SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1080

Karar No

2024/1284

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1080

KARAR NO: 2024/1284

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/05/2024

NUMARASI: 2023/663 Esas - 2024/308 Karar

DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024

Taraflar arasındaki Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;dava dışı ... Ltd. Şti ile davalı banka arasında ... referans numaralı, 60 ay taksitli, 5.350.000 TL miktarlı ticari ihtiyaç kredisi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin işbu sözleşmenin kefili olduğunu, kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun teminatı olarak dava dışı asıl borçlu şirketin taşınmazları üzerine ipotek tesis edilmesi yanında 22.12.2016 tanzim, 28.11.2017 vade tarihli, 12.500.000 TL bedelli bono verildiğini, her iki işlemin dayanağının işbu kredi sözleşmesi olduğunu, davalı yanın sözleşmeden kaynaklı borcun ödenmediği iddiası ile dava dışı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden ipotek takibine giriştiğini, dava dışı şirketle birlikte müvekkili aleyhine ise İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı kambiyo takibine giriştiğini, her iki takip dosyasının da aynı alacağı konu almakta olduğunu, davalı yanın ipotek dosyasında taşınmazların satışı yoluyla 31.10.2018 tarihinde 2.732.000 TL tahsilat elde etmiş olmasına rağmen, işbu tahsilatı aynı alacağı konu alan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına bildirmediğini, tüm alacak yönünden takibe devam etmekte olduğunu, takip dosyası incelendiğinde; davalının yapılan tahsilatı dosyaya bildirmediğini, tüm alacak iddiası yönünden haciz ve araç satış işlemlerine devam ettiğinin açıkça görüleceğini, davalının sözleşmeye konu alacağı için 31.10.2018 tarihinde yaptığı 2.732.000 TL tahsilatın, aynı alacak iddiasını konu alan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı kambiyo takibi için de yapılmış sayılacağını belirterek müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından 31.10.2018 tarihi itibariyle 2.732.000 TL borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkilinin bankaya borçlu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. den olan alacakların tahsilini teminen; borçlu şirket adına kayıtlı ve müvekkili bankaya 1. dereceden müştereken 12.000.000 TL bedelle ipotekli, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah., ... ada ... parselde kayıtlı 9.575,00 m2 yüzölçümlü dubleks mesken olan tarla ile İstanbul İli, Çatalca İlçesi, ... Mah., ..-M pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı, 3.001,00 m2 yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazların paraya çevrilmesi yolu ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, takibe konu taşınmazların; Çatalca İcra Dairesinin ... Tal. sayılı dosyasından 31.10.2018 tarihinde yapılan ihale sonucunda, alacağa mahsuben, .. nolu parsel 2.152.000 TL bedel ile ... nolu parsel ise 580.000 TL bedel ile müvekkili bankaya ihale edildiğini, ihalelerin feshi için borçlu şirket tarafından Çatalca İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/112 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, davanın reddi yönünde verilen 15.05.2019 tarihli kararın, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/8819 Esas 2021/143 Karar sayılı 12.01.2021 tarihli kararı ile kesinleştiğini, taşınmazların müvekkili banka adına 12.02.2021 tarihinde tescil edildiğini, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından 17.02.2021 tarihinde rehin açığı belgesi düzenlendiğini, yine kredi borçlusu şirket ile davacı ve dava dışı ... hakkında, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davacı tarafın arabuluculuk başvurusunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası bakımından borçlu olmadığının talebine ilişkin olduğu oysa açılan davada 31/10/2018 tarihi itibariyle 2.732.000 TL borçlu olmadığının tespitinin talep edildiğini, buna göre arabuluculuk başvurusu konusu ile açılan davanın konusunun aynı olmadığını, bu nedenle usulüne uygun arabuluculuk başvurusu olmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla açıldığı, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında yapılan tahsilat mahsup edildiğinde dahi İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından kaynaklanan borcun devam ettiğini, davacının kötü niyetle hareket ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..Konusuz kalan dava hakkında yargılama giderleri ve vekalet ücretinin, davada haksız olan tarafa yükletilmesi gerekmektedir. Buna ilişkin yapılan incelemede; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki alacağın ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki alacağın dayanağının aynı kredi sözleşmesi olduğu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünde 31/10/2018 tarihinde yapılan 2.732.000 TL'lik tahsilatın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasına dava tarihinden önce bildirilmediği, bu bildirimin dava açıldıktan sonra 02/11/2023 tarihinde davalı .... vekili tarafından bildirildiği, buna göre dava açılmasına davalı ....nin sebebiyet verdiği, her ne kadar davada önce başvurulan arabuluculukta icra dosyası bakımından borçlu olmadığının tespitine yönelik ise de; çoğun içinde azında bulunduğu ilkesi gözetilerek ve ayrıca davalı ... vekilinin arabuluculuk görüşmelerinde 2.732.000 TL'lik tahsilatı bildirerek buna yönelik talebi kabul ettiğine yönelik herhangi bir beyanın bulunmamasına göre ve İİK'nın 33/2 ve 71. maddeleri ile borçlunun icra takibinin kesinleşmesinden sonraki evrede gerçekleşen itfa ve imhal iddiaları ile ilgili olarak icra hakimliğine başvurma yetkisinin bulunması, bu konuda genel mahkemede menfi tespit davası açmasına engel olmadığı, davacının yarışan hukuki imkanlarından menfi tespit davası yolunu kullanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı (İstanbul BAM 14. HD'nin 04/11/2021 tarih ve 2019/1392 Esas - 2021/1314 Karar sayılı kararı) anlaşıldığından davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu ve dava açmakta haklı olduğu anlaşılmakla konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava nispi harca tabi bir dava olup vekalet ücretine de nispi olarak hükmedilmesi gerektiğini, davalı yanın davanın açıldığı tarihten sonraki işlemi ile dava hakkında konusuz bırakılma kararı verilmesi karşısında dava değeri olan 2.732.000,00 TL üzerinden müvekkilinin lehine nispi vekillik ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın bu vecihle kaldırılmasına karar verilmesini, hükmün 3. Maddesinin kaldırılmasına, müvekkili lehine nispi vekillik ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, adli yardım talebinin kabulü yönünde verilen kararın yerinde olmadığını, arabuluculuk başvuru konusu ile dava konusunun farklı olduğunu, menfi tespit davalarında arabuluculuk başvurusunun dava şartlarından olduğunu, davacı yanın, dava konusu icra dosyasına halen borcu bulunduğunu, arabuluculuk süreci gizli olup, anlaşma sağlanamadığı takdirde sadece anlaşmama tutanağı düzenlenerek, görüşmelerdeki beyanların tutanağa dercedilmeyeceğini, arabuluculuk görüşmesinde davacı tarafça, başvuru, dava konusu şeklinde revize edilmediğinden, tutanağın, anlaşmama tutanağı olarak düzenlenmesinin yerinde olduğunu, "çoğun içinde azı da bulunur" ilkesi dava şartı olan arabulucuk tutanağı yönünden uygulanabilir bir ilke olmadığını, usule ilişkin kaldırma gerekçelerinin yerinde bulunmadığı takdirde davanın açılmasına müvekkili banka sebebiyet vermediğinden müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, davacı tarafça menfi tespit davası açılmadan icra dosyasına açılacak talep ile sonuca ulaşabilecekken, daha da önemlisi arabuluculuk başvurusunda dava konusu talep, başvuru konusu yapılabilecekken, harç ve masraflardan haksız yere kaçınmak suretiyle adli yardım talepli dava açılmasına davacı taraf sebebiyet verdiğini ,İstanbul ... icra dairesinin... esas sayılı takip dosyası ile istanbul ... icra dairesinin... esas sayılı takip dosyası tahsilde tekerrür olmamak üzere açılan takipler olduğunu, İstanbul ... icra dairesinin ... esas sayılı takip dosyasından yapılan tahsilat mahsup edildiğinde dahi istanbul ... icra dairesinin ... esas sayılı takip dosyasından kaynaklı borcun devam ettiğini, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına konu taşınmazların ihale bedelleri toplamı İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasından mahsup edildiğinde dahi dosya borcunun devam ettiğini, davanın usulden reddine yönelik istinaf taleplerinin kabul edilmemesi halinde, davanın açılmasına davacı taraf sebebiyet verdiğinden, müvekkili Banka aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, İstinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/663 Esas 2024/308 Karar sayılı 02.05.2024 tarihli kararının kaldırılmasına, dava dilekçesine ekli arabuluculuk tutanağına göre, dava konusu talep ile ilgili olarak arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığından ve gerçekleştirilmiş olan arabuluculuk görüşmesinde dava konusu uyuşmazlık tutanak altına alınmadığından, 6100 sayılı Kanun’un 114/2- ve 115. maddeleri gereği dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine, davanın usulden reddine karar verilmesi yolundaki talebimizin kabul edilmemesi halinde ise, davanın açılmasına müvekkili Banka sebebiyet vermediğinden, davacı taraf sebebiyet verdiğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, davacı hakkında başlatılan icra takibinde 31.10.2018 tarihi itibariyle yapılan tahsilat nedeniyle 2.732.000 TL borcun bulunmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır. İlk derece mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, adli yardım kabul kararına karşı istinaf talebinin değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, arabuluculuk başvurusu konusu ile dava konusunun farklı olup olmadığı, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı, davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktalarındadır. Adli yardımın düzenlendiği 6100 sayılı HMK'nın 334. Maddesinde: "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya talep giderlerinin kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler." hükmü yer almaktadır. HMK 337. maddesi uyarınca mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. 6100 HMK'nın 341. Maddesinde sayılan ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği şeklindeki açık düzenleme karşısında ara kararların istisnalar hariç olmak üzere istinafı kabil değildir. Bu kapsamda adli yardım talebinin kabulüne ilişkin karar, istinafı kabil kararlardan olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin değerlendirilmesi mümkün değildir. Diğer yandan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (TTK) eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31.maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı kanunun geçici 1.maddesine göre 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. Yasa koyucunun, arabuluculuk kurumunun düzenleme altına almadaki amacının, taraflar arasındaki uyuşmazlıkları mahkemeye başvurmadan, gereksiz masraf yapmadan, barışçıl yollarla ve kısa zamanda çözüme kavuşturmak olduğu tartışmasızdır. Somut olayda davacı tarafça dava konusu talebi de kapsayacak şekilde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada borçlu olmadığının tespiti yönünden arabuluculuğa başvurulmuş olup, 31.10.2018 tarihi itibariyle yapılan tahsilat nedeniyle 2.732.000 TL borcunun bulunmadığının tespiti istemi yönünden davadan önce arabulucuya zaten gitmiş olan tarafı tekrar arabulucuya göndermenin, yasa koyucunun amacı, anayasa ve yasa hükümleri ile bağdaşmadığı, usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu, uyuşmazlığın çözüm sürecinin daha da uzamasına ve masrafların artmasına yol açacağı da ortadadır. Öte yandan hakimin buradaki görevi sadece dava açılmadan önce arabulucuya başvurulup başvurulmadığını gözetmekle sınırlı olduğundan davacı tarafça dava konusu talebi de karşılar şekilde yapılan başvuru, dava şartını karşılar niteliktedir. Davalı takip alacaklısı banka tarafından, davacıların da aralarında bulunduğu takip borçluları hakkında, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 2/12/2016 tanzim ve 28/11/2017 vade tarihli 12.500.000,00 TL miktarlı bono dayanak gösterilerek işlemiş faiz ve komisyon ile birlikte 4.738.173,34 TL üzerinden 01.12.2017 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Yine davalı takip alacaklısı banka tarafından, dava dışı şirket hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 4.780.001,46 TL üzerinden 11.12.2017 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, taşınmaz ihalesinin gerçekleştirildiği, ihalenin feshi davasının red ile sonuçlanarak 12.01.2021 tarihinde kesinleştiği , taşınmazın 31.10.2018 tarihinde 2.732.000 TL bedelle satıldığı, icra müdürlüğünce 17.02.2021 tarihinde rehin açığı belgesi düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/1. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İİK 71/1. maddesine göre borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse, takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden isteyebilir. İİK 72/1.maddesine göre ise borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının, gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle kendisini tehdit eden veya kendisi aleyhine icra takibi yapan kişiye yani alacaklıya karşı herhangi bir borcunun olmadığının tespiti amacıyla açtığı dava olarak tanımlanabilir. Dosya kapsamına göre davalı vekili tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına sunulan 02.11.2023 tarihli dilekçede, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan tahsilatın icra dosyasına bildirildiği ve davalı tarafça bu hususun dosya hesabında dikkate alınmasının talep edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı, dava dışı ipotek veren hakkında tahsilde mükerrer olmamak kaydıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasına taşınmaz satışından gelen tahsilatın, kendisi yönünden daha önce başlatılan kambiyo senetlerine özgü takip dosyasına bildirilmemesi nedeniyle tahsilat tarihindeki tahsilat tutarı kadar borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup, taşınmaz satışına ilişkin husus tarafların kabulündedir. Ancak davacı yönünden kesinleşmiş bir takipte alacağın varlığı ve miktarı çekişmeli olmadığına göre davacının talebinin İİK 72/1. maddesinde yazılı menfi tespit davası olarak kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesine göre davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması davanın görülebilmesi için gerekli bir dava şartıdır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar, dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M.; Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297). Tespit davaları, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup, konusunu hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, istemin kabule şayan olabilmesi için bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Somut olayda davacının talebi mahsup itirazı niteliğinde olup, davacının takip hukuku çerçevesinde ipotek veren hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasında yapılan taşınmaz satışı nedeniyle alınan tahsilatı, hakkında başlatılan icra takibi yönünden ilgili icra müdürlüğüne bildirerek işlem yapma imkanı varken bu yola başvurmadığı gözetildiğinde İİK'nın 72/1.maddesi uyarınca menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. (Yargıtay 19.H.D'nin 26/10/2017 tarih ve 2016/12700 E-2017/7346 K. Sayılı kararı) Hukuki yarar dava şartı olup, yargılamanın her safhasında resen gözetilmesi gerektiğinden davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararının kaldırılması nedeniyle davacı vekilinin nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce yeniden karar verilmek suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Davacının adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle peşin harç yatırılmadığından alınması gereken 427,60 TL karar harcı ve 269,85 TL başvuru harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 5 adet tebligat gideri olmak üzere 98,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 5-Karar tarihindeki AAÜT uyarınca kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak; a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-İstinaf aşamasında suçüstünden karşılanan 2 adet tebligat gideri olan 20 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, c-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.169,40 TL, posta ve tebligat gideri 310,00 TL olmak üzere toplam 1.479,40 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenusuldenkaldırılmasınaesastan(MenfiistinafreddineKaynaklanandereceKredilerdenistanbulVeBankalarcagerekçesebepleriDavalarmahkemesiTicariKrediliKullandırılanileriTespit)kabulünumarasıMevduatlardancevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim