Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/713
2024/1289
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/713
KARAR NO: 2024/1289
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/12/2023
NUMARASI: 2023/534 Esas - 2023/1008 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin alacağına kavuşamama ihtimaline binaen, alacak tutarınında yüksek olması dikkate alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, dava dışı sigortalı verim gıda ürünleri sanayi ve ticaret anonim şirketi ile müvekkil sigorta şirketi arasında matlı grup şirketleri emtia abonman poliçesi ve buna bağlı olarak dava konusu taşımaya ilişkin 14/08/2020-14/08/2021 tarihleri arasında 18/03/2021 tanzim tarihli ve ... numaralı ... Nakli (abonman Sözleşmesine Bağlı) Sigorta Poliçesi akdedildiğini, dava dışı sigortalının satışını gerçekleştirdiği emtianın davalı taşıyan ... A.Ş. Ve fiili taşımayı gerçekleştiren dava dışı alt taşıyan ... firması tarafından taşınması sırasında meydana gelen kaza nedeniyle dava konusu hasar meydana geldiğini, taşıyan sıfatına haiz davalı şirketin malları taşıma güvenliğine uygun bir biçimde konteynerleri araçlara yerleştirmediğini, sert/kaba elleçleme sonucu hasara uğramış olduğunu, dava konusu hasar sebebiyle ... Sigorta A.Ş. tarafından 30/09/2021 tarihinde 3.712,16 USD tazminat ödendiğini, müvekkil şirketin, Türk Ticaret Kanunu 1472. Maddesi gereğince davalıya rücu hakkı bulunmadığını, dava konusu alacağın kamu bankalarının o yabancı para birimi için bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek orandaki faizi ile birlikte tahsili gerektiğini, davalı borçlular hakkında başlatılan icra takibinin hukuka uygun olduğunu, açıklanan tüm bu sebepler ile davalıların menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini, mahkememiz aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir kararı verilmesini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına vaki itirazın 3.712,16 USD alacak açısından iptali ile takibin 30/09/2021 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek devlet bankalarının o yabancı para birimi için bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek orandaki faizi ile birlikte devamını, davalıların en az %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, dava dilekçesi ve eklerinin davacı asile tebliğ edilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Huzurdaki davanın konusu deniz taşımacılığı olduğundan görevli mahkemenin İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Deniz İhtisas Mahkeme sıfatıyla ) olduğunu, davanın görev sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın sigortalayan sıfatıyla rücu isteminde bulunabilmesi için öngörülen 90 günlük hak düşürücü sürenin yanı sıra 1 yıllık zamanaşımı süresi de geçmiş olduğunu mahkemenizce de resen gözetilerek davanın usulden reddini gerektiğini, müvekkil şirket taşıyan sıfatına haiz olmayıp davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini gerektiğini, esasa ilişkin itirazlarından taşıma ile ilgili herhangi bir sorun olmadığı, sorumlunun ithaltçı olduğunu, hasarın kutuların konteynerin içine konulmadan önce veya konulması sırasında meydana geldiği konteynere istiflemeyi davacı sigortalısı yaptığını, kullanılan kağıt kalıplı kolilerin yeterince güçlü olmadığı, taşıyanın ambalaj eksikliğinden sorumluluğu bulunmadığını, davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddine, davacı tarafın haksız olarak başlattığı icra takibine edilen itirazın iptali talebiyle huzurdaki davayı ikame etmiş olması hasebiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "TTK'nın 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir. Davaya konu olayda davacı sigortalısı ile davalı taraf arasındaki ilişkinin uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklandığı, faturanın "deniz navlunu" olarak düzenlendiği nazara alındığında uyuşmazlığın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerektiği anlaşıldığından usulden reddine,..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu emtianın davalı tarafından sigortalıdan teslim alınması ve konteynerlerin araçlara yüklenmesi ve taşınması sırasında meydana geldiğini, Ayrıca hasarın davalının yükleme işini gerçekleştirilmesi sırasında meydana geldiğini, tarafımızca hasarın oluşuna ilişkin davalının taşıma işinden ayrı olarak, yükleme işini de üstlendiğinin belirtildiğini ve hasarın da söz konusu bu yükleme işinden kaynaklandığının belirtildiğini, dava dilekçelerinde davalıya taşıyan sıfatı ile değil, yükleme işini üstlenmesi ve sigortalı satıcı ile aralarında oluşan ticari nitelikteki iş görme sözleşmesi dolayısıyla sorumluluk yüklenmiş olduğunu, bu durumda uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun deniz taşımasına ilişkin hükümler değil, vekalet sözleşmesi hükümlerinin olduğu nazara alındığında, Mahkemece, ileri sürdükleri vakıaların değerlendirmesinin yapılmamasının ve hatalı hukuki nitelendirme ile görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle:Yerel Mahkeme tarafından ittihaz edilen kararın bir görevsizlik kararı olduğunu, davacı tarafın istinaf gerekçelerine ancak ve ancak görevsizlik hususunda dayanak teşkil edebileceğini, istinaf incelemesinin istinaf gerekçelerini aşarak kamu düzenine ilişkin hususlar saklı kalmak üzere karar verilemeyeceğini, davacı tarafın istinaf dilekçesi neticesinde yeniden yargılama yapılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesine ilişkin talebinin kabulünün mümkün olmadığını, Yerel Mahkemece verilen görevsizlik kararında uyuşmazlık konusunun deniz ticaretine ilişkin olmasından hareketle isabetli bir karar olduğunu, görev hususu kamu düzeninden kaynaklanmakla; uyuşmazlığın özüne ilişkin niteliklere bağlı olarak belirli nitelikleri haiz uyuşmazlıkların özel yetkili mahkemelerde çözülmüş olması kanunun açık hükmü gereği olduğunu, yükleme ve taşımanın bir bütün olduğunu, yalnızca ilgili taşımanın davalı şirket tarafından denizde taşıma ayağı organize edildiğini, davacı tarafça öne sürülen istinaf gerekçelerinin iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına aykırı olmasının yanı sıra, sorumluluk sebeplerinin yarışmasına ilişkin düzenleme olan TBK 60 kapsamına girmediğini, netice itibariyle; huzurdaki uyuşmazlığa ilişkin uygulanacak sorumluluk sebeplerinin uyuşmazlığın her şekilde deniz ticaretinden kaynaklandığı gerçeğini değiştirmeyecektir ki bu bağlamda Denizcilik İhtisas Mahkemeleri’nin görevli olduğunu tespit eden Yerel Mahkeme kararının isabetli olduğunu, diğer yandan; şartlarının tezahür etmediğinden TBK 60'ın uygulama alanı bulamayacağını, zira gerek kanunca hiçbir şekilde ikrarı anlamına gelmemek kaydıyla somut olayda sorumluluğa ilişkin uygulanacak mevzuat hükümlerinin TTK’nın taşıma işleri komisyonculuğuna ve deniz ticaretine ilişkin hükümleri olduğunu beyanla davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; sigortalısının uğradığı zararı ödeyen sigortacının halefiyet yoluyla taşıyandan rücuen tazminat istemine ilişkidir. İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde deniz alacaklarına ilişkin davaları görmekle görevli Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. Maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir. Ancak TTK'nın 5/2. Maddesinde ise, bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebileceği düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK 1352/1. maddesinde "deniz alacakları" sayılmış ve maddenin (m) bendinde geminin yapımı, yeniden yapımı, onarımı, donatılması ya da geminin niteliğinde değişiklik yapılmasından kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın deniz alacağı olduğu belirtilmiştir. HSYK 'nın 20/07/2004 tarih ve 370 sayılı kararı ile İstanbul 'da kurulup faaliyete geçirilen denizcilik ihtisas mahkemesinin yargı alanının İstanbul İli mülki sınırları olarak belirlenmiş ve yine 09/09/2014 tarihli ticaret mahkemesi hakimleri ile bazı yer adli yargı hakimlerinin müstemir yetkilerinin düzenlenmesine ilişkin yetki kararnamesi ile 6102 sayılı TTK 5/2 maddesi gereğince İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, TTK 'dan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticareti ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere münhasıran görevlendirilmiştir. Davacı sigortalısı ile davalı arasında yumurta emtiasının Birleşik Arap Emirlikleri ülkesine taşınmazı konusunda anlaşıldığı, fiili taşımanın ... firmasınca deniz yolu ile yapıldığı, ürünlerine varış yerinde hasarlanmış olduğunu tespit edildiği, ancak hasarın hangi aşamada olduğuna dair bir verinin bulunmadığı, dava dışı sigortalıya davalının düzenlediği faturanın deniz navlunu faturası olduğu, konşimentonun da deniz taşımasına ilişkin olduğu, iddianın konteynera yüklenen emtianın konteynerin gemiye yükleniş anında kaba ve sert işlem yapılmasından kaynaklandığının iddia edilmesine göre uyuşmazlığın deniz alacağı niteliğinde olduğu ve görevli mahkemeninde deniz alacaklarına ilişkin davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkemece görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3 Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32