İstanbul BAM 43. HD 2023/1059 E. 2024/193 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2023/1059
2024/193
13 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1059
KARAR NO: 2024/193
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/07/2023
NUMARASI: 2023/121 Esas - 2023/307 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili ... Sigorta Anonim Şirketi'nin sigortacılık işi ile iştigal eden bir sigorta şirketi olduğunu, dava dışı sigortalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi firması sorumluluğunda nakliyesi gerçekleştirilen emtianın taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı yararına Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile müvekkili tarafından teminat altına alındığını, taşınan yağlı radyatör emtiasının 11.06.2021 tarihli ve ... numaralı konşimento tahtında Çin'den Türkiye'ye taşınmak üzere ... gemisine hasarsız bir şekilde yüklendiğini, emtianın tahliyesi sonucunda yağlı radyatörün bir miktarının ıslanarak hasarlanmış olduğu ve deformasyona uğradığının tespit edildiğini, meydana gelen hasarın fark edilmesiyle hasarlı emtialara ilişkin sigortalı şirket tarafından taşıyanlara hasar ihbarı yapıldığını ve hasar talep yazısı gönderildiğini, davalının konşimentoyu düzenlemek ve taşıma işlemini fiilen gerçekleştirmek suretiyle somut olaya konu taşımada TTK madde 1191 gereğince fiili taşıyan sıfatını haiz olduğunu, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalısının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, 6102 sayılı TTK 1472. maddesine göre hukuken sigortalının haklarına halef olduğunu ve kanuni halef sıfatını ve bununla birlikte TBK madde 183 uyarınca akdi halef sıfatını kazandığını, taşıyan sıfatına haiz davalının eşyanın kendi hakimiyetlerinde bulunduğu sırada hasarın meydana geldiğini, TTK madde 1178 uyarınca taşıyanın sorumluluğu söz konusu olduğunu, borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe davalı borçlu tarafından itiraz edildiğini belirterek İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacının taleplerinin öncelikle zamanaşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 1188. maddeleri uyarınca zaman aşımına uğradığını, bu sebeple davacının hak ve talepleri yönünden hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları bulunduğunu, mahkememizin işbu uyuşmazlığın çözümünde görevli ve yetkili olmadığını, uyuşmazlığa uygulanacak hukukun Türk hukuku olmadığını, davaya konu taşıma ... LTD tarafından düzenlenen ... numaralı konşimento arka yüzünde uygulanacak hukuk ve yetki maddesi bulunduğunu, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Şangay Deniz Hukuku Mahkemeleri'nin görevli ve yetkili olduğunu, davacının işbu davanın ve davaya konu icra takibinin ikame edilmesinde aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, taşıma sözleşmesine konu edilen emtianın konteynerlere taşıtan tarafından yüklendiğini, konteynerlerin kapalı ve mühürlü olarak taşıyana teslim edildiğini, emtianın konteyner istifinin taşıtan tarafından taşımaya uygun olmayan dayanıksız bir ambalajla yapıldığını ve emtianın kendine has özelliği sebebiyle hasara uğradığını, karton ambalajların dayanıksız olduğunu, taşımanın hangi aşamasında meydana geldiği belli olmayan zararın ambalaj hatasından kaynaklandığını, davacı tarafından konteynerlerin delik olduğu iddiasının ispatına yönelik hiçbir delil sunulmadığını, hasarlı yükün deniz suyundan ıslandığının ispatına yönelik gümüş nitrat testi yapılmadığını, davacı tarafından TTK hükümlerine uygun olarak yapılmış bir ihbar bulunmadığını, davaya konu olan uyuşmazlığın dayanağı olan ekspertiz raporunun hukuki bir geçerliliği olmadığını, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin tek taraflı alınan ekspertiz raporunda da tespit edilemediğini belirterek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, yetki ve görev itirazlarının kabulüne, davanın yetkisiz mahkemede açılmasından dolayı usulden reddine, her halükarda işbu davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dosya kapsamından, dava dışı sigortalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından yurt dışından ithal edilen yağlı radyatör emtiasının dava dışı ... Sanayi ve Ticaret AŞ teslimi hususunun davacı sigorta şirketi nezdinde 01/07/2021 tanzim tarihli ve ... numaralı nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalandığı, Çin XIOLAN Limanı'ndan Türkiye Mersin Limanı'na taşımasının davalı ... LTD'ye ait ... numaralı konşimento tahtında ... isimli gemi ile yapıldığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentonun, yurt dışında, ...de, 11/06/2021 tarihinde davalı taşıyıcı ... LTD tarafından imzalandığı, davalı ... LTD nin yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların yurt dışından ithal edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun arka sayfasında Uygulanacak Hukuk ve Yetki başlıklı 27. Maddesinde yer alan yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin Çin Halk Cumhuriyeti Şangay Deniz Hukuku Mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Yabancı unsur taşıyan uyuşmazlıkların çözümünde yetkili kanunun tayininden önce çözümü gereken sorun açılan davada mahkemenin milletlerarasıyetkisinin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin olduğundan (Aysel Çeliker/Bahadır Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk, Sayfa 19) uygulanacak hukuktan önce yetki konusunun karara bağlanması gerekmektedir. Eldeki dosyada somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dosyaya sunulan sigorta poliçesi kapsamında sigortalı hak sahibinin dava dışı ... Sanayi ve Ticaret AŞ olduğu, yetki kaydının bulunduğu konşimento tahtında emtiaların sigortalıya teslim edildiği ve hasar tazminatı ödemesinin de buna göre yapıldığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin, 22/06/2020 tarihli, 2019/3799 Esas ve 2020/3051 Karar sayılı ilamına karşılık taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığından) davaya konu konşimentonun düzenlenmesinde Türk acentenin dahilinin bulunmadığı, navlunun peşin ödendiği hususunu konşimentoda kayıtlı bulunduğu, Türkiye acentesi tarafından düzenlenene bir navlun faturasının dosyaya sunulmadığı, konişmentonun arka yüzünde bulunan yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı sigorta şirketini bağladığı değerlendirilerek konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Çin - Şangay Deniz Hukuku Mahkemelerinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3799 Esas - 2020/3051 Karar sayılı kararında Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konşimentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartının Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğuna hükmedildiğini, yerel mahkemece davalının acentesinin taşımaya aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı yönündeki kararın hatalı olduğunu, davalının milletler arası yetki itirazının reddi gerekirken verilen kararın doğru olmadığını, yetki anlaşmasının tek taraflı yapılamayacağını, yetki anlaşmasında taraflardan yalnızca birinin imzasının olmasının TBK madde 14'e aykırı olduğunu, HMK 17 ve 18 maddeleri uyarınca yetki anlaşmasını hukuken geçersiz kılacağını, bu kapsamda her iki tarafça imza altına alınmamış olması sebebiyle konşimentonun arkasında bulunduğu iddia edilen yetki şartının yerel mahkemece kabul edilmesinin hukuka ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemek ile birlikte yetki şartının bir an için geçerli olduğu düşünülmüş olsa dahi yetki şartının Borçlar Kanunu'nun 20 ve 21 maddeleri kapsamında genel işlem şartı olduğunu, yazılmamış sayılması gerektiğini, konşimento taşıyan ... Ltd. adına acentesi tarafından düzenlenmiş olduğunu, acentenin tahkim/yetki anlaşması yapabilmesi için bu hususta özel yetkisinin bulunması gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlıkta yabancılık unsuru mevcut bulunduğundan MÖHÜK 47. maddesi uyarınca geçerli bir yetki sözleşmesiyle Çin/Şangay mahkemelerinin yetkili kılındığını, davacının aksi yöndeki iddialarının mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı müvekkilinin dava konusunun konşimentonun düzenlenmesinde herhangi aracılığının söz konusu olmadığını, konşimentoda imzasının da bulunmadığını, davacının emsal olarak ileri sürdüğü mahkeme kararlarında konşimentoların acente tarafından imzalandığından somut olayla bir ilgisinin bulunmadığını, davacının yetki şartının tek taraflı yapılmasının Türk mevzuatına göre geçerli olmadığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu taşımanın dosyadaki konşimento gereğince yerine getirildiği hususunda bir tartışma olmadığını, yetki klozu taşıtanın imzasının olmasa dahi geçerli olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf başvurusunun aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, yerel mahkemenin davanın reddine yönelik kararının onanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE: Dava; deniz yolu ile yapılan taşıma sırasında taşınan emtianın hasarlanması sonucu oluşan hasarı sigortalısına ödeyen sigorta şirketi tarafından hasar bedelinin rücuen tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince milletlerarası yetki sözleşmesi itirazı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; ... LTD.'ne izafeten ... A.Ş'ne husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği ve konişmentoda bulunan milletler arası yetki sözleşmesinin geçerli olup olmadığı noktalarındadır. Davalı vekilince ilk itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığı, hak düşürücü sürenin geçtiği, mahkemenin uyuşmazlığın çözümünde görevli ve yetkili olmadığı, uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanamayacağı, davacını aktif ve davalının pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı ileri sürülmüştür. Dava dışı sigortalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Çin ülkesinden ithal edilen emtianın davacı sigorta şirketi nezdinde 01/07/2021 tanzim tarihli ve ... numaralı nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalandığı, emtianın Çin XIOLAN Limanı'ndan Türkiye Mersin Limanı'na taşımasının davalı ...LTD'.ye ait ... numaralı konşimento ile ... isimli gemi ile yapıldığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentonun, Çin ülkesinin Shunde şehrinde, 11/06/2021 tarihinde davalı taşıyıcı ... LTD tarafından düzenlenip imzalandığı, davalı ... LTD nin yabancı bir şirket olduğu, davacı ve sigortalısının Türkiye da kurulu şirketler olması ve hasarlanan emtiaların yurt dışından ithal edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun arka sayfasında Uygulanacak Hukuk ve Yetki başlıklı 27. Maddesinde yer alan yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin Çin Halk Cumhuriyeti Şangay Deniz Hukuku Mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Bahsi geçen konişmentonun Çin'deki şirketçe düzenlendiği, navlun bedelinin de Çin'de kurulu şirkete ödendiği, ... A.Ş' nin Çin'de kurulu şirketin acentesi olduğuna dair bir sözleşme yada belge ibraz edilmediği, bahsi geçen taşıma ilişkisinin ... A.Ş'nin aracılığıyla / acenteliğiyle kurulduğuna dair bir iddia ve delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf da bu taşımaya Türkiye'de kurulu şirketin aracılık ettiğini veya Çin ülkesindeki firma adına sözleşme imzaladığını iddia etmemekte, konişmentonun 2. Sayfasının alt kısmında yazılı "Varış ofis adresi: ... DENİZCİLİK ANONİM ŞİRKETİ ... MAH.... BULVARI NO:... ... PLAZA K ... D ... AKDENİZ MERSİN" Şeklineki kaydın Türkiye'de kurulu şirketin Çin ülkesinde kurulu şirketin acentesi olduğunu gösterdiğini, sözleşmenin teslim kısmında bu firmanın görev üstlenmiş olduğunu, TTK 105 maddesi gereği bu firmaya Çin ülkesinde kurulu firmaya izafeten dava yöneltilebileceğini iddia etmektedir. Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletler arası sözleşme hükümleri saklı olmak kaydıyla yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde Türk mahkemelerinin milletler arası yetkisi, 5718 sayılı Milletler arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine göre tespit edilmelidir. Bu kapsamda bir uyuşmazlıkta MÖHUK'un 47. Maddesine göre, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda taraflarca yapılacak yazılı bir sözleşme ile inhisari olarak kararlaştırılması halinde Türk mahkemelerinin milletler arası yetkisi sona erecektir. Dosyada sunulu bulunan 11/06/2021 tarihli ... numaralı konşimento arka yüzündeki hüküm ve koşulların 27.UYGULANACAK HUKUK VE YETKİ başlıklı maddesi; (1) Kloz 27 (2) de belirtilen hal dışında, Taşıyana karşı yöneltilecek tüm talepler münhasıran Çin Halk Cumhuriyeri'nin Şangay Deniz Hukuku mahkemelerinde görülür. Bu konişmentoda aksi belirtilmedikçe bu taleplere ilişkin Çin Halk Cumhuriyeti hukuku uygulanacaktır. (2) Gönderinin işbu konişmento kapsamında ABD'ye veya ABD'den ( bölgeleri, kıtası veya hükmü altındaki yerlerden) gönderilmesi durumunda bu husustan doğan tüm talepler ABD New York Bölge Mahkemesi nezdinde görülür..." düzenlemesini içermektedir. Ancak yetki şartının bulunduğu bu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzası yer almadığı gibi ayrı bir navlun sözleşmesi de bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1237. Maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı' öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, a.g.e, s.193). TTK'nın 1228 Maddesine göre; Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu belge bir gemi şirketinin veya onun yetkili acentesinin veya yükleme limanında acentesi yoksa gemi kaptanının malı yükletene verdiği, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildiğini gösteren kıymetli evrak niteliğinde taşıma senedidir. Yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzası yer almadığı gibi ayrı bir navlun sözleşmesi de bulunmamakla birlikte konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Taşıma Şartlarına itiraz edilmemiş olması nedeniyle, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken navlun sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak olup ... LTD tarafından imzalanan konişmentoda yer alan yetki şartı dava doğrudan acentenin şahsına da açılmadığından gönderici yükleten ve onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcıdır. Davaya konu taşımaya ilişkin konişmento ... LTD Tarafından düzenlenmiştir. Dolayısıyla konişmentonun davalının Türkiye acentesi tarafından düzenlenmediğine ve taşıma sözleşmesi yapılmasına Türkiye'de kurulu şirketin aracılıkta bulunduğu ispat edilmediği kabul edilmitir. Ayrıca Türkiye'de kurulu şirketin teslim aşamasında bir kısım işlemlerde bulunsa dahi tek başına taşıma sözleşmesinin yapılmasına Türkiye'de kurulu şirketin aracılık ettiğini ispata yeterli değildir. Buna göre eldeki davada acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı açılacak davalara ilişkin bir düzenleme olan TTK'nın 105. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. 6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın hüküm ve koşullarına ilişkin düzenlemeler ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığından, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Yukarıda açıklandığı gibi genel işlem koşulları ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden hazırlanmış sözleşme hükümleri olup, bu özellikleri itibariyle bu sözleşmeler genellikle ilgili firmalar tarafından İnternet sitelerinde paylaşılmaktadır. Aksi yönde bir iddia ve ispat dosya kapsamında mevcut değildir. Taşıyıcı tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre genel işlem koşullarının geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın şart ve koşullarının 27. maddesi ile taraflarca Çin Halk Cumhuriyeri'nin Şangay Deniz Hukuku mahkemelerinde inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. Maddeleri uyarınca davaya konu uyuşmazlık ve bu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme ismen belirlenmiş olup geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğuna göre, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmamaktadır. Bu dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülebilir. Davalı cevap dilekçesiyle süresi içerisinde milletler arası yetki itirazında bulunmuştur. Bu halde uyuşmazlığın Türk mahkemelerinde görülmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece milletler arası yetki itirazı kabul edilerek davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsilik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; yetki şartının geçerli olması, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir işlemden kaynaklanmaması ve kamu düzenine aykırılık bulunmaması ile deniz ticaretiyle ilgili özel hukuka ilişkin olması karşısında ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.13/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20