SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2023/1423 E. 2024/285 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1423

Karar No

2024/285

Karar Tarihi

28 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1423

KARAR NO: 2024/285

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/11/2022

NUMARASI: 2022/96 Esas - 2022/830 Karar

DAVA: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/02/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun (“7155 sayılı Kanun”) ile Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklendiğini, yeni düzenleme ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı haline getirildiğini, taraflarınca arabuluculuk dava şartı yerine getirildiğini, Borçluların müvekkili nezdinde ... nolu kredi ... NOLU kredi kartına ait borçlarından kaynaklanan alacağının tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında 85.375,07 TL ( takip sonrası işlemiş faiz ve feri ve masrafları hariç ) ilamsız icra takibi başlattıklarını, Borçlular işbu takibe ilişkin borcun tamamına, imzaya, yetkiye, faize, faiz oranlarına ve diğer tüm fer'ilere itiraz ettiğini, borçlunun itiraza ilişkin iddialarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, Borçlu ... itiraz dilekçesinde yalnızca icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiğini, ... iş bu icra takibine ilişkin borcu olduğunu kabul etmediğini, itirazı yetki itirazı sınırlı olduğunu, borçlunun yetkiye itirazlarının kabulünün mümkün olmadığını, tacir olan borçlular ile müvekkili arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 60. vd Maddesi gereğince yetkili mahkeme ve icra daireleri müvekkili bankanın merkezinin bulunduğu yer icra müdürlükleri olarak belirlendiğini, müvekkili bankanın merkez adresi İstanbul Şişli olduğunu, Borçlu ... ise imzaya, yetkiye borcun tamamına, faize ve faiz oranları ile diğer tüm ferilerine itiraz etmesine rağmen takibe ilişkin Genel Kredi Sözleşmesinde itiraz eden borçlunun sözleşmede imzasının bulunduğunu, ... nolu kredi ... nolu kredi kartına ait borçlar borçlu tarafça ödenmeyen müvekkili bankanın alacağının muaccel olduğunu, bu nedenle İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlu ...'ın da yetkiye itirazlarının tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, Genel Kredi Sözleşmesinde borçlunun imzasının bulunduğunu, Genel Kredi Sözleşmesinin 60. vd Maddesi gereğince yetkili mahkeme ve icra daireleri müvekkili bankanın merkezinin bulunduğu yer icra müdürlükleri olarak belirlendiğini, borçlu tarafından yapılan itirazdaki amaç, meşru ve haklı alacaklı müvekilinin alacağına kavuşmasını engellemek ve alacağını konususz bıraktığını, haksız itirazın reddini, davanın kabulü ile davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin itiraz eden davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

CEVAP: Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dava, takibe konu kredi sözleşmesi nedeni ile takip tarihi itibari ile davalıların davacıya borçlu olup olmadığı, davalıların takip tarihi itibari ile sorumlu olduğu asıl borç ve işlemiş faiz miktarının ve uygulanacak faiz tür ve oranının tespitidir. Mahkememizce daha önce davanın reddine dair verilen 21.04.2021 tarihli karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2021/1933-1585E.K. sayılı kararıyla "İtirazın iptali davalarında, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmış olması dava şartı olup, icra dairesinin yetkisine itiraz konusunda karar verilmeden davanın esasına geçilemez." gerekçesiyle kaldırılmıştır. Davalılar tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına sunulan borca itiraz talebinde yetki itirazında bulunulduğu, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu ileri sürülmüştür. 43. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararı doğrultusunda yapılan değerlendirme neticesinde, davalıların adresinin "... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... Sincan/ ANKARA" olduğu, HMK'nın 17. maddesi uyarınca yetki sözleşmesinin tacirler arasında yapılması halinde geçerlilik kazanabileceği, davalı gerçek kişilerden ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu tutulduğu, tacir olarak kabul edilemeyeceği, yetki sözleşmesinde imzasının bulunmadığı ve davalıların yetki itirazının yerinde olduğu anlaşıldığından HMK'nın 114/1-ç, ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazların öncelikle incelenmesi gerektiğini, HMK`nın 6. maddesine göre ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesinin de yetkili kılındığını, takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yerinin de alacaklının yerleşim yeri olması gerektiğini, böyle bir durumda alacaklının kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabileceğini, mezkur itirazın iptali davasına konu icra takibinin dayanağının da borçlular ile müvekkili banka arasında imzalanmış Genel Kredi Sözleşmesi olduğunu, müvekkili bankanın merkezinin Levent/İstanbul da bulunduğu gözetildiğinde, HMK md 10 gereğince yetkili icra müdürlüğü ve mahkemelerinin İstanbul Çağlayan Adliyesi İcra Müdürlükleri ve Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, yetkili icra müdürlüğü ve yetkili mahkemelerin İstanbul Çağlayan Adliyesi İcra Müdürlükleri ve İstanbul Çağlayan Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun tespiti ile yargılama devam edilmek üzere dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılması gerektiğini talep ve dava etmiştir. Davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın HMK 114/1-ç ve 115/2 uyarınca usulden reddine ve devamında HMK 20/1 maddesi gereği talep edilmesi halinde dosyanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkili olup olmadığı, mahkemenin kendi yetkisine itirazda bulunmadığı halde yetkisizlik kararı verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları ... ve ... hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 75.490,10 Tl asıl alacak ve ferilerinin tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak olarak ... nolu kredi ve ... nolu kredi kartı açıklamasının bulunduğu, takip talebine; okunmayan ve imzaların bulunduğu son sayfaları bulunmayan genel kredi sözleşmesi fotokopisi, Beşiktaş noterliğinden keşide edilen ihtarname ve tebliğ evrak fotokopisinin eklendiği görülmektedir. Takibe karşı asıl borçlu /müşteri ... tarafından "şimdilik" kaydıyla İstanbul ... İcra dairesinin yetkisine itiraz edilip yetkili icra dairesinin Ankara batı icra dairesi olduğununun bildirildiği görülmektedir. Borçlu kefil ...'ın itiraz dilekçesi ise dosya içinde mevcut değildir. Anacak İcra dairesi dosyası içerisindeki 16/05/2020 tarihli karar tensip tutanağında kefil ...'ın borca/tüm ferilerine itirazının haivi dilekçesinin geldiğinden bahsedildiği, dava dilekçesinin 4. Bendinde ise borçlu kefil ...'ın imzaya, yetkiye, borcun tamamına faize ve faiz oranlarına itiraz edildiği ileri sürülmektedir. Takibe dayanak genel kredi sözleşmesi incelendiğinde ... müşteri, ...'ın ise müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla adlarına atfen atılı imza bulunduğu, sözleşmenin 27/03/2017 tarihini taşımadığı görülmektedir. Genel kredi sözleşmesinin 50.000,00 TL limitli olduğu, özleşmenin yetki başlıklı 61. Maddesinde "sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar HMK nın 10. Maddesi uyarınca sözleşmenin ifa yeri olarak bankanın ticaret merkezinin bulunduğu İstanbul (merkez) ve/veya banka şubesinin bulunduğu yer mahkeme ve icra daireleri ile sözleşme tahtında kullandırılan kredinin başka bir şubeye nakledilmesi halinde kredinin nakledildiği şube ve/veya şubenin bağlı bulunduğu bölge adli mercileri yetkili kılınmıştır. Bu hüküm HMK uyarınca müşterinin ve/veya kefillerin yerleşim yerinin veya bulunduğu yerin yahut müşteriye ve/veya kefillere ait mal ve değerin bulunduğu yerin adli mercilerinin yetkilerini kaldırmaz" düzenlemesini içermektedir.Dava dilekçesi davalılara tebliği üzerine davaya süresi içinde cevap verilmemiş dolayısıyla mahkemenin yetkisine ilişkin itirazda bulunulmamıştır. İtirazı iptali davalarında usulüne uygun olarak başlatılmış bir icra takibi bulunması dava şartı olup, icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmış olmasının da takibin usulüne uygun olabilmesi için gerekli şatlardan bir tanesi olduğu açıktır. İİK'nın 62/1. Maddesine göre ise, itiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İİK'nın 50/1. Maddesine göre, para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde ise, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenmemişse, ifa yerinin 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesine göre belirleneceği izahtan varestedir.Yukarıda anılan yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde, İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, bu kapsamda icra dairesinin yetkisine itirazın HMK'daki mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümler çerçevesinde, ön sorun (hadise) şeklinde incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın haklı olduğu sonucuna varılması halinde, mahkemece, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir. Zira, itirazın iptali davalarında ödeme emrinin takip borçlusuna yetkili icra dairesince tebliğ edilmiş olması, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde HMK'nın 114/2. anlamında özel bir dava koşuludur.Dosyada asıl borçlu ...'ın icra dairesinin sadece yetkisine itiraz ettiği sözleşmede atılı imzaya bir itirazının bulunmadığı görülmektedir. Dosya içinde bulunmayan ancak az yukarıda varlığı belirlenen kefil davalı ...'ın ise dava dilekçesine göre sözleşmedeki imzasını inkar ettiği anlaşılmakla akdi ilişkinin varlığını inkar ettiği görülmektedir. O halde sözleşme ilişkisinin varlığı, tarafların buna dair sunacakları delillerin toplanmasından sonra tespit edilebilecek bir olgu haline gelecektir. Nitekim 6100 sayılı HMK'nun 116/1-a maddesine göre kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlardan olduğu, ilk itirazların ise bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağının müteakip (HMK. md. 117/3) maddesinde düzenlendiği, mahkemenin bu süreçte nasıl bir yöntem takip edeceğinin ise HMK'nun 163-164 maddelerinde açıklandığı görülmektedir. Tüm bu açıklanan nedenlerle, mahkemece davalı ...'ın sözleşme üzerine atılı imzasının bulunup bulunmadığı belirlenerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir(Yargıtay 19. HD'nin 20/09/2017 tarih ve 2016/11255 - 2017/6086 E-K sayılı Kararı). Bu durumda taraflar arasında akdi ilişkinin varlığının saptanması halinde İİK 50, TBK'nın 89/1 ve HMK'nın 10. maddeleri uyarınca, davanın para alacağına ilişkin bulunması nedeniyle alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri icra dairesi de yetkili olduğu gözetilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 04/11/2015 Tarih ve 2015/2795 - 2015/14017 E-K sayılı Kararı). İlk derece mahkemesince eldeki uyuşmazlıkta; uyuşmazlığın türüne göre mahkemenin yetkisinin kesin yetki olmadığı, mahkemenin yetkisine itirazda bulunulmadığı dolayısıyla mahkemenin eldeki uyuşmazlığı görmekte yetkili olduğu, icra dairesinin yetkisiz olduğunun belirlenmesi halinde ise davanın özel dava şartı yokluğundan reddi gerekeceği hususları gözden kaçırılarak yetkisizlik kararı verilmesi isabetli olmamıştır. Bu durumda mahkemece davalı ...'ın icra takibine itirazına ilişkin evrak dosya arasına alınarak, imza inkarında bulunduğu belirlenmesi halinde usulüne uygun imza incelemesi yapılıp elde edilecek sonuca göre az yukarıda açıklanan değerlendirmeler ışığında karar verilmesi gerekmektedir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenusuldenkaldırılmasınaİptaliistinafKaynaklanandereceistanbulgerekçesebepleriİtirazınankara"GenelkararıSözleşmesindenileriKredikabulünumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim