SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2021/1681 E. 2024/198 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1681

Karar No

2024/198

Karar Tarihi

14 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1681

KARAR NO: 2024/198

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/05/2021

NUMARASI: 2020/408 Esas - 2021/421 Karar

DAVA: Şirket Ortaklığının Tespiti

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/02/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirkette, hayatını kaybetmeden önce tek pay sahibi olarak ortak olan ...’ın mirasçıları olduğunu, müvekkillerinin şu an davalı şirketin % 100 payına sahip hissedarları olduklarını, sicilde Yönetim Kurulu üyesi olarak görünen kişilerin ... ve ... olduğunu, bu kişilerin, şirket paylarının tamamını 15.12.2018 tarih 2018/03 toplantı karar numaralı yönetim kurulu kararına istinaden aynı tarihli geçici ilmühaberleri düzenlemek suretiyle müteveffa ...’a hayatını kaybetmeden önce devrettiklerini ve devri 20.08.2019 tarihinde ortaklar pay defterine de işlediklerini, devir sonrası müteveffa ... ... A.Ş.’de tek pay sahibi haline geldiğini, ancak ... 22.09.2019 tarihinde vefat etmesinden sonra, ... ın tek pay sahipliğine ilişkin 20.08.2019 tarihli yönetim kurulu kararı Ticaret Sicili’ne ... ve ... tarafından kötüniyetli olarak bildirilmediğini, yönetim kurulu üyelerince ilgili bildirimin yapılmaması nedeniyle müvekkillerinin pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını uzun zamandır kullanamadıklarını belirterek davanın kabulü ile şirket ortaklığının tespitini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; bu davada husumetin hissedarlara yöneltilmesi gerektiğini, şirketin husumetinin bulunmadığını, davacıların davalı şirketin % 100 pay sahibi olmadıklarını, davacıların miras bırakanı müteveffa ..., ... adı altında Restaurantı işletmekte iken, ağabeyi ..., yeğeni ... ve akrabası/teyzeoğlu ... ile birlikte Akaryakıt ve Vasıta kiralama işlerine girdiklerini, bu nedenle birlikte birden fazla şirket kurduklarınıi güçbirliği ile hareket ederek büyük bir emek ve özveri ile her bir şirketi olabildiğince karlı hale getirdiklerini; ancak ...'ın 22.09.2019 tarihinde elim bir kaza sonucu hayatını kaybettiğini, akabinde 22.10.2019 tarihinde davacılar ile davalı şirket hissedarlarının bir araya geldiklerini, davacılardan ...’ın talep ve arzusu ile iç içe geçmiş iş ilişkilerini ayrıştırmak, hukuki durumlarını netleştirmek için toplandıklarını ve 22 Ekim 2019 tarihli “Sulh ve Feragat Sözleşmesi”ni düzenlediklerini, sözleşmede “... adına düzenlenen bila tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca, … hisse devir bedeli ; Şirket ortakları ... ve ... ödenmediğinden, hısse devır sözleşmelerının geçersız olması sebebıyle, Yönetim Kurulunca ve Genel Kurulca hisse devrine ilişkin karar alınmadığı, pay defterine kaydının yapılmadığı konularından haberdar olduğunu, ... Kabul, beyan ve ikrar etmistir. “ ifadelerinin açıkca yer aldığını, sözleşmenin sonuç kısmına ise; “Bu nedenle, ..., ... ve ... , devre veya her ne surette olursa olsun tafaların birbirinden her hangi hak ve alacağı bulunmadığını feragat, Kabul ve beyan etmişlerdir. ( El yazısı ile ayrıca ) Taraflar hür iradeleri ile tüm dava haklarından feragat etmiştir.” yazılarak bütün taraflarca imzalandığını, aynı tarafların 17.2.2020 tarihinde tekrar biraraya gelerek, karşılıklı parasal konuları içeren Ek PROTOKOL imzaladıklarını, bu Protokolde de, Sözkur- ... – ... kayyumu ... ve davalı .... – ... – ... karşılıklı taraf olduklarını, protokolün hiç bir yerinde ... hisselerinin devir edildiği, hisselerin davacılara ait olduğunun dile getirilmediği, davacıların, davalı ... adına Hissedarları ... ile mukavele yaparak protokol imzaladıklarını, davacıların, ... ve ... ’ın paylarını 15.12.2018 tarih ve 2018/03 karar numaralı YK kararı ile aynı tarihli geçici ilmühaberleri düzenleyerek devir ettikleri iddialarının doğru olmadığını, dosyaya delil olarak sunulan geçici ilmuhaberlerin hamiline değil, ... ve ... adına, yani nama yazılı olduklarını, davacıların ellerinde olduğunu söyledikleri nama yazılı pay senetlerinin, ... tarafından ciro edilmediklerini, ilmuhaberlerin davacılardan ...'ın azmettirmesi ile şirket evrak odasına girilerek çalındıklarını, daha önce şirket kayıt belge ve defterlerinin çalınması nedeniyle davalı Şirket hissedarlarınca yapılan şikayet üzerinde açılan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/30023 soruşturma sayılı dosyasının açıldığını, davacıların, vefat sonrasında aynı adreste bulunan davalı Şirket odasının kapısını çilingir ile açtırarak şirketin defter ve belgelerini çaldıklarını, daha sonra yukarıda bahsi geçen protokollerin yapılması üzerine, yakınları olan davacıların zarar görmemesi için müştekilerin şikayetlerin vazgeçtiklerini; ancak iş bu dava ile kayıt ve defterler yanında ilmuhaberlerin de çalındığı ve pay defterine eski tarihli olarak kaydedildiği öğrenildiğinden yeniden şikayette bulunulduğunu, soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/116699 soruşturma numaralı dosyasında devam ettiğini, devrin pay defterine işleme hadisesinin de müvekkiller tarafından değil, şikayete konu çalmış oldukları deftere davalılarca usulsüz ve eski tarihli olarak işlenmesi ile gerçekleştiğini, pay defterinin halen davacılarda olduğunu, defter aslını sayın mahkemeye ibraz etmek durumunda olduklarını, davacıların çalma eylemleri sonucu ele geçirdikleri pay defterini yasal geçerliliği olmayacak şekilde işlediklerini, zira pay defterine yapılacak kayıtların en az; pay sahibinin adı soyadı veya unvanı, pay sahibinin iletişim bilgileri, payın nominal değeri, sahip olunan pay sayısı ve toplam tutar, payın tertibi, payın edinme tarihi, deftere kayıt tarihi, payın senede bağlanıp bağlanmadığı ve türü, payın edinimi ve devrine ilişkin gerekli açıklamalara ilişkin bilgileri içermesinin zorunlu olduğunu, yasa gereği zorunlu olan bu kayıtların hiç birisinin sunmuş oldukları pay defteri fotokopisinde görünmediğini, bu nedenle, hırsızlıkarı bir yana, (kabul anlamına gelmeksizin ) yasal koşulları olmayan pay defterine itibar edilmesinin de yasal olarak mümkün olmadığını, hisse devir sözleşmelerinde ... imzasının olmadığını, imza ve tarihlerin sonradan atılmış/attırılmış düzenlenmiş olduğunu, bu hususta davalı şirket hissedarlarından ..., davalıların ileri sürdüğü Hisse devir sözleşmeleri ve YK Kararı üzerinde, Belgelerde bulunan yazı, rakam veya imzaların mürekkebinin yapılarının teyini ile elde edilen bileşimler esas alınarak bu belgelerdeki imzaların/yazıların atılı olduğu zaman tespitine dair rapor düzenlenmesini talep ettiğini, Adli Bilimler ve Belge Kimyası Uzmanı İstanbul Bölge Bilirkişisi ( 11567 ) Prof. Dr. ...'in, düzenlediği 06.09.2020 tarihli Raporda; “İmza ile tarih arasında doğru en çok 10-12 aydan az olmamak üzere zaman farkı olduğu..” mütalaa edildiğini, bunun net olarak, belgelerın davacılar tarafından sonradan doldurulduğunu gösterdiğini, Hisse devir sözleşmelerinde ... imzasının olmadığını, sonradan atılmış /attırılmış düzenlenmiş olduğunu, imza incelemesi yapılması halinde durumun açıkca görüleceğini, davacı taleplerinin, maddi vakıalara Kronolojik olarak bakıldığında da kabulünün mümkün olmadığını, kaydın, davalılarca sahtecilik suçu işlenerek işlenerek oluşturulduğunu, zira, 10 Ekim 2019 da Beşiktaş Noterliğinin 10.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, “ hisselerin pay defterine kaydı ve ticaret sicile bildirilmesi ,….” talep edildiğini, ihtarnameden 12 gün sonra 22 Ekim 2019 tarihinde tarafların bir araya gelerek yukarıda belirtilen Sulh ve Feragat Sözleşmesini düzenlediklerini, pay defteri fotokopisinde, pay devirleri tarihinin 20.08.2019 olduğunu, bu tarihin payların işlenmesi talebi ile keşide ettikleri ihtarnameden 50 gün önceye ait olduğunu, bu ihtarnamelerin, açıkça pay defterini hırsızlık sonucu ele geçirmeleri üzerine, 10 Ekim 2019 ihtarname tarihinden sonra, 2 ay evvelki tarih ( 20 ağustos 2019)/ eski tarih atılarak bizzat kendilerince usulsüz yapıldığını ortaya koyduğunu, iddialar doğru olsaydı, müteveffanın 1 yıl beklemeyerek, bizzat gereğini yapacağını, bunun da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların 10 Ekim 2019 da Beşiktaş Noterliğinin 10.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, “ hisselerin pay defterine kaydı ve ticaret sicile bildirilmesi,….” İhtarında bulunduklarını bu ihtardan 12 gün sonra 22.10.2019 tarihinde bir araya gelerek, iş bu davaya konu iddialarını ve vazgeçmelerini de içeren Sulh ve Feragat Sözleşmeleri imzaladıklarını, dosyaya fotokopisini sunmuş oldukları pay defterinde, Hissedar ... olarak yapılan pay kaydının, ususlsüz ve yasal koşulları taşımaması bir yana, ihtarnamelerinden 2 ay önce, hırsızlık sonrası geriye dönük olarak davacılarca yapılmış olduğunun aşikar olduğunu, keza pay işlemenin yasal unsurları taşımadığını, hırsızlığın şikayete konu olduğunu, nama yazılı pay ilmühaberlerinin cirolanmamış olduğunu, keza iddia edilen pay devrinden sonra Tacir olan müteveffa ...’ın 1 yıl beklemeyip devri tescil ve ilan ettirmiş olmasının gerektiğini, ancak böyle bir tescilin yapılmadığını, davacı tarafın asıl niyetinin; İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile davacının sahibi olduğu ... şirketi aleyhine davalı şirket tarafından başlatılan icra takibine konu borcu ödememek, sürüncemede bırakmak, İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/ 52 D. İş sayılı dosyasınca verilen İhtiyati haciz kararı ile uygulanan ve mal ve alacaklara konulan hacizleri kaldırmak olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...yönetim kurulu kararıyla çıkarılmasına karar verilen pay senetleri çıkartılıncaya dek geçici ilmuhaber basılabilir. Bu geçici ilmuhaberlere nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır. Nama yazılı pay senetlerinin hukuki işlemle devri, ciro ve zilyetliğin devri ile mümkündür. Bu hükme tabi geçici ilmuhaberlerin devrinin geçerliliği de, ciro ve zilyetliğin devri unsurlarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Mahkememizce geçici ilmuhaber asılları incelenmiş, ... ait 110.000 paya tekabül eden geçici ilmuhaber ile ... ait 110.000 paya tekabul eden geçici ilmuhaber aslı ön yüzünde, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ile hissedarın imzalarının bulunduğu, ilmuhaberlerin ön veya arka yüzünde başka bir imza ve ciro bulunmadığı tespit olunmuştur. İlmuhaberlerin zilyetliği davacılarda bulunmakla birlikte, davacıların murisi ... cirolanmadıkları, diğer deyişle ciro ve zilyetliğin devri koşullarının birlikte gerçekleşmediği açıktır. Bu nedenle geçerli bir pay devrinden bahsedilemez. Geçerli olmayan pay devrinin, pay defterine kaydedilmesi tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Yapılan bu saptama karşısında; davalı şirket tarafından davacılar aleyhine yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilse, yahut kamu davası açılması halinde yapılacak yargılama sanıkların beraati ile sonuçlansa dahi, devrin TTK'nun 486/2 ve 490/2 maddeleri uyarınca hukuken geçersizliğine etkisi bulunmayacağından ceza soruşturması bekletici mesele yapılmamıştır. Yukarıdaki tüm gerekçeler çerçevesinde; davacıların zilyetliklerinde bulunan geçici ilmuhaberlere ve külli halefiyete dayalı ortaklığın tespiti taleplerinin, TTK'nun 486/2 ve 490/2 maddeleri uyarınca geçerli bir devir bulunmadığından davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlmuhaberin zilyetliği devredilmiş ve hisse devir sözleşmeleri yapılmış, dava dosyasına sunulan belgelerden hisse devir sözleşmeleri ilmuhaberlerde ciro olmasa dahi usule uygun devir için yeterli olduğunu, yerleşik içtihatların ve bilimsel görüşlerin de bu doğrultuda olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin gerekçelerinin yerinde olduğunu, davacıların davalı şirketin %100 pay sahipleri olmadıklarını iddialarının aksine şirkette hiçbir hak ve paylarının bulunmadığını, ... paylarının 15/12/2018 tarih ve 2018/03 K. Numaralı yönetim kurulu kararı ile aynı tarihli geçici il muhaberleri düzenleyerek devir ettikleri iddiası doğru olmadığını, delil olarak sunulan geçici ilmuhaberlerinin hamiline değil ... ve ... adına yani nama yazılı olduğunu hisse devir sözleşmelerinde ... imzasının bulunmadığını, ... adına atılan imzaların sonradan atılmış/ attırılmış olduğunu, kaydın davacılar tarafından sahtecilik suçu işlenerek işlendiğini belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, şirket ortaklığının tespiti davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Nama yazılı pay senetleri geleneksel nama yazılı pay senetleri ve gerçek nama yazılı pay senetleri olarak gruplanmaktadır.Kanunen emre yazılı senetler; kambiyo senetleri (çek, bono, poliçe), makbuz senedi ve varant (TTK md. 838, 834/1), ipotekli borç ve irat senetleri (TMK md.927), hisse senetleri (TTK md.490/2), rehinli tahvilat (TMK md.944) şeklinde sayılabilmektedir. Bu senetler kanunen emre yazılı sayıldığından gerçek nama yazılı pay senedi olarak vasıflandırılabilmesi için senet üzerinde "emre değildir, nama yazılıdır" gibi bir kayıtla oluşturulmaktadır. Geleneksel nama yazılı pay senetleri kanunen emre yazılı senetlerden sayıldığından "ciro" ve zilyetliğin mülkiyeti geçirmek amacıyla geçirilmesi ile devredilir. TTK 490/2 hükmü de bu hususu "ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir" şeklinde ifade edilmiştir. Ayrıca yasada yasaklanmadığından nama yazılı pay senetleri ister ayrı bir temlikname ile ister senet arkasına temlik beyanı ve senet üzerindeki zilyetliğin devralana geçirilmesi suretiyle de devredilebilir. Bu durumda geleneksel nama yazılı hisse senetlerinin devri için iki unsurun gerçekleşmesi gerekir. Birincisi senedin arkasına veya başka bir kağıda temlik beyanı veya ciro yapılması ve ayrıcı senedin zilyetliğinin geçirilmesidir.Gerçek nama yazılı hisse senetlerinde ise senet üzerinde veya ayrı bir kağıda yazılan temlik beyanı ve senedin devralana teslimi gerekmektedir. (Prf. Dr. Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku 3.baskı cilt 2 1812 vd. ) Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre de, nama yazılı pay senetlerini devri için temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devri ve teslimi gerekli ve yeterli kabul edilmektedir. Pay defterine kayıt ise, devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için gereklidir. (Emsal Yargıtay 11 HD. 2006/8112 e. 2007/ 10405 K., 2016/870 e. 2016/9035 k. Sayılı içtihatları) Ciranta, poliçeyi kimin lehine ciro ettiğini belirterek ciro yaparsa, tam ciro söz konusu olur. 6102 sayılı TTK'nın 486/2 maddesinde pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabileceği, ilmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır.Somut olayda, davacılar, dava dışı önceki hissedarlar ... şirketteki tüm hisselerini şirket yönetim kurulunun 15/12/2018 tarih ve 2018/03 sayılı kararı ile basılan geçici ilmuhaberlerin pay sahiplerince murisleri ... teslim edildiği ve pay devrine ilişkin sözleşme yapıldığı, ayrıca pay defterine tescil ile mülkiyetin murislerine ait olup veraseten bu hisselere sahip oldukları iddiası ile davalı şirkete ortak olduklarının tespitini istemiş ve geçici ilmuhaberlerin aslı, yönetim kurulu kararı, pay defterindeki kayıtlar ve hisse devir sözleşmesine dayanmışlardır. Davalı şirket ise, nama yazılı geçici ilmuhaberlerin davacılar tarafından usulsüz olarak ele geçirildiği ve pay defterindeki kaydın yine usulsüz şekilde geçmiş tarih atılarak davacılar tarafından yapıldığı, bu konuda savcılık soruşturmasının bulunduğu tüm bunların dışında davacılar ile hissedarlar arasında imzalanan Sulh ve Feragat Sözleşmesinde davacıların hisse devrinin geçersiz olduğunu kabul ettiklerini savunmuş ve delil olarak Sulh ve Feragat Sözleşmesi (dosyada fiziken okunaklı bir sureti bulunmamaktadır.), protokol, savcılık soruşturma dosyalarına dayanmıştır. Bu savunmaya karşılık davacılar; davalının dayandığı protokol ve sözleşmelerin kendilerine hile ile imzalatıldığı böylece irade sakatlığı nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürüldüğü de anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, nama yazılı payların devrinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir devir varsa hisse devrinin, taraflarca Sulh ve Feragat sözleşmesi ile ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı ve bundan önce bu sözleşmenin imzalanmasında, davacıların iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı konularında toplanmaktadır. Ancak ilk derece mahkemesince bilimsel görüş ve yerleşik yargıtay içtihatları ile nama yazılı payların tam ciro yada temlik beyanı ve zilyetliğin geçirilmesi ile devrin gerçekleşebileceği; davacılar murisi ... ile pay devredenler arasında yazılı hisse devir sözleşmesi bulunduğu gözden kaçırılarak ilmuhaberlerde ciro bulunmadığı gerekçesiyle tarafların delilleri toplanıp iddia ve savunmaları değerlendirilmeden eksik araştırma ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine 3-Davacılar tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenistinafileriOrtaklığınınderecesebeplerikabulüistanbulŞirketprotokolgerekçenumarasımahkemesikararıTespiticevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim