SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/961

Karar No

2024/1414

Karar Tarihi

3 Ekim 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/961

KARAR NO:2024/1414

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:19/03/2024

NUMARASI:2022/139 Esas - 2024/184 Karar

DAVA:İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/10/2024

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki nedeni ile davalı tarafa 09.04.2018 tarihli ... sıra numaralı satış sözleşmesine konu ... marka ... model ve aksesuarlı makineyi 70.000,00 USD + KDV bedelle satışı yapıldığını, buna ilişkin .... seri numaralı 13.04.2018 tarihli 70.000,00 USD + KDV bedelli fatura kesildiğini, satılan makine bedelinin bir kısmının davalı tarafından ödendiğini ancak kur farkı nedeni ile oluşan bakiyelerin ödenmediğini, bu sebeple de davalı nezdinde .... sayısı ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun satış sözleşmesine konu makine bedeli üzerinden kur farkına dayalı olarak 17.020,62 USD borcu bulunduğunu, bu surette de ... sayısı ile icra takibi başlatılmış olup, davalı - borçlu tarafından haksız ve mesnetsiz yere bu takibe itiraz edildiğini beyanla davalının ... sayılı dosyaya yapmış olduğu itirazın iptaline, sözleşme hükümleri doğrultusunda aylık %3 faizi (yıllık %36) +KDV oranında faiz işletilmesine, kötüniyetli olarak takibe itiraz eden borçluların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından çekle ödeme kabul edilmiş olup, çekle ödeme halinde kur farkının talep edilemeyeceğini, kur farkı taleplerinde, çekle yapılan ödemeler yönünden kur farkı hesabı yapılamayacağını , nitekim, bu durumda verilen çeklerin piyasaya sokulduğunu ve ödeme aracı olarak piyasada dolaşabilir hale geldiğini, çek bir ödeme vasıtası olduğundan ve ibrazında tahsil imkanı bulunduğundan verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek çek bedellerinin kararlaştırıldığını ve döviz üzerinden çek düzenlenmesi mümkün olmasına rağmen TL cinsinden çek alan davacının artık kur farkı isteyemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından herhangi bir şekilde borç ikrarı söz konusu olmadığını, davacının kur farkı talebinin haksız olduğu ancak talebe ve miktara bağlı olarak görüşme yapılabileceği belirtilmesine rağmen görüşmenin bir sonuç vermeyeceğine kanaat getirildiğini, talebin yargılamaya tabi olması nedeniyle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talebi reddedildiğini beyanla haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine,müvekkil şirket aleyhine başlatılan takip haksız ve hukuka aykırı olduğundan davacı aleyhine talep edilen tutarın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Kur farkı alacağının fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebileceği, nitekim davacının kur farkından kaynaklı olarak kur farkı faturası düzenlemediği, davacının Amerikan doları üzerinden icra takibi başlatıp alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı,İİK. 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasında; usulüne uygun yapılmış ve itiraz edilmiş icra takibinin bulunması dava şartıdır, dolayısıyla takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunmadığının kabulü gerektiği, dava şartları, HMK'nın 115.maddesi uyarınca, yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.02.2023 tarih ve 2023/379Esas - 2023/1206 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) bu minvalde itirazın iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine " karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece gerekçeye dayanak olarak gösterilen yargıtay kararında kur farkı faturası mevcut olup, müvekkili şirket tarafından herhangi bir kur farkı faturası kesilmeksizin aradaki bakiye USD bedelinin direkt USD olarak talep edildiğini, bu kapsamda davanın kur farkı talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında mevcut davaya ve alacağa konu 09.04.2018 tarihli ... sıra numaralı satış sözleşmesine konu ....model ve aksesuarlı makineyi 70.000,00 USD + KDV bedelle satışı yapılmış olup buna ilişkin ... seri numaralı 13.04.2018 tarihli 70.000,00 USD + KDV bedelli satış faturası kesildiğini, davacı tarafından 16.737,42 USD tutarında eksik ödeme yapıldığını, söz konusu yargılama aşamasında alınan raporda müvekkilinin davaya konu satış sözleşmesi kapsamında 16.737,42 USD tutarında alacağı olduğunun tespitinin yanında 283,20 USD tutarında ayrıca cari hesaptan alacaklı olduğu görüldüğünü , taraflarınca yapılan ıslah doğrultusunda salt bu miktardan bile davanın kabulü gerekirken tümden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu davada dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesine rağmen nispi oranla vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali ve ıslah dilekçesi ile talep edilen alacağın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının Türk Lirası olarak yaptığı ödeme nedeniyle davacının kur farkına ilişkin alacaklı olup olmadığı, ıslah dilekçesi ile talep edilen alacağın Mahkemece değerlendirilip değerlendirilmediği noktasındadır.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine...sayılı takip dosyasında 17.020,62 USD kur farkı alacağına dayalı olarak, bu alacağın takip tarihinden itibaren yıllık % 36,0 oranında USD ... Faizi ile fiili ödeme günündeki ... efektif döviz satış kuru karşılığı olan TLnin tahsili istemiyle 10.12.2021 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Takibe dayanak 13.04.2018 tarihli faturanın konusunu oluşturan 09.04.2018 tarihli satış sözleşmesinin incelenmesinde 70.000 USD+KDV bedelle makine satışına ilişkin olarak tanzim edildiği, sözleşmede alıcı olan davalı şirketten 31.12.2018 tarih ve 200.000 TL bedelli ve 28.02.2019 tarihli 90.000 TL bedelli çek alındığının ve kalan bakiye için evrak alınacağının yazılı olduğu, yine sözleşmede dövizli makine satışında ödemelerin aynen sözleşmede/faturada belirtilen döviz cinsiyle yapılacağı, dövizli satışlarda Türk lirası ile ödeme yapılması halinde ödemelerin fiili ödeme tarihindeki ... satış kuru üzerinden sözleşmede/faturada belirtilen döviz cinsine çevrileceği, TL ödemeler nedeni ile döviz kur farkı oluşması halinde bu farkın müşteriden isteneceği ve kur farkı faturası kesileceği, Türk Lirası ile ödeme yapılması halinde, makine bedelinin Tük Lirası olarak belirlendiği veya makine bedelinin Türk Lirası olarak ödeneceği anlamına gelmeyeceği hususlarının kararlaştırıldığı, sözleşme altında davalı şirketin kaşe ve imzasının mevcut olduğu, 13.04.2018 tarihli faturanın TL karşılığı gösterilerek KDVsi ile birlikte 82.600 USD üzerinden düzenlediği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 99/2 fıkrası uyarınca; ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı,bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir. TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır.Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder.Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır. (Yargıtay 19 HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı).Vergi mevzuatı gereği faturalarda yabancı para cinsinden bedel yanında, faturanın tanzim tarihindeki TL cinsinden bedelinin de yazılması zorunlu olduğundan, bu yazım biçimi döviz alacağını TL alacağına çevirmez. Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararı). Kur farkı alacağının, döviz cinsinden alacaklarda borcun doğumu tarihi ile vade/fiili ödeme tarihi arasında değişen kur nedeniyle oluşan farka dayalı ve ancak TL cinsinden talep edilebilecek türden bir alacak olduğunun gözden kaçırılmaması gerekir. Davacı ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, icra takibine konu edilen 13.04.2018 tarihli 82.600 USD bedelli faturaya ilişkin sırasıyla 30.11.2018-31.12.2018-28.02.2019-20.08.2021 tarihlerinde davalı tarafça verilen 51.005 TL, 200.000 TL, 90.000 TL tutarlı çekler ve yapılan 8.165,05 TL tutarındaki havale sonrasında davacının davalıdan 16.737,42 USD kur farkı alacağı olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı tarafından düzenlenen satış faturasının USD olarak düzenlenip, TL cinsinden karşılığının gösterildiği, faturalarda "Türk lirası ile ödeme yapılması halinde ödemelerin fiili ödeme tarihindeki ... satış kuru üzerinden sözleşmede/faturada belirtilen döviz cinsine çevrileceği"nin yazılı olduğu, faturaya karşı davalının bir itirazının bulunmadığı gözetildiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD üzerinden yürütüldüğünün kabulü gerekir. Davalının tahsilat amaçlı verdiği çeklerin gününde ödendiğinden seçim hakkı alacaklıya geçmemiş olup, davacı alacaklı kur farkından kaynaklanan alacağını ancak ödeme tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak Türk Lirası olarak isteyebilir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/2135 Esas ve 2019/4709 Karar sayılı ve 10/10/2019 tarihli kararında da işaret edildiği üzere itirazın iptali davaları, takip talebine sıkı sıkıya bağlı davalardan olup,Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesi mümkün değildir. Bu durumda itirazın iptali talebi yönünden mahkemece davalı hakkında Türk Lirası olarak usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Diğer yandan dava, niteliği gereği itirazın iptali davası olmakla birlikte davanın alacak davası olarak ıslah edilebileceği ve dava değerinin de ancak bu şekilde arttırılabileceği açıktır. Somut olayda davacı vekili sunduğu ıslah dilekçesi ile 283,20 USD tutarın eda davası olarak devamına karar verilmesini talep etmiştir. Ancak bu istem yönünden işin esasına girilerek taraf ticarî defterleri incelenmemiştir. Davacı tarafça davalının ticari defterlerine delil olarak dayanılmakla beraber ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin tarafların ticari defterlerinin ibrazına resen de karar verebileceğine ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nun 83. Maddesi gereğince davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerekir. Mahkemece, ıslaha konu edilen talep yönünden 6100 sayılı HMK'nın 220/3. Maddesindeki ihtarlar yapılarak davacı ve davalıdan ticari defterlerinin ibrazı istenip, mali müşavir aracılığıyla defterler üzerinde inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, işaret edilen hususlarda davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenusuldenkaldırılmasınataraflarınözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçeusd+kdvsebepleriilerikabulütarihiiddianumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim