SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/885

Karar No

2024/1370

Karar Tarihi

26 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/885

KARAR NO: 2024/1370

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/02/2021

NUMARASI: 2018/1112 Esas - 2021/102 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Trampa Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024

Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Trampa Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketle ile davalı şirket arasında uzun yıllardın devam eden ticari bir ilişkinin bulunduğunu, taraflar arasında uzun süredir süregelen bu ilişki gereğince taraflar arasında yapılan görüşme neticesinde davalı şirket adına müvekkili şirketin 23.000,00 TL+ % 18 KDV tutarında fiyat farkı faturası düzenlenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, söz konusu faturanın 09/03/2017 tarihinde ... numarası ile düzenlendiğini, e-fatura portalı üzerinden davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketçe taraflar arasında fiyat farkı faturası düzenlenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, fatura bedelinin davalı tarafça ödenmediğini, fiyat farkı faturasının ödenmesi hususunda davalı şirkete Afyonkarahisar .. Noterliğinin .. yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davalı tarafça aradaki anlaşmaya aykırı davranılarak fiyat farkı faturasına ilişkin ödeme yapılmadığını, davalı aleyhine Afyonkarahisar İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı osyası ile takip başlatıldığını, icra dosyasında davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığını, davalı taraf aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya üzerindentakip başlattıklarını, davalı tarafça söz konusu takibe itiraz edildiğini, takibin durduğunu, davalı borçlunun İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu itirazın iptalini, takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Kartal ... Noterliğinin ihtarnamesi ile taraflar arasında bir mukatabat bulunmadığını, müvekkilinin davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını, söz konusu faturanın da kabul edilmediğinin ifade edildiğini, taraflar arasında müvekkili şirket ürünlerinin davacı şirketçe satılması konusunda sözleşme imzalandığını, davacı şirketin müvekkili şirketin Afyon bölgesindeki Distribütörlüğünü yürüttüğünü, Distribütörlük Sözleşmesinin 5.sayfasında yer alan "Ödeme Koşulları" ve "İskonto ve Primler" başlıklı bölümler incelendiğinde davacının davalıdan alacaklı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını, müvekkili şirketin fiyat farkının doğmasına sebebiyet verecek bir bildirimde bulunulmamış olduğunu, bu nedenle davacının fiyat farkının doğmasına sebebiyet verecek bir bildirimde bulunulmamış olduğunu, bu nedenle davacının fiyat farkı faturaının hiçbir geçerli nedene dayanmamakta olduğunu, fiyat farkının doğması durumunda bu farkın para olarak değil ürün olarak ödeneceğinin açık olduğunu, bu sebeple davacının fiyat farkı faturası keserek ödeme talep etmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, bu sebeple davacının fiyat farkı faturası keserek ödeme talep etmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmenin "Satış Koşulları" başlıklı 5/H maddesinde şirket yazılı onayı olmayan hiçbir hizmet bedeli faturasını kabul etmeyeceğini ve ödemesini yapmayacağını, Distribütor, şirkete keseceği faturaları en geç 7 gün içinde şirkete teslim etmekle yükümlüğü olduğu şeklindeki hüküm uyarınca davacının bu süre içinde faturayı teslim etme yükümlülüğüne, dolayısıyla sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmenin 6.sayfasında "10-Sair Hükümler" başlıklı bölümde A maddesine göre dava dilekçesinde dayanmış olduğu ticari defter kayıtlarının incelenmesi talebini kabul etmediklerini, yalnızca davalı firmanın ticari defter kayıtlarının delil niteliğinde olduğunu, bu doğrultuda yapılacak incelemede davacının davalı yandan alacaklı olmadığının açıkça ortaya çıkacağını, davacı tarafından başlatılan Afyonkarahisar İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında tüm alacağın ödendiğini, söz konusu ödeme ile cari hesabın kapatıldığını, yapılan ödemeden sonra davacı ile herhangi bir ticari ilişkide bulunulmadığını, bu doğrultuda yapılacak defter ve cari hesap incelemelerinde davacının tüm alacağının ödendiğini, bu nedenlee müvekkili şirketten alacağının olmadığının görüleceğini, davanın reddini, davacının % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretini davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ... taraflar arasında yazılı bir Distribütörlük Sözleşmesine dayalı mal alım/satımına dayalı ticari ilişki bulunduğu, işbu sözleşme kapsamında davacı şirketin davalı şirkete ait ürünlerin Afyon Bölgesinde pazarlama, satış ve dağıtımını gerçekleştirdiği, taraflar arasında akdedilen bu sözleşmenin uygulamasından doğabilecek hesap uyuşmazlıklarının çözümünde davalı şirketin ticari defterleri ve bu defterlerindeki kayıtlarının (bilgisayar kayıtları dahil) HMK.287 Md de sayılan tek taraflı kesin delil niteliğinde olduğu, tarafların arasındaki bu ticari ilişki nedeniyle davalı şirketçe davacı şirkete çok sayıda satış faturası düzenlendiği, düzenlenen bu faturalara istinaden davacı şirketçe davalı şirkete muhtelif tarih ve tutarlarda faturalar düzenlendiği ve ödemeler gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki ihtilafa konu ve takip dayanağı yapılan fiyat farkı faturasının davacı şirketçe davalı şirkete aynı amaçla 3.kez kesilen fiyat farkı faturası olduğu, ilk iki faturanın davalı şirketçe ticari defterlere kaydedilerek akabinde iade faturası kesilmek suretiyle nötr hale getirildiği, takip ve dava konusu yapılan 18.06.2018 tarihli, KDV dâhil 27.140,00 TL tutarlı ve davacı şirket tarafından 3. Kez düzenlenen fiyat farkı faturasının ise davalı şirketçe ticari defterlere kaydedilmediği, sonuç olarak taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturasının davalıdan tahsil edilip edilemeyeceği noktasında olduğu, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2019/106 Esas 2019/2453 Karar sayılı kararında; fiyat farkı faturasının talep edilebilmesi için taraflar arasında Sözleşme bulunması ya da teamül haline gelmiş fiili bir uygulamanın bulunması gerektiğinin belirtildiği, taraflar arasında fiyat farkı faturası düzenlenmesi hususunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı, ancak ek raporda belirtildiği üzere taraflar arasında fiyat farkı faturası düzenlenmesine ilişkin bir teamül olduğu, davacı tarafça daha önce bir çok kez fiyat farkı faturası düzenlendiği ve davalı tarafça bu fiyat farkı faturalarına itiraz edilmeyerek defterlerine kaydedildiği, davacı vekili 14.10.2019 tarihli beyan dilekçesinde; davalıya ait ürünleri kendi müşterilerine sattıklarını, satış fiyatında davalı şirket tarafından indirime gidildiğinde satılan ürünlerde oluşan fiyat farkını, müşterileri davacıya yansıttığında, davacının da kendisine yansıtılan bu bedeli davalı şirkete faturalandırdığını, dava konusu fiyat farkı faturasının da bu kapsamda düzenlenen faturalardan biri olduğunu beyan ettiği, davalı vekilinin ise söz konusu fiyat farkı faturasının ispatlanamadığını, kök ve ek rapor doğrultusunda davanın reddini talep ettiği, 2. Ek raporda davacının müşterileriyle ilişkisi irdelenmiş ve bilirkişi tarafından raporda gösterilen davacı şirketin müşterilerinin kendisine kesmiş olduğu iskonto/fiyat farkı faturalarını müşterilerinin cari hesap borçlarından mahsup etmek suretiyle ticari defterlerinde kaydetmiş olduğu, diğer bir ifadeyle müşterilerinin borçlarından indirmiş olduğu, davacı şirketin müşterilerinden yüklenmiş olduğu fiyat farklarını davalı şirkete yansıttığı, taraflar arasında bu ilişkiye ilişkin bir teamül olduğu, davacının açıklanan nedenle davalıya dava konusu fiyat farkı faturasını düzenlediği, dolayısıyla davacının bu faturayı davalı şirkete yansıtmakta haklı olduğu anlaşılmakla takibe yönelik itirazın asıl alacak yönünden iptaline karar vermek gerektiği, her ne kadar davacı vekili işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da taraflar arasında temerrüt halini düzenleyen yazılı bir sözleşme ve/veya takip konusu alacağa ilişkin olarak takip öncesinde davalı yana keşide edilmiş hukuki nitelikli yazılı bir ihtara rastlanılmadığı gibi, iddia da edilmediği görülmekle, takip öncesi temerrüt oluşmadığından davacı şirketin takip öncesine ilişkin temerrüt faizi talep edemeyeceği anlaşıldığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verildiği, söz konusu alacak fatura alacağı olsa da fiyat farkı faturasının talep edilip edilmeyeceği yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın inkar tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede fatura düzenleme usulü açıkça belirtildiğini ancak sözleşmeye uygun olmayacak şekilde fatura düzenlendiğini, mevcut yargılama 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanununa aykırı yapıldığını, her ne kadar ispat yükü müvekkil şirkete ait olmamasına rağmen ilk derece mahkemesine açıklamalarda bulunulduğunu ve delil sunulduğunu, zira tarafın borçlu olmadığını tespit eden iki rapordan sonra, dava konusu uyuşmazlıkta ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafta olduğunu, davacı taraf dava ile ilgili olmayan kayıt ve belgeleri dava dosyasına sunduğunu, söz konusu karar, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden verildiğini, öncelikle bilirkişinin üçüncü raporda, kök ve ek raporlardaki kanaatinin hangi gerekçeyle değiştiğini açık bir şekilde belirtmesi gerektiğini, ancak raporda bu husus belirsiz bir şekilde bırakıldığını, zira önceki raporlarda alacağının hukuki dayanağını ispatlayamayan davacının son raporda alacaklı olması akla ve mantığa aykırı olduğunu, buna ek olarak bilirkişinin kanaatinin hangi sebeple değiştiğinin ve önceki iki rapordan farklı bir sonuca nasıl vardığının açıklanması gerektiğini, mevcut rapor bu haliyle açık ve net olmayıp bilirkişinin bu sonuca hangi gerekçe ile ulaştığını, bu açıdan mahkemenin ilk ve ikinci rapor ile son rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, sonuç olarak açıklanan sebeplerle mevcut yargılamada pek çok usule aykırı işlem yapıldığını, tarafça sunulan bilgi ve belgeler dikkate alınmadığını ve birden fazla kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak en nihayetinde müvekkil şirket borçlu çıkarıldığını, açıklanan hususlar dikkate alınarak usul ve yasaya aykırı olan mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.

GEREKÇE:Dava, fiyat farkı faturasından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava konusu alacağın davacının davalıya düzenlediği 09.03.2017 tarihli 27.140,00 TL bedelli fiyat farkı faturasından kaynaklandığı, davalının davaya konu fiyat farkı faturasını ticari defterlerinde kaydetmediği, davacı defterlerinde ise davacı şirketin müşterilerinin kendisine kesmiş olduğu iskonto/fiyat farkı faturalarını müşterilerinin cari hesap borçlarından mahsup etmek suretiyle ticari defterlerine kaydetmiş olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması başlı başına alacağın varlığına delalet teşkil etmez. Fiyat farkı faturasının istenebilmesi için, yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı) Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla fiyat farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir HGK'nın 2004/19-470 E. 2004/462 K. Sayılı Kararı). Taraflar arasında bila tarihli distribütörlük sözleşmesi imzalandığı, süregelen ilişki kapsamında sözleşmede açık hüküm bulunmasa da davacı distribütör satılan malların müşteriye satışında indirime gidilmesi durumunda davacı tarafından bu indirim nedeniyle oluşan fiyat farkının davalı satıcıya fatura edildiği, fiyat farklarının bu şekilde ödenmesi konusunda taraflar arasında bir teamül bulunduğu, ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davacıda olduğu anlaşılmıştır. Davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği fiyat farkı faturasının düzenlenmesine esas olan dayanak belgelerini dosyaya ibraz ettiği, davacının kendi ticari defterlerinde müşterilerine ödemelerini yapmış olduğu veya borçlarından mahsup ettiği fiyat farkı faturalarını davalı şirkete yansıttığı bilirkişi raporunda da tespit edilmiştir. Davalı vekilince alınan bilirkişi kök ve ek raporları arasında çelişki bulunduğu itirazında bulunulmuş ise de tüm eksik belge ve incelemelerin tamamlanarak düzenlenen son tarihli rapordaki tespitler çelişki değil eksikliklerin giderilmesinden kaynaklı farklılıktır. Bu durumda, davacının fiyat farkına ilişkin alacak talebinin yerinde olduğu anlaşılmış olup ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 463,48 TL harcın, alınması gerekli olan 1.853,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.390,45 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenistinafileriSözleşmesindenreddinederecesebepleriİptali(TrampaistanbulesastanKaynaklanan)numarasımahkemesiİtirazınkararıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim