimdilik 1.000 ABD Doları karşılığı 1.791,60-TL'nin, “ Culpa in contrapendo” sorumluluğu kapsamında müvekkili şirketin yukarıda sayılan zararlarının da tazmini için 1.000,00-ABD Doları karşılığı 1.791,60-TL olmak üzere tüm tutarların sözleşmenin haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "....1-Asıl davanın REDDİNE,2-Mahkememiz dosyası ile birleşmesine karar verilen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/382 Esas ve 2012/20 Karar sayılı davasının REDDİNE,3-(a) Mahkememiz dosyası ile birleşmesine karar verilen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/170 Esas ve 2012/874 Karar sayılı asıl davasının KABULÜ İLE;Tuzla İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı yanın itirazının iptali ile takibin bu defa; 5.560.899,80-USD asıl alacak ile 388.000,00-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam; 5.948.899,80-USD yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a bendi gereğince devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD cinsi mevduata uygulanan faiz oranın tatbik edilmesine, TBK'nın 99. maddesinin infaz aşamasında nazara alınmasına,Alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının asıl davada davalı yandan alınarak asıl davada davacı yana verilmesine,(b) Karşı davanın KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, Davacı yanın geri dönüş süresi 3 ayı geçen ... ürünleri için credit note tutarlarına ilişkin isteminin kısmen kabulü ile; 1.000,00-USD karşılığı 1.791,60-TL'nin karşı dava tarihi olan 13.04.2012 tarihinden itibaren, bakiye 4.250.181,59-USD karşılığı 24.255.786,33-TL'nin ıslah tarihi olan 26.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya istemin reddine,Davacı yanın 1497 ... ürünü bedeli talebinin kabulü ile; 74.730,90-USD karşılığı 133.887,88-TL'nin karşı dava tarihi olan 13.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,Davacı yanın ... sözleşmesi gereği 1 yıl içerisinde geri dönen ürünlerin o yıl içerisinde satın alınan ürünlerin %3'ünü geçmesinden kaynaklanan zarar talebinin kabulü ile; 1.000,00-USD karşılığı 1.791,60-TL'nin karşı dava tarihi olan 13.04.2012 tarihinden itibaren, bakiye 1.287.120,54-USD karşılığı 7.345.596,92-TL'nin ıslah tarihi olan 26.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, Davacı yanın fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, " karar verilmiştir.

TALEP: Asıl davada ve birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/382 Esas sayılı dosyasında davacı, birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/170 Esas sayılı dosyasında davalı-karşı davacı ... Dış Ticaret A.Ş. vekili 15/06/2021 tarihli dilekçesi ile; Mahkememizce verilen gerekçeli kararın hüküm kısmının 10 ve 14. bentlerinde maddi hatanın söz konusu olduğunu, 10. bentte ...tarafından davanın başında peşin alınan 106.563,95 TL'nin ...'den alınarak ...'a iadesine ilişkin de hüküm tesis edilmesi gerekirken bu husus atlanarak maddi hata yapıldığını, aynı şekilde 14. bentte 2.167.958,75 TL'nin de ...'dan alınarak ... Şirketi'ne verilmesine ilişkin hüküm tesis edilmediğinden maddi hata yapıldığını beyanla hükmün 10 ve 14 nolu bentlerinin tavzihine karar verilmesini talep etmiştir.

09/07/2021 TARİHLİ EK KARAR: Mahkemece; "Tamamlama talebinin Kısmen Kabulü ile Mahkememizin 2011/233 Esas, 2021/8 Karar sayılı ve 12/01/2021 tarihli gerekçeli kararına "19-Birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/170 Esas ve 2012/874 karar sayılı dosyasında karşı davada peşin yatırılan karar ve ilam harcı 2.167.958,75 TL'nin davalı ... Ltd.'den alınarak davacı ... Dış Ticaret A.Ş.'ye verilmesine" dair bendin eklemesine, hükmün bu şekilde tamamlanmasına" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl dava davalısı, birleşen dava davacısı ... Ltd. Şti. istinaf dilekçesinde özetle; ... Sözleşmesi'nde açık tahkim şartı bulunmakta olup, mahkeme'nin karşı davayı eveviyetle tahkim şartı nedeniyle reddetmesi gerekirken yargılamaya devam ederek hüküm tesisi açıkça kanuna aykırı olup, hükmün öncelikle bu nedenle ortadan kaldırılması gerektiğini, davalının haksız taleplerini dayandırdığı rma sözleşmesi'nin 4. sayfasında yer alan jurisdiction (yetki) başlıklı Maddesi geçerli bir tahkim şartını ihtiva etmekte olup, uygulanacak hukuğun Kore Hukuku, bu ihtilafı çözmeye yetkili merci Kore Ticari Hakem Kurulu ve tahkim yeri ise Suwon'dur. Dolayısıyla ... Sözleşmesi dayanak gösterilerek haksız bir şekilde talep edilen meblağlar bakımından Mahkemenin yargılama yapma ve hüküm tesis etme yetkisi olmadığını ancak Mahkemenin tahkim itirazı sözde bağlı sözleşmeler olarak nitelendirmiş ve tahkim itirazının reddine karar vermiş olup her ne kadar Mahkeme bağlı sözleşmeler ve iradelerin yargılamanın mahkeme önünde yapılması şeklinde olduğunu bildirmiş ise de Müvekkil Şirketin faturaya dayalı ödenmemiş borç nedeniyle Türk mahkemeleri önünde takip başlatıp dava açmasının, ... Sözleşmesi uyarınca talepte bulunan Davalıya tahkim şartının uygulanmaması hakkını vermediğini, kaldı ki, ... Sözleşmesi'nde herhangi bir sözleşmenin yan sözleşmesi olduğu belirtilmediğini, böyle bir sonuca sözleşme muhtevasından yola çıkarak varmanın da mümkün olmadığını, ... Sözleşmesi ayrı hak ve borçları içeren, ayrı bir konusu olan tahkim şartına tabi bir sözleşme olduğunu, mahkemece davalının ıslah dilekçesine karşı yapmış olduğu zamanaşımı itirazının dikkate alınmamış, buna yönelik itirazların gerekçeli karar ile de cevaplandırılmadığını, davalının 26.09.2019 tarihli ıslah yolu ile kısmi davasındaki talebini arttırmış olduğu ... Sözleşmesi Madde 4 uyarınca geri dönüş süresi 3 ayı geçen ... ürünler bakımından zamanaşımı süresi dolmuş olmasına rağmen yapılan hesaplama üzerinden itirazımız dikkate alınmadan, hiçbir gerekçe gösterilmeden karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu 3 ayı geçen ... ürünlerinin davalıya iade edildiği vebu ürünler yönünden mükerrer hesaplama yapıldığını , zamanaşımı itirazı dikkate alınmış olsaydı, 26.09.2009 öncesine ait hesaplamalar hiçbir şekilde dikkate alınmayacak ve 3.399.220 ABD Doları haksız bir meblağa Davalı lehine hükmedilmemiş olacağını, Mahkeme de zamanaşımı bakımından 10 yıllık süreyi gerekçeli kararında zikretmiş ancak hükmündeki gerekçesine aykırı olarak ıslahın yapıldığı tarihi dikkate almadan 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığına karar vermiş olup, ... Sözleşmesi Madde 3 uyarınca sözde arıza oranı '%3'ü geçen ürünler nedeniyle oluştuğu iddia edilen zarar talepleri bakımından kısmı davanın ıslahına yapmış olduğu zamanaşımı itirazını da hiçbir şekilde değerlendirilmemiş, zamanaşımı itirazımıza rağmen ıslahla arttırılan meblağ kadar tazminata hükmedildiğini, davalı, ... Sözleşmesi Madde 3 kaynaklı kısmi davasındaki haksız talebini 26.09.2019 tarihinde yaptığı ıslahla 1.287.120,54 ABD Doları Türk Lirası olarak arttırmak suretiyle toplam 1.288.120,54 ABD Doları karşılığı Türk Lirası'na çıkarmış, ıslah dilekçesine karşı 26.09.2019 tarihinde 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, ancak Mahkeme zamanaşımı itirazımızı sözde arıza oranı %3'ü geçen ürünler bakımından da kabul etmeyerek bilirkişi raporunda yazılı olan meblağa hükmetmiş, buna ilişkin gerekçesini ise kararında açıklamadığını, oysa ... Sözleşme Madde 4 uyarınca geri dönüş süresi 3 ayı geçen ürünler bakımından yapmış olduğu itirazın aynı şekilde ... Sözleşmesi Madde 3 kapsamında arıza oranı "%3'ü geçen ürünler bakımından da geçerli olup, yine tekraren hem zamanaşımı itirazı hem de ... Sözleşmesi'nin 2008 yılında imzalanmış olmasına rağmen bu tarihten evvel yapılmış olan hesaplamaların da hükme esas alınmasının hükmün ortadan kaldırılmasını gerektirdiğini, karşı davanın geri dönüş süresinin 3 ayı gecen ... ürünler bakamından talep edilen kredi notları, ... sözleşmesi gereğince bir yıl içinde satın alınan ürünlerin arıza oranının yüzde üçünü aşmasından kaynaklanana zararlar ile geri dönmeyen 1487 adet ... ürünü için talep edilen ve mahkemece yeterli inceleme yaptırılmadan sözleşme maddeleri davalı lehine yorumlanmak suretiyle ve sözleşme tarihinden evvelki dönemleri kapsayan ve aleyhe verilen hükmün tahkim itirazı nedeniyle görevden, yapılan hesaplara yönelik zamanaşımı itirazları nedeniyle usulden, davadaki taleplerin TL olmakla USD cinsinden yapılan ve davalı lehine fahiş meblağlara ulaşması sonucunu doğuran hesaplamaların hatalı olduğunu, takasla ilgili her iki tarafın açık beyanı olduğunu, beyanla ilk derece mahkemesince verilen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/170 E. Sayılı dosyasından verilen karşı davanın kaldırılarak davanın reddini talep ve istinaf etmiştir. Mahkeme, tüm ısrarlı taleplere rağmen yeni bir bilirkişi heyeti atamadığı ve aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verdiği ,ek raporun dosyaya sunulan uzman görüşlerine ve emsal Yargıtay kararlarına rağmen, yine tarafsız ve objektif bir rapor olmadığı .24.6.2020 tarihli dilekçe ile bilirkişileri tekrar ret ettiklerini,mahkemenin 12.12.2020 tarihli ara kararı ile bilirkişilerin reddi için inandırıcı delil ve emare gösterilmediği gerekçe gösterilerek esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere geri çevirdiğini. bilirkişilerin, tarafsız ve objektif rapor hazırlamaması, bir diğer ifade ile, gerçeğe aykırı rapor hazırlaması 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununa da aykırı olduğunu, kanunda Bilirkişilik Bölge Kuruluna geniş inceleme yetkisi verildiğini, dolayısıyla, bilirkişiler ile ilgili 18.4.2019 tarihinde İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu'na yaptıkları şikayetin red sebebinn esasen hukuk ilkelerine dayanmasına rağmen şikayetin teknik bir konuda olduğu gerekçe gösterilerek ve bu konuda yargılamayı yapan mahkemenin karar vermesi gerektiği anlamına gelen ifadeler kullanılarak şikayetin reddedildiği , bu red kararına karşı itiraz edildiğini ve aynı kurul bu defa bilirkişilerin tarafsızlık ve objektiflik ilkelerini ihlal ettiğine ilişkin soyut iddialarda bulunduğumu gerekçe göstererek itirazı reddetiğini, İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu'nun bu kararlarının 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununa aykırı olduğu iddiasıyla İstanbul 4. İdare Mahkemesi'ne açılan davada itirazın teknik bir konuda olduğu gerekçesiyle reddedilen davanın istinaf başvurusunun İstanbul BİM tarafından reddedildiği ,bilirkişiler hakkında Türk Ceza Kanununa göre gerçeğe aykırı bilirkişilik yapmak ve bilirkişilik görevini kötüye kullanmak suçundan yapılan suç duyurusunda . İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu konuda davayı gören hukuk mahkemesi hakimin suç duyurusunda bulunması halinde değerlendirileceği gerekçesiyle koğuşturmaya yer olmadığına ilişkin verilen karara karşı yapılan itirazın Sulh Ceza Mahkemesince reddedildiği belirtilerek bilirkişilerin reddi talebinin kabulü ile reddedilen bilirkişiler hakkında ,savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına ve diğer yasal müeyyidelerin uygulanmasını sağlayacak islemlerin yapılmasını talep etmiştir. 09.07.2021 Tarihli Ek Karara ilişkin ... Ltd. Şirketi istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme 2011/233 Esas, 2021/8 Karar sayılı ve 12/01/2021 tarihli gerekçeli kararının 13. hüküm fıkrasında, karşı davada; karar ve ilâm harcı 2.167.958,75 TL’nin ıslahla peşin alınan 4.120.015,52 TL’den mahsubu ile kalan 1.952.056,77 TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı karşı davası ...’a iadesine hükmetmiştir. Karşı Davacı ise tavzih talebi adı altında, toplamda 2.167.958,75 TL olan karar ve ilam harcının tümünün Şirket’ten alınması şeklinde hüküm tesisini talep etmiş olup oysa, Karşı Davacının ödediği bildirilen 4.120.015,52 TL peşin harç meblağı, 1) Karşı Davacının açtığı ve reddedilen asıl dava, 2) birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin davası ve 3) yine birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin davasına yönelik harçlar toplamı olup, zira Karşı Davacı her üç davadaki taleplerini ıslah yoluyla 26.09.2019 tarihinde arttırmış ve artırdığı tutarlara yönelik peşin harcı toplam 4.120.015,52 TL olarak ödemiş olduğunu, peşin harç ise bilindiği üzere karar ve ilâm harcının ¼’ü olup dolayısı ile Karşı Davacının Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/170 E. sayılı dosya kapsamında karşı davası için 2.167.958,75 TL’nin tamamını peşin harç olarak ödediğine ve kendisine iadesi gerektiğine ve bu konuda Sayın Mahkeme kararında maddi hata yapıldığına yönelik talebi haksız olduğu gibi, tavzih ya da tashih hukuki kurumları ile de ileri sürülebilecek bir durumda olmadığını, Karşı Davacı, Müvekkil Şirkete karşı açmış olduğu ve kısmen kabul kısmen reddedilen davasında 2.167.958,75 TL peşin harç ödemediğini bu meblağ peşin harç meblağı olmadığını, Karşı Davacı, ödemediği bir meblağı Müvekkil Şirket’ten tahsil etmeye çalışarak sebepsiz zenginleşme gayesi güttüğünü, şöyle ki; Karşı Davacı, Sayın Mahkeme huzurundaki asıl davası ile birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin davası ve yine birleşen Kadıköy 2. ATM’nin davasındaki taleplerini 26.09.2019 tarihinde ıslahla arttırdığını, karşı davacı, 26.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile Sayın Mahkeme huzurunda görülen a. Davacısı olduğu asıl davadaki talebini ıslah ile 30.144.009,49 ABD Doları, b. Davacısı olduğu birleşen İstanbul 18. ATM’nin 2011/382 E. Sayılı davasındaki talebini ıslahla 5.389.700 ABD Doları, c. Davalı/karşı davacısı olduğu birleşen Kadıköy 2. ATMnin 2012/170 E. Sayılı davasındaki taleplerini ise 6.690.033,03 ABD Doları arttırmış, arttırdığı toplam 42.223.742,52 ABD Doları meblağı 26.09.2019 ıslah tarihindeki kur karşılığı Türk Lirasına çevirmiş ve avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş olup Karşı davacı Kadıköy 2. ATM'nin 2012/170 E. Sayılı davasında ıslahla arttırdığı kısma denk gelen 2.167.958,75 TL’nin tamamını ödemediğini, zaten bu meblağ karar ve ilam harcı olup, peşin harç bu meblağın ¼’ü olduğunu, Karşı davacı, ödemediği harç meblağının kendisine ödenmesini talep ederek haksız kazanım elde etmek istemekte, Mahkeme de eksik değerlendirme ile bu talebi kabul ederek usul ve yasaya aykırı ek karar oluşturmuş olup bu nedenle, kısmen kabule ve ek karar oluşturulmasına dair hükmün kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı-Karşı Davalı vekili ... Dış Tic. A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2011/223 E. no'lu dosya için; digital fotoğraf makinası ürün grubu açısından münhasır distrübütör olma durumu hakkında; ...'in bu ilişki başladığı andan itibaren oluşturduğu bayi portföyünün varlığı, ...'in bayi toplantıları yaptığı, ... yetkililerinin bu toplantılara katılması ve bununla ilgili haberlerin varlığı, Türkiye'den başkaca firmalardan ...'ye gelen taleplere ... yetkilisi ...'un verdiği cevaplarda özetle; "Türkiye'de bir distribütörüz var, o da ... ve size biz ürün veremeyiz" mahiyetinde cevapları, Satıcılara gönderilen müzelkerelerde hepsinin de 2010 yılına kadar ...' den ürün aldık şeklinde vermiş olduğu cevaplar, ... gibi Türkiye'de güçlü bir üretici ve dağıtıcı firmanın, ... ile değil de ... ile bu ürün grubunda çalışmak için görüşmeler yapması, başka bir distribütörden bahis dahi edilmemesi, ... yetkilisi tarafından ... Firması'nın kurumsal yapısı gereği fiili münhasır distribütörlük durumunun ... tarafından teyidinin istenmesi, ...'un da bu talebe itiraz etmeden uygun bulması ve yanıt vermesi, Bilirkişi heyetinin aksine bir tespitinin olmaması, tam tersine ...'in tek yetkili distribütörlüğünü tespit etmesi hususları dikkate alındığında ...'in münhasır distribütörlüğü açıkça ortadayken yerel mahkemenin aksi yönde (... lehine) karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, 2011/382 E. no'lu dosyasındaki distribitörün Borçlar Kanununda ve Ticaret Kanunundaki genel hükümlere istinaden tazminat talebinde bulunabilmesi için "münhasır bir distribütörlük" ün gerekli olmadığını mahkemece davacı ...'in genel hükümlere dayanan tüm tazminat talepleri keyfi olarak reddedildiğini, ...-... Fesihte Haksız olduğunu, fesih beyanın yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasına ilişkin bir beyan olduğunu ve bir defa kullanılması ile sona erdiğini, buradan hareketle ... 25.09.2009 tarihli ihtarnamesinde Türkiye Pazarında tüm satışları 2007 yılında kurmuş olduğu ... şirketi üzerinden yapacağını beyan ederek ve bu stratejisini fiiliyata geçirerek fesih iradesini kullandığını, bu nedenle ilerleyen aşamalarda alacak vb. nedenler ileri sürerek tekrar bir ihtarname düzenlemesi bir fesih niteliğinde değerlendirilemeyeceğini, keza ... şirketi 25.09.2009 tarihli ihtarnamesi ile tüm ürün gruplarında fesih hakkını haksız bir şekilde kullandığını, bu nedenle yerel mahkemenin ...'in davalılara borcunu zamanında ödemediği, bu borçlar bakımından temerrüde düştüğü ve dolayısıyla davacı ...'in kusurlu olduğu, buna karşılık davalıların fesihte haklı olduğu neticesine varması usule ve hukuka aykırı olduğu, mahkemenin davalılar tarafından davacı ...'e gönderilen 22.3.2011 tarihli fesih ihbarnamesini esas alarak, davalıların monitör grubuna ilişkin distribütörlük sözleşmesini fesihte haklı oldukları ve dolayısıyla sözlemenin feshinde ...'in kusurlu olduğu sonucuna ulaştığını, karara göre: ... tarafından borçların zamanında ödenmemesi, ...'in satış sonrası hizmet sözleşmesini ihlal etmesi sebebiyle davalıların monitör ürün grubuna ilişkin distribütörlük sözleşmesini feshinin haklı bulunduğunu, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/170 E. no'lu dosyasına ilişkin; Takibe yapılan itiraz üzerine ... tarafından açılan itirazın iptali davasının başında, borçlu ... tarafından MÖHUK'un 48. maddesine istinaden davacının teminat yatırması istendiğini, gerçekten de, adı geçen yasanın 48. maddesine göre Türk mahkemelerinde dava açan, takip yapan veya davaya veya takibe iştirak eden yabancılar muayyen bir oranda teminat yatırmak zorunda olduklarını, bu teminatın, devletin yargılama giderlerini de karşıladığı için kamu düzeninden ve Mahkemece yargılamanın her safhasında re'sen dikkat alındığını, davacının mensup olduğu Güney Kore ile Türkiye arasında teminattan muafiyeti öngören ikili veya çok taraflı bir anlaşma bulunmadığın ayrıca, dava safhasında, davacı tarafından Güney Kore'de Türk şirketlerinin benzer nitelikte davalar açtığında kendilerinden teminat alınmadığının ortaya konmadığını, bu sebeple teminattan muafiyet konusunda bir karşılıklılık (mütekabiliyet) gerçekleşmemiş olup pal böyle iken, Mahkemenin, davacından herhangi bir yabancılık teminatı almadan ve hiçbir gerekçe göstermeden "mütekabiliyetin gerçekleştiği" gerekçesiyle davaya devam ettiğin ve bu yönüyle de Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/170 E. no'lu dosyasında HDD (hard dısk) ürün grupları ile ilgili; dosyada mevcut olan ve bilirkişilerce de incelemeye tabi tutulan delillerden açıkça anlaşılacağı üzere ...'in external (harici) hard disk işinde tek satıcı olduğunu, aynı zamanda internal hard disk ürün grubunda ise distribütör olarak çalıştığını, yerel mahkeme hukuka aykırı kararlarına ek olarak müvekkil şirketin 27.04.2016 tarihinde tasdik edilmiş ve kesinleşmiş olan konkordato projesini dikkate almadan hüküm tesis ettiğini, bu nedenle de kararın eksik ve hatalı olduğunu, kesinleşmiş konkordatonun; konkordato talebinden önce doğan tüm alacaklılar için mecburi olduğunu, dolayısıyla ... lehine hükmedilecek bir alacağında işbu konkordato projesine tabi olduğu ve projede belirtilen şekilde ödeme yapılması gerektiği şeklinde açık ve net olarak hüküm kurulması gerektiğini, mahkemenin bu hususu da göz ardı ederek eksik ve hatalı hüküm kurduğunu, her ne kadar ... olumsuz oy kullanmış olsa da; ... şirketi tarafından teklif edilen konkordato projesi gerekli nisaplar sağlandığı için İst. And. 4. ATM'nin 2015/908 E. 2016/414 K. sayılı kararı ile tasdik edilmiş ve kesinleşmiş olup, kesinleşmiş konkordato; konkordato talebinden önce doğan tüm alacaklılar için mecburi olduğundan bir alacaklının veya alacağın; masaya kayıtlı olup olmamasının, konkordato teklifine oy kullanıp kullanmamasının, olumlu oy veya olumsuz oy kullanmasının veya alacağı ile ilgili davanın konkordato kararlarından önce ya da sonra açılmış olmasının konkordatoya tabi olma noktasında bir önemi olmadığını, konkordatoya tabi olmasının tek şartı alacağın konkordato talebinden önce doğmuş olması olup şirketi tarafından faizsiz şekilde teklif edilen konkordato projesi bu suretle kabul edildiğinden alacağa faiz işlemeyeceğini, Davaların birleştirildiği 2011/223 E. numaralı "... markalı fotoğraf makinesi" işi ile ilgili; dijital fotoğraf makinesi ürününde; dosyada mübrez deliller ışığında, taraflar arasındaki tek satıcılık ilişkisisin açıkça ortada olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından, taraflar arasındaki yazışmalar, davalı ...'nin distribitörlük süresince Türkiye'de başka bir satıcıya da ürün sattığını belgeleyememesi, Türkiye'den distribütörlük talebinde bulunan kişilerin ... tarafından ...'e yönlendirilmesi, ...'in Dijital Ürün Grubun'da başka bir marka Dijital Fotoğraf Makinesi satmaması, hususları görmezden gelinerek, hukuka aykırı bir şekilde kurulan, portföy tazminatı talebimize ilişkin ret kararı kaldırılarak portföy tazminatı taleplerinin kabulüne, Davacı ... tarafından distiribitörlük sözleşmesinin ağır bir şekilde ihlal edildiği ve sözleşmenin haksız ve yeterli önel verilmeden ... tarafından feshedildiği açıkça ortadayken yerel mahkeme tarafından, ...'nin doğrudan şirket kurarak distribütörün yetki alanında ticarete başlamak suretiyle TTK madde 104 nezdine "inhisar" hakkını ve dolayısıyla distribütörlük sözleşmesini ağır şekilde ihlal ettiği, hatta fiilen sonlandırdığını, bu kapsamda TBK m. 113/2'ye göre tazminat yükümlülüğü doğduğunu, Üretici ...'nin özel bir sadakat, yardım ve tek satıcının menfaatlerini koruma borcunu ihlal ettiği, dosyada bulunan yargıtay kararları, bilirkişi raporu ve İstanbul Ticaret Odası müzekkeresinde belirtilen süreler göz önüne alındığında ... tarafından verilen 3 aylık sürenin açıkça yetersiz olduğu ve davalının yoksun kalınan karı ödeme yükümlülüğünün doğduğu, Davalı ...-Kore'nin, müvekkil ile yeni işlere başlayacağı ve yine distribitörlük-tek satıcılık ilişkilerinin uzun bir süre devam edeceği yönünde bir intiba yaratarak müvekkili yanılttığı ve lojistik binasını yaptırdığı, Eğer ... şirketi 2007 yılında kurduğu ... Şirketinden müvekkil ... 2007 yılında haberdar etseydi davaya konu mağduriyetlerin de doğmayacağı, bu nedenle ... şirketinin kötü niyeti de dikkate alınarak maddi tazminat sorumluluğu bulunduğu, Davalının haksız ve hukuksuz feshi sonucu müvekkil şirketin iflas ettiği, iflas ile davalıların haksız feshi arasında iliyet bulunduğu, davalıların manevi tazminat yükümlülüğü doğduğu, hususları görmezden gelinerek, hukuka aykırı bir şekilde kurulan, maddi zarar, yoksun kalınan kar, manevi tazminat, taleplerine ilişkin ret kararı kaldırılarak; maddi zarar, yoksun kalınan kar, manevi tazminat taleplerinin kabulüne, mahkeme masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Asıl dava münhasır distribütörlük (tek satıcılık) sözleşmesinden kaynaklanan portföy (denkleştirme) tazminatı, kar kaybı ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine, birleşen dava (İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E:2011/382 - K:2012/20) distribitörlük sözleşmesinin fesih nedeniyle maddi ve manevi tazminat, birleşen dava (Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E:2021/170 -K:2012/874) faturadan kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemine ilişkin itirazın iptali karşı dava ise ... sözleşmesinden kayaklanan alacaklar ve sözleşmenin haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın (İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E:2011/382-K:2012/20) reddine, diğer birleşen dava (Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E:2021/170 - K:2012/874) asıl davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Portföy tazminatı hukukumuzda ilk kez 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 122. maddesinde düzenlenmiş olmakla birlikte bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 6762 sayılı eski TTK'nın yürürlükte olduğu dönemde de doktrinde çoğunlukla kabul edildiği gibi yerleşik yargı kararları ile uygulama alanı bulduğu tartışmasızdır. TTK’nun 122/5 m. uyarınca TTK 122.m. hükmü, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır. TTK 122.m. uyarınca tazminat talep edebilmek için, öncelikle karşı tarafla tek satıcılık vb. bir ilişki içinde olunduğunun ispatı gerekir. Tek satıcılık sözleşmesi; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 28.09.2016 tarihli 2016/5707 E., 2016/12723 K. sayılı emsal kararı) Tek satıcının denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için tek satıcılık sözleşmesinin denkleştirme talebini doğuracak şekilde sona ermesi gerekmektedir. Portföy tazminatı istenebilmesi için; Tek satıcılık sözleşmesinin, Tek satıcının kusuru dışında bir nedenle sözleşmenin sona ermesi üreticinin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi yani tek satıcının kusuru dışında bir nedenle sözleşmenin sona ermesi gerekmektedir. Tek satıcının sözleşmenin ifası sırasında sözleşmeye konu ürünün markanın yayılmasına katkıda bulunarak müşteri çevresini oluşturması veya önemli ölçüde geliştirmesi gerekir. Sözleşmenin sona ermesinden sonra, tek satıcı tarafından oluşturulan veya önemli ölçüde geliştirilen müşteri çevresinden üreticinin yararlanmaya devam etmesi gerekir. Tek satıcının sözleşme sonrasında kendisinin oluşturduğu veya önemli ölçüde geliştirdiği müşteri çevresinden artık yararlanamaması gerekir. Belirsiz süreli kurulan veya belirsiz süreli hâle gelen sözleşmelerde taraflardan her biri önceden ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshetme imkânına sahiptir. Olağan fesih olarak adlandırılan bu fesihte taraflardan her biri bir sebebe dayanmaya gerek olmaksızın tek taraflı, yöneltilmesi gerekli bir irade beyanı ile sözleşmeyi ileriye etkili olarak sona erdirmektedir.Sözleşmesinin olağan feshinin bir sebebe dayanması gerekmemekle birlikte, maddi olarak hakkın kötüye kullanılma yasağı bu imkânın sınırını çizmektedir. Fesih hakkının açıkça kötüye kullanılması hâli (örneğin karşı tarafta sözleşme ilişkisinin devamı yönünde güven yaratılıp daha sonra fesih yoluna gidilmesi gibi) hukuk düzenince korunmayacağı için fesih hakkının kötüye kullanıldığı durumlarda tazminat talebi söz konusu olabilecektir.Gerçekten de sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince taraflar, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğüne de sahiptir. Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır.Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kârdan yoksun kalan, kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve 2010/14-244-260 sayılı ilamı). Kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için borca aykırı davranılması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş olması ya da haklı sebep olmadan sözleşmenin feshedilmiş olması gerekmektedir. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, Haluk; age., s. 427). Bu husus, Borçlar Kanununun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada, alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü, sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Diğer bir söyleyişle, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Eren Fikret, age., s.482). 6098 sayılı TBK ,'nın 142 ve 58. maddesi uyarınca borca aykırı davranış kişilik haklarını ihlal edecek bir zarara yol açması halinde manevi tazminata hükmedilebilecektir.Asıl Davada; Davacı davalı ... ile aralarındaki ilişkinin münhasır distribütörlük tek satıcılık sözleşmesi olduğu ve sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini ileri sürmekte davalı ise ticari ilişkinin münhasır tek satıcılık sözleşmesi olmadığı ve sözleşmenin davacının kendisi tarafından feshedildiğini iddia etmektedir. Uyuşmazlık taraflara arasındaki Digital Fotograf Makinesi satımına ilişkin sözleşmenin münhasır distribütörlük tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olup olmadığı ve hangi tarafın bu sözleşmeyi feshettiği ve feshin haklı olup olmadığı ile münhasır olmayan distribütörlük sözleşmesinin feshi halinde denkleştirme tazminatı talep edilip edilemeyeceği noktasındadır. Davalı ... Ltd. Şti 25/09/2009 tarihli Beyoğlu ... Noterliği aracılığı ile gönderdiği ihtarname ile davacıya 01/10/2010 tarihinden itibaren ... Marka ürünlerin Türkiye satışının davalı ... Ltd Şti tarafından doğrudan yapılacağını ihtar etmesi üzerine davacı ... 20/10/2009 tarihli Üsküdar ... Noterliği aracılığı ile bu ihtara cevaben gönderdiği ihtarname ile 8 yılı aşkındır süren ticari ilişkinin 01/01/2010 tarihinde sonlanacağına ilişkin beyanın yetersiz olduğu işin mahiyeti gereği böyle bir geçiş için 3 aylık sürenin de yetersiz olduğu ve en az 3 yıllık süre tanınarak gerçekleştirilmesi gerektiği ihtar edilmiştir. Davacı ... 23/02/2010 tarihli İstanbul ... Noterliğini ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; davalılara ... ile aralarındaki ... marka dijital fotoğraf makinesi ürün grubu ile ilgili tek yetkili distribütörlük ilişkisinin, ...'in söz konusu ilişkinin feshedilmiş olduğuna dair bir bildirimi olmaması nedeniyle halen geçerli olduğunu, ... marka fotoğraf makinesi ürününde ithalatın ... tarafından yapılması ve bu ürünlerin yurt içi piyasaya tedarik edilmesinin ... ile aralarındaki tek yetkili distribütörlük sözleşmesinin ihlali anlamına geldiğini, ... Ticaret Ltd. Şti.'nden ... marka dijital fotoğraf makinesi alımına devam edeceklerini; ancak ...'in işbu ihtarnamede belirtilen ihlallerinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 (on beş) gün içinde giderilmemesi halinde ... ile aralarındaki tek yetkili distribütörlük ilişkisinin fesholunmuş sayılacağının ihtar edilmiştir. Davacı ... 11/05/2010 tarihli iadeli taahhütlü mektup ile davalılara iadeli taahhütlü posta yolu ile gönderilen 11.05.2010 tarihli ihtarnamesi ile ... marka bilgi teknolojileri ürünleri ile tüketici elektroniği ürünlerinin de satış, dağıtım ve pazarlaması hususunda yetkili distribütör olması sebebiyle söz konusu ürün grupları ile ilgili yasal her türlü hak ve alacak talebi saklı tutulmak kaydı ile davacı şirket ile davalı arasındaki ... marka dijital fotoğraf makinesi ürün grubu ile ilgili geçerli olan ve fakat davalı tarafından fiilen sonlandırılmış olan tek yetkili distribütörlük sözleşmesinin ihtarnamenin keşide edildiği tarih olan 11.05.2010 tarihi itibarıyla davacı şirket tarafından haklı nedenle ve derhal feshedildiğinin ve konuya ilişkin yasal yollara başvurulacağı bildirilmiştir. Davacı ... tek satıcılık sözleşmesinin 25/09/2010 tarihli ihtar ile fiilen davalı tarafından fesh edildiğini ileri sürmekte ise de anılan ihtarda sözleşmenin feshedildiği ya da bu anlama gelen bir açıklama olmadığı gibi aksine davacı ... A.Ş'ninde gönderdiği noter ihtarında dahi yapılan bildirimin sözleşmenin sona erdirildiğine ilişkin bir bildirim olmaması nedeniyle halen geçerli olan ... Marka Dijital Fotoğraf Makinesi alımına devam edeceklerini ilişkin belirtiği üzere davalının bu ihtari sözleşmenin yeni çalışma sistemine uygun gerekli hazırlıkları yapılmasına yani devamına yönelik irade açıklaması kapsamında kaldığı ve ihtarda sözleşmenin sona erdirilmesine yönelik bir irade beyanı olarak değerlendirilemeyeceğinin kabulü gerekmiştir. Bu hale göre sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğinden bahsedilemeyecektir. ...A.Ş geçerli olan sözleşmeye aykırılığın giderilmesi için davalıya süre tanıdıktan sonra gönderdiği ihtar ile davalının Türkiye de ... ile doğrudan satışa geçmesinin tek satıcılık sözleşmesinin ihlali niteliğinde olduğu belirtilerek feshettiğini bildirmiştir. ... Marka Digital Fotoğraf Makinesi sözleşmesinin; münhasır distribütörlük (tek satıcılık) sözleşmesi olduğu ve davalı tarafından ihlal edildiği iddiası ile davacı ...A.Ş tarafından 11/05/2010 tarihinde feshedildiğinin kabulü gerekmiştir. Taraflar arasında 2004 yılından beri ... Marka Diğital Fotoğraf Makinesi davacı aracılığıyla Türkiye 'deki satıcılara satılması konusunda bir ticari ilişki bulunduğu hususu ihtilafsızdır. Dosya kapsamındaki davacının satış yaptığı müşterilerinden gelen yazı cevaplarından davalı ...'un doğrudan satış sitemine geçtiği 01/10/2010 tarihinden önce de Digital Fotoğraf makinelerinin Türkiye de davacı yanında davadışı şirketlerden de tedarik edildiği anlaşılmaktadır. Yine davacı da 01/10/2010 tarihinden önce ve sözleşmeyi feshettiği tarihten sonrada ... marka ürünleri ile birlikte davalıya rakip olan markaların ürünlerinin satışını yapmaktadır.Davacı müşterilerinden ... Şirketinden alınan şiparişler nedeniyle davalı ... tarafından Resmi Münhasır tek yetkili tek satıcıllık belgesi talep edilmiş ise de davalı ... tarafından gönderile Kore Ticaret Odası tarafından düzenlenen ... Distribütörlüğü Yetki belgesi başlıklı belgede davacının 01/06/20005 - 31/05/2008 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Diğital Fotoğraf makinelerinin Türkiye'de yetkili satıcısı olduğu belirtilmiş münhasır ibaresine yer verilmediği gibi davacının tek yetkili satıcı olduğuna ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmadığı görülmüştür. Yine e- posta yazışmalarda davacının tekel hakkı bulunduğu yada tek satıcı olduğuna ilişki herhangi bir ibare bulunmayıp distribütör olarak bahsedildiği görülmüştür. Yine davalı tarafından yarıya yarıya reklam harcamalarına katılmış olmak tek başına taraflar arasındaki ticari ilişkinin tek satıcılık olduğunu ispat yeterli değildir. Davacı Diğital Fotoğraf makinelerinin satımı konusundan davalının Türkiye'deki tek yetkili satıcısı olduğunu dosya kapsamında usulüne uygun deliller ile ispatlayamamıştır. Davacı ...'i tekel hakkı bulunan tek satıcı olarak değerlendirmek mümkün olmamasına göre davalı ... Globalın Türkiye'deki satışlarında davalı ... Ltd.Şti aracılığıyla doğrudan satış şekline geçilmesi taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık taşımadığından davacı tarafından yapılan feshin haksız olduğunun kabulü gerekmiştir. Buna göre taraflara arasındaki ticari ilişki tek satıcılık ilişki bulunmadığından davacı yönünden denkleştirme tazimatının yasal koşulları oluşmamıştır. Yine sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedilmiş olmasına göre feshe bağlı olarak talep edilen maddi ve manevi tazimatın yasal koşulları da oluşmadığından mahkemece denkleştirme tazminatı ve maddi-manevi zarar talebinin reddine karar verilmesi doğrudur. Davacı ...A.Ş finansal kiralama sözleşmesi ile alınan depoya ilişkin yatırımın boşa çıkması nedeniyle uğradığı zararın tahsilini talep etmiş ise de; finansal kiralamaya konu depo için kiralayanı açtığı .İstanbul 28.Asliye Ticaret Mahkemesinin E:2011/377-K:2012/13 sayılı davanın davacı ...AŞ'nin kabulü nedeniyle kabulüne karar verilerek teslimine karar verildiği görülmüştür. Davacı ...AŞ ... marka ürünler dışında başka ürünlerinde satışını yaptığı gibi, distiribitörlük ilişkisi de kendisi tarafından sona erdirilmiştir. Tek satıcı olmadığı bir ticari ilişkide ticari ilişkinin sona erdirilebileceği ihtimalini de düşünerek basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerekli olduğundan yerinde olmayan bu talep yönünden davacının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Birleşen Davada (İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E:2011/382- K:2012/20 ) Taraflar arasında 2001 yılından beri ... Marka Monitör ürününün davacı aracılığıyla Türkiye'deki satıcılara satılması konusunda bir ticari ilişki bulunduğu, 01/10/2010 tarihinden itibaren ... Marka ürünlerin Türkiye satışının davalı ... Ltd.Şti tarafından doğrudan yapıldığı hususu ihtilafsızdır.Davacı ... 23/02/2010 tarihli İstanbul ... Noterliğini ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; davacı şirket ile ... arasındaki IT (monitor... vs) ve CE ürünlere ilişkin distribütörlük ilişkisinin ... tarafından fesih bildiriminde bulunulmamış olması nedeniyle halen geçerli olduğu, bu ürünlerin ithalat servis ve lojistik hizmetlerinin ... tarafından yapılmasının ve tedarik edilmesinin bahsi geçen distribütörlük ilişkisinin ihlali anlamına geldiği, sözleşme ilişkisini ihlal eder mahiyetteki faaliyet ve uygulamaların sözleşmenin haksız feshi anlamına geleceği, ...'den IT (monitor... vs) ve CE ürünlerinin alımına devam edileceğini, ancak ihlallerin 15 gün içinde giderilmemiş olması halinde ... ile aradaki distiribütörlük ilişkisinin fesholmuş sayılacağını ihtar edildiği anlaşılmıştır. Davalı ... Ltd.Şti (...) tarafından Beşiktaş ... Noterliğinin 22.03.2011 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; davacıya borcunuzu vadesinde ödememeyi alışkanlık haline getirdiğinizin tespit edildiği, kendi ithal ettiğiniz ürünlere ... Çağrı Merkezi numarasının yazamayacağınızı 16 Nisan 2010 tarihli protokolde yazılı şekilde taahhüt etmiş olmanıza rağmen, bu taahhüde aykırı işlemler yaptığınızın tespit edildiği, 16 Nisan 2010 tarihli protokolde belirtilen ... Şirketlerinden doğrudan satın alınmayan ... marka ürünlere ilişkin her türlü sorumluluğun ... A.Ş. tarafından kurulan yetkili servis ağına ait olacağı da protokolün 3. maddesinde hüküm altına alınmış olmasına rağmen, protokolde belirtilen ... şirketlerinden doğrudan satın alınmayan ... marka monitörlerin ... servislerine gönderildiğinin tespit edildiği, bu durumun protokole açıkça aykırı olduğu, taahhütlerinizi ihlale son vermeniz için tarafınıza önce Beyoğlu ... Noterliğinden 21 Mayıs 2010 tarih ve ... sayılı ihtarname gönderildiği, Beyoğlu ... Noterliğinden 21 Mayıs 2010 tarih ve ... sayılı ihtarnameye uymamaları ve protokole aykırı eylemlerine devam edilmesi sebebiyle bu ihlalleri durdurmaları için Beşiktaş ... Noterliğinden 9 Ağustos 2010 tarih ve ... sayılı ayrı bir ihtarname daha gönderildiği, geçen süreçteki ihlalleriniz dikkate alınarak, ... Ticaret Limited Şirketi'nin taraflar arasındaki ticari ilişkiye artık devam etmeme kararı aldığını (ticari ilişkinin feshedildiğini) bu yazı ile ihbar ettiklerini, fesih ihbarının tarafınıza tebliğden itibaren 3 ay sonra yürürlüğe gireceğini ihtar ettikleri anlaşılmıştır. Monitör ürününe ilişkin sözleşme davalı ... Ltd.Şti gönderdiği fesih ihtarnamesi ile üç ay önel verilmek suretiyle feshedilmiştir. Belirsiz süreli sözleşmelerin önel verilmek sureti suretiyle olağan feshi mümkün dur. Ancak olağan fesihte kullanılan fesih hakkının açıkça kötüye kullanılmaması gerekir. Taraflar arasında monitör ürünleri yönünden tek satıcılık ilişkisi bulunmayıp, ...in doğrudan satış şekline geçmesi sözleşmeye aykırılık niteliği taşımadığından davacı ...A.Ş 'nin aykırılığın 15 gün içerisinde giderilmemesi halinde sözleşmeyi feshedeceğini bildirmesine yönelik ihtarı haksız olup,bu ihtarı ile sözleşmeye devam edilmeyeceğine ilişkin irade ortaya koyarak taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi ve davalı ihtarında belirtilen protokole aykırılık, mevcut olan ihtilaflar ve davacının açık hesap(cari) ilişkisinden kaynaklı borcunu bulunması hususu gözetildiğinde mehil verilmek suretiyle fesihte hakkın kötüye kullanılmadığı ve davalı ... tarafından yapılan feshin haklı olduğunu da kabulü gerekmiştir. Buna göre davacının tek satıcılık iddiası ile birlikte davalı feshinin haksız olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının (denkleştirme ) portföy tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi ve ayrıca davalının feshinini haklı olmasına göre yasal koşulları oluşmayan maddi zarar, yoksun kalınan kar, manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Birleşen Davada (Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin E:2021/170 - K:2012/874 ): 5718 sayılı MÖHUK madde 48.maddesi; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.”şeklinde düzenlenmiştir. Bu hukuki düzenlemeye uyarınca dava açan yabancının ülkesi ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) olması halinde davacı teminattan muaf olacaktır. Davacının tabi olduğu Güney Kore Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında yabancılık teminatından muafiyet yönünden adli yardım sözleşmesi bulunmasına göre mahkemece davacı yabancı şirketin teminattan muaf tutulması doğrudur. Tuzla İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile fatura alacağına istinaden davacı alacaklı ... Ltd. tarafından davalı borçlu ... Dış Tic. A.Ş. aleyhine 21.11.2011 tarihinde fatura alacağına istinaden 5.560.899,80-USD asıl alacak ve 388.000,00-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.948.899,80-USD tutarındaki toplam alacağın filli ödeme tarihindeki kur üzerinden takip tarihinden tahsiline kadar asıl alacağa işleyecek yıllık %9 faizi ile birlikte tahsili talebi ile itibariyle takibe geçildiği, takibin, ödenmemiş fatura alacağına istinaden yapıldığı anlaşılmaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davalı ...AŞ 'nin ticari defter kayıtlarına göre davalı davacı ... Ltd. Şti.’ne; 320.70 kodlu hesaptan dolayı 5.789.170,76-USD borçlu, 127.02.20 kodlu hesaptan dolay 99.706,44-USD alacaklı olmak üzere toplam 5.689.464,32-USD borçlu olduğu, davacı ... Ltd. ise ibraz edilen tercüme edilmiş cari hesaba göre ise (HD) Hart Disk bedelinden kaynaklanan faturaların bakiyesi olarak takip tarihi itibari ile 5.560.899,80-USD alacaklı olduğunun tespit edilmiştir. Borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerekir. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı ...A.Ş davacı faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Dava dosyasında bu yönde bir ispat bulunmadığından davacının taleple bağlı kalınarak 5.560.899,80-USD asıl alacaklı olduğu kabul edilerek ve yine takip tarihinden önce davalı davacının tebliğ edilen ihtarı ile temerrüte düştüğünden 388.000,00-USD işlemiş faiz alacağı bulunduğu gerekçesiyle bu miktarlar yönünden itirazın iptaline karar verilmesinde fatura alacağından kaynaklanan likit alacak için takip tarihinde yürürlükte olan İİK 67. Maddesi uyarınca %40 oranında icra inkar tazimatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARŞI DAVA; Davalı ... Ltd.Şti (...) gönderdiği Beşiktaş ... Noterliğinin 11/02/2011 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile;11/08/2010 tarihinden bu yana faiz hariç oluşan 5.560,899,80 USD borcun ödenmesi konusunda sık sık uyarılmasına rağmen ve söz verilmesine rağmen borcun ödenmediği belirtilerek ihtarın tebliğinden itibaren 20 gün içerisinde anılan borcu ödenmesini ,ödenmemesi halinde HDD(Hard Disc Drive )ürünleri ile distribütörlük sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere her türlü yasa yola başvurulacağı ihtar edilmiştir.

Davalı ... Ltd.Şti (...) gönderdiği Beşiktaş ... Noterliğinin 22/03/2011 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi 11/08/2010-11/02/2011 tarihleri arasında oluşan faiz hariç 5.560,899,80 USD borcun ödenmemesi nedeniyle HDD (HardDisc Drive )ürünleri ile ilgili ticari ilişkinin bildirim tarihi itibarı ile feshedildiği ihtar edilmiştir. Sözleşmenin feshi tarih tarihinde yürürlükte olan 818 BK'nun 106 ve devamı maddeleri uyarınca sözleşmeyi feshetmeden önce davacı davalıya borcun ödenmesi için ihtaren süre vermiş olup, davalı yapılan yargılama sonucunda takip tarihi itibarı ile davalı kendi ticari defterlerine göre davacıya borçlu olduğu tespit edilmesine göre ihtar ile verilen sürenin sonun da borcun ödenmemesi nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi haklıdır. Davacı vekili monitör ve hard disk ürün grubunda tek yetkili satıcılık sözleşmesi bulunmasa dahi distribütörlük ilişkisine acentelere ilişkin hükümleri uygulanması gerektiğini ve bu nedenle denkleştirme tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. TTK’nın 102. Maddesinde acente Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse şeklinde tanımlanmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının davalı adına kurulacak sözleşmeleri aracılık etmesi söz konusu olmadığı gibi sözleşmeyi konu ürünlerde kendi nam ve hesabına satmaktadır dolayısıyla taraflar arasındaki distribütörlük niteliğindeki ticari ilişkide acentelik hükümleri uygulanma ihtimali bulunmamaktadır.Buna göre taraflar arasında dijital fotoğraf makinası, monitör ve hard disk ürünlerine ilişkin ticari ilişki tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olmadığından mahkemece yasal koşulları oluşmayan denkleştirme tazminatının reddine karar verilmesi isabetlidir. Yine ... dijital fotoğraf makinası sözleşmesi davacı tarafından haksız olarak, monitör ve hard disk ürünleri yönünden sözleşmenin davalı tarafından haklı olarak fesih edilmiş olup; bu hale göre feshe bağlı yasal koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazimat taleplerinin de mahkemece reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. ... Sözleşmesinden kaynaklanan talepler yönünden; Karşı davalı ... sözleşmesinde tahkim şartı bulunuğunu belirterek tahkim ilk itirazında bulunmuş ise de ... sözleşmesi .taraflar arasındaki kurulan sözleşmelere bağlı bir sözleşme niteliğinde olup davalı ... tarafından taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle fatura alacağına ilişkin asıl davaya konu Tuzla İcra müdürlüğünde başlattığı takibe borçlu ...A.Ş 'nin itiraz etmesi üzerine Kadıköy 2.ATM de itirazın iptali davası açarak HDD ürünlerin satımı ile ilgili olarak,taraflar arasında görülen diğer davalarda Türk Mahkemelerinin yetkisi ve Türk Hukukunun uygulanması benimsendikten sonra bu davada takibe konu faturaların tamiri ve iadesi ile ilgili ... sözleşmesinden kaynaklanan alacakları nedeniyle açılan karşı dava da tahkim ilk itirazında bulunulması dürüstlük kuralına aykırı olduğundan mahkemece yerinde görülmemesi doğrudur. Davalı ... Limited Şirketi ile karşı davacı ...A.Ş arasında imzalanan Hard Disk Drive (HDD) Garantisi ve ... hizmetlerine ilişkin ... Ltd. ... sözleşmesi başlıklı 7.07.2008 tarihli sözleşmenin HDD ... şartları başlıklı 3. Maddesinde maddesinde "Belirli bir modelin tek bir sebepten kaynaklanan arıza oranı malzeme problemleri, kötü işçilik ve /veya tasarım problemleri nedeniyle %3 oranında yaygın seviyeye ulaşırsa ... Yenilenmiş ... hizmeti ve teknik yardım sürecinde süratle destek verecektir. Bu türden yaygın halini almış kusurlu ürünlerde tüm ... navlum bedelleri ve her türlü gümrük vergisi ve gümrükten çekme masrafları ... tarafından ödenecektir NF sabit disk sürücüleri kusuru oranı hesaplanmasına dikkate alınmayacaktır. Arıza oranı"" BirikmişA/S Oranı Cari Yılı ""formülüne göre hesaplanır. ""Cari Yılın Birikmiş A/S Oranı = Aynı dönemde ...’un Garanti Kapsamında A/S satış miktarı ile ilgili vaka sayısı / ...’un cari yıl içindeki satış miktarı”" 4. maddesinde ise "... konusu malların teslim aldığı tarihten itibaren 3 ay içinde sevk etmekte başarısız olur ise geçikmiş ... ürünleri için ...'a kredi servisi sağlar. Türkiye’deki gümrükten çekme işlemleri ile ilgili gecikmeler dikkate almayacaktır. Kredi birim fiyatını da ...’un hem işleyen modelleri hemde EOL modelleri için için rayiç fiyattır" şeklinde düzenlenmiştir. TBK 179. maddesi Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. ... sözleşmesi ürünlerin tamiri için Samsung'a gönderilmesi ve tamir sonrası karşı davacı ...A.Ş'ye iadesine ilişkin bir sözleşme olup sözleşmede salt geri dönüş süresinin 3 ayı geçirilmesine ilişkin bir düzenleme yapılmış ve 3 aylık süreden sonra iadenin yapılması halinde credit note verilmeyeceği yada verilenlerin iptal edileceğin ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda ... sözleşmesi uyarınca geri dönüş süresi 3 ayı geçen ürünler yönünden davalı-karşı davacı ...A.Ş lehine credit note ödemekle yükümlü olup ürünlerin 3 aylık süreyi aşacak şekilde iade edilmesi de bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi iade edilmeyen ürünler yönünden de anılan sözleşme hükmü ihlal edildiğinden ayrıca credit note ödenmesi de mükerrer bir tahsil niteliğinde değildir. ... sözleşmesi hard disk ve ve sabit disk distribütörlük sözleşmesi kapsamında kalan hard disk ürünlerinin ürünlerin tamiri garanti kapsamı ve geri dönüşüne ilişkin bir sözleşmedir. Bu durumda sözleşme tarihinden önce satılıp da sözleşme tarihinden sonra meydana gelen arızalanan kalan ürünleri de kapsayacağı gibi bu sözleşmede açıkça sözleşme hükümlerinin sözleşme tarihinden sonra uygulanacağını ilişkin bir düzenleme de bulunmamasına göre mahkemece taraflar arasında devam eden Hard Disc sözleşmesi kapsamında "2005-2011" arası dönemlerinde satın alınan ürünleri değerlendirmeye esas alan ve sadece HDD ürünleri yönünden meydana gelen arıza oranının %3 üzerinde olduğu tespit edilerek ... sözleşmesinin 3. Maddesi uyarınca hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tamir edilip iade edilmek üzere mahrece iade faturası düzenlenen ürünlerin Gümrük giriş-çıkış kayıtlarına göre karşı davalı üreticiye gönderildiği ancak ürünlerin geri döndüğüne dair gümrük giriş kayıtları tespit edilemeyen ve taraflar arasındaki e- posta yazışmalarından iade edilmediği sabit olan ürün bedellerinin de karşı davalıdan tahsilie karar verilmesi de isabetlidir. 818 sayılı BK 'nınn 125. Maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan alacaklar 10 yıllık zamanaşımı süresine tabii olup, TBK'nun 149. Maddesi uyarınca zamanaşımı süresi alacağın muacel olması ile işlemeye başlar. TBK'nun 90.maddesinde ifa zamanı taraflarca belirlenmediğinde veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olup, açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişkilerde zamanaşımı süresi her fatura tarihine göre belirlenecektir.(Y11H.D'nin10/05/2023 tarih v E:2022/3446-K:2023/2850). Somut olayda karşı dava belirsiz alacak davası olarak değil kısmi dava olarak açılmış ve taraflar arasında ticari ilişkinin açık hesap şeklinde işleyen sözleşmeden kaynaklanmaktadır.Karşı davaya konu alacak taraflar arasındaki tüm ticari ilişki kapsamında ... sözleşmesi uyarınca cezai şart ve ürünlerde arızasının yaygın hale gelmesi halinde ödenecek bir zarar ilişkin olmasına göre alacak 10 yıllık zamanaşımına tabii olup gerek dava tarihi 13/04/2012 gerekse ıslah tarihi itibarı ile 26/09/2019 tarihinde 10 yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmakla ıslah konu edilen alacağım zaman aşımına uğradığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. TBK 99/3. Maddesi "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." şeklinde düzelenmiştir. Ödeme gününde ödenmeyen ve karşı davaya konu edilen yabancı para alacağı yönünden seçimlik hak kendisinde olan karşı davacı alacaklı bu düzenleme uyarınca talepte bulunabileceğinden karşı davada davalı ...'u ... sözleşmesi uyarınca davacının talep ettiği her alacağın doğduğu tarihteki kur üzerinden TL’ye çevrilmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2004 sayılı İİK'nın 309 maddesi "İflâsına hükmedilmiş olan bir borçlu konkordato talep ederse veya bu borçlunun alacaklılarından biri konkordato işlemlerinin başlatılmasını isterse, iflâs idaresi, görüşüyle beraber ikinci alacaklılar toplanmasında veya daha sonra müzakere edilmek üzere alacaklılara bu talebi bildirir. 302 ilâ 307 nci maddeler ile 308/a ilâ 308/g maddeleri burada da uygulanır. Komisere ait görevler iflâs idaresi tarafından yapılır..." ,İİK 308/b maddesine göre ise;" Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler" şeklinde düzenlemiştir. Dava devam ederken İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/174 E, 2013/43 Karar sayılı ilamı ile ... Dış Ticaret AŞ'nin iflasına karar verilmiş ve verilen karar kesinleşmiştir. İflas kararının kesinleşmesi üzerine ... Dış Ticaret AŞ'nin iflas içi konkordato talebi İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/908 Esas, 2016/414 Karar sayılı ile kabul edilerek konkordatonun tasdikine ve İİK.nun 302.maddesine göre alacakları itiraza uğramış alacaklılara dava açmak için tefhim tarihinden itibaren 10 günlük mehil verilmesine; bu süre içinde dava açılmadığı takdirde teminattan yararlanma ve konkordatoyu feshettirme haklarının düşeceğini; icra takibi sonucunda kesinleşmiş alacaklar ile ilama bağlı alacaklara ilişkin hakların saklı tutulmasına yönelik verilen kararın 30/05/2016 tarihinde kesinleşmiş ve İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/791, 2016/696 karar sayılı dosyası ilse davalı şirketin iflasın kaldırılmasına karar olarak karar verilmiştir. Somut olayda eldeki dava , iflas ve iflas içi konkordato kararlarından önce açıldığı gibi, konkordato teklifi ...Ltd.Şti tarafından kabul edilmeyerek, davaya konu alacak çekişmeli hale gelmiştir. Bu hale göre eldeki dava genel mahkemede yargılamasına devam edilen çekişmeli alacağa ilişkin olduğundan ...A.Ş'nin konkordato projesine göre karar verilmesi gerektiği yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Y.11. H. D'nin 28.09.2022 tarih veE:2020/8534 -K: 2022/6393). Takas bir miktar para yada konuları itibarıyla ayı türden malı birbirine borçlu olan tarafların,borçların muaccel olması ve takas defiinin ileri sürülmesi ile az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas hukuki niteliği itibarıyla bozucu yenilik doğuran bir hak olarak muhatabına ulaşmakla sonuç doğurmaya başlar. HMK 132. Maddesinde asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması, karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması,karşı dava açılabilmesinin şartları olarak düzenlenmiştir.Asıl dava fiili ödeme günündeki kur karşılığı USD cinsi fatura alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali. karşı dava sözleşmeden kaynaklanan ve TL cinsindin talep edilen alacak olması ,karşı davacı ... asıl davaya konu alacak için süresinde takas defiinde bulunmayarak karşı dava açarak alacağının tahsilini talep etmesi ve iradesini bu şekilde ortaya koyduktan sonra karşı davalının karşı dava da ıslah ile terditli olarak ileri sürdüğü takas-mahsup defiinin yönünden yazılı şekilde karar verilmesi sonucu itibarı ile doğrudur. 6100 sayılı HMK nın 272 maddesi uyarınca Hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Ancak, bilirkişinin, aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması, bir ret sebebi teşkil etmez. Hâkimler hakkındaki yasaklılık sebeplerinden biri, bilirkişinin şahsında gerçekleşmişse, mahkeme, hüküm verilinceye kadar, her zaman bilirkişiyi resen görevden alabileceği gibi, bilirkişi de mahkemeden, görevden alınma talebinde bulunabilir. Ret sebeplerinden birinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar, bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Görevden alınma, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talep, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar kesindir. Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir. Bilirkişi raporu HMK'nın 282. maddesine göre, takdiri delil niteliğinde olup, Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.Bilirkişiler hakkında yapılan suç duyurusu neticesinde bilirkişilerin beraatine karar verilmiş ve yine Bölge Bilirkişi Kurulu’na yapılan şikayetin reddine ilişkin karara karşı Bölge İdare Mahkemesi açılan davaların reddine karar verildiği görülmüştür Bilirkişi raporu takdiri delil olup,bilirkişilerce yapılan hesaplamanın hatalı olması yada ya mahkeme tarafından hükme esas alınmaması ya da haklarında yapılan suç duyurusu ile ilgili kanunun yararına bozma talebinde bulunması tek başına bilirkişi reddini gerektiren hususlar olmayıp, dosya kapsamında da bilirkişiler reddine ilişkin şartların oluştuğu ispat edilememesine göre mahkemece bilirkişilerin reddi talebinin reddine karar verilmesi doğrudur.

EK KARAR Yönünden; 6100 sayılı HMK'nın Hükmün tamamlanması başlıklı 305/A maddesi uyarınca taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. HMK 323 . Maddesinde karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış ve 326. maddesinde ise yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlemiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu 31. Maddesinde ise Peşin alınan Karar ve İlam Harcı işin hitamında ödenmesi gerekenden fazla olduğu anlaşılırsa fazlalık istek üzerine geri verileceği düzelenmiştir. Karşı davada mahkemece kabul edilen miktar üzerinden aleyhine karar verilen karşı davalıdan alınması gerekli 2.167.958,75-TL karar ve ilam harcı karşı davacı tarafından yatırılan peşin karar ilam harcından harçtan mahsup edilerek tashil edilmiştir. Karşı davacının yatırdığı peşin harçtan mahsup edilen bu harçtan esasında karşı davalı sorumlu olup, HMK 326. Maddesi uyarınca karşı davacının yapmış olduğu yargılama gideri olarak davanın kabul ve red oranına göre oranlama yapılmadan karşı davalıdan tahsili gerekir. Somut olayda mahkemece gerekçeli karar da bu hususta herhangi bir karar verilmemiş ise de bu husus HMK 305/A kapsamında tamamlanabileceğinden ek karar ile karşı davacının yatırdığı peşin harçtan mahsup edilen harcın karşı davalıdan tahsili ile karşı davacıya verilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı- birleşen dava davacısı ... Co. Ltd. Şti. vekilinin gerekçeli Karar ile Ek Karara ilişkin istinaf başvurusunun; Davacı-birleşen davalı ... Dış Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden; Davacı ... Dış Tic. A.Ş. tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/382 Esas Ve 2012/20 Karar Sayılı Dosyası yönünden; Davacı ... Dış Tic. A.Ş. tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/170 Esas Ve 2012/874 Karar Sayılı Dosyası yönünden; a-Asıl davada:Alınması gerekli 739.023,29 TL harçtan Davalı ... Dış Tic. A.Ş tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 184.815,12 TL harcın, mahsubu ile eksik 554.208,17 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, b-Karşı Davada: Alınması 2.167.958,75 TL harçtan Davalı ... Ltd. Şti. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 542.000,00 TL harcın, mahsubu ile eksik 1.625.958,75 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5- 09.07.2021 Tarihli Ek Karara ilişkin; ... Ltd. Şti. tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenTazminatesastantarihlikararistinafreddinedereceistanbulgerekçesebeplerimöhukkararıkısmenkarşıtalepilerikabulütarihinumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim