SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/912

Karar No

2024/1363

Karar Tarihi

26 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/912

KARAR NO: 2024/1363

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/02/2021

NUMARASI: 2018/1383 Esas - 2021/78 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024

Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya kırtasiye malzemesi sattığını, muhtelif tarihlerde satılan bu malzemeleri teslim ettiğini; faturalar düzenlediğini ancak davalının malzeme bedellerini ödemediğini bildirerek davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını; davalının haksız bir itirazla takibi durdurduğunu bildirerek; itirazın iptaline, takibin devamına ve davalıdan %20 icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında iddia edilen alım satım yönünden sözlü anlaşma kurulduğunu; davalı müvekkilinin işlettiği okulla ilgili tanıtım amaçlı kitap ve "spirallı ve üstten açılmalı" defter sipariş ettiğini; amacın tatile girmeden öğrencilere dağıtıp, okulunun reklamını yapmak olduğunu; ama bu malzemelerin anlaştıkları tarihe nazaran 5 hafta gecikmeli teslim edildiğini; üstelik bir çok kez mail ile defterler yönünden spirallı ve üstten açmalı olacakları bildirilmişken, 10.000 adet düz ve ayıplı defter gönderilmiş olduğunu; mecburen 3.040 adedini öğrencilere dağıtılıp, kalan 6.960'ının iade edildiğini; iade amaçlı fatura kesildiğini, iade faturasının davacı tarafa teslim edilip mallarında kargoyla davacıya gönderildiğini belirterek; takibin haksız olduğunu, davanın reddine karar verilmesini, haksız takipten dolayı da davalı aleyhine kötü niyetli takip tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...taraflar arasındaki ihtilafsız olan kırtasiye malzemesinin satış bedeli 18.688,20 TL'dir. Davalının davacıya takip tarihine kadar yapmış bulunduğu ödemenin miktarı ise davacının kayıtlarında da yer aldığı üzere 1.610,00 TL'dir. 04/06/2018 tarihli olan ve 15.900,00 TL bedelli olan fatura dışındaki tam 8 adet faturadaki basılı test kitaplarının alınmadığı ya da ayıplı teslim edildiği hususunda davalının bir itirazı yoktur. İtiraz, 15.900,00 TL bedelli olan ve defterlere ilişkin fatura yönündendir. Bu nedenle bilirkişi ...'in raporunda tespit edildiği üzere 18.688,20 TL - 15.900,00 = 2.788,20 TL bedelli kalan 8 adet faturaya ilişkin bedelden ödenen 1.610,00 TL düşüldüğünde zaten davacının davalıdan iade gerçekleşmemiş olsa dahi 1.178,20 TL isteme hakkının bulunacağı anlaşılmıştır. 02/05/2018 tarihli mailde " defter ölçüleri genişlik 13,8 cm, uzunluk 20cm, defter spirallı olup üste doğru açılacaktır;" 02/06/2018 tarihli mailde ise " beyaz öğretim kursu defter kapat PDF convertil hali defter ölçüleri genişlik 13,8 cm, uzunluk 20 cm, defter spirallı olup üste doğru açılacaktır " şeklinde bildirimlerin bulunduğu; ancak ayıba ait bir tespit bulunmadığı, hal böyle olsa da, ... AŞ'den gelen 23/01/2020 tarihli cevap yazısında ambar teslim fişine ulaşılamadığı ancak teslim fişi ve kargo hareketlerinden 29 adet kolinin 23/06/2018 tarihinde davacı şirket adına ... tarafından teslim edildiğinin sabit olduğu; davacının düzenlediği 04/06/2018 tarihli ve 15.900,00 TL bedelli faturada promosyon defterinin birim satış fiyatının 1.472,22 TL olduğu; 6.960 adet deftere ilişkin olduğu nazara alındığında ve davacının kabulüne göre de 3.040 adedinin dışındaki kısım iade edildiğinden 3.040 x 1.472,22 TL birim bedel x 1.08 KDV = 4.833,59 TL tutacağı; iadeye konu defter bedelinin bu olacağı, buna itiraza uğramayan diğer 8 adet faturadan arta kalan 1.178,20 TL eklenince de davacı alacağının 6.011,79 TL olacağı kanaatine varılmış; her ne kadar davalı kayıtlarında davacı alacağı 7.117,80 TL çıktığı tespit edilmişse de, alacağın miktarını ispat davacıda olduğu ve davacı kayıtlarına göre mahkememizce kabul edilen iade olgusundan sonra kalan alacağın davalının yararına bu miktar çıktığı nazara alınmak suretiyle bu miktar ve buna isabet eden 45,85 TL işlemiş faiz üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş; alım satımdan kaynaklanan alacağın likit olduğu ve bu miktara yönelik itirazın haksız olduğu dikkate alınmak suretiyle davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmiş; davalı her ne kadar kötü niyetli takip tazminatı istemişse de, takibin senaryo bir alacağa ilişkin olmadığı, sadece teslime konu mal üzerinden icra takibinde bulunulduğu dikkate alınmak suretiyle davalının kötü niyetli takip tazminatı talebi reddedilmesine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya satılan ürünlerin ayıplı olmadığını, ayıba ilişkin müvekkile bildirim yapılmadığını, davalının da bu hususu ispat edemediğini, bu noktada söz konusu ürünlerin iade edildiğini ve bu amaçla müvekkile teslim edildiğini ispat etmek külfetinin davalıya ait olduğunu, gerekçeli karardan görüleceği üzere, mahkeme tarafından da kabul edildiğini, ancak mahkeme bu hususa rağmen, içeriği dahi belli olmayan bir kargo işlemini esas alarak ürünlerin iade edildiğini kabul ettiğini ve bu doğrultuda hükme varıldığını, oysa müvekkil şirket yetkilisi mahkeme huzurunda iddia edilen ürünleri iade almadığına dair yemin dahi ettiğini, tüm hususlar birlikte gözetildiği zaman, iddia edilen kargo gönderisinin iade işlemini ispatlamaya yeterli olmadığını, iadenin kısmen ya da tamamen yapılmış olduğunun hiçbir zaman ütarafça kabul edilmediğini, müvekkilin bu hususta yemin dahi ettiğini, ayrıca müvekkile ait ticari defter kayıtlarında da iade yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığını, bu hususun dosyaya alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, dolayısıyla iade işleminin kabul edilerek sonuca gidilmesinin doğru olmadığı görüldüğünü, sonuç olarak dava konusu alacağın iade işlemi yapıldığının ispatlanamadığı gözetilerek hesaplanması gerekirken, bu durumun aksinin soyut bir şekilde kabul edilmesi ve alacağın bu şekilde hesaplanması yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle, öncelikle hükmün icrasının istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar ertelenmesini, ilk derece mahkemesi kararının istinaf itirazları kapsamında ve resen incelenerek kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil, ayıplı ifaya rağmen son kalan öğrenciler de tatile gideceğinden mecburiyet karşısında kalan öğrencilere bu defterlerin 3.040 adedinini dağıttığını, geri kalan 6.960 adet hatalı defteri de 21.06.2018 tarihli iade faturası ile aynı gün ... Kargo’ya vererek davacıya gönderdiğini, koliler 23.06.2018 tarihinde ... Kargo kayıtlarına göre davacı işyerinde ...’ya teslim edildiğini, müvekkilin amacı tatile girmeden öğrencilere tanıtım amaçlı yapılan defterleri dağıtıp, okulunun reklamını yapmak olduğunu; ama bu malzemeleri davacı, anlaştıkları tarihe nazaran 5 hafta gecikmeli teslim ettiğini, üstelik bir çok kez mail ile defterler yönünden spirallı ve üstten açmalı olacakları bildirilmişken, 10.000 adet düz ve ayıplı defter gönderildiğini, mecburen 3.040 adedini öğrencilere dağıtıldığını, kalan 6.960'ının iade edildiğini; iade amaçlı fatura kesildiğini, iade faturasının davacı tarafa teslim edilip mallarında kargoyla davacıya gönderildiğini, nitekim mahkemece yapılan yargılamada da ticari kayıtlar ve kargo teslim kayıtları ile de iade işlemlerinin yapıldığı tespit edildiğini, davacı, ayıplı üretilmesi nedeniyle iade edilen defterler iade edilmemiş gibi müvekkil hakkında haksız ve hukuka aykırı icra takibi başlattığını, müvekkil borcu icra takibinde belirtilen miktardan az olduğu ve kabul ettiği borcundan da ayıplı olarak mal gönderildiğinden indirim yapılması gerektiği için bu icra takibine itiraz etmek zorunda kaldığını, müvekkil davanın başından beri cevap dilekçesinde, 3.040 adet defter yönünden davacı tarafa borçlu olduğunu ancak bu defterler ayıplı olarak kendisine teslim edildiğinden ayıplı mal indirimi uygulanması gerektiğini belirtildiğini, mahkemece müvekkilin 3.040 adet defter yönünden borçlu olduğunu ve geri kalan defterleri davacı tarafa iade ettiği tespit edildiğini, böylece müvekkilin baştan beri kötü niyetli olmadığı beyanlarının doğruluğu ortaya çıktığını, ancak mahkeme davanın kısmen kabulü kararında hukuka ve yasaya aykırı olarak müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmettiğini, davanın kabul edilen bedel üzerinden ise ayıplı mal indirimi uygulanmadığını ve davanın başından beri iade edilen malların iade edilmediğini iddia eden ve hatta mahkemede yalan yere yemin eden davacı taraf aleyhine talep edilen kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verildiğini, bu edenle kararın kısmen kabul yönünden kaldırılmasını, kısmen kabul bölümünden ayıplı mal indiriminin yapılmasını, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine ve davanın reddedilen bölümü için kötü niyet tazminatı talebiinn ise kabulüne karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, mahkemece gerekçeli kararda müvekkilin iade etmediği öğrencilere dağıttığı defterler yönünden ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle 3.040 adet defter yönünden ayıp indirimi uygulanmadan sorumlu olduğu açıklandığını, ancak müvekkil yasal süresinde davacı tarafa tüm defterlerin ayıplı olduğunu bildirdiğini, bu nedenlerle müvekkil 3.040 adet defterin bedelinden indirim istediğini, ancak mahkemece bu indirim yapılmadığını, davacı taraf yargılamanın başından sonuna mahkemece belge ve kayıtlarla kendisine teslim edilen ayıplı iade malların teslim edilmediğini iddia ettiğini, şirket yetkilisi duruşmaya gelip bu hususta malları teslim almadığına dair gerçeğe aykırı olarak yemin dahi ettiğini, mahkemece de yargılama sonunda şirket çalışanı ...'ya 29 koliden oluşan iade malların teslim edildiği tespit edilmiş olduğundan basiretli bir tacir olarak müvekkilden iade aldığı malın da bedelini talep etmesi ve istinaf dilekçelerinde dahi bu malların iade edilmediği beyanlarını sürdürmeleri davacı tarafın açıkça kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, bu nedenle mahkemece davanın reddedilen bölümü için kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hukuka ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, ayrıca iade edilen mallar belgeleri ile sabit olduğundan bu nedenle, davacının yalan yere yemin etmiş olması ve Mahkemeye gerçeğe aykırı beyanda bulunması da dikkate alınarak davacının istinaf başvurusunun reddini ve mahkemece kararın kısmen reddine ilişkin bölümünün onanmasını talep ettiğini, yalan yere yemin etmek suçundan da davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ettiğini, açıklanan ve yüksek Mahkemenizce re'sen dikkate alınacak gerekçelerle İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1383 Esas, 2021/78 K sayılı kararının davanın kısmen reddi bölümü hukuka ve yasaya uygun olduğundan onanmasını, davanın kısmen kabulü bölümünün ise kaldırılarak mahkemece tespit edilen alacaktan ayıplı mal indirimi yapılarak borcun belirlenmesini, davacının icra inkar tazminatı talebinin müvekkilin iyi niyetli olması nedeniyle reddine ve davanın reddedilen bölümü için davacının yalan yere yemin etmiş olması ve Mahkemeye gerçeğe aykırı beyanda bulunması dikkate alınarak kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 9 adet fatura sebebine dayalı olarak 18.984,38 TL alacağın tahsili istemiyle 19/07/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, iade edilen ürünlerin bir kısmı için iade faturası düzenlendiğini, bir kısmının da öğrencilerine dağıtıldığını ancak bu ürünler için bedelde indirim talebi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Taraflara ait ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, iade faturasının davalı kayıtlarında yer aldığı, davacının kestiği BA kaydı ve kendi kestiği BS kayıtlarında da davacının dayandığı faturaların ve kendi iade faturasının yer aldığı; davacının kayıtlarında ise, iade faturasının yer almadığı görülmüştür. Ancak, davacı kayıtlarında iade faturası yer almasa dahi bu faturanın kesildiği ve kargo yoluyla iadeye tabi malların gönderildiği; davacı tarafça da herhangi bir itirazı kayıt koyulmadan kargoların davacı şirket çalışanı ...'ya teslim edildiği gözetildiğinde mahkemece iadenin gerçekleştiğinin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir. Somut olayda taraflar arasında uyuşmazlığa konu olan 15.900,00 TL bedelli ve davacı defterlerinde 04/06/2018 tarihli ve davalının kendi ticari defterlerine 10/06/2018 tarihinde kaydedilen faturaya konu malların 6960 adeti iadeye konu olurken 3040 adeti ise davalı tarafça öğrencilerine dağıtılmıştır. Davalının cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu 13/06/2018 tarihli mailde mallardaki ayıptan bahsedilmiştir. Defterlerin siparişten farklı olarak spirallı ve üstten açılmalı değil " düz defter " olarak gönderildiği belirtilmiştir. Bu husus teslim anında derhal anlaşılabilir nitelikte olduğundan itirazı kayıtla alınması ya da teslimden imtina edilmesi veya derhal ayıp ihbarında bulunulması gereklidir. Dosya kapsamından malların teslim tarihi net olarak tespit edilememiş ise de davalının kendi defterine ihtilaflı faturanın 10/06/2018 tarihli kaydedilmesi karşısında malların en geç bu tarihte teslim edildiğinin kabulü gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesinde "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. TTK'nın 18/3. maddesine göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekmekte olup, bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir. Somut olayda taraflar arasında ihtilafa sebep malların davalının kendi defterine ilgili faturanın 10/06/2018 tarihli kaydedilmesi ve malların en geç bu tarihte teslim edildiğinin kabulü ile davalının 13/06/2018 tarihli mailinin ayıp ihbarı olarak kabulü halinde yukarıdaki anılı maddede belirtilen 2 günlük sürede ayıp ihbarının yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece alıcının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini gerekçesi ile kullanılan ürün bedeli yönünden davalının sorumlu tutulmasına yönelik kararı yerindedir. Davalı vekili alacağın likit bir alacak olmayıp yargılamayı gerektirdiği yönünde kararı istinaf etmiş olup, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerektiğinden ve eldeki davada da dava konusu alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likit (belirlenebilir) olarak kabulü gerektiğinden ilk derece mahkemesince kabulüne karar verilen miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli görülmüştür. Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı istinaf istemi yönünden ise davacı alacaklının takip talebinde kötüniyetli olduğu söylenemeyeceğinden mahkemece davalı istemi hakkında talebin reddine karar verilmesi yerindedir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 103,43‬ TL harcın, alınması gerekli olan 413,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 310,32 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenSatımdanesastanKaynaklanan)İptalikararistinafreddinedereceistanbulgerekçesebepleriİtirazın(Ticarikararıilerinumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim