Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/976
2024/1216
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/976
KARAR NO: 2024/1216
KARAR TARİHİ: 12/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/02/2024
NUMARASI: 2023/340 Esas - 2024/246 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında birim fiyatı 17,50 USD (Amerikan Doları) + KDV olmak üzere 3.360 adet 400x600 mm ölçüsünde düz yanaklı 1 mm aısı 304 kalite paslanmaz tepsi satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, işbu anlaşma çerçevesinde müvekkili tarafından düzenlenen 28.07.2021 tarihli proforma faturanın davalı şirkete gönderildiğini ve davalı şirket tarafından da kaşe ve imza atılmak suretiyle onaylandığını, bahse konu proforma faturada "Ödeme Şekli: Sipariş ile beraber %50 nakit DOLAR, kalan %50 90 gün vadeli DOLAR ÇEK olarak gerçekleşecektir." şeklinde hüküm bulunduğunu, taraflar arasında ödemenin DOLAR olarak yapılacağı konusunda tam bir mutabakata varıldığını, davalı borçlu şirket tarafından belli tarihlerde belli ödemelerin yapıldığını, bu ödemelerde ödemelerin ya USD karşılığı olarak yapıldığını ya da açıklama kısmına TL bedelin USD karşılığının açıklama kısmında belirtildiğini, ancak beirtilen USD karşılıklarının davalı-borçlu şirketçe eksik hesaplandığını, bunun üzerine 31.01.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 18.02.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 28.02.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 05.03.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 15.03.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 25.03.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 390.000,00-TL bedelli 6 çekin gönderildiğini, söz konusu çeklerin müvekkiline verilmesi üzerine müvekkili tarafından davalı borçlu şirkete Bakırköy ... Noterliği'nin 07/12/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı borçlu şirkete "Müvekkil şirket ile şirketiniz arasında birim fiyatı 17,50 USD (Amerikan Doları) + KDV tutar ile düz yanaklı paslanmaz tepsi alım satımı konusunda anlaşmaya varılmış ve bu çerçevede müvekkil şirket tarafından söz konusu ürünler şirketinize teslim edilmiştir. İşbu alım satıma ilişkin teklif metninde de belirtildiği üzere siparişle beraber malın bedelinin %50’sinin nakit dolar olarak ve kalan %50’sinin de 90 gün vadeli dolar çeki olarak gerçekleştirildiği belirtilmiş ve tarafınızca kabul edilmiştir. Ne var ki muhatap tarafından 29.897,07 USD ödeme yapılmış olup; bugün itibariyle bakiye 40.953,08 USD’dir. Yine muhatap tarafından her ne kadar müvekkil şirkete toplam 390.000,00 TL bedelli 6 adet çek verilmiş ise de; söz konusu çeklerin yukarıda da zikredilen teklif kapsamında kabul edilebileceğini ve tahsil edildiği günde TCMB döviz satış kuru karşılığı USD’ye çevrilerek USD c/h borcunuzdan düşüleceğini, çeklerin tahsilatı sonrası USD cinsinden bakiye borcunuzu ödemeniz gerekeceğini, bugün itibariyle bakiye borcunuz olan 40.953,08 USD’yi müvekkil şirkete ödemeniz halinde çeklerin tarafınıza iade edilebileceğini, müvekkil şirketin tüm yasal hakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla vekaleten ihtaren bildiririm." içerikli ihtaratta bulunduklarını, bahse konu çeklerin gününde tahsil edilmeleri halinde tahsil edildiği gündeki TCMB döviz satış kuru karşılığı USD'ye çevrilerek USD c/h borcundan düşüleceğini tahsilat sonrası bakiye USD borcun ödenmesi gerektiğini ihtarname tarihi itibariyle 40.953,08 USD ödenmesi halinde çeklerin iade edileceğini açıkça bildirildiklerini, ihtarnamenin davalı-borçlu şirkete 30.12.2021 tarihinde tebliğ edildiğini fakat davalı-borçlu şirket tarafından söz konusu ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediği gibi USD bazında bakiye 40.953,08 USD borç ödenerek söz konusu çeklerin de geri istenmediğini, söz konusu çeklerin gününde banka kanalıyla tahsil edildiğini ve ihtarnamede de belirtildiği üzere tahsil edildikleri günde TCMB döviz satış kuru karşılığı USD'ye çevrilerek davalı-borçlu şirketin USD c/h borcundan düşüldüğünü, bu düşüm sonrası davalı borçlu şirketin 13.444,49-USD borcunun kaldığını, davalı-borçlu şirketin söz konusu bakiye borcu ödememesi üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı bor.lu şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı borçlu şirketin itirazının borçla birlikte yetkiye yönelik de olması sebebiyle TBK 89/1 VE 6100 Sayılı HMK md. 10 hükmünce yetki bakımından takibin Bakırköy İcra Dairelerinde başlatılmasında sorun olmadığını ve yetkiye itirazın hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunun görülebileceğini, dava şartı olan arabuluculuk sürecine de başvurulduğunu ancak anlaşmaya varılamadığını ve son tutanağın düzenlendiğini beyan ederek; davalının Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptalini ve takibin devamını, itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu iddiasıyla alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile dava ve arabuluculuk vekalet ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ödemenin ne şekilde yapılacağı konusunda hiçbir sözleşme ya da mutabakatın bulunmadığını, müvekkilinin davacı taraftan fatura karşılığı mal aldığını ve delini vadesinden önce ödediğini, bu iş için tarafların ödemenin ne şekilde yapılacağı konusunda herhangi bir sözleşme imzalamadığını, dolayısıyla taraflar arasında kur farkı ödeneceğine ilişkin yazılı bir anlaşmanın olmadığını, davacı tarafın fatura bedellerini vadesinden önce tahsil ederken kur farkı alacağı olduğunu ileri sürmediğini, davacı tarafın sözünü ettiği ve sunduğu proforma faturanın bir sözleşme olmayıp asla kabul anlamına gelmemekle birlikte proforma üzerinde de açıkça yazıldığı üzere "tarafımızca onay verilmedikçe üretime geçmemeniz rica olunur" şeklinde bir şerh yazılarak kabul edilmediğini, gerçek faturaların açıkça TL ödemeli olup 90-150 gün arası vadeli gecikme olması halinde müeyyidesinin %10 TL vade farkı olup kur farkının söz konusu olmadığını, müvekkil tarafından yapılan ve hiçbir ihtirazi kaydın ileri sürülmediği davacı tarafça kabul edilen ödemelerin her iki tarafın da ticari defterlerine bu şekilde işlendiğini yine vergi dairelerine sunulan BA ve BS formlarına da bu şekilde birbiri ile uyumlu ve tam bir mutabakat içinde yer aldığını, "Borçlar Kanunun 99. Maddesi bu konuda; "konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir" dedikten sonra, olayımızda sözleşme olmamakla birlikte ve asla kabul etmemekle birlikte, "ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırıldığında sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir" demiştir. Bu konuda seçimlik hak kullanma yetkisi zaten ödeme mükellefi müvekkilde olup, ancak sözleşmede aksi kararlaştırılmış olduğunda ve borç vadesinde ödenmeyip borçlu temerrüde düşürüldüğünde alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Yani borcun vadesinde ödenmeyip borçlu temerrüde düşürüldüğünde seçim yetkisi yer değiştirir ve alacaklı alacağını vade tarihi yada fiili ödeme tarihini esas alarak talepte bulunabilir.Taraflar arasındaki ticari alışverişte temerrüt sözkonusu olmadığı gibi fatura üzerindeki vade tarihlerinden açıkça görüleceği üzere ödeme işlemi müvekkil tarafından gününden önce yerine getirilmiştir. Bakiye bir borçta kalmamıştır. " ifadesiyle USD türünden kalan borç bakiyesi iddiasının aslının olmadığını, kur farkı isteminin niteliği itibarı ile munzam zarar hükümlerine tabi olduğunu, davacı tarafın fatura konusu malları döviz kuru çok daha düşükken müvekkiline satıp teslim ettiğini ödemesini ise vadelerinden çok önce çek ile tahsil ettiğini, çeklerin tümünün de gününde ödendiğini hal böyleyken kur farkı talebinde bulunmasının hukuki yada ticari bir gerekçesinin de olmadığını beyan ederek; yetki itirazının kabulüne karar verilmekle dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, davanın reddini, kötüniyetli olduğu iddiasıyla davacı aleyhine %40'dan az olmamak üzere kötüniyet ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile dava ve arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 99. Maddesinde konusu para olan borçların ödeme şekli düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrası "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir." düzenlemesini içermektedir. Kur farkı alacağının istenebilmesi için, taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye veya bu yönde oluşmuş bir teammül bulunması yada akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olması gerekmektedir.( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 'nin 2008/6163 Esas - 2008/7544 Karar ,2016/17240 E-2018/1950 K. sayılı ilamı).Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark, kur farkı alacağıdır. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebilir. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, kur farkı alacağına istinaden, davalı aleyhinde dayanak 13.444,49 USD asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 3678 sayılı yasa ile değişik 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının o yabancı para (USD) ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında işleyecek (yıllık %2,25 (TBB - mevduat USD (kamu banka)) değişen oranlarda) faizi ile birlikte tahsili talebiyle icra takibine başlatıldığı, kur farkı alacağının fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebileceğinden, davanın reddine dair ve davacının kötüniyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığı sübut bulmuş olup; işbu sözleşme ilişkisi çerçevesinde ödenmesi kararlaştırılan sözleşme bedelinin hangi para türünden ödeneceği hususunda taraflar arasında ihtilaf oluştuğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesi hükmünün (Madde 99) Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödeneceğini, ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebileceğini, ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebileceğini, davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin yabancı para cinsinden kurulu olduğu tacirlerin aralarında yaptıkları sözleşme, TBK, TTK ve diğer tüm mevzuat gereği tartışması olduğunu, bilirkişi raporu ışığında tekrar taraflar arasındaki sözleşmeye dönecek olursak, taraflar aralarında imzaladıkları sözleşmede " Ödeme Şekli : Sipariş ile beraber %50 nakit dolar, kalan %50 90 gün vadeli dolar çek olarak gerçekleşecektir." şeklinde hüküm bulunmakta olup; taraflar arasında ödemenin dolar olarak yapılacağı konusunda tam bir mutabakata vardığını, bir başka deyişle aynen ödeme esası taraflarca kabul edildiğini, satışa konu ürünler için düzenlenen faturalar döviz cinsinden düzenlendiğini, bu kapsamda davalı şirket tarafından aşağıda liste halinde belirtilen faturalar düzenlenerek ürünler davalı şirkete teslim edildiğini, yine davalı tarafça yapılan ödemeler bile ya USD olarak yapılmış ya da açıklamasında ne kadar USD karşılığı olduğu belirtildiğini, davalı-borçlu şirket tarafından ödemeler, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak ya USD olarak yapılmış ya da USD karşılığı açıklamada belirtildiğini ancak belirtilen USD karşılıkları davalı-borçlu şirketçe eksik hesaplandığını, zira ödemenin yapıldığı günü itibariyle ilan edilmiş olan bir önceki çalışma günü TCMB döviz satış kurları dikkate alındığında; 19.11.2021 tarihinde TCMB USD/TRY Efektif Satış Kuru 11,0465 24.11.2021 tarihinde TCMB USD/TRY Efektif Satış Kuru 12,6309 olduğunu, buna göre davalı-borçlu şirket tarafından 22.11.2021 tarihinde yapılan 29.080,74 TL tutarlı ödeme 2.632,58 USD'ye ve 25.11.2021 tarihinde yapılan 28.602,60 TL tutarlı ödeme 2.264,49 USD'ye karşılık geldiğini, davacı şirket nezdinde tutulan cari hesap kayıtlarına da söz konusu ödemelerin bu şekilde işlendiğini, buna göre davalı-borçlu şirket tarafından havale olarak gönderilen ödemeler toplamının 29.897,07 USD olduğunu, bu ödemeler düşüldükten sonra davalı-borçlu şirketin 40.953,08 USD bakiye borcu kaldığını, taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca sözleşme bedelinin döviz cinsinden kararlaştırıldığı ve aynen ödeme koşulunun bulunduğu, davalı tarafça da yapılan kısmi ödemelerin de ya döviz olarak ya da döviz karşılığını açıklamada yazmak suretiyle yapıldığı, bu çerçevede yapılan ödemeler sonrası davacının bakiye alacağının bulunduğunun sabit olmakla mahkemenin değerlendirdiği gibi bir kanaate varılması halinde ise bilirkişi marifetiyle, takip tarihindeki TL karşılığı belirlenip bu tutarın hüküm altına alınması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava esas değerinin 197.439,06 TL olduğunu ve nispi oran üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedildiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı bakiye alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının satış sözleşmesi nedeniyle bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Taraflar arasında paslanmaz tepsi satışına ilişkin sözleşme bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 13.444,49 USD asıl alacak üzerinden icra takibi başlatılmış, takibe yetkiye, borca ve fer'ilerine itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 13.444,49 Euro karşılığı 251.389,11 TL alacaklı durumdadır. Davalı ise ticari defterlerine göre 50,15 USD alacaklı görünmektedir. Bilirkişi raporunda, taraf ticari defterlerindeki farkın davacı tarafça kayıtlarına kur farkı hesaplamasıyla alınan işlemlerin davalının kayıtlarında olmaması ve tarafların farklı kurları esas alması ile davalının TL olarak kalan farkla ilgili kendi defterlerinde yaptığı virman açıklamalı kayıttan kaynaklandığı belirlenmiştir.Bilirkişi tarafından incelenen davacı ticari defterlerine göre uyuşmazlığın kur farkı bedelinden kaynaklandığı ve kur farkının 06/07/2021 tarihli proforma faturaya konu satış işlemine dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Bu satış işlemiyle ilgili olarak 25.000,00 USD ve 67.683,34 TL ile ödeme yapılmış, kalan bakiye için ise 65.000,00'er TL'den toplam 390.000,00 TL bedelli 6 adet çek ile ödenmiştir.Davacı tarafından davalıya düzenlenen fatura tutarlarının toplamı 623.264,65 TL(70.850,15 USD)'dir. Bilirkişi raporuna göre, davalının kayıtlarındaki ödemesi 667.703,34 TL'dir. Aradaki fark olan 44.438,69 TL ise davalı tarafından virman yoluyla kapatılmıştır.Bu tespitlere göre davacının alacağı bakiye alacak değil, kur farkı alacağıdır.Yabancı para üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı istenebilmesi için ticari satımın yabancı para ile yapılmış olması, taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunması gerekir. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kur farkından kaynaklanan bir alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir. Ayrıca çek bir ödeme aracı olup, çekle ödemenin söz konusu olduğu durumlarda çekin döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilecektir. Buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden tarafın bu aşamadan sonra kur farkı istemesi mümkün değildir.Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı kur farkı niteliğindeki alacağını Türk Lirası olarak talep etmesi gerekirken USD cinsinden talep etmiştir. Ancak kur farkı alacağının USD cinsinden talep edilmesi mümkün olmadığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafça, mahkemenin kabulüne göre de talep edilen alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığının hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de, itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olup, takip talebinde istenen istemler dışında karar verilmesi mümkün değildir.Alacak Türk Lirası cinsinden olmasına rağmen döviz cinsinden takip başlatılması karşısında usulüne uygun bir icra takibi bulunmamaktadır. İtirazın iptali davalarında usulüne uygun icra takibi bulunması dava şartlarından olup eldeki davada bu dava şartı mevcut bulunmadığından, esasen davanın reddi dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi niteliğinde bulunduğundan davalı yararına AAÜT'nin 7. maddesi uyarınca maktu vekalet ücreti takdir edilmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32