SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/276

Karar No

2024/1404

Karar Tarihi

3 Ekim 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/276

KARAR NO:2024/1404

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:31/10/2023

NUMARASI:2023/231 Esas - 2023/441 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/10/2024

Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı sigortalısı ....A.Ş.'ye ait emtiaların ....'dan Türkiye'ye taşınması işinin davalı tarafından üslenildiğini, konteyner içindeki pirinç emtiasının deniz taşıması esnasında ıslanarak hasarlandığını, tanzim edilen ekspertiz raporu doğrultusunda müvekkilinin zararını tazmin ettiğini, ödenen sigorta bedelinin tahsili için ....sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla, .... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından düzenlenen dava konusu taşıma ile ilgili olan konişmentoda yalnızca Marsilya Mahkemelerinin münhasır yetkili kabul edildiğini, yabancı unsuru taşıyan davalarda Türk Mahkemelerinin milletlararası yetkisi, iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarıyla belirlendiğini ...'nın ticari merkezinin Marsilya Fransa'da olduğunu, Türkiye'de herhangi bir ikametgahının bulunmadığını bu nedenle Marsilya Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, konişmento tahtında doğan ihtilaflar bakımından Fransız Hukukunun uygulanması gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu Hükümlerinin uygulanamayacığını, davacı tarafından sunulan Ekspertiz raporunun tek taraflı olarak hazırlandığını, davacının usulüne uygun olarak bir hasar ihbarında bulunmadığını, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığını, yüke uygun bir istifleme yapılıp yapılmadığının belli olmadığını beyanla öncelikle milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın reddine ve nihayetinde davanın esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davalı vekili tarafından konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle Milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş olmakla öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması gerektiği, dava konusu taşımanın .... numaralı ... tahtında ... gemisi ile yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının MÖHUK kurallarına göre belirleneceği, MÖHUK 47.maddesinde, "yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 31.maddedesinde sözleşmeden doğan taleplerde Marsilya Ticaret Mahkemesinin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun davalı taşıyan adına yabancı acentesi tarafından imzalandığı, navlun faturasının taşıyan .... tarafından düzenlendiği, Türk acentenin taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, TTK'nun 1237.maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının sigortalısının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, ... yetki şartının gönderilen ve buna göre davacı açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Marsilya Mahkemelerinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında geçerli bir yetki şartı bulunmadığını, davalı donatan/taşıyan tarafından söz konusu konşimentonun arka yüzünde yetki şartı bulunduğunun ve uyuşmazlığın Marsilya Ticaret Mahkemelerinde çözümlenebileceği iddia edildiğini ve Mahkeme tarafından gerekçeli kararda konşimento arka yüzde yer alan 31. maddede Marsilya Ticaret Mahkemelerinin yetkili kılındığının değerlendirildiğini, somut olayda, ilgili konşimentoya dava dışı sigortalının taraf olmadığını, TTK M. 105/f.2'de yabancı tacirler hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına ya da aleyhine Türkiye'de dava açılması halinde sözleşmedeki yetki şartının geçersiz olacağının öngörüldüğünü, ayrıca TTK md. 103 hükümlerini dikkate alınması gerektiğini, yetki şartının bir an için geçerli olduğu düşünüldüğünde dahi, ilgili şartın TBK md 20 ve 21.maddeler uyarınca genel işlem şartı niteliğinde olduğundan yok hükmünde olduğunu, taşıyan firmalar bu tip genel geçer klozları konşimentonun arkasına ekleyerek deniz taşımalarının uluslararası boyutu düşünüldüğünde yabancı ülkede dava açma külfetine katlanamayacağını düşünerek haksız şekilde menfaat elde etmeye çalıştığını, Türk Hukuku’nun genel işlem koşuluna ilişkin hükümlerinin MÖHUK madde 6 tahtında doğrudan uygulanan kurallar kapsamında olduğu sonucuna varıldığını, MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince 6098 sayılı TBK m. 25 uyarınca başvurulacak içerik denetimde bu tür yetki kayıtlarının evleviyetle dürüstlük kuralına da aykırı olacağını, dolayısıyla gerek genel usul hukuku ilkeleri gerekse de BK m. 25 özelinde söz konusu mahkeme kaydının geçerli bir uluslararası yetki sözleşmesi olarak değerlendirilmesi de mümkün olmadığını, bu nedenle karşılıklı müzakere edilmemiş ve ve karşılıklı imza bulunmayan işbu klozun yazılmamış sayılması gerektiğini, İktisadi Müesseselerde mecburi Türkçe kullanılması hakkında kanun uyarınca yetki sözleşmesi/şartının Türkçe düzenlenmesi gerektiğini, dosyaya mübrez konşimento davalı ... adına, acentesi tarafından düzenlenmiş olup acentenin yetki anlaşması yapabilmesi için bu hususta özel yetkisinin bulunması gerektiğini, zira 6102 sayılı TTK'nın 107/2. maddesinin, acentelere müvekkilleri adına sözleşme yapma yetkisi veren belgelerin acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi zorunluluğu getirdiğini, anılan tüm bu nedenlerle ve Mahkeme'nin de re’sen dikkate alacağı sair gerekçeler ile yasal düzenlemeler ve Yüksek Mahkeme kararları uyarınca kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı sabit olduğundan ve dava konusu olayda ve taşımaya esas teşkil eden belgelerde usulüne uygun bir yetki kaydı bulunmadığından davalı tarafın haksız iddiaları karşısında verilen davanın yetkisizlik nedeniyle reddi kararının Mahkeme tarafından inceleme konusu edilmesi ve yasa ve içtihatlara aykırı şekilde verilen yetkisizlik kararının kaldırılması ve davanın esasına girilerek haklı davalarının kabulü gerektiğini, duruşma günü tayini ile usule aykırı konşimentoda bulunmayan md. 31'e dayandırılan ve karşılıklı kabulü içermeyen imzasız ve dolayısıyla yasa ve usulen geçersiz yetki itirazının geçersizliği sebebiyle reddine, herhalde Türk vatandaşlarının Türk Mahkemeleri nezdinde yasa ve usule uygun olarak hak aramasını, belirtilen imkansız gerekçe ile önlemeye matuf ve vahim sonuçlar doğurabilecek yasa ve usule aykırı yetkisizlik kararına karşı başvurulan istinaf taleplerinin görüşülmesi için duruşma günü tesisine, istinaf taleplerinin kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddi kararının kaldırılarak dosyanın esası üzerinde incelemeye geçilmesine, istinaf ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin gemi donatanı/taşıyana izafeten davalıdan rücuen tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemecesince davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesine konu olan uyuşmazlık, Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında ... sayılı takip dosyasında, "... isimli gemi tarafından ilgili konşimentolar tahtında gerçekleştirilen taşıma neticesinde hasarlı pirinç emtiasına ilişkin 16/06/2021 tarihli 4967,22 USD tutarlı tazminat ödemesinin faizi ile rücuen tahsili " sebebine dayalı olarak işlemiş faiziyle birlikte toplam 5.052,02 USD'nin tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca dava dışı sigortalı .... A.Ş.'ye ait pirinç emtiasının 27.03.2021 tarihli konşimento tahtında konteynere yüklenerek gemi ile ...'dan ...'e taşınması sırasında hasarlandığı iddiasıyla ve nakliyat ... poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan hasar ödemesinin TTK 1472.maddesi uyarınca sigortalının halefi olarak davalı deniz taşıyıcısı / gemi donatanına izafeten davalı hakkında başlatılan takibe itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taşımaya konu ..., yükletenin ..., düzenleme yerinin ve tarihinin Montevideo ...27.03.2021 olduğu; konişmentonun "taşıyıcı ... adına ... tarafından taşıyıcı ...'nın temsilcileri" tarafından imzalandığı görülmüştür. Dosyada mübrez 27.03.2021 tarih ve ... nolu ... ön yüzündeki yetki koluzuna ilişkin konişmento ekinde "Yargı yetkisi" başlıklı 31.maddesind "Taşıyana karşı bu konişmentonun kanıtladığı taşıma sözleşmesi çerçevesinde tüm davalar Marsilya ticaret mahkemesi huzurunda görülecek ve bu davalarla alakalı olarak başka bir mahkeme yetkili olmayacaktır. Bu düzenlemeye halel gelmeksizin taşıyan,talep ve davaları davalının kayıtlı adresinin bulunduğu yerdeki bir mahkemede de açabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Ancak yetki şartının bulunduğu bu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzası yer almamakla birlikte ayrı bir navlun sözleşmesi de bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1237. maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde ... esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı' öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (....). TTK'nın 1228. Maddesine göre; ...., bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu belge, bir gemi şirketinin veya onun yetkili acentesinin veya yükleme limanında acentesi yoksa gemi kaptanının malı yükletene verdiği, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildiğini gösteren kıymetli evrak niteliğinde taşıma senedidir. Somut olayda konişmentonun yükletene verilmiş ve konişmentoda yer alan ....nın hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması nedeniyle taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken navlun sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak konişmento uygulanacaktır. ... adına acente olarak yük teslim onayının ... A.Ş. tarafından imzaladığı, 16.05.2021 tarihinde davalı tarafından özet beyan verildiği gözetildiğinde konişmentoda yer alan yetki şartı geçerlidir. Bu kapsamda dava doğrudan acentenin şahsına da açılmadığından konişmentodaki davacı sigorta şirketinin sigortalısını bağlayan yetki şartının halefi sıfatıyla davacı sigorta şirketini de bağlayıcı nitelikte olup, taşıma sözleşmesi, konişmentoya göre ifa edilerek yük alıcısına teslim edildiğinden konişmentodaki tüm şartlar halefiyet yoluyla davacı açısından da bağlayıcıdır.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın hüküm ve koşullarına ilişkin düzenlemeler ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığından, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Yukarıda açıklandığı gibi genel işlem koşulları ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden hazırlanmış sözleşme hükümleri olup, bu özellikleri itibariyle bu sözleşmeler genellikle ilgili firmalar tarafından İnternet sitelerinde paylaşılmaktadır. Aksi yönde bir iddia ve ispat dosya kapsamında mevcut değildir. Taşıyıcı tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre genel işlem koşullarının geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir.TBK'nın 46/1. Maddesine göre, bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. ... adına acente olarak ... A.Ş. tarafından imzalanan konişmentoya konu taşıma, taşıyan .... tarafından kabullenilerek ifa edildiğinden artık acentenin yetki anlaşması yapabilmesi için bu hususta özel yetkisinin bulunup bulunmadığının önemi bulunmamaktadır. 5718 sayılı Yasanın Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi başlıklı 40.maddesinde, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin, iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarna göre tayin edileceği belirtilmiştir. Yetki anlaşmasının sınırlarına ilişkin olarak da 47. maddesinde düzenleme yapılmış ve anılan maddede, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilecekleri, anlaşmanın, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olacağı, davanın ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülebileceği ifade edilmiştir. Bu düzenlemelere göre Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklı olmak kaydıyla yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine göre tespit edilmelidir. Bu kapsamda bir uyuşmazlıkta MÖHUK'un 47. maddesine göre, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda taraflarca yapılacak yazılı bir sözleşme ile inhisari olarak kararlaştırılması halinde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi sona erecektir. Yabancılık unsuru bulunan eldeki davada yetkiyle ilgili olarak MÖHUK'un 47. maddesi uygulanacak olup, buna göre Marsilya Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin yetkisinin kabul edilmesi karşısında iç hukuka ilişkin HMK'nın 18. Maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki Marsilya Ticaret Mahkemesi yetkili kılınmış olmakla mahkemenin açıkça belirli olduğu da görülmektedir.TTK'nın 103.maddesinde acentelik hükümlerinin, özel kanunlardaki hükümler saklı olmak üzere sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar ve Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. TTK 105/1.maddesinde de acentenin aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili olarak her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunu kabule yetkili olduğu belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında da, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisini karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği, yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartların geçersiz olduğu açıklanmıştır. Maddenin gerekçesine bakıldığında, düzenleme ile yabancı tacirlere Türkiye'de dava açılması olanağı yaratılmıştır. İsviçre ve Alman hukukunda acentenin aktif ve pasif temsil yetkisi hakkı koruyucu beyanların yapılması ile sınırlı tutulmuş, müvekkili temsil yetkisine yer verilmemiştir. (....,...Fakültesi Yayını) 6102 sayılı TTK da ise farklı olarak 105/2 maddesi ile acentenin müvekkilini aktif ve pasif temsil yetkisi getirilmiştir. Anılan maddede düzenlenenin, acentenin, müvekkilini bir davada temsil yetkisi olduğu açıktır. Bu hüküm emredici nitelikte olup, yabancı bir şirketin Türkiye'deki acentesine karşı yabancı şirketi temsilen veya ona izafeten Türkiye de dava açılamayacağına ilişkin olarak sözleşme hükmü geçersiz olacaktır. Ne var ki bu düzenleme az önce açıklandığı gibi temsile ilişkin olup, acenteye karşı açılan veya acentenin açtığı davada taraf olanın müvekkili yabancı şirket olduğu şüphesizdir. O halde anılan maddedeki emredici düzenlemenin buna bağlı olarak geçersizlik yaptırımının, temsil yetkisinin ortadan kaldırılması dışındaki bir hususu kapsadığı kabul edilemeyecektir. Başka bir anlatımla MHÖK 47.maddesindeki "münhasır yetkinin olmadığı hallerde" yetkili mahkemenin kararlaştırılabileceği düzenlemesindeki, acentenin kurulu olduğu yer mahkemesinin yetkisi münhasır yetki olup, bunun aksine olan sözleşme hükmünün geçersiz olacağı şeklinde yorum yapılması mümkün görülmemelidir. Davaya konu taşımaya ilişkin konişmento .... Tarafından düzenlenmiştir. Dolayısıyla konişmentonun davalının Türkiye acentesi tarafından düzenlenmediğine ve taşıma sözleşmesi yapılmasına Türkiye'de kurulu şirketin aracılıkta bulunduğu ispat edilmediği kabul edilmiştir. Ayrıca Türkiye'de kurulu şirketin teslim aşamasında bir kısım işlemlerde bulunsa dahi tek başına taşıma sözleşmesinin yapılmasına Türkiye'de kurulu şirketin aracılık ettiğini ispata yeterli değildir. Bu durumda somut olayda TTK'nın 105. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Ayrıca eldeki davada davalının acente olmadığına ilişkin bir savunmada bulunmamasına göre TTK'nın 103. Maddesi hükmünün tartışılmasının sonuca etkisi yoktur. Davacı vekili sözleşmesinin yabancı dilde düzenlenmiş olması nedeniyle İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında 805 sayılı Yasanın 1. maddesine dayanmakta, yabancı dilde yapılan yetki şartının hükümsüz olduğunu savunmaktadır. 805 sayılı Yasanın 1. maddesine göre "Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar". Anılan Yasanın 2. maddesine göre ise bu zorunluluk, yabancı şirket ve müesseseler için, Türk müesseseleri ile Türkiye uyruğunda olan kişiler ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devlet kurumlarına ibraz zorunluluğunda bulundukları evrak ve defterlerine hasredilmiştir. Somut olaya döndüğümüzde, konişmento arkasında yazılı yetki şartının, bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı yasanın 1. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığından davacının bu konudaki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Somut olayda, dava, davalı yabancı şirkete izafeten acenteye karşı açılmış olup, usulüne uygun süresinde ileri sürülen milletlerarası yetki itirazının olması nedeniyle yabancılık unsuru taşıyan davada Türk mahkemesinin yetkili olup olmadığının 5718 sayılı yasanın 40. maddesine uyarınca iç hukuka göre belirlenmesi gerekmekte olup, HMK da tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda yazılı bir yetki sözleşmesiyle veya sözleşmeye konulacak yetki şartı ile yetkili mahkemenin kararlaştırılabileceği, bu durumda davaya sadece taraflarca kararlaştırılan mahkemede bakılabileceği, davanın konusu dikkate alındığında 5718 sayılı yasada münhasıran belirlenen yetki kurallarının uygulanmasını gerektirir nitelikte bulunmadığı, bunun dışında yabancılık unsuru olan bu davada 5718 sayılı yasanın 47. maddesi hükmüne uygun olarak taraflarca Marsilya Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırılması nedeniyle artık Türk mahkemelerinin yetkili olamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle mahkemece milletlerarası yetki itirazının kabulü nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.03/10/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararsürülenileriistinafderecemöhukistanbultarihigerekçeesastannumarasımahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim