Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/734
2024/1294
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/734
KARAR NO: 2024/1294
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/12/2023
NUMARASI: 2022/583 Esas - 2023/1020 Karar
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç)(Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... İstanbul Beşyüzevler Şubesinde vadesiz TL, vadeli TL ve vadesiz USD hesabının bulunduğunu, müvekkilinin erkek kardeşi ...'na ... Noterliğinin 05/04/2022 tarih ve ... yevmiye numarası ile vekaletname verdiğini, ... tarafından 05/04/2022 tarihinde ... bank İstanbul Beşyüzevler Şubesine gidildiğini ve vekaletnamedeki yetkileri kapsamında hesaptaki parayı çekmek istediğini, banka tarafında saatlerce bekletilerek sebep göstermeksizin paranın verilmediğini, bunun üzerine 06/04/2022 tarihinde avukatlar ile bankaya gidilerek şube müdürü ile bu hususun görüşüldüğünü, banka tarafından inceleme başlatıldığını ve 7 günlük yasal sürenin beklenilmesi gerektiğinin bildirildiği ve yasal sürenin sonunda tekrar gidildiğini, incelemenin yasal süreyi geçmesine rağmen devam ettiğinin belirtilmesi üzerine yaptıklarının yağma suçu olduğunu, paranın yine ...'na ödenmediğini, bunun üzerine de avukatları ile birlikte ...'nun ... Genel Müdürlüğü'ne gittiğini, banka avukatı ile görüştüklerini ve avukatın kendilerine ... ile görüşmeleri gerektiğini bildirdiğini, bu olayların ardından müvekkili hakkında 29/04/2022 tarihinde ... tarafından rapor düzenlendiğini ve Ankara CBS 2022/102695 soruşturma sayılı dosyasından el koyma kararının talep edildiğini, Ankara 3. SCM 2022/5645 değişik iş sayılı dosyası ile 06/05/2022 tarihinde el koyma kararı verildiğini ancak bankanın el koyma kararından önce de keyfi şekilde müvekkilinin parasını alıkoyduğunu, adli yardım taleplerinin olduğunu, adli yardım talebinin kabulü ile bankanın kusursuz sorumluluğuna dayalı olarak ve adam çalıştıranın sorumluluğuna dayalı olarak bankanın müvekkiline ödemediği tutarın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL'nin davalıdan tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının ... Cezaevinde tutuklu iken vekaletin tanzim edildiğini, hesaplarla ilgili yapılan incelemede ise söz konusu hesaba farklı kişilerce farklı tutarların sair kereler yatırıldığının anlaşıldığını ve hesabın bahis işlemlerinde kullanıldığı şüphesi ile suça aracılık edilmemesi, suça ilişkin bulgu ve bilgilerin ...a bildirilerek şüpheli işlem bildirimi yapıldığını, görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini, davanın reddini, davanın ...'a ihbarını, yargılama giderleri, arabuluculuk ücreti ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davacının ilgili kurumlardan tacir olup olmadığına ilişkin yapılan araştırma ve davacı vekilinin 13/10/2023 tarihli beyanları uyarınca tacir olmadığı, taraflar arasında imzalanan "temel bankacılık sözleşmesi" uyarınca bankanın bireysel hesap sahibi müşterisi konumunda olduğu, dava konusunun bankanın mevduatı ödemeden imtina etmesi nedeniyle sorumluluğuna ilişkin olduğu, bu halde bankalar ile tacir olmayan müşteriler arasında doğan ihtilafların tüketici mahkemelerinin görev ve sorumluluğunda olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliğine, İstanbul Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine, davanın HMK 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca görev yönünden usulden reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı hesabındaki mevduatın ödenmemesi nedeniyle zarara uğradığını iddia etmekte olduğundan görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri değil asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından, tüketici mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun düzenlendiğini, Yerel Mahkeme aksi kanaatte ise davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesine karar verilmesini talep ettiklerini, Yerel Mahkeme tarafından davanın görev yönünden usulden reddi ile Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki kararı hatalıdır. Dairenizce savunmalarımıza itibar edilerek Yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını ve davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dosyanın ticaret mahkemesinde görülmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalı tarafın istinaf dilekçesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafın istinaf dilekçesinde davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu beyan etmiş olduğunu, ancak Asliye Hukuk Mahkemelerinin neden görevli olduğuna dair yasal dayanak sunmadığını, davalı tarafın bu talebinin ne ticaret mahkemesi hakimi ne de kendi taraflarınca anlaşılmadığını, davalı taraf davada cevap dilekçesinde görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olmadığını beyan etmesine rağmen istinaf dilekçesinde kötü niyetli olarak görevli mahkemenin istinaf mahkemesi olduğunu beyan ettiğini ve kötü niyetli olarak dosyayı istinaf ettiğini, davalı tarafın amacının tamamen dosyayı sürencemede bırakmak ve yargılamayı uzatıp müvekkilin hakkına kavuşmasını engellemek veya güçleştirmek olduğunu, bu sebeple HMK 351 göndermesiyle HMK 329 gereğince davacı ile aramızda kararlaştırılan vekalet ücretini ödemekle yükümlü kılınmasını ve madde 329/2 gereğince disiplin para cezasına çarptırılması gerektiğini, açıklanan hususlardan dolayı dosyanın tüketici mahkemesinin görev alanına giren uyuşmazlık olduğunu kanaatinde olduklarını beyanla davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; davacın davalı bankada bulunan mevduat hesaplarındaki parasının mevzuata aykırı olarak ödenmemesi ve bilahare Masak'ın talebiyle Ankara 3. Sulh ceza hakimliğinin el koyma kararı nedeniyle bankaca ödenmeyen paranın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile uyuşmazlığın çözüm yerinin Tüketici Mahkemeleri olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dosya kapsamına göre taraflar arasında yapılan sözleşmenin "Temel bankacılık hizmet sözleşmesi" adı altında yapılan çerçeve bir sözleşme olduğu ve boşatılan hesabın vadesiz hesap olduğu, davacı vekilinin müvekkilinin tacir olmadığını beyan ettiği gibi ticaret sicili kayıtlarında da davacının ticari bir işletmesinin bulunmadığının tespit edildiği, davacın tacir yada hesabın ticari hesap olduğuna dair bir belgenin ve beyanın dosyada bulunmadığı, bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu anlaşılmakla eldeki davanın nisbi ticari dava olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Eldeki davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da düzenlenen işlerden kaynaklanmadığı, aynı yasanın 4/1-f bendinde sayılan mutlak ticari davalardan olduğu anlaşılmaktadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı İçerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 73. Maddesinde; ''Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.'' ve aynı yasanın 83/2 maddesi " Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın tüketici ilişkisi kapsamında kaldığı, Taraflar arasında 6502 sayılı yasada tanımlanan şekilde bankacılık hizmetleri sözleşmesi ve tüketici ilişkisi bulunduğu, uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 83. Maddesi kapsamında Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararında bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3 Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32