SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1218

Karar No

2024/1292

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1218

KARAR NO: 2024/1292

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 21/05/2024

NUMARASI: 2022/699 Esas (Derdest)

DAVA: Sözleşmenin İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu Raporunun yetersiz ve eksik inceleme yapılmak suretiyle düzenlendiğini, raporda müvekkili ...'ın hisse devrinin gerçekleştiği Ocak 2017 ve öncesinde içinde bulunduğu olağanüstü psikolojik koşulların “hisse devir tarihinde” ayırt etme gücü üzerindeki olumsuz etkilerinin Adli Tıp Kurumu tarafından hiç dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunun, “ayırt etme gücü"nün varlığının tespitte nispilik kuralı”na mutlak surette uyulması gerektiğini kabul eden Yargıtay İçtihadı ve Doktrinine de açıkça aykırı olduğunu, huzurdaki davada, müvekkili davacı ...'ın, yıllarca en yakın aile bireyleri olan kardeşi ..., yeğeni ... ve ... Grubu'na girmesine ön ayak olduğu ... A.Ş. CEO'su ... tarafından, bilinçli şekilde, hissedarı bulunduğu şirketlerin mali açıdan kötü durumda olduğu ve iflas riski taşıdığına dair sürekli telkin ve yanlış bilgilendirmelere maruz kaldığını, davacı ...'ın, kendisinde bilinçli olarak “aldatma kastıyla” yaratılan iflas korkusu nedeniyle girdiği ağır depresyon sonucunda, kendi hayatından vazgeçecek noktaya gelerek, 2014 yılında intihara teşebbüs etmiş olduğunu, intihara teşebbüs sonrasında, davacı ... majör depresyon tanısı ile uzun süre Amerikan Hastanesi'nde psikiyatrik tedavi gördüğünü, bu süreçte kuvvetli antidepresan ilaçlar kullanmış olduğunu, bu denli ciddi bir depresyon süreci geçirmesine ve sağlıklı karar verebilecek durumda olmamasına karşın, sahip olduğu tüm hisseleri apar topar hile yoluyla elinden alındığını, hisselerini devretmeye sevk etmek amacıyla kendisinde bilinçli olarak ve kötü niyetle yaratılan iflas korkusu neticesinde, intihar edecek derecede korku ve ümitsizliğe kapılmış olan, intihara teşebbüs akabinde de majör depresyon tanısı ile uzun süre psikoterapi ve ilaç tedavisi gören davacı ...'ın, hisse devri tarihinde ayırt etme gücünün varlığı açısından elzem olan dış etkenlere karşı koyma ve işlemi yaparken iradesinin serbest olması şartlarına sahip olmasının mümkün olmadığını, bu suretle davacı ...'ın, değeri 100 milyon ABD Doları'nı bulan hisselerini devrederken, ayırt etme gücünün “iradi unsuru”nun kesinlikle oluşmadığının aşikar olduğunu, öyle ki, Davacı ...'ın hisse devir bedellerinin kendisine tamamen ödenip ödenmediğinden bile bihaber durumda olduğunu esasen Adli Tıp Kurumu tarafından davacı ...'ın dava konusu hisse devri tarihindeki ayırt etme gücünü ortadan kaldıran sağlık / psikolojik durumu kullandığı ilaçların olası etkileri, ilerlemiş yaşı, işlemin niteliği gibi sübjektif unsurların dikkate alınması şart olmasına karşın, Adli Tıp Kurumu'nun ...'a "..." adı altında küçük bir çocuğun dahi kolaylıkla cevap verebileceği sorular içeren basit bir test uygulamakla yetinmiş olduğunu, Adli Tıp Kurumunun, dava konusu işlemin zorluğu ve davacı ...'ın devir tarihindeki biyolojik, psikolojik ve bilişsel durumu hiçbir şekilde dikkate alınmaksızın, davacı ...'ın “hisse devri tarihi itibariyle” ayırt etme gücüne sahip olup olmadığını tespit etmekten son derece uzak olan ve eksik incelemeye dayanan bir rapor düzenlendiğini, depresyonun, intihar vakalarında en önemli sebeplerden birini teşkil eden ve tedavisi oldukça uzun süre alan, tedavi edilse dahi ataklar halinde yıllar boyu tekrarlayabilen ciddi bir rahatsızlık olduğunu, öte yandan tıbbi kayıtlardan görüleceği gibi davacı ...'a basit bir depresyon tanısı konulmamış olduğunu, aksine yineleyen bir “Majör Depresyon” geçirdiğinin bildirildiği, nitekim davacı ...'ın intihara teşebbüs edecek raddeye gelmiş olması, ne denli ciddi bir depresyon geçirdiğine delalet ettiğini, Adli Tıp Kurumu tarafından davacı ...'ın hisse devir tarihinde 80 yaşında olması, hisse devrinden kısa bir süre önce intihara teşebbüs etmesi, tedavi edilmemiş majör depresyonunun bulunması, ağır depresyon ilaçları kullanması gibi ayırt etme gücünü ortadan kaldıracak önemli sübjektif hususları raporunda hiç bir şekilde dikkate almamış olduğundan bahisle davalı şirketlerin, ... San ve Tic A.Ş bünyesindeki 2007 - 2010 ve 2015 tarihli hisse devirlerine ilişkin devir bedellerinin ...'a ödendiğine dair hiç bir belge sunmamış olmaları, söz konusu devirlerin şaibeli ve senelere yayılmış şekilde aldatma yoluyla gerçekleştiği iddialarını doğrulayan bir etken olduğundan davacılara ait bulunan ve ... T.A.Ş 'ye devredilen ... San ve Tic A.Ş hisselerinin yargılama süresince el değiştirmesi veya halka arzı suretiyle davacıların daha fazla mağdur olmalarına engel olmak üzere hisselerin üçüncü kişilere devredilmemesi ve halka arzının önlenmesi hususunda teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, hisseler üzerine tedbir konulduğu hususunun Sermeye Piyasası Kurulu ve İstanbul Ticaret Odasına bildirilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ın 2014 ve 2017 yılları arasında fiil ehliyetinin olmadığı iddiasının aynı zamanda fiili ehliyeti olmadan başta müvekkili şirket olmak üzere diğer şirketleri de sevk ve idare ettiği , üçüncü kişilere karşı onları temsil ettiği anlamına geleceğini ve bu şekildeki bir iddianın ciddiye dair alınmasının mümkün olmadığını, davacı ...’ın batacağı ve kendisinin de tüm mal varlığını kaybedeceği korkusuyla endişe ve paniğe kapılmasına neden olan şirketin davacılardan ...’da büyük hissedar ve yönetim kurulu üyesi olduğu ... Ticaret A.Ş'nin o tarihteki ticari durumu olduğunu, müvekkeli şirketin ... ile ... tarafından yönetim kurulu üyesi sıfatıyla imzalanan 17.06.2015 tarihli kararla ... Lastik A.Ş'de kalan 991 adet hissesinin satın alınması oy birliği ile karar verildiğini, ...'ın tüm hisselerini müvekili şirkete devrettikten sonra ... Lastik’in 10.03.2016 tarihinde yapılan genel kurulda hazirun cetvelinin toplantı başkanı sıfatıyla davacı ... tarafından da imzalanmış olduğunun görüleceğini, müvekili şirketteki hisselerini imzaladıkları 13.01.2017 tarihli hisse devir sözleşmesi ile tüm davacıların diğer davalı ... As'ye devretmiş olduklarını, müvekkili şirketin hisse devir sözleşmesi ile davacı ...’a karşı yükümlülüğünü tamamen yerine getirdiğini ,nitekim ...'ın 10.03.2020 tarihine kadar kendisine neden ödeme yapıldığını sorgulamadığını ancak ödemelerin bitmesinden 2 yıl sonra 2014-2017 yılları arasında fiil ehliyetin olmadığı yönünde iddialar öne sürdüğünü, davacıların sözleşme ile kararlaştırılan tüm alacaklarını bir tümüyle alarak sözleşmenin imzalanmasından 5 yıl sonra gerçekleştirilen hisse devirlerinin kanuna aykırı olduğuna yönelik iddia öne sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğun, udavacılardan ... Otomobilin diğer davalı ... Aş'nin %25 payına sahip olduğunu davacılardan ... Otomobil AŞ.'nin sahip olduğu hisselerin ... A.Ş tarafından devralınmasının TTK'nın 380 madde hükmünü ihlali niteliğinde olduğunu, 13.01.2017 tarihli devir sözleşmesi aracılığıyla yapılan pay devirlerinin TTK'nın 380 / 2 maddesi gereği batıl olduğunu ve dolayısıyla söz konusu payların davacılara iadesinin gerektiğini , bahsi geçen sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı vekilinin ... Tic A.Ş 'nin ve ... A.Ş 'nin hisselerinin yargılama süresince el değiştirmesi veya halka arzı suretiyle 3. Kişilere devredilmesinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin dosyada yargılamanın devam ettiği, hisse devrinin önlenmesi için yakın ispat koşullarının oluşmadığı ve Anonim Şirket hisse devirlerinin devir koşulları nazara alınarak bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... Otomobil'in diğer davalı ... Lastik'te sahibi bulunduğu hisselerin yargılama süresince üçüncü kişilere devri halinde davacı ...'ın ve hisseleri iyi niyetle iktisap edecek üçüncü kişilerin maruz kalacağı muhtemel zararlar dikkate alınarak, söz konusu hisselerin yargılama süresince üçüncü kişilere devrinin ve halka arzının ihtiyati tedbir kararı yoluyla engellenmesi hususundaki taleplerinin reddine dair ara kararının istinaf yoluyla kaldırılmasını ve 13.05.2024 tarihli beyan ve talep dilekçelerinde yer verilen teminatsız ihtiyati tedbir istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... Anonim Şirketi vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: dava dosyasında mevcut belgelerle ispat edilen maddi hadiselerin hep birlikte değerlendirildiğinde, davacıların/ ...'ın iddiasının yaklaşık olarak ispat edilmesi bir yana, tam tersine dosyanın tüm safahatı ...'ın, iddia ve taleplerinin dayanaksız ve haksız olduğunu ispat ve teyit ettiğini beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacı ...'ın, dosyaya mübrez olan ATK raporlarında davacının iddialarının asılsız olduğunun açık bir şekilde ortaya çıkarıldığını, dosyadaki delil durumunun davacı aleyhinde evrildiğini, bu nedenle gelinen aşama itibariyle dosyada yaklaşık ispat koşulundan bahsetmenin mümkün olmadığını ve davanın esastan reddi yönünde dosyanın tekemmül ettiği gerçeğinin apaçık ortada olduğunu, davacının dosyadaki delil durumunun farkında olmasına rağmen son bir çaba ile ihtiyati tedbir talebini yinelediğini beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, hisse devir sözleşmesinin iptali davası olmakla; davacı vekili dava dilekçesinde hisse devir sözleşmesini imzalayan davacılardan birisinin fiil ehliyetinin sakatlanmış olduğu iddiası ile birlikte davalılardan birisi olan şirket tüzel kişiliğinin hisse devir sözleşmesine konu payları bizzat kendisinin devralmadığını, onun yerine davalılardan bir diğeri olan şirkete finansal yardım sağlamak sureti ile sözleşmeye konu hisseleri bu şirketin satın almasını sağladığını, bu şekilde TTK'nın 379 hükmündeki %10 limitini aşma amacı güderek kanuna karşı hile teşkil eden eylemlerde bulunduğundan bahisle hisse devri sözleşmesinin iptali yada yokluğunun tespitini istemine ilişkin derdest davada 13/05/2024 tarihli beyan dilekçesi ile davaya konu hisseler üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararına karşı, davacılar vekilleri tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK 389 /(2) Maddesi uyarınca "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanını 390 Maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemelerine yer verilmiştir.Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır.Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Davacı vekili, ... İnşaat A.Ş'nin hisselerinin dava konusu satım sözleşmesine konu edildiği, davalı ... Otomobil'in devir tarihinde ... A.Ş.'nin, %25 sonrasında % 50 oranında hissesinin sahibi olduğunu, müvekkillerinin .. Otomobil deki hisselerini % 27 sini ...'ın devraldığını, ...'ın iştiraki olduğu şirket hisselerini devir alması sebebi ile TTK 379 ve 380. Maddelere aykırı devrin gerçekleştiğini, esasen davalı ... Otomobil'in hissedarı olduğu şirketin paylarını bizzat kendisinin devralmadığını bunun yerine diğer davalı ... Aş.'ye finansal destek vererek bu şekilde devrin gerçekleşmesini sağladığını ve bu nedenle TTK'nın 380 hükmünü ihlal edildiğinden, 13.01.2017 tarihli hisse devir sözleşmesi aracılığıyla yapılan pay devirlerinin TTK'nın 380 / 2 maddesi gereği batıl olduğunu ileri sürmektedir. Somut olayda dosyanın geldiği aşama, adli tıp kurumu raporu ve toplanan deliler ile davacı iddialarının yaklaşık olarak ispatlandığının kabul edilme imkanı bulunmadığından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf karar harcı ihtiyati tedbir talep edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenistinafilerireddinederecesebepleriSözleşmeninistanbulgerekçeesastannumarasımahkemesiİptalikararıcevaptalep

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim