Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/1407
2024/1383
3 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1407
KARAR NO: 2024/1383
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 25/07/2024
NUMARASI: 2024/579 Esas (Derdest)
DAVA: LİMİTED ŞİRKET PAYLARININ TESCİLİ İSTEMİ
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; yaklaşık 9 yıldır şirket ortaklarının Noter'de müvekkiline devrettiği payları kötü niyetli bir şekilde, müvekkili adına tescili sağlayacaklarını taahhüt etmelerine rağmen tescil işlemini gerçekleştirmediklerini, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu, ortakların her birinin paylarını Noter aracılığı ile müvekkiline devrettiklerini, Bu devirlerde, ortakların her biri müvekkili adına payların tescili sağlayacaklarını Noter huzurunda taahhüt ettiklerini, Dolayısıyla müvekkili adına devredilen payların tescilini sağlayacaklarını her bir ortak ayrı ayrı Noter huzurunda kabul etmişken davalılarca bu payların tescilinin sağlanmasına yönelik ortaklar kurulu kararı almaktan imtina ettiklerini, Tescil işlemini gerçekleştirmekten öte, davalıların şirkete zarar verecek nitelikte eylemler ile müvekkiline zorluk çıkartma amacıyla yasal yollara başvurup yasal engellerle müvekkilini ve dava konusu şirketi zarara uğrattıklarını, şirketin halihazırda davalıların tutumları nedeniyle telafisi olmayacak zararlara uğramış olup bu zararların giderek artmasının önlenmesi amacıyla davalı şirkete tedbir amaçlı yönetim ve denetim kayyumu atanması zaruri olduğunu, bu nedenle tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir/haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "...Somut olayda; dosyaya sunulan deliller yargılamanın geldiği aşama itibarıyla davacı iddialarının varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaçtır. Bu durumda eldeki davanın ve ihtiyati tedbirin konusu da dikkate alındığında mevcut yöneticilerinin tedbiren görevden alınmasını gerektirir herhangi bir olgu yaklaşık olarak ispatlanmış değildir. Bu durumda davacı şirketin yönetim kurulunun tedbiren görevden alınarak şirkete yönetim/ denetim yönünden kayyım atanması isteminin yerinde olmadığı anlaşılmakla tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yaklaşık 9 yıldır şirket ortaklarının Noter'de müvekkile devrettiği payları kötü niyetli bir şekilde, müvekkil adına tescili sağlayacaklarını taahhüt etmelerine rağmen tescil işlemini gerçekleştirmediklerini, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu ve ortakların her birinin paylarını Noter aracılığı ile müvekkile devrettiklerini, bu devirlerde, ortakların her birinin müvekkil adına payların tescilini sağlayacaklarını Noter huzurunda taahhüt ettiklerini, davalıların şirkete zarar verecek nitelikte eylemler ile müvekkile zorluk çıkartma amacıyla yasal yollara başvurup yasal engellerle müvekkili ve dava konusu şirketi zarara uğrattıklarını, şirkete tedbir amaçlı yönetim ve denetim kayyumu atanmasının zaruri olduğunu, tüm ortakların hisselerini devir ettikleri göz önünde bulundurulduğunda tescilden imtina etmelerinin hukuki bir yararının olmadığının izahtan vareste olduğunu, davalı şirket temsilcilerinin daha önce de şirket aleyhine yapmış oldukları işlemler olduğunu, bu işlemlerden birisi hakkında halihazırda Bursa 13. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/143 E. sayılı dosyası ile yargılamaya devam edildiğini, dosyaya ilişkin iddianame ve bilirkişi raporuna ekte yer verdiklerini, mevcut yöneticilerin ceza yargılamasına konu olabilecek eylemleri değerlendirilerek yaklaşık ispat koşulunun karşılandığı göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'nun İstanbul Büyükçekmece ...Noterliğinin 10 Ekim 2023 tarih ve ... yevmiye no'lu pay devrinin tescili için şirkete gönderdiği ihtarnameye karşılık şirket ortaklar genel kurulunun 04/12/2023 tarihinde tüm ortakların katılımı ile toplandığını ve ...'nun pay devirleri talebinin reddine karar verildiğini, kararın Kadıköy ... Noterliği 04/12/2023 tarih ve ... sayı ile tasdiklendiğini ve yine Kadıköy ... Noterliği 04/12/2023 tarih ve ... sayılı ihtarname ile ...'ya 21/12/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal süre olan 3 aylık süreden önce olmak üzere pay devirlerine onay verilmeyerek pay devirlerinin reddine dair bu ortaklar genel kurul kararı Ticaret Sicil Yönetmeliğine göre tescil edilmeyen kararlardan olduğu için, işlemin(genel kurul kararının) firmanın sicil dosyasında kaydı yapılmak üzere 09/01/2024 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü Perpa şubesinde 30018290 tahakkuk no'su ile işlem yapıldığını, şirket yönetiminde herhangi bir zaafiyet olmadığını, yönetim organının şirketin menfaatleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürmekte ve görevini layiki ile yerine getirdiğini, ...'nun hiç bir zaman şirket ortağı olmadığını, bu nedenlerle ...'nun hukuksal dayanaktan yoksun kayyım talebinde bulunmasının yersiz olduğunu, Mahkemenin kayyım talebinin reddine dair verdiği hükmün doğru olduğunu beyanla istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İstem; limited şirket pay devri sözleşmesi ile devralınan payların tescili istemine ilişkin davada, payları devir alınan şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasına ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Limited Şirketlerde pay devri TTK 595 – 598 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre; pay devri dört aşamada gerçekleşmektedir. Öncelikle pay devir alan ile devreden arasında yazılı şekilde bir sözleşme yapılmalı ve sözleşmedeki imzaların noterde onanmalıdır. İkinci aşamada ana sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı müddetçe TTK 595/2 maddesi gereği genel kurulun hisse devrine onayı vermesi gerekir. Devir bu onay ile geçerlilik kazanmaktadır. Genel kurulun onamasına kadar devir sözleşmesi askıdadır. (TTK 595 gerekçesi) TTK 595/3 maddesi gereği başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onay verilmiş sayılır. Miras, mal rejimi ve icra yoluyla hisselerin geçmesi halinde tüm haklar ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın esas sermaye payını iktisap edene geçer. Buna rağmen şirket onayı reddedebilir (TTK 596/2 vd.) Üçüncü aşamada genel kurulca devre onay verilmesi halinde devralanın pay defterine ortak olarak kaydı yapılır. Pay defterine kayıt kurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte bir işlemdir. Pay devri ortaklar genel kurulunun onay kararıyla gerçekleşmekte olup pay defterine kayıt pay sahipliğinin şirkete karşı ileri sürülmesi bakımından durumun tespitini sağlayan işlemdir. Dördüncü aşama ticaret siciline tescil işlemidir. (TTK 598) Tescil için şirket müdürü tarafından ticaret sicile başvurulması gerekmektedir. Başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine ticaret sicili müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir. Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur. Ticaret siciline tescil işlemi pay devri yönünden kurucu bir etkiye sahip olmayıp açıklayıcı bir etkiye sahiptir.TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Şirket pay devrinin tesciline ilişkin davada; davalı limited şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetimin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Bu durumda davalı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep dosyanın geldiği aşama itibarıyla ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir yolu ile şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15