SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/337

Karar No

2024/1288

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/337

KARAR NO: 2024/1288

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/10/2023

NUMARASI: 2023/27 Esas - 2023/690 Karar

DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin SorumluluğundanKaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili, borçlu ... Gıda Tic. Ltd. Şti. (Vergi No: ...) bünyesinde çalıştığını, müvekkillerinin işçilik hak ve alacaklarının tahsili amacıyla borçlu şirkete karşı İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi 2015/962 Esas sayılı dosyası ile görülen dava açıldığını, işbu dava sonucunda verilen mahkeme kararının kesinleştiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı icra dosyası ile takibe geçildiğini ve takibin kesinleştiğini, borçlu şirket 1997 yılında kurulduğunu, ve tesisat işleri ile iştigal ettiğini, şirket, binalara ısı makinaları ile tesisat taahhüt işlerini yaparak faaliyet gösterdiğini, müvekkili ise şirkette 02.03.2006-25.10.2015 tarihleri arasında sıhhi tesisat ustası olarak çalıştığını, borçlu şirketin işleri yolunda giderken, hayatın olağan akışına aykırı biçimde işlerde kasten düşüşler yaşandığını, çalışanların mağdur edildiğini, borçlu şirket aleyhine açılan takibe dayalı olarak Beykoz İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı dosyası ile borçlu şirketin adresine hacze gidildiğini, adresin boş olduğunun tespit edildiğini, borçlu şirket faaliyetini sona erdirdiğini, adresini kapatmış olmasına rağmen tasfiye sürecine girmediğini, kayıtlarda hala faal olarak gözüktüğünü, bu durumun davalı yöneticilerin basiretsiz davrandığını, alacaklılarından mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini gösterdiğini, bu nedenlerle; davanın kabulü ile borçlu şirket yöneticilerinin basiretli tacir gibi davranmamasının ve şirket malvarlığını azaltmaları sonucunda doğmuş olan şimdilik 20.000,00.TL maddi zararın şirket tüzel kişilik perdesinin aralanması yolu ile şirket ortaklarının ve yöneticilerinin sorumluluğuna gidilerek belirsiz alacağın/zararın dava tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile tazminine, davanın talepleri doğrultusunda kabulüne, davanın neticesinde verilecek kararın tahsilinin sağlanması ve takibin semeresiz kalmaması için davalıların T.C kimlik numaraları ile yapılacak sorgulama sonucu tespit edilecek taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine teminatsız veya takdir edilecek teminat dahilinde ihtiyaten tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça her ne kadar icra takibine konu işçilik alacağının kesinleşmesi sebebiyle bir hak iddiası bulunmuş ise de ilgili İş mahkemesi dosyasının incelenmesi durumunda şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, davacının iş yerine alkollü gelmesi sebebiyle sıhhi tesisat işi yapılan site sakinlerinin rahatsızlıkları ve şikayetleri üzerine davacının kendi isteğiyle istifa ettiğini, esasında davacı bir bankta evsiz yatarken ,müvekkili ... kendisine acıyarak iş ve kalacak yer sağladığını ama daha sonra davacı işe alköllü gelerek, site sakinlerini rahatsız ettiğini, sadece sitenin sıhhi tesisat işini yapan müvekkili şirketin itibarını zedeleyerek iş yaptığı siteyle iş ilişkisinin sona ermesine sebep olduğunu, davacı taraf, dilekçesinde müvekkillerinin şirket aktiflerini kötü niyetli olarak azaltıp pasiflerini artırdığından bahsetmiş ise de şirket kayıtları incelendiğinde şirketin aktifinde herhangi bir mal satımı söz konu olmadığını ,şirket adına kayıtlı sadece ... plakalı aracın bulunduğu ,başkaca bir mal varlığı bulunmadığı halende kayıtlı aracın şirket aktifinde yer aldığını, davacı tarafça daha önce de mesnetsiz sebeplerle müvekkili ... aleyhine İstanbul 12.İcra Ceza mahkemesinin 2020/7 Esas-2020/247 K. sayılı dosyası ticareti usulüne aykırı terk ve İstanbul 12.İcra Ceza mahkemesinin 2020/49 Esas-2020/358 K. sayılı dosyası alacaklıyı zarara uğratmak ve mevcudu eksiltmek suçlamasıyla açılan davalarda sayın mahkemece müvekkili ...'ın beraatine karar verildiğini, davacı açılan davalardan herhangi bir menfaat elde edemeyince bu sefer huzurdaki haksız ve mesnetsiz davayı açtığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla Şirket Tüzel kişiliğin perdesinin aralanması sebebiyle şirket ortak ve yöneticilerinin sorumluluğuna gidilmesi talep edilmiş ise de ticaret sicil kayıtlarında da müvekkilleri ... ile ...'ın şirkette ortaklık ve yöneticilikleri bulunmadığını, bu nedenlerle; müvekkiller ... ile ... yönünden şirket ortaklıklarının olmaması sebebiyle davanın öncelikle husumet yokluğundan reddine, huzurdaki işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmadığından öncelikle usulden reddine, netice itibari ile de usule aykırı ve ayrıca esas yönünden mesnetsiz işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının dava dışı şirketten olan alacaklarının İstanbul BAM 25. HD nin 2017/1708 Esas ve 2021/2110 Karar sayılı dosyası ile kesin olarak hükme bağlandığı, huzurdaki davanın ikame edildiği tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktarı kesinleşen mahkeme kararı ile belirli olup buna bağlı oluşan alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edilmesi ve davalıların sorumluluk hallerinin bilinmemesi alacağı belirsiz hale getirmeyeceğinden ve bu durumda açılan davanın değeri ve miktarı belirli olduğundan davacının davasını belirsiz alacak davası olarak ikame etmekte hukuki yararı bulunmadığı (Yargıtay 9. HD. 2017/6943 E. 2018/10129 K.) anlaşılmakla davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 3/2 bendinde; " Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Benzer konuya ilişkin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 9. Hukuk Dairesinin 2019/1385 esas ve 2019/1635 karar sayılı ilamında" Buna göre, haklarında açılan davaların reddine karar verilen ve red sebepleri farklı olan davalılar ... A.Ş. ve ... Ltd. Şti. lehine maktu vekalet ücretinin ayrı ayrı davacıdan tahsili ile ayrı ayrı davalılara verilmesine karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur." şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür. Sonuç olarak davalılara karşı açılan davada aynı sebep nedeniyle ret kararı verildiği hususu nazara alınarak tek vekalet ücreti takdir edilmiştir. Davacının davasının "hukuki yarar yokluğu sebebiyle" dava şartı yokluğundan usulden reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece belirsiz alacak davası açılamayacağı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiğini, mahkemenin usulden red kararına gerekçe olarak Mart 2022'de verilen İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi'nin 2022/399 Esas 2022/349 Karar sayılı ilamını ve 2018 yılında verilen Yargıtay 9. HD. 2017/6943 E.2018/10129 K. Kararlarını gösterdiğini, ancak bu tarihlerden sonra Anayasa Mahkemesi'nin 20.04.2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2019/12190 sayılı kararında, belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddedilmesinin hak ihlaline sebebiyet verdiğinin belirtildiğini, 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesinin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere belirsiz alacak davasının öngörülme amacının hak arama hürriyetinden yararlanılmasını sağlamak ve kişilerin mahkemeye erişimlerini kolaylaştırmak olduğunu, ancak bu katı uygulamanın avantajı dezavantaja çevirerek kişilerin hak kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, yine isabetli bir saptamayla, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olabilmesi için davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesinin " son çare" olması gerektiğinin belirtildiğini, 6100 sayılı Kanun'un 119. maddesinde dava dilekçesinde talep sonucunun eksik olması hâlinde hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceğinin hükme bağlandığını, Anayasa Mahkemesi' nin "son çare olması" görüşü ile mahkeme hakiminin davacıya eksikliğin giderilmesi için bir fırsat vermesi gerektiğini, bu konuda, gerekçede belirtilen kararlardan sonraki tarihte Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da usulden reddedilemeyeceği yönünde karar verdiğini, ayrıca zarar miktarı ve kusur oranlarını belirlemenin mümkün olmadığını, bu sebeple davanın, belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, dosyada delillerin toplanması ve bilirkişi incelemesi sonucu zarar miktarının ve kusur oranının ancak net olarak belirleneceğini, bu nedenlerle belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararlarının bulunduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile alacağın tahsili davasıdır. İlk derece mahkemesince alacağın belirli olmasına rağmen HMK 107 maddesi gereği belirsiz alacak davacı açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile hmk 114/1-h ve 115 maddeleri gereği dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, şartları bulunmadığı halde belirsiz alacak davası açılması halinde hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi hukukumuzda kanunla düzenlenmemiş olup, doktrin ve Yargıtay kararları doğrultusunda kabul görmüştür. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde bir diğerinin borcundan dolayı duruma göre şirket ortaklarının sorumluluğuna ya da tüzel kişiliğin sorumluluğuna gidilebilmesidir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması/aralanması, bir alacak söz konusu olduğunda alacağın bunlardan tahsiline imkan verir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için mahkemeye başvurulduğunda esasen tüzel kişilik perdesinin korumasından yararlananlar yönünden de dava bir eda/alacak davasıdır. Zira dava kabul edildiğinde bir tahsil hükmü kurulacaktır. Somut olayda, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak dava dışı borçlu şirketten olan işçilik alacaklarının şirket ortaklarından tahsili amaçlayan eda davası niteliğindedir. Davacının alacağı bir mahkeme kararı ile hüküm altına alınmış olmakla belirli olduğu, HMK 107 maddesindeki belirsiz alacak davası şartlarının bulunmadığında bir duraksama yoktur. 6100 sayılı HMK 114.maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115. maddesi hükmü gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmedir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada ve devam eden süreçte halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297) ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2018/60E- 2020/3257 K sayılı 30.06.2020 tarihli kararı) Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için tek başına yeterli olmadığı gibi ideal veya ekonomik yarar da yalnız başına yeterli değildir. Davacının, hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç olması gerekir. Dava çeşitleri HMK’nın 105 vd. maddelerde düzenlenmiştir. Davada vakaların anlatımı taraflara talebinin hukuki niteliğini tavsif mahkemeye ait olup (YİBK. 04.06.1968, 15/6 sayılı ); Bir davanın hangi dava çeşidini oluşturduğu davacının talep sonucunun hangi dava türü tanımına uyduğuna göre belirlenebilir. Davacı dava dilekçesinde dava türünü inşai dava olarak yazsa bile bir miktar alacağın tahsili talebinde bulunmuş ise bu eda davası olup hâkim bu kapsamda karar vermek zorundadır. Bu nedenle eda davası açılması gerekirken inşai dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilemez. Hukuki yararı belirleyen davacının gösterdiği dava türü değil, karar verilmesi istenen talep sonucudur. Nasıl ki dava dilekçesinde hiç gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa bile HMK’nın 33. maddesi kapsamında doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevi ise HMK’nın 32. maddesi çerçevesinde yargılamayı sevk ve idare ile dava türü tanımlarına ve talep sonucuna göre dava türünü doğru belirleyip buna göre yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandırmak da hâkimin görevidir. Bu konuda hâkim, davacının dilekçesinde yaptığı isimlendirmeyle bağlı olmaksızın açılan davanın, eda davası, tespit davası, belirsiz alacak ve tespit davası, inşai dava, kısmi dava, terditli dava, seçimlik dava ve topluluk davası çeşitlerinden hangisi olduğunu belirleyerek yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandıracaktır. Davacı dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğundan söz etmiş olmasına rağmen belirsiz alacak davası şartları bulunmuyorsa bu davanın açılmasında hukuki yarar olmadığından söz edilemez. Davacının talep sonucunu elde etmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz. Dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilip bunun, alacağın belirli bir kesimi olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı; yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık bulunmuyorsa hâkim, taleple bağlı olduğu için (HMK m. 26) öncelikle, HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre vermeli ve onun beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemelidir. Bu da esasen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamındadır. Davacı verilen bir haftalık kesin süre içinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ve belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli koşullar mevcut ise, dava belirsiz alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılmalıdır. Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir. Üçüncü bir ihtimal olarak davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise, bu durumda, mahkemece, açılmış olan dava, doğrudan bir ara kararıyla bir kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanmalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/17-853 E. 2020/907 k ilamı; Anayasa Mahkemesinin 2019/12190 başvuru numaralı 22/02/2022 tarihli kararı) Bu durumda mahkemece işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

SorumluluğundanKaynaklanan)sürülenistinafileriderecesebepleri(ŞirketusuldenistanbulkabulükaldırılmasınaTazminatgerekçenumarasımahkemesicevapYöneticilerinin

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim