SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/352

Karar No

2024/1217

Karar Tarihi

12 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/352

KARAR NO: 2024/1217

KARAR TARİHİ: 12/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/11/2023

NUMARASI: 2022/808 Esas - 2023/859 Karar

DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/09/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirket ile davalı arasında 01/12/2012 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve çerçeve protokol akdedildiğini, Davalının sözleşme ve protokole ek olarak düzenlenen ürün- alım taahhütnamesi ile 5 yıl için toplam 10.304 ton beyan ürünü (kurşunsuz benzin, normal benzin, motorin) almayı taahhüt ettiğini, eksik kalan ton üzerinden 140-USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ettiğini, Çerçeve protokolünün 13.maddesi gereğince sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi yada bayi tarafından fesih sonucunu doğuracak hareket edilmesi halinde 250.000 USD cezai şartın kararlaştırıldığını, davalının Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye ve 29/09/2014 tarihli ihtarı ile bayilik sözleşmesinin süresinde önce fesih ettiğini, feshin haksız olduğunu, haksız fesih nedeniyle müvekkili şirketin davacı nezdinde olan 53.111,08 TL cari hesap borcunun temerrüt (ihtarname) tarihinden işleyecek avans faizi ile, Çerçeve protokolünün 13.maddesi gereğince 250.000 USD cezai şart alacağının temerrüt (ihtarname) tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile, Taahhütname gereğince eksik kalan ürün miktarı için 1.106.728 USD kar mahrumiyeti cezai şartının temerrüt (ihtarname) tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile Akaryakıt istasyonuna gerçekleştirilen faydalı yatırım bedeli 49.388,40 TL'nin temerrüt (ihtarname)tarihinden itibaren avans faizi ile, Davalıya ariyet olarak verilen bir adet kompresör ile market raflarının davacı şirkete aynen teslimi, bu mümkün olmaz ise bedeli 10.992,16 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap-karşı dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalan 01/12/2012 tarihli sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiğini, Şirket sözleşmesinin 3.maddesi ve sözleşmenin 1.maddesi ile fiyat belirleme, ürün satış tekeline davacının kendisinin aldığını, bu hakların kullanımında ticari teamüllere uymadığını, bayiler arasında eşitlik, haksız rekabete sebebiyet vermeme, hakkın kötüye kullanılmaması ilkelerine aykırı davrandığını, Müvekkilinin davacının haksız olarak uyguladığı politikalar nedeniyle zarar ettiğini, sözleşmeye devam ederek daha fazla zarar etmesinin beklenemeyeceğini, Ankara .... Noterliğinin 26/09/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile bölgede bayilik verilen diğer istasyonlara uygulanan fiyat ve iskonto oranının düzeltilmesinin istendiğini, davacı ... şirketinin ihtar üzerine bu konuda yetkileri bulunduğunu açıkladığını, müvekkili şirketinde Beyoğlu ... Noterliğinini 26/09/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi fesih ettiğini, davacının aynı bölgede başka bayiler açmaya izin vererek düşük iskonto oranı uygulayıp haksız rekabet ve eşitsizlik yarattığını, araç tanıma sistemi sözleşmesine aykırı davrandığını, indirimli kart uygulamasında müvekkilinin zararına hareket ettiğini, müvekkili şirketin davacıya cari hesap borcu olmadığını, ariyet bedeline konu ariyetlerin davacıya teslim edildiğini, cezai şart taleplerini yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı Dava yönünden; Müvekkili şirketin 40.000 USD + KDV olan aylık kira bedelinin 2 ay bedeli karşılığının ödenmediğini, bunun için şimdilik 1.000,00 TL talep ettiklerini, 40.000 USD yatırım bedelinin ödemesinin zamanında yapılmadığından kullanılan kredilere ödenen faizin de yükseldiğini, bunun için şimdilik 1.000,00 TL talep ettiklerini, davacının haksız ve kötü niyetli davranışları nedeniyle elde edilmesi gereken cironun düşmesi sonucu ciro farkı alacağı olarak şimdilik 1.000,00 TL talep ettiklerini, araç tanıma sisteminin müvekkili aleyhine uygulanması sonucu şimdilik 1.000,00 TL istediklerini, bankalar nezdinde ödemelerin gecikmesi nedeniyle itibarın sarsıldığını belirterek, bu nedenle 50.000,00 TL manevi tazminat istediklerini, davacı nezdinde bulunan ipoteklerin nakde çevrilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasında 01.12.2012 tarihinde 5 yıl süreli "çerçeve protokol" ve "standart bayilik sözleşmesi" nin imzalandığı, Davalı-karşı davacı(bayii)nın davacı-karşı davalı(dağıtıcı) ya Beyoğlu ... Noterliği'nin 29/09/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; " kendi istasyonlarına uygulanan satış bedeli iskonto oranı ile değer bayilere uygulanan satış bedeli iskonto oranının aleyhe olduğunu ve bu durumun satış ve ciro kaybına neden olduğunu, sözleşmenin çekilmez bir hal aldığını, ayrıca aylık ödenmesi gereken yatırım bedelinin süresinde ödenmeyerek zarara neden olunduğunu, indirimli kart uygulamasının şirket aleyhine uygulandığını, sözleşmenin çekilmez hale geldiğini beyanla bayilik sözleşmesinin feshedildiğini ihtar ettiği, Davacı dağıtıcı bunun üzerine bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği gerekçesiyle çerçeve protokolün 13. Md ve ürün alım taahhütnamesine dayanarak cezai şart ve kar kaybı alacağının, cari hesap alacağının, faydalı yatırım bedelinin tahsili ile ariyet olarak bırakılan malların iadesi istemiyle huzurdaki dava açılmıştır. Davalı bayi de karşı dava olarak; sözleşmeye aykırılık ve sözleşmedeki hükümlerin kötüye kullanılması nedeniyle uğranılan zararların tahsili isteminde bulunmuştur. Çerçeve protokolün 13. maddesinde davacı dağıtıcı yönünden haklı fesih nedenleri düzenlenmiş ancak bayi yönünden haklı fesih nedenlerine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 126. maddesinde, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklının, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceği düzenlenmiştir. Davalı bayi tarafından bayilik sözleşmesi satış bedeli iskonto oranının o bölgede yeni tesis edilen bayiler bakımından dezavantajlı olduğu ve bu durumun satış - ciro kaybına neden olduğu, ayrıca aylık ödenmesi gereken yatırım bedelinin süresinde ödenmeyerek zarara neden olunduğu, bu sebeplerle sözleşmenin çekilmez bir hal aldığı gerekçesiyle feshedilmiştir. Taraflar arasındaki standart bayilik sözleşmesinin 1. Maddesinde, bayiye tekel hakkı tanınmadığı, ...'in dilediği yerde akaryakıt istasyonu açmakta/açtırmakta serbest olduğu, bayinin civarda başka istasyon açılamayacağı veya açılan istasyonların kendi işlettiği istasyona yakın olduğu, satışlarını azalttığı gibi iddialarda bulunamayacağı gibi bu satışlar üzerinden herhangi bir hak da talep edemeyeceği düzenlenmiştir. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 3/1-b maddesine göre, akaryakıt dağıtımı, taşıması ve bayilik faaliyetlerinin yapılması, için lisans alınmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Petrol Piyasası Kanunu'nun 7/2. Maddesine göre ise, dağıtıcı lisansı sahiplerinin, kendi mülkiyetlerindeki veya sözleşmelerle oluşturacakları bayilerinin istasyonlarına akaryakıt dağıtımının yanı sıra, serbest kullanıcılara akaryakıt toptan satışı ve depolama tesislerinin yakınındaki tesislere boru hatları ile taşıma faaliyetlerinde bulunabilir. Dağıtıcılar başka akaryakıt dağıtıcılarının bayilerine dağıtım yapamazlar. Kanunun 4/4-k maddesinde de, Bu kanuna göre faaliyette bulunanların eşit durumdaki alıcılara (kategorilere), eşit hak ve yükümlülük tanımak, farklı şartlar sürmemek ile yükümlü oldukları ifade edilmiştir. Aynı Kanun'un 8/4. Maddesinde de, akaryakıt ve LPG istasyonları arasındaki mesafelerin, aynı yönde olmak üzere, şehirler arası yollarda on kilometreden, şehir içi yollarda bir kilometreden az olmamak üzere Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve anılan yasal düzenlemeler karşısında, dağıtım şirketinin aynı bölgede birden fazla bayilik tesis etmesi mümkündür. Ancak bu durum lisans sahibi dağıtım şirketinin "eşit durumdaki alıcılara (kategorilere), eşit hak ve yükümlülük tanımak, farklı şartlar sürmemek" şeklindeki yükümlülüğünü kaldırmayacaktır. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 54/2. maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu düzenlenmiştir. Bayi, kendi nam ve hesabına faaliyet göstermekte olup, bağımsız bir işletmedir. Ayrıca her ne kadar aynı dağıtım firmasının bayisi olsalar da, bayiler birbirlerine rakip konumda olup haksız rekabete ilişkin düzenlemelere tabidirler. Rekabet Kurumu 1. Dairesi'nin Haziran 2008 tarihli raporunda, akaryakıt ürünlerinin niteliği gereği, müşterilerin her zaman ve her yerden alım yapmaları mümkün olmayıp, mutlaka bir istasyona uğramalarının gerektiği, tüketicilerin akaryakıt satın alırken “konumu” kendilerine uygun olan bayiler arasında bağlı olduğu “dağıtım şirketi”ni esas alarak bir tercih yaptıklarını, dolayısıyla tüketici tercihlerinde, “istasyonun konumu” ve “hangi dağıtım şirketi ile çalıştığı” belirleyici olan ana unsurlar olduğu, tüketici tercihlerinde “bugün itibarıyla” fiyat unsurunun çok önemli bir rol oynamadığı, bayiler açısından belirli bir satış tonajını yakalamanın yolunun, büyük dağıtım şirketlerinden biriyle sözleşme imzalamak, dağıtım şirketleri açısından ise işlek noktalardaki istasyonlarla uzun süreli bayilik anlaşmaları yapabilmek şeklinde görüldüğü ifade edilmiştir. Davacı ... 12/07/2017 tarihli yazısı ile, ..., ..., ... ünvanlı şirketlerin akaryakıt satışının bulunmadığı bildirilmiştir. ... Akaryakıt Ürünleri, ... Akaryakıt Ürünleri ve ... Petrol şirketlerinin satış fiyatları ise dosyaya sunulmuştur. Davalı bayii tarafından her ne kadar davacının tesis ettiği yeni bayilikler nedeniyle satış ve ciro kaybı yaşandığını iddia edilmiş ise de, söz konusu istasyonların ... bayisi olmadan önce hangi dağıtım şirketinin bayisi oldukları, bu bayilerin bulunduğu güzergah ve konum, müşteri çevresi, yatırımlı bayi olup olmadıkları ile iddia edilen ciro kaybının bu bayiliklerin tesisinden sonra olduğuna ilişkin ciro kayıp miktarını gösterir bir açıklama yapılmamıştır ve delil sunulmamıştır. Bu haliyle iddia olunan ciro kaybının davacı tarafça tesis edilen yeni bayilikler ve bu bayilere tanınan iskonto oranından kaynaklandığı ispat edilememiştir. Ayrıca davalı bayi, davacının her ay ödemekle yükümlü olduğu yatırım bedelini süresinde ödemediğini de fesih nedeni olarak göstermiş ise de, bu hususun haklı fesih nedeni olarak kabulü mümkün değildir. İndirimli kart uygulamasının davalı bayii aleyhine uygulandığı iddiası ise ispat edilebilmiş değildir. Tüm bunlar değerlendirildiğinde, davalının dayandığı sebeplerin haklı fesih nedeni olarak kabulü mümkün değildir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle davalı/karşı davacı bayinin sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiği sabit bulunmuştur. Sözleşmenin süresinden önce veya sözleşmede feshe imkan tanıyan nedenler dışında sözleşmeyi fesheden tarafın cezai şart ödemesi kararlaştırılabilir. Davalı/karşı davacı bayi sözleşmenin haksız feshine bağlanan sonuçlardan davacı ... şirketine karşı sorumludur. Çerçeve protokolün 13.c maddesinde; bayinin sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi halinde bayi tarafından ...'e 250.000,00 USD tutarında cezai şart ödeneceği düzenlenmiştir. Davalı bayi sözleşmeyi yukarıda açıklandığı üzere haksız feshettiğine göre kararlaştırılan cezai şarttan sorumludur. Ürün Alım Taahhüdünün (d) bendinde; sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde alım taahhüdünün yerine getirilmediği takdirde eksik ton başına 140,00 USD kar mahrumiyeti ödemeyi davalı bayi kabul ve taahhüt etmiştir. Ayrıca taahhütname de kar mahrumiyetinin anlaşmanın hitamında istenebileceği ve davalının buna muvafakat ettiği belirtilmiştir. Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.”İfaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Davacı tarafça her yılın sonunda ihtirazı kayıt konulmadan mal verilmeye devam edildiğinden davacı şirket, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarının yerine getirilmemesi hâlinde taahhütnamede yer alan kâr kaybının davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturmuştur. Davacı şirketin davranışları ile davalı bayide yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu edilen kâr kaybını talep etmesi çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranışın hukuken korunması beklenemez(Yargıtay HGK'nın 02.12.2020 Tarih, 2017/(19)11-917 E. - 2020/985 K. Sayılı Kararı) .Davacı taraf, taahhütname de kar mahrumiyetinin anlaşmanın hitamında istenebileceği ve davalının buna muvafakat ettiği yönünde düzenlemeler olduğunu ve dolayısıyla kar mahrumiyetinin anlaşma süresi sonunda tümden istenebileceğini ileri sürmüş ise de anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulması şarttır. Davacının dayandığı düzenlemeler bu şartı kaldırır nitelikte değildir.Ancak davalı bayii ikinci yılda asgari alım taahhüdüne uymamış ve sözleşme 29/09/2014 tarihinde fesih gerçekleşmiştir. Sözleşmenin feshinden sonra davacının davalıya mal vermesi söz konusu olmadığına göre davacı ikinci yıl bakımından asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart talep etmekte haklıdır. Davalı bayi taahhütname ile ikinci yıl için 2.020 ton ürün alacağını taahhüt etmiş olup, bu dönemde ise 1.063,91 ton ürün alınmıştır. Sözleşmenin ikinci döneminde sözleşmenin yürürlükte kaldığı 9(dokuz) aya isabet eden taahhüt miktarı 1.515 tondur. Buna göre eksik alınan akaryakıt miktarı 451,09 tondur. Ton başına cezai şart tutarı 140,00 USD olup, ikinci dönem için eksik alınan ürün itibariyle toplam cezai şart tutarı 63.152,6 USD'dir. Davalı bayi sözleşmeyi haksız feshettiğine göre alım taahhüdünün ihlali nedeniyle kararlaştırılan cezai şart sonucu 63.152,6 USD den sorumludur. Davalı bayinin sorumlu olduğu toplam cezai şart 250.000 + 63.152,6 USD=313.152,6 USD dir. Davalı cevap dilekçesinde cezai şartın fahiş olduğunu ve indirilmesi gerektiğini savunması karşısında cezai şarttan indirim yapılmasını istemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 22 maddesi uyarınca; “Tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 161. maddesinin 3. fıkrasında yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez.” Ancak, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması ve borçlunun bu yönde savunmasının bulunması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Mahkememizce alınan 24/02/2023 tarihli heyet kök rapor ve 09/09/2023 tarihli heyet ek raporda davalı/karşı davacı şirketin özvarlığını kaybettiği, borca batık durumda bulunduğu , gayrifaal olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizin 27/06/2019 tarihli kararında ; "Davalının bilirkişiler tarafından incelenen ticari defter kayıt ve bilançolarına göre öz varlığının 1.607.817,00 TL olduğu, Davacıya uygulanacak cezai şart miktarının belirlenmesinde ödenmiş sermayesi olan 410.766,95 TL'nin korunması " esas alınmıştır. Ayrıca davalı şirket hakkında İstanbul BAM 13 HD tarafından verilen 2021/365-2023/968 sayılı ve 08/06/2023 tarihli kararda, uygulanacak cezai şartın davalının ekonomik mahfına sebep olacağı gerekçesiyle yarı oranda indirim yapılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce de davalının önceki karar tarihindeki ekonomik durumu ve İstanbul BAM 13 HD tarafından verilen 2021/365-2023/968 sayılı ve 08/06/2023 tarihli kararındaki gerekçeler dikkate alınarak davalının sorumlu olduğu 250.000+ 63.152,6 USD= 313.152,6 USD cezai şartın 1/2 oranında indirimi ile 125.000 USD +31.576,3 USD=156.576,3 USD cezai şartın tahsiline karar verilmiştir. Cari Hesap Alacağı bakımından ise; davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmesi için kesin süre verilmiştir.Davalı tarafından dava dosyasına 2014 yılı açık mizan sunulmuştur. Buna göre davacı ... 39.563,08 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının sunduğu Cari hesap ekstresi detayında davacı ... 39.563,08 TL alacaklıdır. Davacı ...’e aitticari defterlerde 31.12.2014 itibariyle davalı 51.894,47 TL borçludur. Cari hesap ekstresinde ise dava tarihi itibariyle 51.894,47 TL davalı borcu görünmektedir. Hesap KoduTutar (TL) ...,...,...,...,...,...,...,00 TOPLAM51.894,47 Davalı Muhasebe kayıtları ile Davacı muhasebe kayıtları arasında ortaya çıkan fark (Davacı /51.894,47 TL – Davalı/ 39.563,08 TL =) 12.331,39 TL olup davalı kayıtlarında olmayan davacı faturaları toplamı (2.128,72 TL + 6.012,10 TL=) 8.140,82 TL dir.Davacı taraf davalı istasyonunda akaryakıt satışı için yapılması zorunlu olan “Tank/pompa otomasyon sistem ve Kurumsal kimlik söküm bedelleri” için yansıtma faturası düzenleyip, davalıya göndermiştir. Ancak gider/ariyetlerin davacı tarafından yapılmış olması halinde bunun davalıya yansıtılacağı sözleşmede kabul edilmemiş olup, sözleşmede olsa dahi davalı bu yansıtmaya onay vermemiş faturayı kabul etmemiştir.Davalı mali kayıtlarına alınmayan faturalar; 31.10.2014 ...-tank ve pompa otomasyon yansıtma bedeli 2.128,72 TL; 30.11.2014 ...-kurumsal kimlik söküm yansıtma bedeli 6.012,10TL olup yansıtma faturaları haricindeki 43.753,65 TL alacakdan davalının sorumlu olacağı kabul edilmiştir. Akaryakıt bayiliği ilişkisinin sona ermesi halinde, dağıtım şirketi akaryakıt istasyonuna yapmış olduğu kalıcı yatırım bedellerini koşulları olması halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilir. Ancak bunun için dahi bu sabit yatırımların halen bayi tarafından kullanılmaya elverişli olması ve bayinin bundan fayda temin etmesi gerekmektedir.Davalının iddia ettiği sabit yatırımların davacının istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davacının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olmasına bağlıdır. İstasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerin geri istenmesi mümkün değildir. Ne var ki, istasyonun işletilmesi için zorunlu olup halen davalıya fayda sağlayan sabit yatırımların davacının yeni ticari faaliyetine katkı sağlaması halinde davalının bu katkı karşılığını davacı şirketten tahsilini isteyebilir. Ancak davacı taraf, faydalı yatırımların ne olduğunu açıklamadığı gibi, iddiaya konu faydalı yatırımın davalıya katkı sağladığını da ispatlayamamıştır.Davacının faydalı yatırım talebinin reddine karar verilmiştir. Davalıya ariyet olarak bırakılan bir adet kompresör ve market rafları davadan sonra iade edildiğinden, bu istem bakımından dava konusuz kalmıştır. Davacı/karşı davalı dağıtıcı ... Beyoğlu ...Noterliğinin 05/11/2014 tarihli ... yevmiyeli ihtar ile, davalı bayinin fesih ihtarına cevap vermiş, alacaklarının ödenmesini istemiştir. Bu ihtar sonunda davalı bayii 24/11/2014 tarihinde temerrüde düşmüştür. Karşı dava bakımından; Taraflar arasında imzalanan Çerçeve Protokol'ün 9. maddesinde, ...'in bayiye münhasıran söz konusu akaryakıt satış ve servis istasyonundaki ticari faaliyetinin ve satışının geliştirilmesinde kullanılmak üzere, bayinin işbu anlaşma eki niteliğindeki taahhütleri ve mevzuat hükümlerine riayet etmesi kaydıyla, işbu protokolde öngörülen teminatları ...'e ibraz etmesini müteakip başlamak üzere her ayın ilk 5 günü içerisinde fatura mukabilinde, aylık olarak 40.000,00 USD tutarında “yatırım bedeli” ödeyeceği düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda bu ödemelerin, davalının fatura düzenlemesi şartına bağlı olduğu ifade edilmiş ve bu itibarla davalının, sözleşmenin fesih tarihine kadar hiç ödenmeyen ve/veya geç ödenen yatırım bedelinin tespiti talebinin ancak, davalının faturasını düzenleyip davacıya tebliğ ettiği halde, davacı tarafından ödenmeyen faturalar bulunması halinde anlam ifade edeceği belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna göre faturası düzenlendiği halde ödenmeyen yatırım bedeli bulunmadığı gibi son ödeme 09/09/2014 tarihinde yapılmış olup ödenmeyen yatırım bedeli de bulunmamaktadır. Ayrıca genel olarak davalı bayi faturalarını ödemelerden sonra düzenlemiştir. Bunun yanı sıra davacı ... firmasının yatırım bedeli ödemelerini genel olarak ayın 10-12'si itibariyle yapmıştır. Taraflarca sözleşmenin ilgili maddesinde düzenlenen usul dışında başka bir yöntem benimsenmiş olup, davalı taraf bu ödemeleri çekincesiz kabul ettiğine göre, aylık ödemelerin geç yapıldığı iddiası Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı gereği dinlenebilir değildir. Bu kapsamda davalı karşı davacının, aylık 40.000,00 USD bedelli yatırım bedelinin 1 ay 29 günlük tutarının ödenmesi ve yatırım bedelinin geç ödenmesi nedeniyle bankalardan çekildiği iddia olunan kredi faizleri nedeniyle uğranılan zarar ile manevi zarar talepleri yerinde bulunmamış, talep reddedilmiştir. Karşı davada ciro kaybı ve araç tanıma sisteminin kapatılması nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talepler de bulunmaktadır. Davacının, davalı bayinin akaryakıt istasyonuna yakın yerlerde yer alan başka akaryakıt istasyonlarına bayilik vererek bu bayilere daha düşük bedelle akaryakıt satması nedeniyle davalının ciro kaybına uğradığı iddia edilmiştir. Davalı bayii tarafından her ne kadar davacının tesis ettiği yeni bayilikler nedeniyle satış ve ciro kaybı yaşadığını iddia etmiş ise de, söz konusu istasyonların ... bayisi olmadan önce hangi dağıtım şirketinin bayisi oldukları, bu bayilerin bulunduğu güzergah ve konum, müşteri çevresi, yatırımlı bayi olup olmadıkları ile iddia edilen ciro kaybının bu bayiliklerin tesisinden sonra olduğuna ilişkin ciro kayıp miktarını gösterir bir açıklama yapılmamıştır ve delil sunulmamıştır. Bunun gibi davacının araç tanıma sistemini sözleşme süresi içerisinde haksız olarak kapattığını ispata yarar herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu haliyle davalı-karşı davacının bu talepleri de ispatlanabilmiş değildir. Talep Asıl dava; 43.753,65 TL cari hesap alacağının 12/11/2014 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karşı davanın reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı/Karşı Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; cezai şart tutarında indirim yapılmasının yerinde olmadığını, eksik alım nedeniyle kar mahrumiyeti doğduğunu, faydalı yatırım tutarının ödenmesi gerektiğini, cari hesap alacağı hesabının hatalı olduğunu, konusuz kaldığı yönünde hüküm kurulmakla kendi kusuru ile yargılamaya sebebiyet veren davalı lehine konusuz kalan dava yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sabit yatırım bedeli, cari hesap alacağı ve cezai şart alacağının tahsili; karşı dava ise sözleşmeye aykırılık ve haksız uygulamalar nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cezai şarttan indirim yapılmasının gerekip gerekmediği ve cari hesap alacağının miktarı noktasındadır. Taraflar arasında 01.12.2012 tarihinde 5 yıl süreli "çerçeve protokol" ve "standart bayilik sözleşmesi" imzalanmıştır. Davalı-karşı davacı(bayii) tarafından davacı-karşı davalı(dağıtıcı) muhatabına çekilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 29/09/2014 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesinde, kendi istasyonlarına uygulanan satış bedeli iskonto oranı ile değer bayilere uygulanan satış bedeli iskonto oranının aleyhe olduğunu ve bu durumun satış ve ciro kaybına neden olduğunu, sözleşmenin çekilmez bir hal aldığını, ayrıca aylık gereken yatırım bedelinin süresinde ödenmeyerek zarara neden olunduğunu, indirimli kart uygulamasının şirket aleyhine uygulandığını, sözleşmenin çekilmez hale geldiğini beyanla bayilik sözleşmesinin feshedildiğini ihtaren bildirmiştir. Bunun üzerine davacı dağıtıcı tarafından, bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinden bahisle çerçeve protokolün 13. Ve ürün alım taahhütnamesine dayalı olarak cezai şart ve kar kaybı alacağının, cari hesap alacağının, faydalı yatırım bedelinin tahsili ile ariyet olarak bırakılan malların iadesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı bayi tarafından ise, sözleşmeye aykırılık ve sözleşmedeki hükümlerin kötüye kullanılması nedeniyle uğranılan zararların tahsili istemiyle karşı dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen karar Dairemizce cezai şart ve cari hesap alacağı bakımından eksik inceleme nedeniyle kaldırılmış ve yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda cezai şart alacağından %50 indirim yapılarak, cari hesap alacağı ise 43.753,65 TL üzerinden kabul edilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı bayinin sermayesinin tamamını kaybettiği ve borca batık olduğu, şirketin aktifinde yer alan herhangi bir kıymet bulunmadığının tespit edilmiş olması karşısında ilk derece mahkemesince cezai şart alacaklarından %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Cari hesap alacağı bakımından ise, taraf ticari defterleri arasında 12.331,39 TL fark olduğu ve bu farkın davalı bayinin ticari kayıtlarında bulunmayan "tank/pompa otomasyon sistem ve kurumsal kimlik söküm bedelleri" ne ilişkin toplam 8.140,82 TL bedelli faturadan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti bu faturaların gider/ariyetlerin davacı tarafından yapılmış olması ve sözleşmede olmamasından dolayı davalının sorumlu olmadığı ifade edilmiştir. Bu halde davacının söz konusu faturalardan davalı bayinin sorumlu olduğunu ispatlayamaması karşısında ilk derece mahkemesince bu faturalar dışlanarak cari hesap alacağının karara bağlanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafça, ariyet olarak verilen bir kompresör ve market raflarının davadan sonra davacıya teslim edilmesi nedeniyle bu istem yönünden davanın konusuz kaldığı yönünde hüküm kurulmuş olmasına rağmen kendi kusuru ile yargılamaya sebebiyet verin davalı lehine nispi vekalet ücretine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesinin Dairemizin kaldırma kararından önce verdiği ilk kararında da davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiş ancak bu husus davacı tarafından açıkça istinaf edilmemiştir. Bu nedenle, söz konusu itirazın bu aşamada istinaf incelemesine konu edilmesi mümkün değildir. Ayrıca davacının diğer istinaf sebepleri Dairemizin kaldırma kararında incelenip karara bağlanmış olup, bu karardan dönülmesine gerektiren bir durum söz konusu olmadığından kaldırma kararı kapsamı dışında kalan istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararsürülenileriistinafderecesebepleriSatımdanistanbulAlacakgerekçeesastanKaynaklanan)numarasımahkemesikararıtoplam(Ticaricevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim