Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2023/1647
2024/1392
3 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1647
KARAR NO: 2024/1392
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/09/2023
NUMARASI: 2023/887 Esas - 2023/722 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin sözleşme ile davalı ile ürün satışı için anlaştığını, sözleşmenin dolar kuru üzerinden yapıldığını, satılan ürünlerin davalıya teslim edildiğini, bedeli olarak çek alındığını, daha sonra müvekkillerinin kur farkından oluşan alacaklarının davalı tarafından ödenmediğini, bu alacağın tahsili için açılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, ayrıca kur farkı için davalı tarafından verilen çeklerle ilgili olarak çeklerin bedelsiz kaldığına dair davalı tarafından Bakırköy 4 ATM'nin 2023/129 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını belirterek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillinin 16/06/2021 tarihinde davacı şirketten toplamda 1.490.000,00 TL tutarında denim kumaş siparişi vermiş ve 17/06/2021 tarihinde sipariş karşılığında 1.490.000,00 TL tutarında muhtelif çekleri, davacı şirket yetkilisi ...'ya teslim etmiş olduğunu,, anılan yetkili şahıs tarafından işbu bedelin cari hesap ekstresine eklenmiş olduğunu, müvekkili olduğu davalının kötüniyetli davacıdan 312.466,00 TL alacağı bulunduğunu, davacı şirket tarafından 18.06.2021 tarihli ... Fatura Numaralı (... İrsaliye Numaralı) 855.102,36-TL tutarında ve 21.06.2021 tarihli ... Fatura Numaralı (.. İrsaliye Numaralı) 322.431,25-TL tutarında toplamda 1.177.533,61-tl değerinde ürün 18.06.2021 tarihinde ambara verilmiş olduğunu ve 21.06.2021 tarihinde ... ambar tesellüm fişiyle müvekkiline teslim edilmiş olduğunu, davacı şirket tarafından gönderilen ürünlerin toplam değerinin KDV dahil 1.177.553,61-tl tutarında olduğu mübrez faturalar ve cari hesap ekstreleri ile sabit olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen edimleri eksiksiz şekilde ifa etmiş olduğunu ancak davacı şirket tarafından eksik ürün gönderilerek taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davranıldığını, 21/06/2021 tarihi sonrasında müvekkili tarafından davacı şirketten müteaddit defalar söz konusu eksik kalan ürünlerin gönderilmesi talep edilmiş olduğunu ancak, davacı şirketin her defasında anılan ürünleri göndereceğini beyan etmiş olduğunu ancak işbu beyanını yerine getirmediği gibi sonrasında ürünlerin fiyatının çok fazla arttığını isterse çeki iade edeceğini beyan etmiş olduğunu ve kötüniyetli davrandığını ve stokçuluk yaptığını, akabinde fazladan almış olduğu ödemenin iadesini de gerçekleştirmediğini, sonraki süreçte ise iflas geçirdiğini şirketine komiser atandığını ürün çıkışı yapamadığını müvekkiline beyan ettiğini, müvekkili tarafından keşide edilen Adana ... Noterliği'nin ... Yevmiye Nolu, 28/12/2021 Tarihli İhtarnamesi ile davacı şirkete ihtar bildirdiğini, davacı şirketin anılan ürünlerin teslimini gerçekleştirmediğini, müvekkili tarafından fazlaca ödenen bedelin başka bir ifade ile müvekkilinin kendisine ödeme aracı olarak verdiği çeklerin iadesini de yapmadığını, iş bu konu olayda, davacı tarafın edimini gereği gibi yerine getirmemesi sebebi ile, anılan ürünler için ödeme aracı olarak müvekkili tarafından davacıya verilen bilgileri yer alan çeklerin bedelsiz kaldığının sabit olduğunu, müvekkilinin gelinen aşamada davacıya hiçbir surette borcu olmadığını, davacının haksız ve hukuka aykırı şekilde çeki uhdesinde tuttuğunun sabit olduğunu, işbu çekin davacı tarafından bankaya ibrazı veyahut temliki neticesinde müvekkilinin uğrayacağı her türlü zarar için talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, taraflara ait ticari defter kayıtları, cari hesap ekstreleri, alım-satım ilişkisine dair fatura ve diğer belgeler incelendiği durumda davacı tarafın temel borç ilişkisindeki edimini yerine getirmediğini, müvekkilinin davacı şirkete bir borcu olmadığının açıkça görüleceğini, davacının, dava dilekçesinde müvekkili tarafından davacı şirkete verilen çeklerin TL çeki olduğunu, zaman içerisinde döviz kurunda meydana gelen artışlar nedeniyle kur farkı faturalar düzenlendiğini ve gönderildiğini, müvekkili tarafından kur farkı fatura bedellerinin ödenmediğinden bahisle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığı ve müvekkili tarafından söz konusu takiplere itiraz edilmiş ise de iş bu davanın gerçeklikten uzak ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek; İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyalarına yapılan itirazların kabulüne, haksız ve kötüniyetle ikame edilen davanın reddini, kötüniyetli davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından davalı aleyhine kur farkına dayalı fatura alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden haciz yolu ile icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilmesi üzerine borçlu davalının ödeme emrine itiraz etmesi üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının Mahkememize açıldığı anlaşılmış ise de, davacı alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmekte iken bu zorunluluğa uyulmadığı, buna göre davacı vekili tarafından yöntemine uygun başlatılmış bir icra takibinden söz edilemeyeceği, yöntemine uygun bir icra takibinin bulunması itirazın iptali davalarında özel dava şartı olduğundan HMK'nin 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca yöntemine uygun icra takibine ilişkin özel dava şartının bulunduğundan söz edilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle, yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davalarının koşullarından olup, bu halde ise takip yetkili icra dairesinde yapılmayıp, yetkili icra dairesinden davalı tarafa gönderilmiş bir ödeme emri söz konusu olmadığından dava şartının gerçekleşmediği kanaatine varılmış ve yine yabancı para cinsinden takip yapılmakla takip tutarının Türk parası karşılığı gösterilmediğinden yöntemine uygun icra takibinde bulunulduğundan söz edilemeyeceğinden, davanın usulden reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki gereği yetkili mahkemenin Bahçe/Osmaniye olduğundan bahsedilmişse de, yetkinin kesin olmadığını, tarafların tacir olduğunu, taraflar arasında yapılan ve tarafların imzasının bulunduğu 17.06.2021 tarihli satış sipariş formu adı altındaki kumaş alım sözleşmesinin 17.05.2023 tarihli delil listesi ekinde ibraz edildiğini ve sözleşme ile taraflarca yetki sözleşmesi yapıldığını ve yapılan yetki sözleşmesine göre de Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, mahkemece taraflar arasında yapılan 17.06.2021 tarihli yetki sözleşmesi gözetilmediğini, davalı tarafın huzurdaki davada yetki itirazı olmadığı hususunun da dikkate alınmadan resen yetkisizlik incelemesi yapıldığını, Yerel Mahkemece yetkisizlik incelemesi yapılıp aynı zamanda usulden red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın yetkili mahkemede açılmamış olması halinde mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosyadan el çekilmesi ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme kararının bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, gerek icra takibi ile gerekse itirazın iptali davasında alacağın döviz olarak tahsilinin talep edildiğini, alacaklının, alacağını almak için seçimlik hakkı bulunduğunu, alacağının TL olarak veya döviz olarak talep etmesinin yasaya uygun olduğunu, alacağın ödeme anındaki kur üzerinden tahsilinin talep edildiğini, mahkemece de alacağın ödeme anındaki kur üzerinden tahsiline karar verilmesi gerektiğini, takip talebinde ve ödeme emrinde döviz alacağının TL üzerinde gösterilmemiş olmasının tahsil harcının hesaplanmasına engel olmadığını, icra takibinde alacağın TL olarak gösterilmemiş olması nedeniyle borçlu davalı tarafından ödeme emrinin iptalinin talep edilmediğini, borca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, Uyap sisteminin takip tarihi itibarı ile harcı otomatik olarak hesapladığını ve otomatik hesaplamaya müdahalenin mümkün olmadığını ve borçlu tarafından ödeme yapılacaksa yapmış olduğu ödemenin ödeme anındaki kur üzerinde hesaplanacağı dikkate alınmadan davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İcra ve İflas Kanununun 58/3. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesinin zorunlu olduğunu, aynı zorunluluğun, yine İcra ve İflas Kanununun 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğunu, ve Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, davacı tarafın taleplerinin yerinde olmadığını. davalının, kötüniyetli davacıdan halen 312.466,00 TL alacağı bulunduğunu, davalının üzerine düşen edimleri eksiksiz şekilde ifa etmiş olmasına rağmen davacı şirket tarafından eksik ürün gönderilerek taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davrandığını, davacının sonrasında ise ürünlerin fiyatının çok fazla arttığını isterse çeki iade edeceğini beyan ettiğini ve kötüniyetli davranarak stokçuluk yaptığını, ve fazladan almış olduğu ödemenin iadesini de gerçekleştirmediğini, davacı sonraki süreçte ise iflas geçirdiğini şirketine komser atandığını ürün çıkışı yapamadığını davalıya beyan ettiğini, çeklerle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceğinden ikame edilen huzurdaki davanın reddi gerektiğini ve icra ve iflas kanununun 58. ve 60. Maddeleri ile Yargıtay uygulaması açık olduğundan, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan 2 adet icra takibine vaki itirazın iptali davası ile birlikte kur farkı alacağı davasıdır. İlk derece mahkemesince icra takiplerinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve yabancı para cinsinden yapılan icra takibinde takip talebi ve ödeme emrinde Türk Lirası karşılığının bulunmadığı, özel dava şartı olan usulünce yapılmış takip bulunması koşulu gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, usulüne uygun icra takibi bulunup bulunmadığı ve mahkemece verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasındadır. İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası yönünden; Davacı takip alacaklısı tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile 01/09/2022 tarihinde davalı borçlu hakkında 69.748,45-USD asıl alacak ve 1.043,00-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.791,45-USD alacağın tahsili için ilamsız takip başlattığı, borçlu tarafından süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, yetkili icra dairesi olarak Osmaniye/Bahçe İcra müdürlüğü bildirilmiştir. Mahkemenin İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden; takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmediği gerekçesi yönünden yapılan değerlendirmede; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 4949 sayılı Kanunun 12. Maddesi ile değiştirilen 58/3. Maddesinde, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Aynı durum, İİK.nun 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusudur. Anılan değişikliğin gerekçesinde, yapılan yeni düzenlemede alacaklının yabancı para alacağının Türk Parası karşılığını takip talebinde göstermesi yanında bu alacağının hangi tarihteki kur üzerinden tahsilini istiyorsa bunu da açıkça göstermesi ve yine yabancı para alacağına ilişkin faiz alacağına ilişkin talebini belirtmesi esası getirildiği ifade edilmiştir. İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Eldeki uyuşmazlığın bu takip yönünden icra dosyasında usulüne uygun takip talebi bulunmadığı anlaşılmakla mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesinde bir isabetsizlik yoktur İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası yönünden; Davacı takip alacaklısı tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile 13/03/2022 tarihinde davalı borçlu hakkında 46.687,08-TL asıl alacak ve 413,39-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.100,47-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu tarafından11/04/2022 tarihinde icra dairesinin yeksine ve borca itiraz edildiği, yetkili icra dairesi olarak borçlu adresi olan Osmaniye /Bahçe İcra Müdürlüğü bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacı tüzel kişinin merkezi ticaret sicili gazetesindeki kayıtlara göre 25/112021 tarihinde Güngören/İstanbul adresinden, Yalova iline taşınmıştır. Bilahare 29 Ağustos 2023 tarihinde de Yalova ilinden Çerkezköy /Tekirdağ adresine taşınmıştır. Bu durumda davacının yerleşim yeri adresi her iki takip tarihi olan 2022 yılında Yalova ilidir. Yine takip tarihi ve dava tarihi itibarıyla davalı yerleşim yerinin Bahçe/Osmaniye olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında 17/06/2021 tarihinde düzenlenen satış sipariş formu başlıklı sözleşmede "iş bu sözleşmeden doğabilecek uyuşmazlıklarda İSTANBUL/BAKIRKÖY mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir" kaydının bulunduğu belirlenmiştir. İİK'nın 50. Maddesi "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir." düzenlemesi içermektedir. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerince değerlendirme yapılması gerekmektedir. HMK'nun 17. maddesine göre; tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yapılan yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi olacaktır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin ve icra dairelerinin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkeme ve icra dairelerinin de yetkisinin devam etmesini istiyor ise, diğer bir anlatımla, münhasır olmayan yetki sözleşmesi yapmak istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir. HMK 17. madde açıkça tarafların iradesine önem verirken yetki sözleşmesindeki mahkemenin kesin yetkili olduğu ve bu yetkisinin taraflarca ortadan kaldırılamayacağı şeklinde bir sonuca ulaşılmamaktadır. Sözleşmedeki mahkemenin münhasır yetkisi davalının yetki itirazında bulunulması halinde mahkemece dikkate alınması gerekmektedir. Eğer usulünce yetki itirazında bulunulmamış ise veya bulunulmasına rağmen yetki itirazından vazgeçilmiş ise mahkemece kendiliğinden gözetilemez. (Emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/5525 E. 2018/1101 K. Sayılı ilamı) Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece takiplerin yetkili icra dairesinde yapılmadığı kabul edilmiş ise de; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede yetki şartının "münhasır yetki" olduğu, bu sözleşmeden kaynaklanan takip ve davaların sözleşme ile belirlenen Bakırköy icra daireleri ve mahkemelerinde görülmesi gerektiği, her iki takibin sözleşme şartı ile yetkili kılınan Bakırköy icra dairelerinde başlatılmayıp İstanbul İcra dairesinde başlatıldığı anlaşılmaktadır. Ancak davalı taraf yetki itirazında bulunurken sözleşme ile yetkili kılınan ve eldeki uyuşmazlıkta münhasır yetkili olan Bakırköy İcra Dairelerinde değil, somut uyuşmazlıkta gerçekte yetkili olmayan Bahçe/Osmaniye icra dairelerini yetkili icra dairesi olarak göstermiştir. Bu durumda HMK 19/2 maddesine uygun bir yetki itirazının varlığından bahsedilemez. (Prf.dr. Baki Kuru, Prf.dr. Ramazan Aslan, Prf.dr.Ejder Yılmaz Medeni usul ders kitabı 24. Baskı sayfa 159) Bu durumda icra takipleri münhasıran yetkili BAKIRKÖY icra dairelerinde başlatılmamış olmakla birlikte yetkili mahkemeyi doğru olarak bildiren bir yetki itirazı bulunmadığından takiplerin yapıldığı icra dairesinin yetkili hale geldiği anlaşılmakla mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinde bahsi geçen 2 adet icra dosyasına vaki itirazın iptali ile birlikte 400.000 TL değer bildirilerek ayrıca alacak isteminde de bulunulmuştur. Dava itirazın iptali istemiyle birlikte ayrıca alacak istemine de ilişkindir. Mahkemece herhangi bir ayırım yapmadan ve alacak istemine ilişkin bir değerlendirme yapılmadan davanın yetkili icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması isabetli değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15