SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2023/1374 E. 2024/290 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1374

Karar No

2024/290

Karar Tarihi

28 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1374

KARAR NO: 2024/290

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/06/2023

NUMARASI: 2021/598 Esas - 2023/564 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette çoğunluk gücünün kötüye kullanılmakta olduğunu, çoğunluk pay sahiplerinin çıkarlarını şirket çıkarlarının üzerinde tutmakta olduklarını, davalı şirketin çoğunluk pay sahibi ... tarafından yönetildiğini, yönetim kurulu üyesi müvekkili ... ve paydaş olan diğer müvekkillerinin hiçbir surette karar alma sürecine dahil edilmemekte olduklarını, yönetim kurulu üyesi müvekkili ... hiçbir yönetim kurulu toplantısına dahil edilmediğini, bu konuda ihtarnameler çekmesine rağmen davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... ve başkan vekili ... birlikte karar alarak genel kurul toplantı tarihini ve gündem maddelerini belirlediklerini, yönetim kurulu üyelerinin denetlenmedikleri için kendi menfaatleri doğrultusunda hukuka aykırı işlemler gerçekleştirdiklerini, bu kapsamda müvekkillerinin bilgisi ve onayı olmaksızın hisselerinin daha fazla olduğu ... adına demirbaş alım satımları, kiralama işlemleri yapıldığını, bununla birlikte nakit ve döviz yönetimi gibi mali konularda şirket çıkarlarına aleyhe hareket etmekle birlikte bilançolar, kayıt ve beyanların da şirketin gerçek durumunu yansıtmamakta olduğunu, şirket muhasebe kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere müvekkillerinin babasının vefatından sonra diğer iki yöneticinin kendi şahsi çıkarları yararına pek çok işlemler gerçekleştirdiklerini, müvekkillerinin yönetim kurulu üyesi ve hissedar olarak hukuki hakları engellenmekte, şirket yönetim kurulu başkanı ve başkan vekili tarafından mevcut yetkileri açıkça kötüye kullanılmakta, tek kişi tarafından karar alınmakta ve uygulanmakta olduğunu, müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme haklarının sistematik olarak engellenmekte olduğunu, müvekkillerinden ... yönetim kurulu olarak davalı şirketin mali verilerinde inceleme yapmak istemiş ancak müvekkiline olumsuz yanıt verilmiş, talep edilen bilgi ve belgelerin kendisine iletilmemiş olduğunu, bununla birlikte müvekkilleri ... şirket merkezine girişi engellenerek fiilen görev yapmalarının da engellenmiş olduğunu, bu yönde şirket yetkilileri tarafından talimat verilmiş olduğunu, müvekkillerine şirket işleyişine dair hiçbir bilgi verilmemiş, hatta şirket çalışanlarına müvekkillerine hiçbir konuda bilgi verilmemesi, herhangi bir taleplerine cevap verilmemesi yönünde talimat verilmiş olduğunu, bu surette müvekkillerinin şirket işleyişine dair bilgi alma amacıyla ilettiği mail, telefon ve mesajlara cevap verilmemiş, nihayetinde kullanmış oldukları mail hesaplarının da iptal edilmiş olduğunu, görüleceği üzere müvekkillerinin bilgi alma ve yönetim haklarının fiilen tamamen kısıtlanmış olduğunu, azınlık durumundaki müvekkillerinin de mali haklarının engellenmekte olduğunu, nitekim müvekkillerine uzun bir süredir bir ödeme yapılmadığı gibi SGK primi ödemelerinin de gerçekleştirilmemekte - olduğunu, yine müvekkillerinin kullanmakta - olduğu araçların HGS/OGS kayıtlarının da iptal edilmiş olduğunu belirtmişler ve de sonuç ve talep olarak da yapılan bu açıklamalar ışığında; şirket yönetiminin konusunda uzman bir kayyım heyetine verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde şirket yönetim kurulunun 100.000 TL ve üzerindeki işlemlerinin dışarıdan oluşturulacak uzman kayyım heyetinin onayına tabi tutulmasını ve davalı şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların iddialarının soyut olup gerçek dışı olduğunu, davacıların bu iddialarını ispatlaması gerektiğini, davacıların bilgi alma taleplerinin karşılanmadığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı ...'nin yasaya aykırı olarak şirketten dışarı çıkarılması mümkün olmayan bilgiler talep ettiğini, bu ve diğer davacılara Noter ihtarnameleri ile diğer yönetim kurulu üyeleri ... tarafından cevapların verilmiş olduğunu, bu cevaplarda yasal olarak paylaşılması gereken bilgilerin şirket merkezinde hazır olduğunun kendilerine bildirildiğini, ancak davacıların bu konuda herhangi bir inceleme yapmadıklarını, davacıların şirket binasına giriş-çıkış kartlarının bloke edildiği iddiasının da tamamen gerçek dışı olduğunu, şirket merkezinin bulunduğu ticaret merkezinin giriş çıkışlarının ticaret merkezi yönetiminin yetkisinde olup müvekkili şirketin yetkisinde bulunmadığını, davacıların SGK çıkışının yapılmasının da tamamen İş Hukuku çerçevesinde yapılmış olup huzurdaki dava ile bir ilgisinin bulunmamakta olduğunu, davacı ...'ne şirkette çalışma imkanı sağlanmış ancak bu kişinin işe devam etmeyerek İş Hukukuna aykırı davranışlarda bulunmuş olduğunu, davacıların Genel Kurulların yapılmadığı yönündeki iddialarının da gerçek dışı olduğunu, pandemi sürecinde yaşanan kısıtlamalar sebebi ile şirket genel kurullarının yapılamamış olduğunu, ancak kısıtlamaların kalkması ile 2019-2020 genel kurullarının bir arada yapılması planlanmış ve bu yönde çalışmalara başlanmış olduğunu, davacılara da bu hususun gerek telefon gerekse e-mail yolu ile iletilmiş olduğunu, davacıların da bu konuda kötü niyetli olduklarını, yapılmış olan açıklamalar karşısında davacıların ileri sürmüş oldukları iddiaların asılsız ve gerçek dışı olduğunun sabit olduğunu, öncelikle davacıların bu iddialarını ispatlamaları gerektiğini, bu nedenlerle ispatlanamayan davanın reddi gerekmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacıların ileri sürdükleri iddiaların feshi gerektirecek haklı sebepler de olmadığını, bu konuda TTK'nın ilgili maddelerinde düzenlemeler bulunmakta olduğunu, davacıların müvekkili şirketin feshini istemekte hiçbir hukuki yararı bulunmamakta olduğunu, böylesi önemli ve güçlü bir şirketin feshi ile gerek ülke ekonomisine zarar vereceği gerekse pandemi sürecinde ihtiyaç olan ürünlerin erişimini aksatacağı açık olup, şirketin ülke içerisinde yarattığı istihdamdan ve ödediği vergilerden de mahrum kalınacağını, bunun ülke ekonomisine de zarar vereceğini, Ticaret Hukuku'nun temel ilkelerinden birisinin de uygulamada “tezgahın devamlılığı ilkesi” olarak da anılan ticari işletmenin faaliyetine devam etmesinin ve feshin son çare olması ilkesinin esas alınması olduğunu, bu konuda çok sayıda Yargıtay kararı bulunmakta olduğunu, davacıların kötü niyetli olduklarını, davacıların kötü niyetlerinin hukuken korunmaması gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin Türk Ticaret Kanunu doğrultusunda usulüne uygun şekilde yönetilen bir şirket olduğunu, davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin mesnetsiz ve kabul edilemez nitelikte olduğunu belirtmişler ve de sonuç ve istem olarak da açıklanan sebepler ile davacıların davasının reddine karar verilmesini, Sayın Mahkeme'nin aksi görüşte olması halinde ise davacıların sahip oldukları payların bedellerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava, 6102 sayılı TTK'nın 531'nci maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle feshi istemine ilişkindir. Davacılar vekili mahkememize sunmuş olduğu 08/06/2023 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı olup feragatin geçerliliği için bunun davalı veya mahkeme tarafından kabul edilmesine veya davalının muvafakat etmesine gerek yoktur. Somut olayda, davacılar vekilinin feragat beyanı nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 307-312. maddeleri gereğince, davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın feragat sebebiyle reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut davada davacı tarafın müvekkili şirkette çoğunluk gücünün kötüye kullanıldığını, çoğunluk pay sahiplerinin çıkarlarının şirket çıkarlarının üzerinde tutulduğunu, davacıların hem yönetim kurulu üyesi hem de ortak olarak şirketin işleyişine dahil edilmediklerini ve bu konudaki girişimlerinin de haksız ve hukuka aykırı olarak engellendiğini ileri sürdüğünü, davacı tarafın huzurdaki davada müvekkili şirket ile ilgili olarak sürekli iddia, itham hatta iftiralara varacak beyanlarda bulunduğunu, her seferinde bu gerekçelerle hukuk yoluna başvurduğunu, şirket içinde ve çalışanlar arasında huzursuzluk çıkardığını, davacıların tüm grup şirketleri için yapılan genel kurul iptallerinden itibaren her işlem için TTK ile düzenlenen her yolu kullanmış ve şirketteki huzuru bozduklarını, davacı tarafların açtığı davaların tamamının davacılar aleyhine reddolduğunu, davacıların iddia ve ithamları, şirketteki tutum ve davranışları, şirketin faaliyetini engellemek adına açtıkları davalar, şirket merkezinde sürekli olay çıkarmaları, müvekkili şirket ile grup şirketlerinin faaliyetlerini engellemek için açtıkları davaların şirketlerdeki çalışma barışını bozduğunu, şirketin davacı ortaklar ile devamında beklenen faydanın gerçekleşmeyeceğinin açık bir şekilde ortaya çıktığını, şirketin bu ortaklık yapısı ile devamının mümkün görünmediğini, her ne kadar davada davacılar davalarından feragat etmişlerse de davada TTK 531 gereği yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, feragate izin verilmeyen hallerin açıkça ve sınırlayıcı bir kanuni düzenlemeye dayanmadığı gibi feragatin mümkün olmadığı hallerde verilen örnekler de tahdidi olmadığını, haklı nedenle fesih davasının da bu kapsamda feragatin mümkün olmadığı davalar arasında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemece verilen feragat nedeniyle davanın reddine dair kararın ortadan kaldırılmasını ve mahkemece yargılamaya devam edilerek TTK 531 hükmü çerçevesinde fesih için haklı nedenin varlığı, ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiği, ortaklık ilişkisinin artık sürdürülemeyeceği hususlarının saptanması halinde feshin son çare olarak kabul edilmesi gerektiği dikkate alınarak payların gerçek değeri karşılığında pay sahibi davacıların ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava ikame edilmesi ve davadan feragat edilmesi, dava hakkının müspet veya menfi kullanım görünümleri kapsamında kalmakla, karşı tarafın kabulüne tabi olmadığı gibi, geçerli ve yetkili olmak şartıyla, bu yoldaki beyanın mahkeme tarafından tartışmasının da mümkün olmadığını, davadan feragatin hukuki sonucu emredici şekilde düzenlenmiş olduğundan yerel mahkemece başka türlü bir karar verilmesinin de mümkün olmadığını, buna rağmen davalı tarafın dava haklarını nasıl ve ne zaman kullanacakları hususunda söz söyleme hakkını kendinde görebilmesi, hiçbir hukuk mantığıyla açıklanamayacağını, bu yaklaşımın sadece davalının müvekkillerini ne olursa olsun hissedar sıfatından ve hissedarlık haklarından mahrum etmek amacıyla kötü niyetle davrandığının açık ikrarı mahiyetinde olduğunu, kaldı ki davanın reddedilmekle bütünüyle kendi lehine verilmiş hükmün istinafından davalının meşru menfaati bulunmadığı da hiçbir tartışmaya açık olmadığını, belirtilen sebepler neticesinde davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

GEREKÇE: Dava; TTK 531. Maddesi gereği anonim şirketin haklı nedenle feshi talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince yukarıda belirtilen sebepler ile istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık, TTK 531. Madde gereği açılan haklı nedenle fesih istemli davadan feragatin hüküm doğurup doğurmadığı noktasındadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 531. Maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Kanunda anonim şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Medeni usul hukukununda; tasarruf (md. 24), taraflarca getirilme (md.25), Taleple bağlılık (md.26), temel ilkelerdendir.Tasarruf ilkesini düzenleyen HMK 24. Maddesi "1-Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz. (2) Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam eder." bu ilke maddi hukukun Haklar üzerinde tanıdığı tasarruf yetkisinin medeni usul hukukundaki yansıması olup kanundan kaynaklanan istisnalar dışında davayı açmak, yürütmek, sonlandırmak tarafların tasarrufundadır. Taleple bağlılık ilkesini düzenleyen HMK MADDE 26. maddesi" (1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." Kamu düzeni amacıyla getirilen düzenlemeler dışında bu ilke gereğince hakimin hüküm verebileceği üst sınırdır. Maddi hukuktaki irade serbestisinin usul hukukundaki yansımasıdır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307/1. maddesi "feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir" denilmek suretiyle, davadan feragat tanımlanmış, 311. Maddesi ile de feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı hüküm altına alınmıştır. Davaya son veren taraf işlemlerinden olan davadan feragat talep edilen haktan, talep sonucundan vazgeçmektir. Davadan feragat davalının rızasına (muvafakatına) bağlı olmadığı gibi mahkemenin kabulüne de bağlı değilidir.Somut uyuşmazlığın konusu haklı sebeple şirketin feshine ilişkin olup davacı tarafın bu hakkından feragat etmesini engelleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi kamu düzenini ilgilendiren bir hususta bulunmamaktadır. Davacının açtığı davayı davalının talebi ile sürdürme zorunda bırakılması eldeki uyuşmazlığın niteliği gereği mümkün olmadığından ilk derece mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenistinafileriİstemli)derecesebepleriistanbulTicariŞirketesastanmaddegerekçenumarasımahkemesikararı(Fesihhgsogscevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim