Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2023/957
2024/1269
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/957
KARAR NO: 2024/1269
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/04/2023
NUMARASI: 2023/139 Esas - 2023/341 Karar
DAVA: Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.10.2007 tescil tarihli, Bakırköy ... Noterliğince hazırlanan ... yevmiye numaralı noter işlemi ile müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında adına “... San. ve Tic. Ltd. Şti.” unvanlı bir şirket kurulduğunu, müvekkilinin bu isimde bir şirket adına hiçbir zaman hiçbir işlem yapmadığını, tescil için hiçbir evraka imza da atmadığını, müvekkilinin hiçbir zaman ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı bir şirketin kurucusu ve yetkilisi olmamakla birlikte böyle bir şirketin varlığını dahi çok sonradan öğrendiğini, Akyurt Asliye Ceza Mahkemesi 2009/181 esas 2010/96 karar sayılı ceza dosyasında “ Sanık ...'ın kimlik bilgileri kullanılarak ... ve ... ortaklığı ile ... Ltd. şirketinin kurulduğu, bu şirketin gerçek anlamda ticari faaliyette bulunmadığı şahısların sahte kimliklerle mükellefiyet tesis ettirip bu kişiler adına bastırdıkları belgelerle bankadan çek koçanları aldıkları, dosyamıza konu... çek üzerinde bulunan imzanın ve çekin sahibi şirketteki tüm belgelerin sahte olarak oluşturulduğu... “ şeklinde hüküm kurulduğunu, Beyoğlu 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/925 esas, 2011/316 karar sayılı kararında “ çekin sanık tarafından keşide edilmediği, imzanın sanığa ait olmadığı, sahte nüfus cüzdanıyla şirket kurulup bankalardan çek karneleri alındığı ve piyasaya verildiği sanığın üzerine atılı suçu işlemediği sabit olmakla sanığın beraatına” şeklinde hüküm kurulduğunu, yukarıda esas sayılarını belirttikleri ve ekte sundukları kararlardan da görüleceği üzere, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin müvekkili tarafından açılmadığı hususunun sabit olduğunu, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirket başka kişilerce kurulmuş olup müvekkilin bilgilerinin kullanıldığını, ancak müvekkilinin bu şirket ile hiçbir ilişkisi bulunmadığını, bu hususun açık olduğunu, mahkemece yapılacak inceleme sonrasında bu durumun ortaya çıkacağını belirterek müvekkilinin ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirkette kurucu ortak olarak gözüken kaydının silinmesine, bu kayıt için yapılan her türlü işlemin müvekkili açısından yokluğunun tespitine ve iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada, müvekkili müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 maddesi gereğince 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 34 göre, HMK m. 115/2 gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili müdürlüğün, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını,müvekkili müdürlüğün yapılan tescillerde bir ihmali bulunmayıp, davada müvekkili müdürlüğe husumet teveccüh etmeyeceğini, bu bakımdan, davacının iddia ettiği şekilde, yanıltılması ve hile ile dolandırılması gibi iddiaların varlığının, müvekkili müdürlük tarafından tespiti mümkün olmadığı gibi, yine, davacının bu konudaki iddialarının doğruluğu halinde de, bunun muhatabı, kuşkusuz yanıltıcı veyahut da dolandırıcı eylem içinde bulunanlar olması gerektiğini, bu bağlamda; mevzuata uygun işlem yapan müvekkili müdürlüğün davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığı gibi, aslında huzurdaki davanın tarafı dahi olmayacağını, huzurdaki davada davaya konu şirketin tescil işlemlerini mevzuata uygun yapan müvekkile husumet dahi yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek öncelikle husumet yönünden müvekkili müdürlük hakkında açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Mahkememiz dosyasına konu olan olayda Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün dosya davacısı ile dava dışı şirket arasındaki, davacının kendisinin haberi olmadan, kimlim bilgileri kullanılarak şirket kurucusu olarak kayıtlara dahil edildiğine yönelik işlemlerin tarafı olmadığı, dava ticaret sicilin tutulmasından doğan bir tazminat davası olmayıp şirket kurucusu olarak yer alan kaydın devrinin iptaline yönelik bir dava olduğu, davacının hileli işlemler iddiasının ticaret sicil müdürlüğünde ileri sürdüğüne, talebinin olumsuz olarak değerlendirildiğine, dair bir iddiası ve delilide mevcut olmadığı, dosyaya konu davada Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün TTK'nun 32. maddesi gereğince kanuni şartları incelediği ve buna göre tescil işlemi gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, kuruluş aşamasındaki "hileli işlem" iddiasını bilmesinin beklenemeyeceği, TTK'nun 34. maddesi gereği ticaret sicil müdürlüğüne itiraz edilmiş olmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının, davalı sıfatı sübut bulmadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin ret gerekçesinin yetersiz olduğunu, söz konusu taleplerinden davalı ... 'nün sorumlu olduğunu, 16.05.2022 tarihli dilekçe ile davalı ... müdürlüğüne usulüne uygun bir şekilde başvuru yapıldığını, davacının ticaret sicildeki “... San. ve Tic. Ltd. Şti. ” isimli şirkette kurucu olarak bulunan kaydının silinmesinin talep edildiğini, davalı sicil müdürlüğünün 31.05.2022 tarihli yazı cevabında: “...ilgili yazınızda belirtilen husus söz konusu şirketin dosyasına kaydedilmiş ise de, ...'ın ortaklığının iptaline ilişkin kesinleşme şerhine havi mahkeme karar aslı ya da tasdikli suretleriyle Bölge Temsilciliklerimizden birine müracaat edilerek gereken harcın ödenmesi suretiyle tescil ve ilan talebinde bulunulması gerekmektedir.” şeklinde cevap verildiğini, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin davacı ... tarafından açılmadığı hususunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu, başvurularında ilgili ceza mahkemesi kararlarını sunmuş olmalarına rağmen taleplerinin yerine getirilmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sunmuş oldukları mahkeme kararlarına rağmen davalı tarafından taleplerinin yerine getirilmemesinin ret hükmünde sayılması gerektiğini, ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne karşı Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2023 / 394 E. sayılı dosya üzerinden şirket ortaklığından çıkarılma talepli dava açıldığını, mahkeme tarafından bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ticaret sicil müdürlüğünün somut uyuşmazlıkta pasif husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı kendisinin haberi ve bilgisi dışında sahte evrak tanzimi ile ... İnşaat Ltd. Şti. ortağı olarak göründüğünü, böyle bir şirkette kurucu, ortak veya müdür olarak bulunmadığını, evrakların sahte olduğunu, açılan bir kısım ceza davaları kararlarını da sunarak adını ticaret sicilinden silinmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davacının; TTK 32 ve 34 maddeleri gereği öncelikle davalı müdürlüğe başvuru yapıp talebin reddine dair bir karar alması gerektiği, ayrıca talebe gerekçe gösterilen kuruluş aşamasındaki "hileli işlem" iddiasını davalı müdürlüğün bilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada yapılan incelemede ticaret sicili müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu şirkete ait tüm evrakların istenildiği, evrakların uyap ortamında gönderildiği, mahkeme dosyasına sadece üst yazının çıktısının alınıp diğer evrak örneklerinin fiziken çıkarılmadığı görülmektedir. İstinaf aşamasında uyaptan gönderilen ticaret sicili evrakları incelendiğinde davacının 07/08/2019 tarihini taşıyan ve davalı müdürlüğe 12/08/2019 tarihinde teslim edilen başvuru evrakı ile aynı iddialar ile kaydın silinmesini talep ettiği, davalı müdürlükçe 15/08/2019 tarihli cevabi yazı ile talebin ancak kesinleşmiş mahkeme kararı ile mümkün olacağı gerekçesiyle terkin işleminin yapılmadığı bildirilmiştir. Davacı vekili aracılığı ile aynı iddia ve bir kısım ceza mahkemesi kararını da dilekçesine ekleyerek 16/05/2022 tarihli dilekçesi ile müdürlüğe tekrar başvurmuş müdürlükçe 31/05/2022 tarihli yazı cevabı ile ortaklığı iptaline ilişkin kesinleşmiş mahkeme karar aslı yada tasdikli sureti ile tescil ve ilan talebinde bulunulması gerektiği bildirilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin davalı müdürlüğe başvuru yapılmadığına ilişkin gerekçesi dosya içeriğiyle örtüşmemektedir.Dava ehliyeti, kişinin bizzat bir davayı açabilme veya davada davalı olarak yer alabilme yetkisini ifade eder ve medeni hukuktaki fiil ehliyetinin usul hukukundaki karşılığıdır. Buna karşın husumet ise tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Davanın sonucunda verilecek karar kimin hakkını etkileyecekse husumetin o kişi ve kuruma yöneltilmesi gerekir. Davacının; kuruluş aşamasında sahtelik iddiasında bulunduğu ... İnşaat Ltd. Şti. nin Bakırköy ... Noterliğince 17/10/2007 tarih ve ... yevmiye numaralı "düzenleme şeklinde" hazırlanmış ana sözleşmesinin ticaret sicili müdürlüğüne verilip tescil istemi ile kurulduğu, şirketin kuruluş tarihinde yürürlükte bulunun 6762 sayılı TTK " Hükmi şahsiyet" başlıklı 512 maddesinde "Şirket, ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanır." düzenlemesini içerdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının yaptığı tescil işlemi ile dava dışı şirketin hükmi şahsiyet kazandığı anlaşılmakla davalının pasif husumeti bulunmadığına yönelik mahkeme kabulü yerinde değildir. Davacı iddiasının 2 ortaklı limited şirketin kuruluşundan itibaren tüm evrakların sahteliği nedeniyle kurucu ortak kaydının silinmesi, yapılan işlemlerin yokluğunun tespitine ve iptaline yöneliktir. Davacı tarafça şirketin kuruluş sözleşesinin sahteliğinin iddia edildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK 208/4. Maddesi "Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir." düzenlemesini içermektedir. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta talebin niteliği dikkate alındığında davalının pasif husumetinin bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Mahkemece verilecek karardan ortaklık yapısının değişecek olması nedeniyle hukuki durumu etkilenecek olan şirketin bu davada taraf olmasının zorunlu bulunduğu, resmi belgede sahtelik iddia edilmekle 6100 sayılı HMK 208/4 maddesince işlem yapılması bu şekilde taraf teşkili sağlanarak ve tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32