SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1020

Karar No

2024/1307

Karar Tarihi

20 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1020

KARAR NO: 2024/1307

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/04/2024

NUMARASI: 2023/270 Esas - 2024/271 Karar

DAVA: Tanıma Ve Tenfiz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/09/2024

Taraflar arasındaki Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Mısır Arap Cumhuriyeti Kahire İktisat Mahkemesinin 08.09.2020 tarih ve 11K 347 sayılı kararının özetinin, "Davacı, Mısır Arap Cumhuriyetinde kurulmuş ve Mısır'da faaliyet gösteren; davalı ise Türkiye Cumhuriyeti'nde kurulmuş ve Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerdir. Davacı firma, davalı firma ile 05.10.2016 tarihinde, ürünlerinin Mısır Arap Cumhuriyeti'nde pazarlanması için Tek Yetkili Acentelik Sözleşmesi yapmıştır. Taraflar arasında,bu sözleşmenin 31.12.2020 tarihine kadar devam edeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşme, Türk Ticaret Odasından ve Türkiye'de bulunan Mısır Konsolosluğu'ndan onaylatılmıştır. Davacı firmanın gayretleri neticesinde satışlar artmıştır. Davalı firma bu nedenle 09.05.2018 tarihli e-mail ile davacı firmaya teşekkür etmiştir. ... Otelinde 10.03.2019 tarihinde düzenlenen ... Fuarında, davacıyı, ürünlerinin Tek Yetkili Acentesi olması hasebiyle, yine markanın İthalat-İhracat Kontrol Genel Kurumunda adına kaydedilmesi için davacı firma çok masraf etmiştir. Davalı firmanın Ticari Müdürünün de hazır bulunduğu bir ortamda, Mısır'da faaliyet gösteren ... Firmasının Tek Yetkili Acente olduğu ilan edilmiştir. Sonra 12.03.2019 tarihinde davacı şirkete gelen bir e-mail ile herhangi bir sebep belirtmeden acenteliğin sona erdiği bildirilmiştir. Davalı, acentelik sözleşmesini önceden uyarı yapmadan, uygun olmayan bir vakitte iptal etmiştir. Bunun üzerine Mahkeme yasal olarak davacının tazminat talebine olumlu yanıt vermektedir. Mahkeme, davacının ürünlerin pazarlanması reklamı için yaptığı harcamaları, ürünlerin ithalini acentelik alındığı için pazarlama fırsatı fırsatı bulamadığını, ithalat izni için idari makamlara ödediği ödemeleri, davacı firma adına bu ürünlerin kaydı için harcamaları, 31.12.2020 tarihine kadar devam etmesi gereken acenteliğin iptalinden dolayı meydana gelen zararı pazarlarda ürünlerin tanıtılması için yapılan harcamalar dikkate alarak maddi zararın gerçekleştiğini görmektedir. İşbu acenteliğin zor kullanarak iptal edilmesi davacı firmayı manevi zarara uğratmıştır. Manevi kişiliğin maddi zararını genel kurallar ile açıklayamayız. Yukarıda anlatıldığı üzere mahkeme maddi zarar olarak 480.000 USD ve ahlaki tazminat olarak 20.000 USD ödenmesini uygun görmektedir. Davalı ... San.Tic. A.Ş.buna bağlı kalacaktır." şeklinde olduğunu, Mısır Arap Cumhuriyeti Kahire İktisat Mahkemesinin karar tarihi olan 08.09.2020 tarihinden itibaren ana alacağa %5 faiz işletilmesi icap ettiğini, bahsi geçen karara karşı davalının itirazı üzerine dosyanın üst mahkemeye gittiğini , davalının itirazlarının reddedilmiş olduğunu ve "Kahire İktisat Mahkemesi 08.09.2020 tarihli celsede 11K 347 sayılı davada Mahkeme İstişare Odasında itirazın kabul edilmemesine karar vermiş masrafları itirazcı firma ödemekle yükümlü kılınmıştır" şeklindeki karar ile hükmün kesinleşmiş olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti ve Mısır Arap Cumhuriyeti arasında Mahkeme Kararlarının Tanınması Ve Tenfizi Hakkında Sözleşmenin onaylanmasına dair 2000/622 sayılı karar ile mahkeme kararlarının her iki ülke bakımından tanınıp tenfizine cevaz verdiğini, öte yandan 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesine taraf ülke vatandaşlarının yabancılık teminatı yatırmaktan muaf tutulduklarını ve Mısır'ın bu sözleşmeye taraf olduğunu, bu davayı ikame etmeden davalı ile sulh olma umudu ile Arabuluculuk müessesesine başvuru yapılmış olduğunu ancak 2. görüşmede sulh sağlanamamış olduğundan bahisle Mısır Arap Cumhuriyeti Kahire İktisat Mahkemesinin 08.09.2020 tarih ve 11K 347 sayılı kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalının, ... ürünlerinin Mısır'da satış ve pazarlamasına ilişkin bir sözleşme ("Sözleşme") akdettiğini, müvekkili şirketin, 12 Mart 2019 tarihinde Sözleşme'de kendisine tanınan hak ve belirlenen usul uyarınca davacıya bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirdiğini, sözleşmenin sona ermesini takiben davacının, 23 Nisan 2019 tarihinde müvekkili şirkete karşı Mısır Arap Cumhuriyeti'nde Kahire Mahkemesi nezdinde tazminat davası ikame ettiğini, davacının bu davada, sözleşmenin sona erme süresinin 31 Mart 2020 olduğunu, ancak müvekkili şirketin sözleşme’yi 12 Mart 2019 tarihinde sona erdirdiğini belirterek, erken fesih sebebiyle uğramış olduğu zararının tazminini talep ettiğini, davacının müvekkili şirketten olan tazminat talebinin 480.000 Amerikan Doları maddi tazminat ve 20.000 Amerikan Dolar manevi tazminat olmak üzere toplam 500.000 Amerikan Doları olduğunu, Kahire Mahkemesinin 8 Eylül 2020 tarihli kararı ile davacının tüm taleplerinin, herhangi bir hesap veya inceleme yapmadan ve tahmini olduğunu, davacı tarafından bizzat belirtilen rakamları onaylayarak olduğu gibi kabul etmiş olduğunu ve müvekkili şirketin 500.000 Amerikan Doları tutarında tazminat ödemesine hükmettiğini, Mısır Arap Cumhuriyeti'ndeki yargılama sürecinde müvekkili şirketin adil yargılanma, savunma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlâl edildiğini ve nihayetinde Türk kamu düzenine aykırı olarak Mısır Mahkemesi Kararı tesis edilmiş olduğunu ve yine Türk kamu düzenine açıkça aykırı şekilde usulen kesinleştirilmiş olduğunu, yargılamanın hiçbir aşamasında davacı'nın tazminat talebinin dayanaklarının araştırılmadığını, ne bir bilirkişi ne de hakimin kendisi tarafından davacı'nın tazminat talebine konu zarar kalemleri irdelenmemiş olduğunu, Kahire Mahkemesinin, tahmini olduğu davacı tarafından da bizzat söylenen rakamları olduğu gibi tasdik ettiğini, sözleşmenin yürürlükte olduğu yaklaşık yedi yıllık dönemde, davacının müvekkili şirketten toplam sadece 386.659,44 Amerikan Doları tutarında ürün almış olduğunu ve müvekkili şirketin yıllık ortalama olarak yaklaşık 96.000 Türk Lirası brüt kar elde ettiğini, yani 7 yıllık toplam satış rakamlarının bile çok üstünde tahminen 20 kat üstünde bir tazminata hükmedilmiş olduğunu, Mısır Mahkemesi Kararının tümüyle Türk kamu düzenini ve müvekkili şirketin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkını açıkça ihlal ederek hukuka aykırı bir şekilde kesinleştirilmiş olduğunu, dolayısıyla Türk kamu düzenine aykırılık teşkil eden Mısır Mahkemesi Kararı’nın, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) m. 54/1(c) ve Türkiye Cumhuriyeti ve Mısır Arap Cumhuriyeti Arasında Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Sözleşme m. 2/2(d) uyarınca tenfizine karar verilemeyecek olduğunu, Mısır Mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olduğu zira, kararda hükmedilen tazminat talebinin hangi kalemlerden oluştuğu ve nasıl hesaplandığına dair kararda hiçbir gerekçe bulunmadığını, davalının adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı ve gerekçeli karar hakkının ihlal edilmiş olduğunu, kararda hükmedilen tazminat tutarının, davalının sözleşme süresince davacıya yapmış olduğu toplam satış tutarından dahi fazla ve kamu düzenine aykırılık teşkil edecek düzeyde fahiş olduğunu, davalı şirket zararın hesaplamasına ilişkin bilirkişi incelemesi talebinin Kahire Mahkemesi tarafından hiçbir gerekçe göstermeksizin reddedilmiş olduğunu, Kahire Mahkemesinin, davalılar tarafından itiraz edilen tercümeye ve fotokopi belgelere dayanılarak verilmiş olduğunu, Türk kamu düzenine aykırılık teşkil eden Mısır Mahkemesi Kararı’nın tenfizine karar verilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davaya konu kararın, revizyon yasağı gereğince Mahkememizce içerik olarak denetlenemeyeceği, hükmedilen tazminat tutarının ne suretle belirlendiğinin anlaşılamadığı itirazının incelenmesinin içerik denetimi anlamına geleceği, kamu düzenine aykırılık iddiasının tetkikinde, yabancı kararın Türkiye’de icra edilmesi halinde meydana gelecek sonuçlarının Türk kamu düzenini ihlal edip etmeyeceği yönünden araştırılması gerektiği, davaya konu kararın bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olmakla, anılan kararın icrasının neticelerinin kamu düzenine temas eden bir yönünün bulunmadığı buna göre tenfiz engeli iddiasının sübut bulmadığı kanaatiyle davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdiine dair karar verilmiş, 10/01/2024 tarihli rapor alınmış, sunulan raporda tanıma ve tenfize ilişkin taraf iddia ve savunmaları çerçevesinde inceleme yapılarak davaya konu yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olduğundan tenfiz şartlarını taşımadığı kanaati bildirilmiştir. Anılan kanaat, kararın gerekçesi ile hüküm arasında illiyet bağının bulunmadığı, kararın somutlaştırılmadığı, hükmedilen tutara nasıl ulaşıldığının, hesaplamanın nasıl yapıldığının, davacının tazminat taleplerini nasıl doğrudan ve tamamen kabul edildiğinin açıklanmadığı, bu yönüyle gerekçenin tatmin edici olmadığı, davalının hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, bu yönüyle yabancı mahkeme kararının açıkça kamu düzenine aykırı olduğu temeline dayandırılmıştır. Esasen bu görüş dahi revizyon yasağının ihlali çerçevesinde, içerik denetimi mahiyetinde olmakla birlikte, ayrıca Mahkememizce karara dayanak yapılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2010/1 esas ve 2012/1 karar sayılı kararında da kararlaştırıldığı üzere, yabancı mahkeme kararlarının salt gerekçesinin bulunmamasının kesinleşmiş yabancı mahkeme kararının tenfizine engel olmayacağına ve bu hususun 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 54/c maddesi anlamında kamu düzenine açıkça aykırılık sayılmayacağı, gerekçe bulunmaması halinin dahi kamu düzeni ihlali teşkil etmediği noktada, gerekçenin tatmin edici olmamasının kamu düzeni aykırılığı teşkil etmeyeceği kanaatiyle ve yukarıda açıklanan Mahkememiz gerekçeleri doğrultusunda bilirkişi görüşüne iştirak edilmemiştir. Davanın kabulü ile Mısır Arap Cumhuriyeti Kahire İktisat Mahkemesinin 08.09.2020 tarih ve 11K 347 sayılı kararının tanınması ve tenfizine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mısır mahkemesi kararı, müvekkili şirketin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal etmek suretiyle kesinleştirildiğini, Mısır mahkemesi kararında zarar ve tazminat kalemlerine ilişkin hiçbir açıklama olmadığını, Mısır mahkemesinin zarara dair bir hesaplama yapmadığını, davacının talebini doğrudan hükme kopyaladığını, ilk derece kararında yer alan tespitlerin bir çok açıdan hukuken hatalı olduğunu, Mısır mahkeme kararının bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olması, kararın Türk kamu düzenini ihlal edemeyeceği sonucuna bağlanamayacağını, bilirkişiden ek rapor veya yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor düzenlenmeksizin, tamamen hatalı bir gerekçe ile bilirkişi raporunun aksine hüküm kuran ilk derece kararı hukuken isabetsiz olup, ilk derece kararının kaldırılmasını ve dosyada mübrez bilirkişi raporu ile paralel olarak davacının tenfiz isteminin reddini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunun tespiti ile İlk Derece Kararının kaldırılmasına, dosyanın tekrar incelenerek davacının haksız tenfiz talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yabancı mahkeme kararının tenfizi şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı tarafça, Mısır Arap Cumhuriyeti Kahire İktisat Mahkemesinin 08.09.2020 tarih ve 11K 347 sayılı kararının tanınması ve tenfizi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mısır Arap Cumhuriyeti Kahire İktisat Mahkemesinin 08.09.2020 tarih ve 11K 347 karar sayılı dosyasında, ... Komandit Şirketi (yabancı mahkeme dosyası davacısı) tarafından ... San.Tic. A.Ş.(yabancı mahkeme dosyası davalısı) hakkında açılan davada, maddi zarar olarak 480.000 USD ve ahlaki tazminat olarak 20.000 USD ödenmesine karar verilmiştir.Mısır Arap Cumhuriyeti Kahire İktisat Mahkemesinin 08.09.2020 tarih ve 11K 347 karar sayılı kararının 27.05.2021 tarihinde kesinleştiği şerh edilmiştir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun(MÖHUK)'un 54. Maddesine göre, Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması. Bir yabancı mahkeme kararına karşı tenfiz isteminde bulunulduğu takdirde MÖHUK'un 55/2. Maddesine göre, karşı taraf ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir. Somut uyuşmazlıkta yabancı mahkeme kararının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği Mısır devleti arasında, Mahkeme Kararlarının Tanınması Ve Tenfizi Hakkında Sözleşmenin onaylanmasına dair 2000/622 sayılı karar ile karşılıklılık bulunduğu, tenfizi istenen kararın, verildiği ülke usul hukukuna göre verilmiş ve usulünce kesinleştirilmiş bir ilam olduğu anlaşılmaktadır. Kamu düzeni kavramı zamana ve yere göre değişen, içeriği ve sınırları kesin olarak çizilemeyen bir kavramdır. Kamu düzenini bir toplumun siyasi, sosyal, ekonomik ve hukukî açıdan temel yapısını ve temel menfaatlerini ilgilendiren kurallar teşkil etmektedir. Devletlerin vazgeçemeyeceği temel ilkeler, kamu düzenini ilgilendiren kurallar olup, genel olarak, kamu menfaat ve düzenini koruma amacını güden emredici kanun hükümlerine aykırılık, ahlaka ve temel hak ve özgürlüklere aykırılık, kamu düzeninin müdahalesini gerektiren hususlardır. Bu esaslara göre Türk hukukunun temel ilkelerine, Türk adap ve ahlak anlayışı ile Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere aykırılık kamu düzenine aykırılık teşkil edecektir. Kamu düzeni kavramı takdiri bir kavram olup sınırlarını kesin çizgilerle belirlemek mümkün değildir. Bu nedenle kamu düzeni benzer yönler olmakla birlikte, her ülkenin kendine özgü tarihsel, sosyal, ekonomik ve diğer koşulların oluşturduğu özel durumlar dikkate alınarak belirlenir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.1973 tarihli ve 1973/609 E., 1973/959 K. sayılı kararı). Başka bir deyişle bir durumun kamu düzeni ile ilgisi ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel gerçeklerine göre belirlenir; bu gerçekler durumun vazgeçilmezliğini, toplumsal yararını ve hukuk düzeninin korunmasına yönelik amacını ortaya koyuyorsa söz konusu durumun kamu düzeni ile ilgisi kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.1990 tarihli ve 1990/3-527 E., 1990/627 K. sayılı kararı). Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 E. 2012/1 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; kamu düzeni kavramının müdahale alanı, son derece geniş ve yoruma müsaittir. Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali hâlinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Zira iç hukuktaki kamu düzeni kavramı ile milletlerarası özel hukuk alanındaki kamu düzeni kavramı birbirinden farklıdır. İç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. Yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi sırasında kararın içeriğinin kamu düzenine aykırı olup olmadığı değil, kararın Türkiye’de icra edilmesinin ve kararın icrasının sonuçlarının Türk kamu düzenine “açıkça” aykırı olup olmadığı incelenmelidir. Yabancı bir kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılabilmesi için kararda yer alan hüküm fıkrasının Anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine (vazgeçilmez prensiplerine), Türk toplumunun genel örf-adet ve ahlak telakkilerine aykırı olması gerekir (Şanlı, Cemal: Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul 2013, s. 486). Tanıma ve tenfiz talebine konu yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının tespiti, esas itibariyle hâkimin takdirine bırakılmıştır. Ancak hakim, takdir yetkisini kullanırken milletlerarası özel hukukun varlık sebebini ve bu hukukun genel prensiplerini dikkate almak durumundadır. Bu itibarla, sırf Türk hukukundakinden farklı maddi ve usul kuralları uygulanarak verildiği için yabancı bir kararı kamu düzenine aykırı sayılamayacağı gibi kararın gerekçesiz olması tek başına kararın tenfizine engel değildir (YİBK, 10.02.2012 gün ve 2010/1 E., 2012/1 K). Yabancı mahkemenin maddi vakıaları doğru uygulayıp uygulamadığı, yabancı mahkemenin uyguladığı usul kurallarının veya maddi hukuk kurallarının Türk Hukuku ile uyumlu olup olmadığı tenfiz davası kapsamı dışında kalmaktadır. Somut olayda, her ne kadar davalı tarafça yabancı mahkeme kararının gerekçesiz olduğu, yabancı mahkeme kararında hükmedilen tazminat talebinin hangi kalemlerden oluştuğuna ve nasıl hesaplandığına dair kararda hiçbir gerekçe bulunmadığı, hükmedilen tazminat tutarının fahiş olduğu, maddi vakıalar ile hüküm arasında illiyet ve uygunluk bağı bulunmadığı, hesap veya inceleme yapmadan davalılar tarafından itiraz edilen tercüme ve fotokopi belgelere dayanılarak davacı lehine karar verildiği , adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de tenfiz davasında, yabancı mahkemenin davanın esasına dair hukuki nitelendirmesi, vakıaları değerlendirme biçimi, hukuk kurallarını doğru tatbik edip etmediği ya da delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediği dikkate alınamaz. Davaya konu olan yabancı mahkeme kararının içeriğinden davalı tarafın savunma yaptığı, yapılan savunmaların değerlendirildiği gözetildiğinde hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği ve davalı tarafça ileri sürülen hususların kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği açıktır. MÖHUK'un 54. Maddesinde sayılan tenfiz şartları gerçekleşmiş olup, davalı tarafça yabancı mahkeme kararının yerine getirildiği veya yerine getirilmesine engel bir sebebin ortaya çıktığı iddia ve ispat olunmadığına göre mahkemece yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde değildir. Ancak tenfiz davaları tespit davası mahiyetinde olup, maktu harca ve maktu vekalet ücretine tabi olduğundan (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2022/6677 Esas ve 2023/3391 Karar sayılı kararı) mahkemece tenfize konu ilamda hükmedilen alacak üzerinden nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli görülmemiş ve kamu düzenine aykırılık nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE istinaf incelemesine konu kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın kabulü ile Mısır Arap Cumhuriyeti Kahire İktisat Mahkemesinin 08.09.2020 tarih ve 11K 347 sayılı kararının tanınması ve tenfizine,2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından dava açılırken maktu harç olarak yatırılan 179,90 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından sarf edilen 179,90 TL başvurma harcı, 140,00 TL posta gideri, 10.000,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 10.319,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-İstinaf yargılamasından sarf edilen harç ve giderler yönünden; a- Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafından sarf edilen 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı ile 238,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.407,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenistinafileri“möhuk”derecesebeplerikabulüistanbulVegerekçenumarasımahkemesikararıcevapTanımaTenfiz

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim