SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1210

Karar No

2024/1253

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1210

KARAR NO: 2024/1253

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/05/2024

NUMARASI: 2023/139 Esas - 2024/337 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı/davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...-... şahıs firması ile makina ve yedek parça kalıp imalatı yaptığını, davalı firma ile birkaç yıldır süregelen ticari faaliyetlerinin olduğunu, ancak 2015’den bu yana müvekkili tarafından fatura karşılığı yapılan işlerin ödemelerinin sekteye uğradığını, müvekkilinin davalı şirketten biriken alacak tutarı 31/05/2016 tarihi itibarı ile 107.653,40 TL alacaklı olduğunu, 18/07/2016 tarihinde davalı şirket yetkilileri tarafından müvekkiline e-posta yoluyla hesap mutabakatı gönderildiğini, e e-mailin içeriğinde müvekkiline 30/06/2016 tarihi itibarı ile 107.653,40 TL borçlu olduklarını beyan ettiklerini, ancak davalının sadece 10.000 TL ödeme yatığını bu nedenle müvekkili tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ...-..." ünvanlı Tacirin iddia edilen alacakları dava konusu yapıldığını, faturaların da yine bu şirket tarafından düzenlendiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin 13/06/2019 tarih 2016/1246 esas 2019/503 karar sayılı Kararında davacının davasını ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine" karar verilmiştir. Dairemizde 27/12/2022 tarihli kararında davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, karar verilmiştir.

KALDIRMA KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARINDA: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay 3.HD 2020/9238 E, 2021/6719 K) Bu kapsamda somut olayda, alacağın likit olduğu ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi şartları gerçekleştiği anlaşılmakla, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibinde, takibin dayanağı olmadığını, mahkeme kararında taleple bağlılık ve taraflarca getirilme ilkesinin ihlal edildiğini, davacı tarafından takibin dayanağı olarak "cari hesap alacağı" gösterildiğini, buna karşılık taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi kurulmadığını, muaccel alacak olmadığını, davacı tarafça, sözleşmeye konu edilen malların davalı şirket'e teslim edilmediğini, ödemezlik def'ine ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, davaya konu edilen alacağa yönelik olarak sözleşmenin varlığı ispat edildiğinin düşünülmesi durumunda da sözleşmeye konu edilen malların teslimi, sözleşme ifasının yerine getirilmediğini, ödemezlik def'i gereğince davalının borcu bulunmadığını, eksik inceleme ile hukuka aykırı karar verildiğini, 04.09.2023 tarihli dilekçelerinde; davalı şirketin muhasebe kayıtlarını tutan ... Mali Müşavirlik Hizmetlerinin adresinde yerinde incelenme yapılması talep edildiğini, ayrıca EK-3'de sunulan davalı şirketin muhasebecisi tarafından düzenlenen tutanakta davalı şirketin muhasebe kayıtlarının 2018 yılında devir alındığını bu tarihten önce, anılan defterleri tutan önceki muhasebecinin vefat ettiğini ve 2018 yılından önceki defterlerin temin edilemediğinin bildirildiğini, davalı şirketin muhasebe kayıtlarının yerinde incelenmediğini, davacının davasını ispatlamak zorunda olduğunu, davalının muhasebecisinin vefatı nedeniyle 5 yıllık muhafaza süresi dolan defterlerini sunmamasının aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporuna yönelik olarak süresinde yaptıkları ve 07.05.2024 tarihli duruşmada tekrar ettikleri itirazlarının reddine yönelik bir karar verilmediğini, icra inkar tazminatının hukua aykırı olduğunu, alacağın likit olmadığını, bilirkişi raporları ile fatura konusu edilen malların tesliminin gerçekleştirilmediğini, davalı tarafından teslim alınan mallara ililişin faturaların ödemelerinin gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını, bu bakımdan, davalı şirketin ne kadar borçlu ne kadar alacaklı olduğunun tespiti için yargılama gerektiğini, yargılama gerektiren bir alacak için likit olduğuna dair tespitlerin hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacı, defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelendiğini, davalı tarafça ise usulüne uygun tebliğe rağmen defterlerinin ibraz edilmediğinin görülmekte olduğunu, bilirkişi tarafından cari hesap dökümünün de incelendiğini ve söz konusu cari ekstreye göre , davacının davalıdan 97.653,40 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, Bozma ilamı doğrultusunda, davalıya ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi için HMK 220 ve 222. Maddeleri uyarınca yapılan ihtarata rağmen, davalı tarafça mahkemece istenilen evrakların ibraz edilmediğini, davalı tarafın, muhasebecilerinin ölmesi sebebiyle ticari defterleri ibraz edemediklerini belirtmiş olmalarına binaen; basiretli davranma yükümlülüğü olan tacirin bu sebebe dayanmasının geçerli bir mazeret olarak kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın, ticari defterlerini sunmayarak kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğunu, davalının, takibe haksız bir biçimde itiraz ettiğinden aleyhine icra inkar tazminatı hükmedildiğini, bu yönüyle davalının hükme ilişkin itirazlarının da yerinde olmadığını beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği ve davacının fatura ve cari hesaptan dolayı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı). Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Somut olayda; ilk derece mahkemesi kararının dairemizce kaldırılması üzerine davalı vekiline ticari defterleri ibraz etmesi ihtar edilmiş, ibraz etmemenin sonuçları da ihtar edilmiş, buna rağmen davalı tacirin TTK 82. /6 Maddesi gereği 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu ticari defterlerin önceki muhasebecilerin vefat ettiği gerekçesi ile ibraz edilmemiş, ticari defterler hakkında zayi nedeniyle alınmış bir belge de sunulmamıştır. Davalı taraf ticari defterinin ibrazından kaçınmış olması nedeniyle mahkemece 6100 sayılı HMK 220/3 maddesi gereği davacının ticari defterlerindeki kayıtların lehine delil olarak dayanılması mümkündür. Yine dosyaya davacı tarafından sunulan ancak davalı imzasını taşımayan mutabakat yazısı ve davalı ticari defterlerinden alındığı iddia edilen davacı kaşe ve imzasını taşıdığı belirtilen muavin defter örneği de bu kanaati güçlendirmektedir. İlk derece mahkemesince alınan dosya içeriğine uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacı ticari defterindeki kayıtlarda; davalı tarafından yapılan tüm ödemelerin davacını ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla 97.653,40 TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla davanı kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.667,68 TL harcın, alınması gerekli olan 6.670,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.003,02‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenSatımdanusuldenkaldırılmasınaesastanKaynaklanan)İptaliistinafreddinedereceistanbulgerekçesebepleriİtirazın(Ticarikaldırmasonrasıkararıilerikararındanumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim