İstanbul BAM 43. HD 2021/1645 E. 2024/280 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2021/1645
2024/280
28 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1645
KARAR NO: 2024/280
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2021
NUMARASI: 2018/228 Esas - 2021/451 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davacılardan alacaklı ... adına İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu firma ... A. Ş. hakkında başlatılan icra takibine karşı, firma vekili tarafından haksız yere itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davacı ...'nun icra takibinden sonra söz konusu alacağının bir bölümünü temlikname ile diğer davalı alacaklılar ... ve ...'a temlik ettiğini, davacı ...'nun, 2017 yılı başından itibaren ... Bankası A.Ş.'de bulunan bir kısım nakit parası ile değişik tarihlerde ve miktarlarda ... Bankası A.Ş.'deki TL ve USD hesaplarından, davalı ... firmasının yine ... Bankası A.Ş.'de bulunan TL ve USD hesaplarına havale yolu ile para göndermek sureti ile TL karşılığı Döviz ve Döviz karşılığı TL alım işlemleri yaptığını, davacı tarafından gönderilen bu meblağlara karşılık olarak, davalı ... firmasından müvekkili hesabına havale yolu ile bir kısım ödemeler yapıldığını, müvekkili tarafından davalı firmaya toplam 640.000,00-TL ve 10.000,00-USD gönderildiğini, davalı firmadan müvekkiline yapılan ödemelerin ise toplam 50.000,00-TL ve 3.000,00-USD olduğunu, buna göre müvekkilinin davalı firmadan olan alacağının 616.000,00-TL olduğunu, takip çıkışının dava tarihi itibari ile 664.596,47-TL olduğunu, yapılan görüşmelere rağmen davalı tarafından söz konusu alacağın ödenmediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu, icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın şimdilik 664.596,47-TL'lık kısım yönünden iptaline, bu miktar üzerinden % 20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların tacir olmadıklarını, bu nedenle Mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının gönderdiğini iddia ettiği paraların, muhtelif tarihlerde 640.000,00-TL ve 10.000,00 USD olduğunu, davacıya gönderilen paranın ise 3.000,00-USD ve 50.000,00-TL olduğunu, davacının iddialarının yersiz olduğunu, davacının anapara alacağının 616.000,00-TL olduğu yönündeki iddiasının doğru olmadığını, davacılardan ...'nun, alacağını temlik ettiğini, temlik beyannamesi incelendiğinde, alacağını garanti dahi etmediğinin anlaşıldığını, davacının müvekkiline para havale ettiğine ilişkin iddiasını ispat etmesi gerektiğini, banka dekontlarında paranın borç olarak gönderildiğine dair bir açıklamanın da bulunmadığını, davacının havale ettiğini iddia ettiği ve ispat aracı olarak dosyaya ibraz ettiği makbuzların esasında bir ödeme karinesini ortaya koymakta olduğunu, dekontlarda hiçbir açıklama bulunmadığını, havalenin kural olarak bir ödeme vasıtası olduğunu, aksinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce davacı tarafın ıslah dilekçesi göz önünde bulundurularak davalı tarafa davacı ile ticari ilişki dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını sunması hususunda değişik tarihli ara kararları ile süre verilmiş, son olarak 07/05/2021 tarihli ara kararı ile davalı adına ihtaratlı davetiye çıkarılarak ticari defterlerini 04/06/2021 tarihinde hazır etmesi hususunda süre verilmiş olmasına rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibrazından kaçınılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafın, kendisine kesin süre verilmesine rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olması ve 6100 Sayılı HMK'nun 222/5. maddesi hükmü dikkate alınarak davacı tarafın iddiasını ispat ettiği, davalıdan talep etmiş olduğu miktar kadar alacaklı olduğu Mahkememizce kabul edilmiş, HMK 26. maddesi gereğince taleple bağlılık ilkesi de göz önünde bulundurularak davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, borçlu itirazında haksız görülürse davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkâr tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın likit(belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit(belirli) ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit(belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkâr tazminatına mahküm edilebilmesi için onun ödeme emrine kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkâr tazminatına mahküm edilecektir. Eldeki dosyada, davacı alacaklı tarafından değişik tarihli havale işlemlerin dayalı alacak isteminde bulunulmuştur. Bu durumda davalı/borçlu alacağın miktarını bilmektedir, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermesi gerektiğini bilmektedir. Bu itibarla alacak likit(belirli) bulunmaktadır. Bu nedenle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı iddiasını somutlaştıramadığını ve mahkemece somutlaşmamış iddiaya dayanarak hüküm kurulduğunu, genel ispat yükü kuralı gereğince hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davacılarda olduğunu, havale borcun ödendiğine karine teşkil ettiği için ispat yükü aksini iddia eden davacılarda olduğunu, davacıların iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğu için ispat yükü davacılarda olduğunu, mahkeme tarafından ıslah işlemi için davacıya verilen süre usul ve yasaya yapılan geçersiz ıslahın kabulü ile hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, tüm bu açıklamalar değerlendirildiğinde, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/228 Esas, 2021/451Karar sayılı kararı usul ve yasaya aykırı olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi sebebiyle istinaf yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, İstanbul ...icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak icranın geri bırakılması kararı verilmesine, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/228 Esas, 2021/451 Karar - sayılı dosyasında verilen üsüle ve yasaya aykırı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talep doğrultusunda başvurunun kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava; taraflar arasında döviz alım satımı ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacı iddiasının somutlaştırılmış olup olmadığı, ıslah yoluna başvurmasının mümkün olup olmadığı, ıslahın süreside yapılıp yapılmadığı, davalının ticari defterlerini sunmamış olmasının aleyhine değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı ... tarafından davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile işlemiş faiz dahil 729.844,83 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu bilahare icra takibindeki alacağın kısmen diğer davacılara temlik edildiği ve süreside itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Davacı taraf, dava dilekçesi ile davalının ... Bankasındaki hesabına havale edilen para ile davalıdan TL karşılığı döviz/döviz karşılığı TL satınaldığını, ancak davalının borcunu yerine getirip gönderilen meblağın karşılığını ödemediğini savunarak alacak talebinde bulunmuşlardır. Dava dilekçesinin deliller bölümünde davalı ticari defter ve kayıtları ile birlikte başkaca delillere dayanmıştır. Davalı taraf ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, açıklama bulunmayan havale dekontlarının borcun ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, iddiaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davacı taraf 19/12/2019 tarihli duruşmada yemin teklifinde bulunmayacaklarını, davalarını ıslah etmek üzere süre verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davasını ıslah etmek üzere davacı yana 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı tarafça kesin süre içinde ıslah dilekçesi verilerek 6100 sayılı HMK 222/5 maddesi gereği münhasıran davalı ticari defterlerine dayandıklarını bildirmiş ve anaparaya vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Mahkemece 20/02/2020 tarihli davalı vekilinin hazır bulunduğu duruşmada 27/03/2020 tarihini inceleme günü olarak belirlemiş ve "inceleme gün ve saatinde 1 nolu ara kararda bahsi geçen defter ve kayıtların hazır edilmemesi halinde anılan yasa uyarınca davacı taraf iddialarını sabit kabul edileceğinin davalı tarafa ihtarına karar verilmiş ve ihtarat yapılmış, duruşma 10/06/2020 tarihine bırakılmıştır. Corona virüs tedbirleri kapsamında inceleme günü ertelenmiş, incelemenin 16/09/2020 günü yapılmasına kaar verilip taraflara tebliğ edilmiş, ancak bilirkişinin sağlık mazereti bildirmesi üzerine inceleme yapılamamış mahkemece 25/02/2021 tarihli davalı vekilininde hazır bulunduğu duruşmada aynı ihtarat yapılarak incelemenin 09/04/2021 tarihinde yapılamasına karar verilmiş, 09/04/2021 tarihli ara kararı ile davalının kayıtları ibraz etmediği belirlenmiş yeni inceleme günü olarak 07/05/2021 saat 14:00 olarak belirlenmiş, bilahare corona virüs nedeniyle inceleme ertelenerek 04/06/2021 günü saat 14.00 da yapılmasına karar verilmiş, inceleme günü taraflara tebliğ edilmiştir. 04/06/2021 tarihinde tutulan tutanak ile davalı yanca ticari defterlerin ibraz edilmediği tespit edilmiş, 10/06/2021 tarihinde davalı tarafın kendisine verilen kesin sürede ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle HMK 222/5 maddesi gereği davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. maddesinin gerekçesinde maddenin yeni bir düzenleme olduğu belirtilerek, konuluş amacı, “Maddenin amacı, bir yandan ispatın genel hükümleri çerçevesinde temel bir kavrama yer vermek iken, diğer yandan da uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmektir. Eldeki uyuşmazlıkta dava dilekçesi ile dayanılan vakıaların neler olduğu ve ispat araçları belirtilmiş olmakla davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. HMK 222/5 maddesinde “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” düzenlemesi ile ispat yükü kendisinde olan taraf ister tacir olsun isterse tacir olmasın münhasıran (salt-sadece) karşı tarafın ticari defterlerini delil olarak gösterebilir. Yani taraflardan biri iddiasını sadece karşı tarafın defterleriyle ispat etmek istediğini beyan edebilir. Karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran dayanma delillerin mahkemeye sunulması sırasında olmalıdır. Bir başka anlatımla davacı HMK’nun 119 ve 121. Maddeleri gereği dava dilekçesi ile, davalı HMK’nun 129. Maddesi gereği cevap dilekçesinde iddia ve savunmasına dayanak vakıaları karşı tarafın ticari defterleri ile ispat edeceğini açıkça beyan etmelidir. Hiçbir zaman diğer deliller ile birlikte davalının ticari defterlerini de delil olarak göstermek HMK’nun 222/5 maddesi anlamında münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanma olarak kabul edilemez. Burada ki münhasırlık sadece delil olarak karşı tarafın ticari defterlerinin gösterilmesi ve içeriğinin kabul edileceğinin bildirilmesidir. Bu nedenle bildirmiş olduğu tüm delilleri toplanıp incelendikten sonra iddiasını yada savunmasını ispat edemeyeceğini anlayarak tahkikat aşamasında karşı tarafın ticari defterlerini delil olarak kabul edeceğini beyan etmek bu anlamda münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanmak olarak kabul edilemez. Keza her iki tarafın ticari defterlerini delil olarak gösterdikten sonra kendi ticari defterlerinin kanuna uygun tutulmadığının tespit edilmesinden sonra karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesinden faydalanarak münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanamayacaktır.Taraflardan biri iddia ve savunmasına dayanak vakıaları münhasıran (salt) karşı tarafın ticari defterleri ile ispat edeceğini delil bildirme süreleri içinde beyan etmişlerse mahkeme karşı tarafa ticari defterlerini ibraz için makul kesin bir süre belirleyerek bu süre içinde incelenmesi amacı ile ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesi, ibraz etmemesi durumunda karşı tarafın ticari defterlerine dayanan tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı hususlarını karşı taraf tahkikat duruşmasına gelmiş ise yüze karşı gelmemiş ise bir davetiye ile bildirecektir. Karşı tarafın ihtarlı davetiyeyi aldıktan sonra ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde diğer taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834). (emsal Yargıtay Hukuk genel kurulunun 2019/11-172 E.2022/69 K, 2019/11-328 E. 2022/154 K sayılı ilamları ) Islah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir (6100 sayılı HMK. m. 176) Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Üstündağ S: Medeni Yargılama Hukuku, C.I.II.B.5, İstanbul 1992, s.534). Islahın konusu tarafların yaptıkları kendi usul işlemleridir. Taraflar ıslahla, dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu, talep sonucunu değiştirebilirler. Davacı vekili 19/12/2019 tarihli duruşmada davalarını ıslah etmek üzere süre verilmesini talep etmiş ve ıslah dilekçesini sunmuştur. Kısmen ıslah hükümlerinin düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 181. maddesinde öngörülen bir haftalık kesin sürenin, duruşmada tutanağa geçirilmek suretiyle yapılan ıslah işlemine ilişkin usul işlemlerinin yapılması harç bakımından tamamlanması için verilmesi gereken bir süredir. Bunun dışında ıslah işlemi için verilen sürelerin Kanunun 181. maddesinde öngörülen kesin süreye tabi olmadığı ve tahkikat sona erinceye dek ıslah işlemi yapılabileceği kabul edilmiş olup, buna göre ise davacının ıslah işleminin süresinde olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde değildir. (emsal Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/695 E. 2021/6288k.) 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Taraflarca delil listesinin sunulması işlemi de yargılama usulüyle ilgili bir işlem olup, ıslah ile değiştirilmesi mümkündür. Diğer bir söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Davacı vekili dava dilekçesi ve 18/07/2018 tarihli delil dilekçesinde davasını dayandırdığı delilleri ayrı ayrı göstermiş, diğer delilleri yanında davalının ticari defterlerine de delil olarak dayandığını açıkça bildirmiş ve bir kısım delillerini dosyaya sunmuştur. Yargılama aşamasında davalının defterlerini sunmadığını gören davacı vekili bu kez ıslah dilekçesi vererek münhasıran davalının ticari defterlerine delil olarak dayandığını bildirmiştir. Davalı tarafa çıkarılan meşruhatlı davetiyeye rağmen davalı defterlerinin sunulmadığı ve böylece davacının iddialarını ispat etmiş sayıldığı gerekçesiyle mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah müessesine göre taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen ya da tamamen ıslah edebilir ise de maddi hukuka ilişkin iddiaların kanıtlanması için başlangıçta karşı tarafın ticari defterleri ile birlikte başkaca delillere dayanılmışken ve başlangıçta münhasıran davalının ticari defterlerine dayanılmadığı ortada iken sonradan diğer delillerden sarfınazar edilip münhasıran davalının ticari defterlerine dayanılması ıslah yoluyla da olsa mümkün görülemez. (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/12350 Esas 2013/17271 Karar Sayılı İlamı) bu durumda ilk derece mahkemesince 6100 sayılı HMK 222/5 Maddesi gereği davanın ispatlandığı kabul edilerek kabul kararı verilmesi isabetli olmamıştır.Geçerli bir ıslahın bulunmadığı kabulününden hareketle dosyada toplanan deliller değerlendirildiğinde; Eldeki uyuşmazlıkta ispat yükünün davacı tarafta olduğuna dair herhangi bir duraksama yoktur. Davacının dayandığı havale makbuzları davacı iddiasını ispatlamaya yeterli olmayan karine gereği borç ödemesi olarak kabul edilen evraklardandır. Bu belgeler davacının alacağı bulunduğunu ispatlamaya yeterli belgelerden değildir. Davacı taraf 6100 sayılı HMK 200 ve devamı maddeleri gereği dava değeri dikkate alındığında alacağının senetle ispatlamak zorunda olup bu konuda herhangi bir belge dosyaya sunmuş değildir. Ayrıca dava dilekçesinde dayandığı yemin deliline başvurmayacağı da duruşmada beyan etmiştir. Bu durumda ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi yerinde olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE,2- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 7.700,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.272,83 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,3-Yargılama sırasında davacılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4- Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 99.043,51 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 31,50 TL olmak üzere toplam 193,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39