Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/788
2024/1341
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/788
KARAR NO: 2024/1341
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/01/2024
NUMARASI: 2018/652 Esas - 2024/33 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. (Eski ünvanı; ... San. Tic. Ltd. Şti.) arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi çerçevesinde dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, müvekkili ...' in ise kredi sözleşmesine kefil olduğunu, teminat olarak İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ... parsel sayılı taşınmazını ipotek ettiğini ancak müvekkilin kefil olduğunu sonradan öğrendiğini, müvekkilinin yalnızca şirketin borçlarına karşılık anılan gayrimenkulü ipotek ettirdiğini zannettiğini, banka tarafından bilgisi dışında kredi borcunun kefili olarak borçlandırıldığını, kefalet akdinin ve ipoteğin hukuka aykırı olarak tesis edildiğini, müvekkiline sözleşmenin örneğinin sunulmadığını, eş rızasının alınmadığını, bu nedenlerle usul ve hukuka aykırı olarak tesis edilen kefalet akdinin ve buna bağlı olarak kurulan ipotek akdinin geçersiz olduğuna müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kurulan ipoteğin fekkine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. İle müvekkili Bankanın Iğdır Şubesi arasında 08.11.2013 tarihinde 3.000.000 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, 27.04.2016 tarihinde sözleşmede limit artımı gerçekleştiğini, davacının usul ve yasaya uygun prosedürler çerçevesinde kefil olduğunu, davacının sözleşmeye kefil olma tarihinin 27.04.2016 olduğunu, ipotek işleminin de aynı tarihte gerçekleştirildiğini, Genel Kredi Sözleşmesi Kefil İmza sayfasını davacının kendi el yazısı ile doldurduğunu, "Kefil Beyanı" kısmına "Yukarıdaki şartlarla müteselsil kefil olduğumu kabul ediyorum." yazdığını ve imzaladığını, davacının eşi ...' in davacı ile birlikte imzaların alındığı Arnavutköy Şubeye gelerek Eş Muvafakatnamesini imzaladığını, davacının sözleşmeye kefil olması ve ipoteğin tesisi işlemlerinin hiçbirinde usulsüzlük ya da hukuka aykırılık bulunmadığını, gerekli görüldüğü takdirde, müvekkili bankanın Iğdır Şubesi'nden belgelerin asıllarının celbini ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini, davacı yanın davasında hiç bir haklı yan ve hukuka uygunluk bulunmadığını, birlikte, dava konusu edilen ipotek ve kefalet işlemleri gerekli yasal şartlara uygun olarak gerçekleştirildiğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Yargılama sırasında yapılan inceleme neticesinde davacının davaya konu ettiği kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğu görülmüştür. Davacı her ne kadar kefalet sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle ipotekten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuş ise de; davaya konu ipotek, kefalet akdine istinaden kurulmamış olup bu nedenle kefaletin geçersizliği resmi şekilde düzenlenen ipotek akdinin geçersizliği sonucunu doğurmaz. Davacı resmi senede ilişkin sahtelik iddiasında da bulunmayıp yalnızca kefaletin geçersiz olması nedeniyle ipoteğin geçersiz olduğunu ileri sürdüğüne göre; 27/04/2016 tarih ... yevmiye nolu ipotek resmi senedinde davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine 3.600.000,00 TL 1. Derecede borçlu ... ve ... Gıda ... Ltd. Şti' nin borçlu ya da kefil sıfatıyla imzaladıkları nakdi ve gayri nakdi sözleşmelerinden, kambiyo senetlerinden ve bankayla imzaladığı tüm sözleşme ve taahhütnamelerinden doğmuş ve doğacak banka alacaklarının tahsilinin temini için ipotek tesis edilmesi karşısında ve dava tarihi itibariyle borçlu şirketin kredileri kapanmamış olup krediler dava açıldıktan sonra 24/09/2018 ve 01/11/2021 tarihlerinde tamamen kapatıldığından, davacı dava tarihi itibariyle davasında haksız bulunmuştur. İpoteğin davalı banka tarafından 04/11/2021 tarihinde fek edildiği anlaşılmakla konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama gideri ve vekalet ücretleri usul ve hukuka aykırı olarak davacı tarafa tahmil edildiğini, mahkemece kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu kabul edilmekle birlikte, ipoteğin, kefalet sözleşmesinden bağımsız olduğu ve usulüne uygun olarak kurulduğundan bahisle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davacıyı sorumlu tuttuğunu, ipoteğin, kefalet sözleşmesinden bağımsız olarak kurulduğuna yönelik tespitinin yanlış olup ipoteğin bağımsız olarak kurulduğuna yönelik dava dosyasında herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi, davalı tarafça da bu yönde herhangi bir beyanda bulunulmadığını, bunun aksine, davalı taraf cevap dilekçesinde, kredi sözleşmesinin akdedildiği gün ipoteğin kurulduğunun beyan edildiğini, davalı tarafça da kefalet akdiyle ipoteğin aynı gün kurulduğu kabul edilmekte olup mahkemece, herhangi bir gerekçe sunulmaksızın ve konu ipoteğin kredi borcuna istinaden kurulduğuna ilişkin kayıtlar gözardı edilerek, taraflar arasında ihtilaflı olmayan hatalı bir değerlendirmeden ötürü yargılama giderlerinin davacıya tahmilinin usul ve hukuka aykırı bulunmadığını, gerekçeli kararda, her ne kadar müvekkilin ... Şirketi'ne ipotek ettiğinden bahsedilmişse de, bu şirket farklı bir şirket olmayıp ... Kimya, söz konusu ... Şirketi'nin eski ünvanı olduğunu, mahkemece gerekçeli karar kısmında, iddia edildiği üzere kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunun doğrulandığını, fakat davaya konu ipotek sözleşmesinin kefalet akdine istinaden kurulmadığından bahisle ipotek akdinin geçersizliği sonucu doğurmayacağı hükmüne varıldığını, mahkemece; bahse konu ipoteğin, kefalet akdine istinaden kurulmadığı yönündeki bu kanıya hangi delillerle varıldığının ortaya konmadığını, kaldı ki; davalı banka dahi kefalet akdi ile ipotek akdinin birlikte kurulduğunu ikrar ettiğini, alınan bilirkişi raporunda da, ipoteğin kefalet sözleşmesinden kaynaklı kurulduğu açıkça belirtilmekte olup davalı bankanın yargılama sürecinin uzamasına sebebiyet verdiğini, ta ki davalı banka asıl borçludan alacağını alıp, borcun ödendiğini gördükten sonra davacının ipoteğini fekkettiğini, konu ipoteğin ''kefalet ipoteği'' olduğu tartışmasız olup, kefalet ipoteği yönünden de eş rızasının aranacağını, konu ipotek, Borçlar Kanunu 584. maddesinde yer alan istisnalar arasında yer almamakta olup buna ilişkin davacının eşinin rızasının alınmadığını, dolayısıyla ipotek işleminin de geçersiz olduğunu, yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirleneceğini, her ne kadar kefalete konu borç sona ermiş ise de, dava tarihi itibariyle kredi borcu devam etmiş olduğundan ve Mahkemenin kabulüyle kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, kefalet sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin davacının haklılığı yönünden herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin de usul ve hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve kefalete konu borcun, dava açıldıktan sonra ödendiğini kabul ettiğini, o halde dava konusu taleplerden biri olan, borçlu olmadığının tespitinde yani ''menfi tespit'' davasında davacı tarafın haklı çıktığını, bu yönüyle de davacı lehine yargıla gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ipotek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) ve ipoteğin fekki davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ipoteğin geçerli olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafça, kefalet ve buna bağlı ipoteğin geçerli olmadığı iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin fekkine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Arnavutköy Tapu Müdürlüğünün 26/04/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ipotek resmi senedi ile davacı adına kayıtlı arsa vasıflı taşınmaz üzerine dava dışı ... Taşımacılık Madencilik Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile ... Gıda İnşaat Temizlik Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinin borçlu ya da kefil sıfatıyla imzaladığı nakdi ve gayri nakdi sözleşmelerinden, kambiyo senetlerinden ve bankayla imzaladığı tüm sözleşme ve taahhütnamelerinden doğmuş ve doğacak banka alacaklarının 3.600.000,00 TL'sine kadar tahsilinin temini için banka lehine birinci derecede ve fek edildiği banka tarafından bildirilinceye kadar ipotek tesis edilmiştir. Kredi borcu dava açıldıktan sonra 24/09/2018 ve 01/11/2021 tarihlerinde tamamen kapatılmış ve ipotek banka tarafından 04/11/2021 tarihinde fek edilmiştir. Kefalet şahsi, ipotek ise ayni nitelikte bir teminat sağlar. Bu kapsamda kefalet ve ipotek farklı hükümlere tabidir. Bu nedenle kefaletin şekline ilişkin TBK'nın 583. Maddesi ile kefalette eş rızasına ilişkin 584. Maddesinin ipotek hakkında uygulanması mümkün değildir. Ayrıca, davacı tarafça ipoteğin kefalete bağlı olduğu ve kefaletin de geçerli olmadığı ve bu halde ipoteğin de geçerli olmadığı ileri sürülmüş ise de, davaya konu ipotek davacı kefilin kefalet borcunun teminatı olarak değil, kredi borçlusu şirketlerin borcunun teminatı olarak verildiğinden, davacının kredi sözleşmesine olan kefaletinin geçerli olmamasının, kredi borçlusu şirketlerin borcunun teminatı olarak verilen ipoteğin geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra ipoteğe konu taşınmaz arsa vasfında olup, ipotek tesisi için eş rızasına gerek bulunmamaktadır. İpoteğin temin ettiği borç dava açıldıktan sonra ödendiğinden ilk derece mahkemesince yargılama masrafı ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15