Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/843
2024/1406
3 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/843
KARAR NO: 2024/1406
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/04/2017
NUMARASI: 2015/919 Esas - 2017/393 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumet nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ve ...'nın daha evvel hissedarı bulunduğunu, ...nin tüm hisselerinin Anonim Şirket hisse devrine ilişkin sözleşme uyarınca ... ve ...'a devredildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince geçmiş döneme ait ortaya çıkacak sorumluluklardan ...'nın sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, hisse devri yapan şahıslara karşı bu sorumluluklarla ilgili Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduklarını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir taahhütü bulunmadığını, TBK'nın 583 ve devamı maddeleri gereğince müvekkilinin kefaletinin geçerli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayanmış olduğu sözleşme ve hisse devirlerinin geçersiz olduğunu, sözleşme tarihinde 81 yaşında olan davalının rapor olmadan yapmış olduğu işlemlerin geçersiz olduğunu, geçerli kabul edilse dahi davacının herhangi bir talep hakkının bulunmadığını, husumetin şirket tarafından yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..Davacı şirket devredilen paylar ile ilgili sermaye borcu bulunduğuna dair herhangi bir itiraz da ileri sürmemiştir. Pay devrine ilişkin sözleşmedeki taahhüte dayanarak davalılardan talepte bulunmaktadır. Pay devrine ilişkin sözleşme de dikkate alındığında yukarıda belirtildiği gibi alacağın temliki-borcun naktine illişkin Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınması greekir. Burada sözleşme taraflar arasında edimin ifası ile ilgili talepte bulunulması mümkündür. Davacı tarafından sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunulması mümkün değildir. Zira davacı hisse devri sözleşmesinin tarafı değildir. İmzasız diğer yazılı beyanda ise sadece taleplerin öncelikle ...ya yöneltileceği kararlaştırılmıştır. Yine devredenler ile devralanlar arasında bir sözleşme söz konusu olup talebinde sözleşmenin tarafı tarafından ileri sürülmesi mümkündür. Taraflar arasındaki hisse devrine ilişkin sözleşmenin TBK.nun 129.maddesi gereğince üçüncü kişi yararına sözleşme olarak da değerlendirilemez. Burada sözleşmenin tarafının ifa ile yükümlü olduğu belirli edim bulunmamaktadır. Tarafların amacına veya örf ve adete uygun düştüğü takdirde edimin ifasına üçüncü kişilerin isteyebilmesi mümkün olmasına karşın, sözleşmede somut olarak kararlaştırılmış bir edim bulunmamaktadır. Sözleşme ile şahsi ilişki durumunda ancak taraflar arasında ileri sürülebilecektir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak açılan davanın husumet nedeni ile reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacaklı olduğu iddiası ile müvekkiline karşı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yaptığını, haksız ve hukuksuz takibe taraflarınca itiraz edildiğini, davacının alacaklı olduğu iddiası ile huzurdaki dosya ile itirazın iptali davası ikame ettiğini ve istinaf konusu davanın, itirazın iptali davası olduğunu, davacının iddia ettiği ödemelerin belgelerini 27.04.2016 günlü celsenin 5 ve 8 nolu ara kararları ile verilen kesin sürede sunmadığını, alacağını ispat edemediğini, müvekkilinin davacı ... AŞ'ye vermiş olduğu herhangi bir taahhüt olmadığını, husumetin davacı veya davalı olabilme sıfatı ile ilgili olup davacı, icra takibinde alacaklı olduğunu iddia eden kişi olduğuna göre itirazın iptali davasında da davacı olabildiğini, TBK md. 603 hükmü gereği gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin uygulanacağını, sorumlu olunacak azami miktar belirtilmediği, tarih ve müteselsilen sorumlu olunduğuna dair ibarenin el yazısıyla yazılmamış olması nedenleri ile kanunun aradığı şartları taşımamakta olup geçersiz olduğunu, evli olan müvekkilinin eşinin vermiş olduğu herhangi bir muvaffakatin mevcut olmadığını, davacının alacağı olmadığından ve olamayacağından davanın esastan reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2015/919 Esas - 2017/393 K sayılı ilamının istinaf kanun yolu incelemesi neticesi kaldırılarak davanın esastan reddi ile davacının %20' den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, yazılı anonim şirket hisse devir sözleşmesi ve taahhütname uyarınca müteselsilen sorumlu olduğu belirtilen davalı ve hisse devri yapan diğer davalılar hakkında devir tarihinden önce hisselerine tekabül eden borçların tahsiline yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktasındadır. Dava konusu takip dosyasına göre davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında Bakırköy ...Noterliğinin 25.06.2014 tarih ve ... yevmiyo nolu ihtarı (şirket devrinden doğan sorumluluk) nihayetinde ...nın borcun tamamından, ...'nın 534.722,59 TL"sinden, ...'nın ise 76.388,94 TL'sinden sorumlu olmak üzere 640.495 TL asıl alacak ve 20.267,16 TL işlemiş faizin tahsili istemiyle 18.09.2014 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Dosya kapsamına göre davalılar (devredenler) ..., ..., dava dışı ..., ... ve ... ile dava dışı (devralanlar) ... ve ... arasında ..12.2013 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede devir öncesi ... Bank A.Ş.'ye oluşmuş 2.800.000,00 TL borcun devralanlar tarafından ödeneceği, bu miktarı aşması durumunda kalan bakiyenin devredenler tarafından hisseleri oranında ödeneceği, devir tarihinden önce doğmuş üçüncü kişilere karşı olan tüm borçların, şirket aleyhine olan tüm davaların neticesinde oluşacak borçların, şirket aleyhine sürmekte olan tüm icra takiplerinin dosya borçlarının, ilgili muaccel ve müeccel alacaklılara devredenler tarafından şirketteki hisseleri oranında ödeneceği, hisse devir sözleşmesinin imza altına alınması durumunda hisse devrine ilişkin taahhütlerin yerine getirildiği kabul edilerek bu sözleşmenin imza altına alınacak hisse devir sözleşmesinin eki niteliğinde sayılacağı hususlarının kararlaştırıldığı, sözleşme altında ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın imzaları bulunduğu görülmektedir. Dosya kapsamına sunulan tarihsiz taahhütnamede devir ile ilgili işlemlerin ... tarafından yapılacağı, şirketin alacak borç kayıtları ile ilgili olarak ... bilgi sahibi olduğundan ve devir işlemlerinin takibinin ... tarafından yapıldığından dolayı üçüncü şahıslar veya kurumlara herhangi bir borcunun bulunmadığı , devir öncesine ait bir borç veya talep olması halinde buradaki tüm sorumluluğun devredenlerin yanı sıra ...'ya da ait olacağının kabul ve taahhüt edildiği, taahhütname altında davalı ...'nın imzasının bulunduğu; dosya kapsamına sunulan tarihi "ikibinondört" şeklinde yazılı davalılar ..., ... ve dava dışı ..., ... ve ... ile dava dışı ... ve ... arasında hisse devrine ilişkin taahhütnamede de ... Bank A.Ş.'ye oluşmuş 2.800.000,00 TL borcun devralanlar tarafından ödeneceği, bu miktarı aşması durumunda kalan bakiyenin devredenler tarafından hisseleri oranında ödeneceği, devir tarihine kadar ya da devir tarihinden sonra ortaya çıksa dahi devir öncesine ilişkin doğan borç ve sorumluluklarda devredenlerin sorumlu olacağı, bunun dışında üçüncü şahıslar veya kurumlara herhangi bir borcunun bulunmadığı, devir öncesine ait bir borç veya talep olması halinde tüm sorumluluğun devredenlerde olacağını kabul ve taahhüt ettiği, hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın derhal nakden ve defaten ödeneceği, devralanlarca ödenmesi halinde aynı şekilde yapılan ödemelerin devralanlara iade edileceği hususlarının yazılı olduğu ve taahhütname altında ..., ..., ..., ... ve ...'in imzalarının bulunduğu; dosya kapsamına sunulan tarihsiz belgede ise davacı şirketin hisselerinin devrine ilişkin mutabakat sağlandığı ve devir neticesinde hissedarlar ve devir işlemlerini takip eden ... tarafından taahhütler verildiği, ... ve ... tarafından verilen taahhütlerin ... tarafından verilen taahhütten sonra hüküm ifade edeceği, şirketle ilgili geçmiş döneme ait sorumluluklarından herhangi bir durumun ortaya çıkması halinde öncelikle ...'nın sorumlu olacağı, taleplerin öncelikle ...'ya yöneltileceği hususlarının yazılı olduğu, belgenin ..., ..., ..., ... ve ... tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Davaya konu icra takibine dayanak yapılan Bakırköy ...Noterliğinin 25.06.2014 tarih ve ... yevmiyo nolu davacı şirket tarafından ..., ..., ..., ... ve ... hakkında keşide edilen ihtarnamede, ...'nın taahhütlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle ... ve ...'nın sorumluluklarını başladığı, taraflarınca 333.214 TL 'nin ödenmek durumunda kaldığı, eski hissedarlardan ... ve ... tarafından eski borçların tasfiyesi amacıyla 225.000 TL ödeme yapıldığı ancak diğer hissedarlar ... ve ... ile hisse dışı taahhüt veren ... tarafından ödeme yapılmadığı, ...'nın 534.722,59 TL, ...'nın 76.388,94 TL, ...'nın 1.302.778,82 TL ödeme yapmasının ve ödenen 333.214 TL'nin ..., ..., ... tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır. Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden gözetmesi gerekir. Çünkü sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. (Kuru/Arslan Yılmaz, s. 234- 237). (Emsal Yargıtay 15. H.D. 2016/762 E. 2017/977 K. Sayılı ilamı) Bir sözleşmede ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılması, üçüncü kişi yararına sözleşmedir. Üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan borç üçüncü kişiye ifa edilir, vadettiren borcun üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilir. Kural olarak üçüncü kişi yararına sözleşmeleri, eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme olarak ikiye ayırmak mümkündür. Aralarındaki temel fark ise eksik üçüncü kişi yararına sözleşmelerde üçüncü kişinin, sözleşme ile borç altına giren taraftan talepte bulunamamasına karşın tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde bunun mümkün olmasıdır. Üçüncü kişiler yararına yapılan sözleşmelerin eksik ya da tam olup olmadığının tespitinde, sözleşmede bu yönde açık bir hüküm ya da anlatımın olması, bu yönde bir açıklık olmaması halinde ise sözleşme hükümlerinin amaçsal yorum ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Yerleşik uygulama gereğince şirket hisse devirlerinde, devir işleminin tarafları arasında düzenlenen ve devre konu şirket borçlarına yönelik olarak edim yükümlülüğü içeren hükümler, eksik üçüncü kişi yararına sözleşme olarak nitelendirilmekte ve bunun sonucu olarak, sözleşmenin tarafı olmayan şirketin aktif dava ehliyetine sahip olmadığı kabul edilmektedir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/12621 Esas ve 2014/20139 Karar sayılı kararı) Somut olayda davacı şirketin, sözleşmenin tarafı olmadığı ve açıkça kendisine yönelik bir edim içermeyen sözleşmeye dayanarak icra takibine konu ettiği borç ve ödemeleri talep hak ve yetkisinin bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davalı ...'nın bu karara yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı ... vekilinin davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede, davanın reddine karar verilmesi halinde davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının icra takibinde kötüniyetli olması şarttır. Her ne kadar mahkemece bu konuda bir karar verilmemiş ise de davalı hakkında yapılan icra takibinde davacının kötü niyetli olduğu ispatlanmamıştır. Bu nedenle davalının kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15