Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/1174
2024/1357
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1174
KARAR NO: 2024/1357
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/04/2024
NUMARASI: 2022/200 Esas - 2024/255 Karar
DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sözleşmelerde belirtilen ... A.Ş.'nın unvan değişikliğine giderek ... A.Ş, olduğunu, müvekkili ... A.Ş., ... projesi kapsamında dava dışı ... A.Ş. ile arsa satış karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesi yaptıklarını, müvekkili Şirket, ...projesi kapsamında yaklaşık 5.000 konutluk ve yine çok geniş ticari alanlara sahip projeyi ... Konuttan ihale almak suretiyle kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle yapımını tamamladığını, Müvekkili ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş 'nin (Eski Adı ile ... A.Ş) arasında söz konusu proje de 31.05.2016 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında 140.000.000,00-USD + KDV (165.200.000,00-USD) satış bedeli olarak kararlaştırıldığını, daha sonrasında taraflar 29.08.2016 tarihli taşınmaz gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akabinde Müvekkili Şirketin yüklenici konumunda olduğunu, dava dışı ... Ortaklığı A.Ş. ile Davalı Borçlu Şirket (Eski Adı İle ... A.Ş.) arasında Kadıköy ... Noterliği 29.08.2016 tarihli ve ... ... numaralı düzenlenme şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi akdedildiğini, yine aynı gün olan 31.05.2016 tarihinde Kadıköy ... Noterliğinde akdedilen sözleşme belirtilerek taahhütname akdedildiğini ve taahhütnamede asıl satış bedelinin 140.000.000,00-USD +KDV (165.200.000,00-USD) olduğu yinelendiğini, taahhütnamede açıkça " Yukarıda gösterilen satış bedeli olan 140.000.000,00-USD ABD Doları + KDV .." denilerek sözleşme kapsamında anlaşılan bedelinin yinelendiğini, yani taraflar arasında akdedilen 31.05.2016 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gereği müvekkili şirketin yapımını ve satışını yükümlendiği ... Maslak ... adı ile bilinen projede yer alan ... ve ... bloklarından oluşan yapı grubunun, ... A.Ş ( Eski Adı ile ... Hizmetleri A.Ş.) 140.000.000,00-USD+KDV (165.200.000,00-USD) bedel mukabilinde satışı konusunda anlaştıklarını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereği ödemelerin, dava dilekçesindeki tabloda sözleşme alıntısından da görüldüğü üzere, alıcı ... A.Ş (Eski adı ... Hizmetleri A.Ş.) tarafından Haziran-2016, Ekim-2016 Haziran-2017, Ekim-2017, Haziran-2018, Ekim-2018, Haziran-2019, Ekim-2019 tarihlerinde Amerikan doları olarak gerçekleştirilmesi hüküm altına alındığını, Müvekkili şirket, ... A.Ş.’ye ... yani kaba inşaat teslim gayrimenkulu satmış olup borçlu taraf 31.05.2016 tarihli sözleşme ve 29.08.2016 tarihli taahhütname uyarınca belirtilen bedellerin bir kısmını ödemediğini, yine borçlu taraf aynı zamanda Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinde arsa maliki konumunda olan dava dışı ...'a ödemesi gereken bedelleri ödemediğini, ... da ... A.Ş. aleyhine 31.05.2016 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan 58.000.000,00-TL’lik son taksit için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas numarası ile icra takibinde bulunduğunu, müvekkili şirketten yukarıda sözü edilen gayrimenkulü satın alan borçlu ... A.Ş. adına zaman zaman gerek şahıslar gerekse, ... A.Ş. şirketinden ... ve müvekkiline olan borçların ödenmesi için birtakım ödemeler yapıldığını ancak hala eksik ödemeler mevcut olduğunu, işbu dava konusu da taraflarına yapılan eksik ödemeden kaynaklı borca ilişkin olduğunu, Söz konusu sözleşmeler kapsamında ... A.Ş. Dava Dışı ...'a ;1-12.05.2016 Tarihinde 5.000.000,00-TL o günkü kur karşılığında (2,95) 1.692.505,59-USD, 2-13.05.2016 Tarihinde 5.000.000,00-TL o günkü kur karşılığında (2,96) 1.686.909,58 -USD, 3-16.06.2016 Tarihinde 3.300.000,00-TL o günkü kur karşılığında (2,93) 1.124.399,47-USD, 4-16.06.2016 Tarihinde 6.700.000,00-TL o günkü kur karşılığında (2,93) 2.282.871,65-USD, 5-20.06.2016 Tarihinde 4.000.000,00-TL o günkü kur karşılığında (2,90) 1.377.552,78-USD, 6-09.09.2016 Tarihinde 20.000.000,00-TL o günkü kur karşılığında (2,96) 6.755.616,16 -USD, 7-31.10.2016 Tarihinde 25.000.000,00-TL o günkü kur karşılığında (3,10) 8.043.758,04-USD, 8-01.11.2016 Tarihinde 20.000.000,00-TL o günkü kur karşılığında (3,10) 6.443.921,77-USD 9-06.06.2017 Tarihinde 336.436.000,00-TL o günkü kur karşılığında (3,53) 95.092.142,4-USD, ödemeyi ... A.Ş.'ye yapmış olup, son ödemesi gereken 20.10.2019 tarihli 58.600.000,00-TL (o günkü kur karşılığında (5,76) 10.157.676,93-USD) ödemenin dava dışı ... A.Ş.'ye de yapılmadığını ve yukarıda belirtildiği üzere bu hususta ... tarafından takip başlatıldığını, ...a yapılan ve yapılması planlanan Türk Lirası ödemelerin o günkü kur karşılığı bedellerinin sözleşmede belirtilen 140.000.000,00-USD + KDV (165.200.000,00-USD) alacağından çıkarılmasıyla birlikte kalan bedel 30.542.583,42-USD olduğunu, bu bedel de Müvekkil Şirket'in alacağı olan bedel olduğunu, söz konusu sözleşmeler kapsamında borçlu ... a.ş. müvekkili şirket'e ;29.05.2017 Tarihinde ... Hizmetleri A.Ş. (Yeni Adı ... A.Ş.- Borçlu Şirket ) 15.000.000,00-TL, 29.05.2017 Tarihinde ..., Borçlu ... A.Ş. Adına (... Hizmetleri A.Ş.) 5.000.000,00-TL o günkü kur karşılığında toplam (3,58) 5.584.408,33-USD, 24.08.2017 Tarihinde ... Yatırımları A.Ş., borçlu ... A.Ş. Adına 15.000.000,00-TL o günkü kur karşılığında (3,48) 4.304.901,85-USD, 26.09.2017 Tarihinde ... A.Ş. ( ... A.Ş) 6.000.000,00-TL o günkü kur karşılığında (3,54) 1.694.532,31-USD, olarak toplam 11.583.842,49-USD ödeme gerçekleştirmiş olup ödeme dekontlarını dilekçe ekinde sunduklarını, yukarıda ...'a yapılan ve yapılması planlanan Türk Lirası ödemelerin o günkü kur karşılığı bedellerinin sözleşmede belirtilen 140.000.000,00-USD + KDV (165.200.000,00-USD) alacağından çıkarılmak suretiyle kalan bedel olan 30.542.583,42-USD'den ödenen 11.583.842,49-USD çıkarılması ile borçlu ... A.Ş.'nin müvekkili şirkete 18.958.740,93-usd borcu bulunduğunu, ...'a Yapılan Ödemeler Kapsamında Müvekkiline Ödenmesi Gereken Bedel Açısından, 30.542.583,42-usd alacağı olan müvekkili Şirkete yapılan ödemelerin düşülmesi sonrası kalan bedelin ... A.ş.'nin sözleşmeler kapsamında müvekkili şirkete 18.958.740,93 -TL borcu bulunduğunu, söz konusu borç taahhütnamesi HMK kapsamında kesin delil hükmünde olduğunu, söz konusu 29.08.2016 Tarihli taahhütnamede borçlu taraf borcunu ödeneceğini kabul, ikrar ve taahhüt ettiğini, senet kesin delildir ve mahkemeyi bağladığını, kaldı ki, senede karşı senet ilkesi uyarınca davalı, borçlu olmadığını ancak senetle ispatlayabileceğini, bu itibarla, senedin kesin delil olduğu ilkesi ile senede karşı senet ilkesi uyarınca davalı taratça senet sunulmadığı takdirde haklı davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceğini belirterek davanın kabulü ile, Taraflar arasında akdedilen 31.05.2016 tarihli sözleşme, Kadıköy ... Noterliği 29.08.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenlenme şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ve 29.08.2016 tarihli taahhütname kapsamında Borçlu ... A.Ş. Tarafından ödenmesi gereken bedellerin ödenmemesi kapsamında bakiye kalan alacakları hakkında fazlaya ilişkin dava ve talep ile her türlü alacak hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000,00-Amerikan Doları'nın fiili ödeme günündeki TCMB Amerikan Doları Efektif Satış Kuru TL karşılığı ile son taksit tarihi olan 31.10.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ve tüm ferileriyle birlikte Davalı Şirket'ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından her ne kadar huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak açılmışsa da gerek dilekçe ekinde sunmuş oldukları sözleşme gerekse dava dilekçesinde tablolar ve beyanları gereği belirlenebilir nitelikte olduğunu, eksik harcın mahkeme tarafından tamamlatılmasını ve bu hususta kesin süre verilmesini, harcın kesin süre içinde tamamlanmaması durumunda ise davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile, davacı dava değerini dava dilekçesi ilk sayfasında 14.812.800,00-TL, 5.sayfa tabloda 18.958.740,93-USD , yine aynı sayfa tablo devamında ise 18.958.740,93-TL olduğunu açıkça beyan ettiğini, davacının özellikle koyu renkle yazmış olduğu tablo hesabında dava değerini açıkça belirlediğini ve bunun da 18.958.740,93-USD olduğunu, davacının kötüniyetli olarak, dava değerini belirlemiş olmasına rağmen, dava değeri konusunda anlam karmaşası yaratarak eksik harç yatırdığını, Mahkeme tarafından 18.958.740,93USD üzerinden harç tamamlaması yapılması gerektiğini, 29 Ağustos 2016 tarih , ... yevmiye no lu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, her ne kadar ... ve Davacı ... İnşaat arasında imzalanmışsa da muhatap ... olduğunu, taşınmazların Müvekkiline devrinin ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının esasen İlgili sözleşmeye dayalı olarak dava açma hakkının bulunmadığını, davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, 29 Ağustos 2016 tarih, ... yevmiye no lu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi madde 4.11'de bu hususu '... Alıcı borcunu tamamen ödedikten sonra ilgili tapu memuru huzurunda ferağ takriri ... Ortaklığı tarafından verilecektir...'şeklinde ifade edildiğini, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmamakta olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğu sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından huzurdaki dava alacak davası açılmışsa da , icra takibi bulunması durumunda davacının alacak davası açmakta da hukuki yararı bulunmadığını, huzurdaki dava esasen icra takibine dayalı olarak açılmış bir itirazın iptali davası olduğunu, davacı tarafından beyanı ile de sabit olduğu üzere, müvekkili aleyhine başlatılan İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyası ile açılmış olan icra takibi mevcutken, davacı sırf icra inkar tazminatı ödememek adına davayı alacak davası olarak nitelendirdiğini, kaldı ki, davacının icra takibi yapılmış olmasında da anlaşılacağı üzere, alacak miktarının belirli olduğu ve eksik harcın tamamlanması gerektiğinin aşikar olduğunu, huzurdaki dava alacak davası olarak nitelendirilmişse de , davacı tarafından müvekkiline karşı başlatılmış icra takibinin varlığı düşünüldüğünde, alacak davasının karara çıkması sonucu ilamın nasıl icraya konulacağının belirsiz olduğunu, davacı tarafından itirazın iptali davası açılması gerektiğini, sırf bu husus dahi tek başına davanın reddi sebebi olduğunu, Mahkeme tarafından işin esasına girilecek ise, davacı, sadece sözleşmeden kaynaklı bir alacağını iddia etmekte ise de, müvekkilinin davalıya borcu olmadığı gibi, sözleşmeden kaynaklı sorumluluğu da bulunmadığını, sözleşmede de yer aldığı üzere Satıcı ... olduğunu, davacı sadece porjenin yapımını üstlenen Yüklenici olduğunu, davacı alacağını ispat da edemediğini, kaldı ki, aynı zamanda davacının dayanmış olduğu, 29.05.2017 tarihli 15.000.000TL ve 26.09.2017 tarih 6.000.000-TL ''lik bedellerin, davacıya borç olarak verilmiş olduğunu, taraflarınca davacı aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu ....İcra Müdürülüğü ... E.sayılı dosyaları ile davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, yapılan İtirazlar neticesinde taraflarınca İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2022-62E.sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2022-63E.sayılı dosyası ile İtirazın İptali davaları da açıldığını, takip dayanağı belgelerde işlem açıklamasında borç olarak verilen şeklinde de açıkca yazdığını, davacı aleyhine başlatılan takip neticesinde, müvekkili ile arasındaki sözleşme dışı alacak verecek meselesini dahi sözleşmesel ilişkiye sokmaya çabaladığını, sözleşmede Arsa Sahibi ... , Yüklenici ise ... Hiz. A.ş olduğunu, bu nedenle , ... ile davacı arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğunu , davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, sözleşmenin satıcı kısmında davacı ve ... 'nun adının birlikte yer aldığını, bir gayrimenkulün alım satımı, kiralanması veya arsa üzerine inşaat yapımı gibi işlerde taraflar arasında aracılık yapmak veya bu işlere ilişkin sözleşmelerin yapılması için gereken ortamı oluşturmak üzere iş sahibi ile yaptığı sözleşmeye gayrimenkul tellaliye sözleşmesi dendiğini, davacı ... inşaat ile ... arasında tellallık sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle davacının tellallık hükümlerine göre de Müvekkilinden alacak isteminde bulunamayacağını, davacı ... inşaat yetkilisi ...'nun bildikleri kadarı ile tellallık faaliyeti göstermediğini, eğer tellal ise de bunu ispatlaması gerektiğini, ... kamu iştiraki olup, davacının yani hiçbir özel firmanın kamu iştiraki üzerinden para kazanma gayesi içerisinde de olmaması gerektiğini, bu durumun suç teşkil edeceği gibi, vergi hukuku açısından da incelemeye muhtaç olduğunu, davacı sunmadığı hizmet , satmadığı bir mal üzerinden para kazanmaya çalıştığını, bu durum hukuk sistemimiz ile de bağdaşmadığını, talep edilen dava konusu olan alacak ile nasıl bir hizmet verildiğinin , mal satıldığının davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, Zira, fatura da hibe yazmamakta olup, bu bir hibe de olamayacağını belirterek davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini, davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini, işin esasına girilecek ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacının talebi davacı ile davalı arasında imzalanan adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ve davalının imzasını taşıyan 29/08/2016 tarihli taahhütname başlıklı belgeye dayalı olarak kur farkı istemine ilişkindir. Davacı taraf bu sözleşme ve taahhütnameye dayandığından aktif husumet ehliyeti vardır. Ancak davacı taraf kur farkı istemini USD cinsinden talep etmiştir. Davacının aktif husumeti olmakla birlikte, iş bu davada davacının talebinin haklı olup olmadığı, adi yazılı şekilde düzenlenen 31/05/2016 tarihli satış vaadi sözleşmesi ve taahhütname başlıklı belge kapsamında talepte bulunup bulunamayacağı, talebinde haklı ise ne kadar talepte bulunacağı gibi davanın esasıyla ilgili hususlara geçilmeden ve irdelenmeden önce , kur farkı alacağının yabancı para cinsinden talep edilip edilmeyeceği hususunun öncelikle irdelenmesi gerekmektedir. Davacının dayanmış olduğu taahhütname başlıklı belgede dahi kur farkının TL cinsinden ödeneceği açıkça yazılıdır. Ödeme- ülke parası başlıklı Borçlar Kanunun 99. Maddesinde " Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." denilmektedir. Yargıtay 11.HD'nin 2020/6941 Esas 2022/4076 Karar nolu ilamında ve Yargıtay 19. HD'nin 2018/2135 Esas 2019/4709 Karar nolu ilamında "...davacının alacağının kur farkından kaynaklandığı, kur farkı alacağının TL olarak talep edilebileceği, Türk Kanunlarına göre döviz alacağının TL olarak istenmesi mümkün ise de, TL alacağının dövize çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığı, davacının kur farkından kaynaklanan alacağının TL cinsinden istenmesi gerektiği... " denildiği, yine İstanbul BAM 43. HD'nin 2020/1398 Esas 2023/753 Karar nolu ilamında da kur farkı alacağının ancak TL cinsinden istenebileceğinin vurgulandığı görülmektedir. Takip talebi ve muhtevası başlıklı İİK'nın 58/3. Maddesinde "Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi;" denilmektedir. Yargıtay 11. HD'nın 2023/379 Esas 2023/1206 Karar nolu, aynı dairesinin 2022/1883 Esas 2023/5748 Karar nolu ilamı, Ankara BAM 3. Hukuk Dairesinin 2020/1755 Esas 2022/431 Karar nolu ve İstanbul BAM 12 HD'nin 2022/648 Esas 2022/686 Karar nolu ilamlarında, itirazın iptali dosyalarında İİK 58/3 Maddesine aykırı şeklide takip başlatılması halinde , açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini vurgulandığı ve dolayısıyla maktu vekalet ücretine hükmedilmesi sonucuna varıldığı yine Yargıtay İçtihadı birleştirme Büyük Genel Kurul Kararı olan 2019/5 Esas 2022/1 Karar nolu 18/02/2022 tarihli kararda muaccel olmayan alacaklarla ilgili açılan alacak davalarında , davanın reddine karar verilmesi halinde bazı mahkemelerce esastan reddine karar verilerek nisbi vekalet ücretine hükmedildiği , bazı mahkemelerce ise usulden reddine karar verilerek maktu vekalet ücretine hükmedildiği, Yargıtay daireleri arasında da bu yönde görüş farklılığı olduğu belirtilerek içtihat birliğine gidildiği, muaccel olmayan alacaklarla ilgili açılan davalarda hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi sonucuna varıldığı görülmektedir. Dava şartları HMK 114. Maddesine düzenlenmekte olup 114/2 de "diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır" denildiğinden Borçlar Kanununun 99. Maddesine aykırı şekilde TL cinsinden talep edilmesi gereken kur farkı alacağının USD cinsinden talep edilmesi halinde de HMK 114/2 maddesi esas alınarak davanın usulden reddedilmesi ve maktu vekalet ücretine hükmedilesi gerektiği sonucuna varılarak, davacının davasının kur farkı alacağı olduğu, bu nedenle TL cinsinden talep etmesi gerektiği oysa davacının USD cinsinden istemiş olduğu hususu dikkate alınarak davanın esasına girilmeksizin öncelikle usulden aşağıdaki şekilde reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, sunulan dava dosyalarının hiç incelenmemiş ve eksik incelemeye dayalı olarak dava usulden reddedilmiş olup işin esasına girildiği takdirde davanın esastan reddedileceği TBK 13/1-2. maddesi delaletiyle resmi şekil şartına tabi olan taahhütname başlıklı belge sebebiyle davacının davalıdan hak ve alacak iddiasında bulunabilmesi hukuken mümkün olmadığını, taraflar arasında satış bedelinin daha sonra kararlaştırılacağına ilişkin örtülü bir anlaşma söz konusu olup ek sözleşmede yer alan hüküm arsa sahiplerinin ödeyecekleri miktarı gösteren açıklayıcı nitelikte bir düzenleme olduğunu ancak huzurdaki davada zaten satış bedeli Kadıköy ... Noterliğinde akdedilen sözleşme ile kararlaştırılmış, davalıdan dava dışı...'ya ödenen satış bedelleri payı oranında davacıya ödendiğini, buna karşılık taahhütname adlı belge ile resmi şekilde akdedilen satış sözleşmesindeki satış bedeline ek olarak, satış bedellerine ilişkin vade gününde oluşan kur farkı dolayısıyla davacıya ödeme yapılacağının kararlaştırılmış olmasının tamamlayıcı yan hüküm değil, başlı başına davalının sadece sözleşmede kararlaştırılan satış bedeli ödeme yükümlülüğüne ek olarak ağırlaştırıcı hüküm getirdiğini, zira satış bedeline ek bir bedel ödeneceğine dair Kadıköy ... Noterliğinde akdedilen sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığını, işbu sebeple söz konusu taahhütnamenin açıklayıcı nitelikte olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, davacının sunduğu hukuk genel kararına konu olay ile huzurdaki davanın konusu arasında önemli farklar bulunduğunu ancak somut olayda davacının dayandığı taahhütname adlı belgenin kambiyo senedi olarak nitelemek mümkün olmadığı gibi yine bu belgeyi medeni hukuktaki soyut borç tanıması olarak nitelendirmenin de mümkün olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, kur farkı nedeniyle alacak davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın usulden değil esastan reddinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Taraflar arasında 31/05/2016 tarihinde adi yazılı şekilde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalanmıştır. Ayrıca birde taraflar arasında dava dışı ... A.Ş.'nin de taraf olduğu 29/08/2016 tarihli düzenleme şeklende gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalanmıştır. Bunun yanı sıra davalı tarafından 29/08/2016 tarihli bir taahhütname imzalanmıştır. Davacı tarafça, davalının eksik ödemede bulunduğu iddiasıyla alacağın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalının imzası bulunan ve davacının dayandığı 29/08/2016 tarihli taahhütnamede, "(...) söz konusu taksit tarihlerinde ABD doları- Türk Lirası kurunun 2,93 Türk Lirasından yüksek olması halinde yukarıdaki tabloda belirtilen taksit tutarı ile ödeme tarihindeki dolar kuru üzerinden hesaplanacak tutar arasındaki fark+KDV'yi ilgili taksitin vade tarihinde ... A.Ş.'ye ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ederiz." şeklindeki ifade ile oluşacak kur farkı alacağının Türk Lirası olarak ödeneceği belirtilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 99/3. maddesi, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir, şeklinde düzenlenmiş olup, sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunmadıkça vadesinde ödenmeyen alacağın Türk Lirası olarak istenebilecektir. Somut olayda, 29/08/2016 tarihli taahhütnamede kur farkı alacağının Türk Lirası olarak ödeneceği belirtildiğine göre, bu alacağın yabancı para cinsindin istenmesi mümkün olmayıp, davacının davaya konu alacağını USD cinsinden talep etmesinde hukuki yararı bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 114/1-h maddesine göre davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartlarından olup, ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde ve davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15