SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2021/1440 E. 2024/296 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1440

Karar No

2024/296

Karar Tarihi

28 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1440

KARAR NO: 2024/296

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/01/2021

NUMARASI: 2014/1245 Esas - 2021/58 Karar

DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 22/09/2014

BİRLEŞEN DAVADA

DAVA: Alacak

DAVA TARİHİ: 11/06/2015

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

ASIL DAVADA:

DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde, davacı bankanın Ostim Şubesi ile borçlusu ... Tic Ltd Şti'ye kredi kullandırılması aşamasında davalı ... tarafından 01/03/2012 tarihli ekspertiz raporuyla mülkiyeti ...'ya ait olan Ankara ili Mamak ilçesi ... Mah ... ada için ... parsel nolu arsa niteliğindeki taşınmaz için 980.000TL ve aynı yer ... ada ... parsel yasıyı arsa niteliğindeki taşınmaz için 942.000TL olmak üzere toplamda 1.922.000TL değer belirlendiğini, bunun üzerine her bir taşınmaz üzerinde 1.derece ve 4.000.000TL üzerinden davacı banka ipoteği tesis edilerek kredi kullandırıldığını, kredi kullandırımından yaklaşık 6 ay sonra aynı taşınmazlar için ... AŞ'ye yaptırılan ekspertiz neticesinde düzenlenen raporda ... ada ... parsel için 280.000TL ve ... ... parsel için 270.000TL olmak üzere toplamda 550.000TL değer biçildiğini, her iki ekspertiz firmasının raporları arasında 1.372.000TLlik fark olduğu anlaşıldığından, davacı banka tarafından zararının tazmini hususu ... AŞ'den 18/01/2013 tarihinde talep edildiğini, bilahare konu hakkında davalıyla görüşmeler ve toplantılar yapıldığını, ancak davalı şirket tarafından zararın tazmin edilmediğini, diğer taraftan ... AŞ'nin, mesleki sorumluluk kapsamındaki tutarın ödenmesi için durumu diğer davalı ... Sigorta Şirketine bildirdiğini, diğer davalı sigorta şirketi tarafından bankadan bilgi ve belgeler istenildiğini, ancak istenen tüm bilgi ve belgelerin sigorta şirketine verilmesine rağmen dava tarihine kadar davacı bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı ... AŞ'nin, kendisine tevdi edilen gayrimenkul değerleme işini gereği gibi yerine getirmemiş, objektif ve tarafsız hareket etmemiş olduğunu, hazırlamış olduğu ekspertiz raporu ile davacı bankayı yanılttığını ve zarara uğramasına neden olduğunu, borçlu ... San ve Tic Ltd Ştinin, 10 adet karışılıksız çeki, kredi kartı, kredili bankomatı, SKA kredisi, Kosger Kredisi 28/09/2012 tarihinde takibe atıldığını, 17/09/2012 tarihinde Ankara ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından kefiller hakkında ilamsız takip, Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından ise ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, Ankara ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından kefil ...'in yapmış oludğu itirazın iptalini teminen, Ankara 10.ATMnin 2012/636 esas sayılı dosyasından itirazın iptali davası açılmış olduğunu ve davanın derdest olduğunu, ilamsız takipte borçlu ve diğer kefiller için menkul, taşınmaz, trafik hacizleri istenmiş ise de, herhangi bir tahsilatın sağlanamadığını, Ankara ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından ise ipotekli taşınmazlar hakkında kıymet takdiri yaptırıldığını, firmanın teminatında bulunan davaya konu ... ada ... parsel nolu taşınmaz için 210.000TL, ... ada ... parsel nolu taşınmaz için 201.990TL kıymet takdiri yapıldığını, söz konusu kıymet takdirinin kesinleştiğini, davalının, ... AŞ'nin hatalı değer belirlemesi nedeniyle davacı bankanın, dava dışı borçlulara gösterilen teminat ile uyumsuz kredi kullandırdığını, kullandırılan kredilerin aksaması üzerine bu haliyle teminatların paraya çevrilmişse de, söz konusu teminatların davacı bankanın zararını karşılamadığını, davalı ekspertiz şirketinin tacir olup, yapmış olduğu tüm işlemlerde basiretli davranmak zorunda olduğunu, ayrıca ... tarafından yaptırılan 17/0/2011 tarihli mesleki sorumluluk sigorta poliçelerinin 17/06/2011 tarihinde başlayıp 19/06/2012 tarihinde bittiğini, teminat kapsamı limitlerinin olay başı 500.000TL ve yıllık toplam limitinin 12.500.000,00TL olduğunu, sigorta poliçesinde düzenlenen hükümler çerçevesinde davalı sigorta şirketinin tazminat bedelini ödemesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sigortaladığı rizikonun, vaka başına 500.000TL olduğundan iki adet taşınmazın değerlemesine ait bankaları zararı doğduğundan fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak anılan firmadan 1.000.000,00TL tazminat bedeli talep edildiğini beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, davalı ... için 2.315.045,56TL, diğer davalı sigorta şirketi için 1.000.000TL bedelin zarara uğranılan tarih itibariyle işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte fazlaya dair talep, dava ve ıslah hakları saklı kalmak ve 1.000.000TL bakımından davalıların müştereken müteselsilen sorumlu olmaları kaydıyla davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, davacının taleplerinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının soyut ifadelerle davalı şirketin hazırladığı ekspertiz raporuna dayanılarak kredi kullandırıldığını, 6 ay sonra başka ve bu sebeple zarara uğradıkları iddiası ile talepte bulunduğunu, dava dosyasına sunulan delillerde talep edilen zararın ispatına yönelik bir belge ve delilin bulunmadığını, davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin konusunun davacının talebi üzerine onun gösterdiği bir taşınmazın değerlemesinden ibaret olduğunu, salt teminatla kredi verilmediğini, davacı bankanın kredilendirme sürecinde gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, kredi borçlusu ... firmasının değerleme raporu düzenlendiği tarihte ödeme gücünün olmadığının anlaşıldığını, davacı ile akdedilen sözleşmede kasıt-zarar illiyet bağı unsurunun bulunmasının gerekli olduğunu, ekspertiz raporunun davacı ile akdedilen sözleşmeye uygun olarak hazırlandığını, davacının zarara uğradığını iddia ettiği ... AŞ'nin hazırlamış olduğu ekspertiz raporunun 29/08/2012 tarihinde yapılmış olup, ... firmasının kredi ödemelerini aksatmaya başlatığı tarihten sonra mevcut durumun tespiti amacıyla yapıldığının görüldüğünü, kabul anlamına gelmemekle birlikte, tartışmasız olan noktanın davalı şirketin davacı ile arasındaki 27/01/2011 tarihli sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığını belirlerken değerleme raporunu düzenlendiği tarihin esas alınmasının gerekli olduğunu, davacının zararının henüz belirli hale gelmediği ve uğranılan zararın ispatlanamadığını, davacının davalı şirkete zarara uğranıldığı gerekçesi ile başvurabilmesi için öncelikle davacının, borçluyu ve varsa kefilleri takip yükümlülüğünü yerine getirmesi ve alacağını tahsil edemediğine ilişkin aciz vesikası almasının gerekli olduğunu, davalı şirket tarafından hazırlanan değerleme raporu ile uğranıldığı iddia edilen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı tarafın kendi kusuru ile zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, bu nedenle tüm alacak, faiz ve benzerlerini davalı şirketten talep edemeyeceğini beyanla, haksız davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, uyuşmazlık konusu gayrimenkul derleme raporundaki tespitlere sigortalı ...'nin hiçbir kusuru bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için sigortalı ...'Nin kusurlu olduğu düşünülse dahi, uyuşmazlık konusu gayrimenkul değerleme raporu nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararın poliçe teminatı dışında olduğunu, diğer davalı ...'nin davalı sigorta şirketi nezdinde 19/06/2012-19/06/2013 vadeli ... nolu mesleki sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, somut durumda tek bir olayın söz konusu oludğu ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel nolu arsaların Ankara'nın Mamak ilçesinde olduğu ve yanı kişiye sahip olan bu arsalar için tek rapor yapıldığını, her iki gayrimenkul üzerinde yapılan değerlemenin aynı kredi için yapıldığını, davalı şirket açısından işbu uyuşmazlığın tek bir olay olduğunu ve poliçede tek bir olay başına üst limitin 500.000TL olarak belirlendiğinden davalı şirketin sorumluluğunun en fazla 500.000TL olabileceğini, poliçede 20.000TL muafiyet bulunduğunu, davacının uğramış olduğu zararı belgeleri ile ispatlamayamadığından davanın reddi gerektiğini, davalı şirketin hasar talebinin poliçe teminatına girip girmediğine ilişkin, hasar miktarını belirlemeye yarar tüm bilgi ve belgelerin ulaştırıldığı tarihten itibaren işleyecek faizden sorumlu tutulabileceğini beyanla, ispatlanamayan davanın reddini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA DAVA: Davacı ... ile borçlu ... Bankası TAO ile arasında 27/02/2011 tarihli ekspertiz hizmet sözleşmesi, 11/03/2011 tarihli ekspertiz hizmet sözleşmesi ve 21/01/2013 tarihli ekspertiz hizmet sözleşmesi imzalandığını, 27/01/2011 tarihli sözleşmenin 23.maddesi ve 21/01/2013 tarihli sözleşmenin 14.maddesi uyarınca davalının, davacı ...'nin vereceği hizmetler karşısında söz konusu hükümlerde yer alan ücretleri ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davacının sözleşmedeki yükümlülükleri kapsamında davalının talepleri çerçevesinde gerekli işlemleri yaptığını ve sözleşme kapsamında raporlarını hazırlayarak davalıya teslim ettiğini, davacının davalıya teslim edilen iş ve raporlarla ilgili olarak 27/01/2011 tarihli sözleşmenin 13.maddesi ve 21/01/2013 tarihli sözleşmenin 14.maddesi uyarınca faturalar düzenleyerek muhataba teslim ettiğini, davalının söz konusu işler için hiçbir itirazda bulunmadığını ve teslim aldığını ayrıca söz konusu işlerle ilgili faturaların dava davalı tarafından teslim alındığını ve bu faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, fatura tutarlarının ödenmesi için davacı tarafından davalıya bildirimde bulunulduğunu, ancak fatura bedellerinin bugüne kadar ödenmediğini, davacı tarafından davalıya ihtarname gönderilerek söz konusu kesinleşmiş faturaların faiz hariç olmak üzere toplam bedeli olan 265.936,33 TLnin ilgili fatura tarihlerinden ödeme tarihine kadar işleyecek yıllık %12,74 ticari temerrüt faizi ile birlikte ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesinin ihtaren bildirildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmediğinin belirtilerek fazlaya ilişkin alacak ve hakları saklı kalmak kaydıyla 265.936,33 TL davacı alacağının ilgili fatura tarihlerinden ödeme tarihine kadar işleyecek yıllık %12,74 ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı tarafından davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Birleşen dava davalısı ... Bankası TAO vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, davalı banka ile davacı arasında akdedilen ekspertiz değerleme hizmet sözleşmesinin 5/5 maddesi "...işlerin gecikmesinden, hatalı ve/veya yetersiz rapor hazırlanmasından dolayı bankanın uğradığı/uğrayacağı her türlü kayıp zarar ve ziyandan firmanın sorumlu olup bankanın ilk talebinde herhangi bir itiraz ve defi ileri sürmeksizin tüm zararı derhal karşılayacağını veya bu zararın hiç bir ihtar keşidecisine ve/veya mahkeme kararı alınmasına gerek olmaksızın teminattan tahsil edilebileceğini firma peşinen kabul beyan ve taahhüt eder" 9.8 maddesi "Firma ve eksperleri ekspertiz sürecinde 3.şahıslara vereceği her türlü zarardan sorumludur. Firma gerçeğe aykırı bir değer takdirinin yapılması halinde ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ve bankaya bu konuda hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceğini peşinen kabul eder. Firma bu zarar ve ziyanın kendisine hiçbir ihtar ve ihbara ve mahkeme kararına gerek olmaksızın teminattan kesilmesini ve banka nezdindeki her türlü hak ve alacağa takas ve mahsup edilmesini de kabul ve taahhüt eder" şeklindedir. Yönetmelik ve sözleşme hükümleri ve ayrıca sözleşmeye aykırılık nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkin genel hüküm uyarınca davacı ... AŞ'nin kusurlu yada kasti davranışı sonucunda sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle davalı banka nezdinde oluşan zararın tazmini gerektiğini, dava konusu olan 265.936,33TLlik bedelin davacı yanca sözleşmeden doğan takas ve mahsup hakkı kullanıldığından ödenmediğini, davacı ... ile davalı banka arasında hatalı olarak düzenlenmiş ekspertiz raporu nedeniyle doğmuş olan zararın tazmini hakkındaki İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1245 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"..asıl dava yönünden Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla yaptırılan 441.168,20 TL'lik değerlemenin rayice daha yakın olduğu, söz konusu değerlemenin bizzat mahalde taşınmazlarda incelenmek suretiyle yapılmış oluşu dikkate alınarak değerleme tarihi itibariyle bu iki taşınmazın değerinin bu miktar kadar olabileceği görülmüş ve hükümde bu değer dikkate alınmıştır. Davalı şirket tarafından yaptırılan değerleme sonucu iki taşınmazın toplam değeri 1.922.000,00 TL olup değerleme tarihi itibariyle taşınmazların rayiç değeri 441.168,20 TL çıkartıldığında 1.480.831,80 TL'dir. Söz konusu zarar miktarının 1.480.831,80 TL olarak tespit ettikten sonra söz konusu zararın davalının sorumlu olup olmadığı, müterafik kusurun bulunup bulunmadığı hususlarında da irdeleme yapmak gerekmiştir. Görüldüğü üzere davalı şirket tarafından yaptırılan değer tespitinde her iki taşınmazın değeri 1.922.000,00 TL olarak tespit edilmişken daha sonra yaptırılan ekspertiz çalışmaları ve değer tespitlerinde her iki taşınmazın toplam değeri en düşük 412.050,00 TL en yüksek ise ... A.Ş'ye yaptırılan 550.000,00 TL, ortalama değer ise 440.000,00 TL'dir. Bu rakamlardan hangisi esas alınırsa alınsın, davalı şirket tarafından yaptırılan değerlemede tespit edilen değerin her iki taşınmazın toplam rayiç değerinden yaklaşık 4 kat daha yüksek tespit edildiği, değerleme yapılırken değerlenen taşınmazlar arasında %10 - %20 gibi farkların makul sayılabileceği ancak yaklaşık 4 kat fazla değer tespit etmeden davalı şirket çalışanı olan ekspertizin hatalı değerleme yaptığının mutlak olduğu, bu suretle değerleme raporlarında gerçeğe aykırı bir değer takdirinin yapıldığı, dolayısıyla davalı şirketin çalışanı olan ekspertiz elemanın bu hatalı değerlendirmesinden dolayı sorumlu olduğu, davalı şirket ekspertizinin yapılan değerlendirme ve ekspertiz işleminde kusurunun bulunduğu, çalışanının bu kusurundan dolayı kusursuz sorumluluk ilkesi gereği de davalı şirketin sorumlu olduğu, bu kapsamda davacıda oluşan zarar ile davalının eylemi arasında uygun illiyet bağının da oluştuğu görülmüştür. Müterafık kusur incelemesi yönünden ise, davacı banka basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğündedir. Bu kapsamda davalı şirkete yaptırılan ekspertiz incelemesi ile yetinmeyip kredi ödenmedikten 6 ay sonra yaptırdığı gibi 2. Bir ekspertiz çalışması yaptırarak taşınmazların gerçek rayiç değerini başka bir ekspertiz suretiyle kontrol ettirmesi gerekirken bu yükümlülüğe uymamıştır. Ayrıca kullandırılan kredi miktarının yüksekliği ile alınan teminatların da uyumsuz olduğu, alınan ipotek bedellerinden 4-5 kat daha fazla kredi limiti tahsis edildiği, taşınmazların teminat olarak kabul edilip edilmemesi, edilmesi halinde kullandırılacak kredi miktarının belirlenmesi gibi nihai takdirin davacı bankanın uhdesinde olduğu, davalı şirket tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda taşınmazların üzerinde altyapı bulunmadığının, taşınmazlara ulaşımının Kutlu Düğün Köyü içinden geçildikten sonra 4 km'lik bir tarla yolu ile sağlandığı, taşınmazlar üzerinde planlanan inşaat faaliyetlerinin henüz başlamadığı, rapora ekli resimlerden ve yerleşim yeri krokilerinden taşınmazların tamamının kırsal alanda olduklarının anlaşıldığı, buna rağmen davacı bankanın gerçek değerinin 4 katından fazla bir değer biçilen raporu teyit ettirmediği, bu kapsamda davalı bankanın da meydana gelen zararın artmasına sebebiyet verdiği ve bu nedenle %50 oranında müterafık kusurunun olduğu, bu husus gözönüne alındığında davacı bankanın oluşan toplam zararı olan 1.480.831,80 TL'lik zararın 1/2'sine kendisinin katlanmak zorunda kalacağı, 1/2'sinin ise davalıdan tazmin edebileceği görülmüş bu nedenle davalı şirketin sorumlu olduğu zarar miktarının 740.415,90 TL'nin davalı ... A.ş'den 02/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Şirketinin ise poliçe limiti olan 480.000,00 TL ile sınırlı olmak şartıyla sigorta şirketine ihbar tarihinden sonra muaccel olduğu 17/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde mükerrer olmamak şartıyla müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiştir. Davalı sigorta şirketi yönünden her ne kadar davacı tarafça her bir taşınmaz değerlemesi için poliçe limiti olan 500.000,00 TL olmak üzere ayrı ayrı 1.000.000,00 TL için dava açılmış ise de düzenlenen 19/06/2011 başlangıç ve 19/06/2012 bitiş tarihli mesleki sorumluluk sigorta poliçesinin teminat limiti başlıklı 3. Maddesinde aynı zarara yol açan birden fazla eylem veya kaçınma halinin tek bir olay sayılacağı ve olay başına tazminat limitinin 500.000,00 TL olduğu, davalı şirket tarafından her ne kadar 2 adet taşınmazın değerlemesi yapılmış ise de söz konusu değerlemenin tek bir raporla yapıldığı, dolayısıyla tek bir olay sayıldığı, bu nedenle davalı sigortanın sorumluluğunun olay başına 500.000,00 TL olduğu, ayrıca 20.000,00 TL muafiyet tutarı bulunduğu, bu tutar düşüldüğünde davalı sigortanın sorumlu olduğu miktarın 480.000,00 TL olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketinin bu miktardan sorumlu olduğu görülmüştür. Birleşen dava, davacı ... ile davalı ... Bankası TAO arasında imzalanan 27/01/2011 tarihli sözleşme ve ekli faturalar gereğince alacağın davalı bankadan tahsilinin talep edildiği, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememize dce kabul gören bilirkişi raporuna göre davalı ... kayıtlarında birleşen dava tarihi 10/06/2015 itibariyle birleşen dava davalısı bankaya ait cari hesaplar toplamının 257.525,03TL olduğu ve birleşen dava tarihindeki hesap bakiyelerini gösterir liste dikkate alındığında cari hesap bakiyesi ile fatura tutarları arasında 51,82TL fark bulunduğu, söz konusu farkın süreç içinde çok sayıdaki fatura ödemelerindeki küsurat farklılıkları, yabancı para ödemelerindeki kur farkları gibi hususlardan kaynaklanmış olabileceği, birleşen dava davacısı ... AŞ'nin ticari defter ve kayıtlarına göre davalı bankadan birleşen dava tarihi 10/06/2015 tarihi itibariyle 257.525,03TL alacaklı olduğu, birleşen dosya davacısı ... A.Ş tarafından birleşen dosya davalısı ... Bankası TAO 11/03/2011 tarihli hizmet sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki sayılan 21/01/2013 tarihli değerleme hizmet sözleşmesi kapsamında değerleme hizmeti verildiği, sözleşmenin imzalandığı tarihten 2015 tarihine kadar verilen değerleme hizmetleri sonucu oluşan bedellerin davalı banka tarafından ödenmediği, mahkememizce yaptırılan bilirkişi raporuna göre birleşen dosya davacısı ... tarafından belirtilen dönemlerde toplam 257.525,03 TL'lik değerleme hizmetinin verildiği ve bu hizmetlerin faturalandırıldığı, davacı tarafça birleşen dosya davacısı TSKB tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 05/02/2015 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin davalıya gönderildiği ve 12/02/2015 tarihi itibariyle davalı bankanın temerrüte düşürüldüğü, dolayısıyla birleşen dosya davacısı tarafından davalı bankaya verilen değerleme hizmeti karşılığı davalı bankadan 257.525,03 TL alacaklı olduğu, bu bedelin davalının temerrüte düşürüldüğü 12/02/2015 tarihinden itibaren davalı bankandan tahsili ile birleşen dosya davacısı ... A.Şye ödenmesinin gerektiği görülmüş ve asıl davada davacının davasının kısmen kabul / kısmen reddi ile, 740.415,90 TL'nin davalı ... A.Ş borcun tamamından sorumlu olmak şartıyla 02/10/2012 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta Şirketi ise poliçe limiti olan 480.000,00 TL ile sınırlı olmak şartıyla muaccel olduğu tarih olan 17/01/2013 tarihinden (ihbar tarihinden sonra 8 iş günü sonrası) işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde mükerrer olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 257.525,03 TL'nin 12/02/2015 (temerrüte düşürüldüğü tarih) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine " karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada istinaf yoluna başvuran davacı ... Bankası T.A.O. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; İş bu davada müvekkili Banka davalıların yapmış olduğu açıkça yanlış hatalı ve kusurlu değerleme sebebiyle zarara uğramış olup, ekspertiz firmalarının Bankalarla yapmış olduğu anlaşmalara ilişkin duyulan güven duygusunu zedelendiğini, müvekkili bankanın zararının açık olduğunu, kredi kullandırımından yaklaşık 6 ay sonra aynı taşınmazlar için ... A.Ş.’ye yaptırılan ekspertiz neticesinde düzenlenen 29.08.2012 tarihli raporda ise, ... ada ... parsel için 280.000 TL ve ... ada ... parsel için 270.000 TL olmak üzere toplamda 550.000 TL değer biçildiğini, her iki ekspertiz firmasının raporları arasında oluşan 1.372.000 TL’lik fark nedeniyle, müvekkili banka zararının tazmini ... A.Ş.’den 28.01.2013 tarih, 285 sayılı yazı ile talep edilmiş, ancak davalı firma tarafından bu talebe yazılı bir cevap verilmediğini, diğer taraftan ... A.Ş., mesleki sorumluluk kapsamındaki tutarın ödenmesi için durumu diğer davalı ... Sigorta Şirketi’ne bildirmiş olup, diğer davalı sigorta şirketi tarafından bilgi ve belgelerin istenildiğini ancak bugüne kadar tüm bilgi ve belgeler sigorta şirketine verilmesine rağmen müvekkili bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı ... A.Ş. tarafından ekspertiz incelemesi yapılırken taşınmazlara bu derecede gerçekten uzak ve fahiş, hayatın olağan akışına aykırı büyük rakamlar tespit edilmemiş olsa idi, müvekkili bankaca borçlu firmalara daha az kredi kullandırılacak, belki de hiç kredi kullandırılmayacağını, bu nedenle davalı ... A.Ş., kendisine tevdii edilen gayrimenkul değerleme işini gereği gibi yerine getirmemiş, objektif ve tarafsız hareket etmemiş, hazırlamış olduğu ekspertiz raporu ile müvekkili Bankayı yanıltmış ve zarara uğramasına neden olduğunu, kısaca müvekkili banka basiretli bir tacir gibi davranmış olup, ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. firmasına kredi tesis edilirken de Ankara İli, Mamak İlçesi, ... Mah., ... ada ... parselde, ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazlar üzerine ekspertiz değerleri baz alınarak ipotek tesis edilirken de kanuna ve mevzuata uygun hareket edildiğini, tüm bu değerlendirmeler ışığında Mahkemenin müvekkili Bankayı %50 kusurlu bulmasının açıkca yanlış olduğunu, bilirkişilerce tahsil edilemeyen 4.240.130,97 TL rakam ile 1.480.831,80 TL rakamdan küçük olanı banka zararı olarak kabul edilmesi gerektiği beyanına uygun olarak, müvekkili banka zararının 1.480.831,80 TL olduğuna ilişkin Mahkeme ilamının usul ve hukuka aykırı olduğunu, yine ilgili ilamda, faiz oranı, vekalet ücreti, masraf hesaplaması ve diğer hususlar yönünden de yanlış karar verilmiş olup, özellikle davalılara farklı dava değeri üzerinden dava açılmış olup, vekalet ücretinin davalılar yönünden (ilamı kabul anlamına gelmemekle birlikte) farklı hesaplamaya tabi tutulması gerekir iken, Mahkemece bu yönden de açıkca yanlış hüküm tesis edildiğini, asıl dava açısından istinaf sebeplerinin kabulü ile ilamın istinaf sebepleri doğrultusunda ortadan kaldırılması ve yeni hüküm tesisine karar verilmesini talep etmiştir.Asıl davada istinaf yoluna başvuran davalı ... Sigorta Şirketi istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigortalı ...’nin kusurlu olduğu düşünülse dahi, uyuşmazlık konusu gayrimenkul değerleme raporu nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararın poliçe teminatı dışında olduğunu, uyuşmazlık konusu gayrimenkul değerleme raporundaki tespitlerde sigortalı ...’nin hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde ne kadar kredi kullandırdığını, ne kadar zarara uğradığını ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde açıklamadığını, uğramış olduğunu iddia ettiği maddi zararı belgeleri ile ispatlayamamış olmasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla uyuşmazlık konusu raporun içeriğinin hatalı olduğu düşünelecek olsa dahi bu durum davacının vermiş olduğu kredi ile krediye dayanak gösterilen teminatlar üzerindeki gözetim ve denetim yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı müvekkili şirket aleyhine açtığı davayı kendi kusurlu hareketi ile sebebiyet vermiş olup, faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin esas alınması gerektiğini, hiç bir istinaf taleplerinin kabul görmemesi ihtimalinde dahi müvekkili şirketin yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından yanlış anlaşılmaya mahal vermeyecek şekilde açıkça poliçe teminat limiti ile oranlı olacak şekilde sorumlu tutulması gerektiğini, mahkeme kararında müvekkili şirket 480.000,00 TL poliçe limiti ile sorumlu tutulmuşken, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri bakımından hükmedilen tüm tutara denk gelen kısım ile sorumlu tutulduğunu, oysa müvekkili şirket ancak poliçe teminat limiti oranında ferilere katılmakla yükümlü olduğunu, kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamında re’sen gözetilecek hususlar kapsamında usul ve yasaya aykırı İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1245 E. 2021/58K. sayılı 27.01.2021 tarihli kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Asıl davada istinaf yoluna başvuran davalı - birleşen davada istinaf yoluna başvuran davacı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçelerinde özetle; asıl dava yönünden, davalıya zararın doğmasından dolayı %50 kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, davalının özen yükümlülüğüne uygun değerleme raporu hazırladığını, davacının %100 kusurlu olduğunu, mahkemenin, davacının zararını hatalı olarak tespit eden bilirkişi raporuyla hüküm kurduğunu, taşınmaz değerinin değerleme tarihine indirgenmesinin tüfe oranıyla yapılamayacağını, 32,12 TL’lik birim metrekare değerinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda hem güncel, hem de eski tarihli değer tespit edilirken kullanılan diğer yöntemler de teknik açıdan sağlıklı bir değerleme sonucu veremeyeceğini, ... Sigorta’nın poliçe sorumluluğu 500.000 TL değil, iki rapor söz konusu olduğundan dolayı her bir 1.000.000 TL olduğunu, birleşen dava yönünden müvekkili şirketin dava dilekçesinde “ilgili fatura tarihlerinden ödeme tarihine kadar işleyecek yıllık %12,74 ticari temerrüt faizi” ile asıl alacağının ödenmesini talep ettiğini, asıl alacağa tahakkuk edecek faizin, asıl alacağı oluşturan her bir faturanın tarihinden itibaren ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini, zira TTK m. 1530/2 uyarınca bir ticari hizmet tedariki söz konusu olduğunu ve bu hüküm gereği her bir değerleme raporu karşılığında ödenmesi gereken tutarlar bakımından davalı bankanın ihtarsız temerrüde düşeceğini, bu nedenle müvekkili şirketin faiz alacağının fatura tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faizinin hesaplanması gerektiğini, asıl dava yönünden istinaf dilekçelerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, bu doğrultuda davanın reddine, birleşen dava yönünden istinaf dilekçelerinin kabulü ile faiz alacaklarının her bir fatura tarihinden itibaren doğru hesaplanması için ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, istinaf yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada istinaf yoluna başvuran davalı ... Bankası T.A.O. vekili istinaf dilekçesinde özetle; açılan iş bu davada takas haklarının ileri sürüldüğünü, takas hakları ileri sürülürken de haklarında açılan davanın aleyhlerine sonuçlanmasını engellemek için yapıldığını, mahkeme dosyasında asıl dava olarak görülen ... Esas sayılı dava dosyamızda ... A.Ş.'nin 740.415,90 TL borcun tamamından sorumlu olduğu hükmüne varıldığını, mahkemenin asıl dava yönünden müvekkili bankayı haklı bulurken, birleşen dava yönünden taraflarınca ileri sürülen takas defi dikkat alınmayarak usul ve yasalara aykırı karar verildiğini, oysa ki asıl dava dosyası yönünden müvekkili haklı görülürken, birleşen davanın takas nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, çünkü asıl dava yönünden davalı ... firmasının müvekkile borçlu olduğunun hüküm altına alındığını, davadan da anlaşılacağı üzere davacı ... şirketinin hazırlamış olduğu gerçeğe aykırı gayrimenkul ekspertiz raporu nedeniyle müvekkili bankanın zarara uğradığını, söz konusu zarar nedeniyle dava konusu ekspertiz rapor bedelleri olan 265.936,33TL davacı tarafa kanun ve sözleşmeden doğan takas ve mahsup haklarının kullanılmak suretiyle ödenmediğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 27.01.2021 tarihli 2014/1245 E. 2021/58 K. Sayılı birleşen dava yönünden verilmiş olan kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının tetkik edilerek yeniden karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Asıl dava, davacı banka ile davalı gayrimenkul değerleme şirketi arasında imzalanan ekspertiz hizmet sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine, birleşen dava ise ödenmeyen fatura bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davada davacının davasının kısmen kabulü ile 740.415,90 TL'nin davalı ... A.Ş borcun tamamından sorumlu olmak şartıyla 02/10/2012 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta Şirketi ise poliçe limiti olan 480.000,00 TL ile sınırlı olmak şartıyla muaccel olduğu tarih olan 17/01/2013 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde mükerrer olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile, 257.525,03 TL'nin 12/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. Asıl davada davacı , genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı ... Mal İt San ve Tic Ltd Şti'ye verdiği krediye teminat oluşturmak üzere ipotek koyduğu taşınmazların gerçek değerinin tespiti için davalı şirket tarafından tanzim edilen gayrimenkul değerleme raporlarının gerçeğe aykırı olduğunu belirterek uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. Taraflar arasındaki 27.01.2011 tarihli Ekspertiz (Değerleme) Hizmet Sözleşmesinin ‘hak ve yükümlülükler’ başlıklı 8/8 maddesinde davalı şirketin ekspertiz süresince her türlü zarardan sorumlu olacağı, davalı şirketin gerçeğe aykırı bir değer takdirinin yapıldığı ya da değeri etkileyecek bir bilginin kasıtlı olarak alınmadığının tespiti durumunda zararla illiyet bağının kurulmuş olması ve zararın ortaya çıkmış olması şartıyla ortaya çıkan zarardan sorumlu olacağı, davalı şirketin bankaya bu konuda hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceğini peşinen kabul edeceği; sözleşmenin ‘mesleki sorumluluk sigortasının tazmini’ başlıklı 16. maddesinde düzenlenen değerleme raporunda gerçeğe aykırı bir değer takdiri yapıldığı ya da değeri etkileyecek bir bilginin kasıtlı olarak dikkate alınmadığının ortaya çıkması halinde zarar görenin taraflarca mesleki sorumluluk sigortası yaptırılan sigorta şirketinden veya değerleme kuruluşundan tazmin talebinde bulunabileceği; taraflar arasındaki 21.01.2013 tarihli Ekspertiz (Değerleme) Hizmet Sözleşmesinin ‘hak ve yükümlülükler’ başlıklı 9.8. maddesinde davalı şirketin gerçeğe aykırı bir değer takdiri yapılması halinde ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ve bankaya bu konuda hiç bir sorumluluk yüklenemeyeceğini peşinen kabul edeceği, davalı şirketin bu zarar ve ziyanın kendisine hiçbir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın teminatından kesilmesini ve banka nezdindeki her türlü hak ve alacağına takas ve mahsup edilmesini kabul ve taahhüt edeceği , sözleşmenin 9.17.maddesinde davalı şirketin sözleşme çerçevesinde sağlanan değerleme hizmetindeki gayrimenkulün değerlendirilmesi de dahil olmak üzere her türlü kusur nedeni ile bankanın her tür zararını (bankanın yanlış değer tespitine dayanarak kendi uygulamasına göre gerektiğinden fazla veya az kredi tahsis etmesi halinde fazla veya az tahsis nedeni ile bankanın uğramış olduğu tüm zararlar dahil olmak üzere) tazminle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Davalı ... A.Ş. tarafından, değerleme raporlarında gerçeğe aykırı bir değer takdiri yapılması ya da değeri etkileyecek bir bilginin verilmemesinden ötürü doğacak zararlar nedeniyle üçüncü şahıslar tarafından kendisine karşı ileri sürülebilecek tazminat taleplerine karşı davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından mesleki sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiği, poliçenin 19/06/2012-19/06/2013 tarihlerini kapsadığı, poliçe teminat bedelinin olay başına 500.00,00 TL limitle sınırlı olmak üzere toplam 12.500.000,00 TL olduğu, teminat limiti başlıklı 3. Maddesinde aynı zarara yol açan birden fazla eylem veya kaçınma halinin tek bir olay sayılacağı ve olay başına tazminat limitinin 500.000,00 TL olduğu, hasar başına 20.000,00 TL muafiyet kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı banka ile dava dışı ... İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti. arasında 01.07.2011 tarihinde 2.000.000,00 TL, 04.04.2012 tarihinde 5.000.000,00 TL limitli çerçeve niteliğinde genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. İmzalanan bu genel kredi nedeniyle Davalı ... A.Ş tarafından düzenlenen 01.03.2012 tarihli ekspertiz raporuna göre ekspertiz değeri 980.000,00 TL olan Ankara ili, Mamak İlçesi ... Ada ... parselde kayıtlı gayrimenkul üzerinde banka lehine 1.derecede 4.000.000,00 TL'lık ipotek tesis edildiği, yine davalı ... A.Ş tarafından düzenlenen 01.03.2012 tarihli ekspertiz raporuna göre ekspertiz değeri 942.000,00 TL olan Ankara ili Mamak İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parselde kayıtlı gayrimenkul üzerinde banka lehine 1.derecede 4.000.000,00 TL'lık, ... AŞ. tarafından düzenlenen 21.12.2011 tarihli ekspertiz raporuna göre ekspertiz değeri 545.000,00 TL olan Ankara ili Çankaya ilçesi ... ada ... parsel ... no'lu bağımsız bölümde kayıtlı gayrimenkul üzerinde banka lehine 1.derecede 1.500.000,00 TL'lık ipotek tesis edilmiştir.Davacı banka tarafından kredilerin zamanında ödenmemesi nedeniyle Ankara ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlu kefiller ..., ..., ... ve ... hakkında 15.11.2012 tarihinde genel haciz yoluyla 1.479.350,00 TL asıl alacak, 223.462,51 TL işlemiş faiz, 11.173,11 TL BSMV, 1.923,47 TL masraf olmak üzere toplam 1.715.909,09 TL üzerinden takip yapıldığı, Ankara ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile de dava dışı borçlular ... San ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... hakkında 15.11.2012 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 1.479.350,00 TL asıl alacak, 223.462,51TL işlemiş faiz, 11.173,11 TL BSMV, 1.923,47 TL masraf olmak üzere toplam 1.715.909,09 TL üzerinden takip yapıldığı anlaşılmıştır. Ankara ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına ilişkin Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/636 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulü ile kefil olan davalı hakkında 661.381,00 TL asıl alacak, 27.226,85 TL işlemiş faiz ve 1.361,34 TL BSMV olmak üzere toplam 689.969,19 TL üzerinden takibin devamına karar verildiği, verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek onanmasına karar verildiği görülmüştür. Ankara ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 3 adet ipotekli taşınmaz için satış talep edildiği, Ankara ili, Mamak İlçesi ... Ada ... parsel ve Ankara ili Mamak İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parsel sayılı taşınmazların icra yoluyla satışının gerçekleştirildiği, mülkiyeti ...'a ait Ankara ili Çankaya İlçesi, ... Mah. ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölüm vasıflı 3.taşınmaz için alacaklı bankanın 430.000,00 TL harici tahsilat yapıldığını bildirdiği, davacı bankanın rehin açığı talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi üzerine Ankara 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/438 Esasına kaydedilen şikayet davasında rehin açığı belgesi istenmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.Somut olayda davalı şirketin gerçeği aykırı eksper (değerleme) raporlarıyla davacı bankanın teminat açığına sebebiyet verildiği iddia edilmiş ve davacı bankaca kullandırılan kredinin ödenmeme riski olduğu belirtilmiş ise de dava dışı kredi borçluları hakkında yapılan icra takiplerine konu kredi alacağına yönelik dosya kapsamında aciz vesikası veya rehin açığı belgesi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının kredi alacağının asıl sorumlusu kredi borçluları olup, davalı ... A.Ş ve davalı sigorta şirketi yönünden davacı bankanın zararı, kredi alacağının kredi borçlusundan tahsil olanağının kalmaması halinde doğacaktır. (Bu yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 25/03/2019 gün ve 2019/1325 E. 2019/3912 K. sayılı ilamı) Zira davacı bankanın teminat açığının bulunması, tek başına zararın doğduğu anlamına gelmez. Bu durum karşısında mahkemece öncelikle davacı bankanın alacağını tahsil etmek için tüm yolları tüketip tüketmediği, tahsil edilemeyen alacak için Ankara ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve Ankara ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyalarında aciz vesikası veya rehin açığı belgesi alıp almadığı araştırılıp, davacı tarafa asıl borçlu hakkında varsa rehin açığı belgesi ve aciz vesikası sunulması için uygun süre verilmesi, bakiye alacağın kalması halinde eldeki davaya devam edilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Birleşen davada davacı, davalı bankadan ödenmeyen fatura bedelinin tahsilini talep etmiştir. Dosya kapsamına alınan mali müşavir bilirkişi raporunda dava tarihi 10/06/2015 tarihi itibariyle 257.525,03 TL olarak belirtilen alacak miktarı yönünden taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktır.Davacı şirket Beyoğlu ... Noterliğinin 5 Şubat 2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kesinleşmiş faturaların faiz hariç toplam bedeli olan 265.936,33 TL'nın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesini istenmiş, davalı banka ise Beyoğlu ... Noterliğinin 12 Şubat 2015 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarnamesi ile fatura alacaklarını kabul ettiğini ancak hatalı olduğu iddia edilen raporlar nedeniyle oluşacak zararın kesinleşmesinden sonra zarar tutarının mahsubu amacıyla fatura alacağının ödenmediğini bildirmiştir. Birleşen dava yönünden uyuşmazlık, TTK'nın 1530.maddesine dayalı olarak her bir fatura tarihinden itibaren işlemiş faiz hesabı yapılması gerekip gerekmediği, davalı bankanın taraflar arasındaki sözleşmenin 9.8.maddesine dayalı olarak gerçeğe aykırı bir değer takdiri yapılması halinde ortaya çıkacak zararının davacı şirketin alacağından takas-mahsup edilip edilmeyeceği noktalarındadır. "Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" başlıklı TTK'nın 1530/2.maddesinde taraflar arasında mal ve hizmet tedarik ilişkisinin bulunması halinde alacaklının kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen borçlunun gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödememesi halinde ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceği, 3.maddesinde mütemerrit borçlunun alacaklısının sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanacağı düzenlenmiştir.Faiz, fer’i nitelikte bir alacak olup, asıl alacak davasından ayrı, başlı başına bir dava ile istenmesini engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Faiz alacağının asıl alacak ile birlikte davaya konu edilmesi halinde ise faiz miktarının açıkca dava dilekçesinde yer alması ve işlemiş faiz talebi için ayrıca bir harç ödenmesi gerekir.Bu değerlendirmelerden sonra davalı bankanın, gerçeğe aykırı bir değer takdiri yapılması halinde ortaya çıkacak zararının davacı şirketin alacağından takas mahsup edilmesi talebinin incelemesine geçildiğinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. Maddesinde “iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlem olup,takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirlerine borçlu olması gerekir. Takas için aranan diğer koşullar, kural olarak her iki borcun muaccel olması ile tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olmasıdır. Takas, davadan önce ve dava sırasında ileri sürüleceği gibi takasa konu alacak ayrı bir davaya konu edilebilir .(Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E., 2021/1463 K. sayılı kararı) Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Mahsupta ayrı ve müstakil iki alacak bulunmayıp , sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek için yapılan bir işlem söz konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup savunmasını alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve bu savunmanın ispati borcu sona erdiren durum olduğundan hâkim tarafından re’sen nazara alınır.(Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı ve 2017/(23)6-873 Esas , 2022/605 Karar sayılı kararları) Somut uyuşmazlıkta, davacı şirketin ödenmeyen fatura bedellerinden kaynaklanan alacak iddiasına karşılık davalı banka, taraflar arasındaki 21.01.2013 tarihli ekspertiz (değerleme) hizmet sözleşmesinin 9.8. maddesine dayanarak, gerçeğe aykırı olarak düzenlenen bir kısım değerleme raporları nedeniyle davacıya borçlu olmadığını savunmakla takas definde bulunmuştur. Bu durumda mahkemece takas definin temeli olan zarar talebinin asıl davada tartışılacağı gözetilerek asıl davada varılacak sonuca göre birleşen davada takas defi yönünden değerlendirme yapılması gerekirken bu husus gözetilmeden ayrı ayrı dava konusu edilen ve hüküm altına alınan alacakların takas mahsuba konu olamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kararın kaldırılma sebebine göre asıl dava yönünden taraf vekillerinin, birleşen dava yönünden davacı vekilinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülencevapSatımdanusuldenkaldırılmasınaTazminatKaynaklanan)istinafdereceistanbulgerekçe(Ticaribirleşenileridavadakabulünumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim