SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1063

Karar No

2024/1102

Karar Tarihi

16 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1063

KARAR NO: 2024/1102

KARAR TARİHİ: 16/07/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/02/2022

NUMARASI: 2021/682 Esas - 2022/104 Karar

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2024

Taraflar arasındaki Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin dava dışı asıl borçlu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, yapılandırma sonucu imzalanan 24/01/2013 tarihli mevduat rehni sözleşmesi gereğince kredinin ödenmemesi halinde krediye mahsup edilmek üzere ... Bankası Kavaklıdere Şb. Nezdinde ki TL hesabına 975.000,00 TL, USD hesabına 279.000 USD paranın teslim edildiğini, ancak müvekkilinin hesaplarına bloke konulması, gayrimenkul ve menkullerinin haczedilmesi ile şoka uğradığını, davalı bankanın ihtiyati haciz kararı alarak müvekkili hakkında takip yaptığını öğrendiğini, hesapta mevcut borcun iki katı olmasına rağmen davalı bankanın İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında, İstanbul 43 Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/304 D.İş sayılı dosyasından aldığı ihtiyati haciz kararını uğradığını, İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1047 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtığını, ardından mevduat rehni hesabındaki parayı tahsil ederek bu dava dosyasında davanın konusuz kaldığını beyan ettiğini, davalının yaptığı bu icrai süreç içinde müvekkilinden haksız yere fazla olarak 363.497,25 TL asıl alacak ve 56.573,62 TL işlemiş faiz tahsil ettiğini, bu fazla tahsilin istirdadı için İstanbul .. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında ilamsız takip başlattıklarını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek; İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında müvekkili tarafından davalı banka hakkında başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, davacı ...'ın bu sözleşmelere müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatı ile imza koyduğunu, kredi ödemelerinin yapılmaması üzerine Üsküdar ... Noterliğinin ... ve ... yevmiye numaralı ihtarları ile hesabın kat edildiğini, İstanbul 43 Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/304 D.İş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararı ile takipte ve tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasındaki ilamsız takibin başlatıldığını, İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1047 Esas sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında dava konusuz kaldığından 2015/175 Karar sayılı ve 04/03/2015 tarihli esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini, davacının İstanbul .. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında başlattığı takipte hukuki yararının bulunmadığını, İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında ayrıntılı şekilde inceleme ve hesaplama yapıldığını, davacı ...'ın mevduat rehni veren müşterek borçlu olduğunun anlaşılması üzerine hesaptan alacağın tahsili işlemlerinin yapıldığını, davalı bankanın genel kredi sözleşmesinde yazan hususlara göre hareket ettiğini, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 13/12/2018 tarih ve 2016/618 esas 2018/1322 karar sayılı ilamı ile; İstanbul .. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında 211.587,67 TL asıl alacak, 31.112,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 242.699,75 TL üzerinden İTİRAZIN İPTALİNE, TAKİBİN DEVAMINA, Fazla istemin reddine, 211.587,67 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip koşullarında reeskont faiz yürütülmesine, hüküm altına alınan 242.699,75 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davacı lehine davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Kararın istinafı üzerine dairemizin 09/09/2021 tarih 2020/384 esas 2021/979 karar sayılı ilamı ile; O halde yapılan açıklamalar ışığında; öncelikle ihtiyati haciz başvuru tarihi itibarıyla banka alacağının tespit edilip, aynı tarihte davacının rehinli mevduat hesabında bulunan rehne konu paranın borcu karşılayıp karşılamadığı banka kayıtlarından araştırılıp, hesapta bulunan paranın borcu karşılar miktarda olması halinde, mevduat rehin sözleşmesi kapsamında yapılan tahsilatın banka alacağına nazaran fazla olup olmadığının tespit edilip hüküm altına alınması, hesapta para bulunmadığı veya mevcut olanın borcu karşılamadığının anlaşılması durumunda ise; rehin aşan tutar için bankanın müteselsil kefil olan davacı hakkında ihtiyati haciz isteminde bulunarak icra takibine geçmesinde yasaya aykırılık olmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığı" gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda tahkikat yapılmıştır.

İLK DERECE 2021/682 ESAS 2022/104 KARAR SAYILI KARARI İLE; İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Genel kredi sözleşmesi ve icra takip tarihinden sonra icra takip tarihindeki faiz oranları üzerinden yapılan hesaplamaya göre; İstanbul .. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında 68.349,48 TL üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, fazla istemin reddine, 68.349,48 TL alacağa takip tarihinden itibaren takip koşullarında faiz yürütülmesine,hüküm altına alınan 68.349,48 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davacı lehine davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan tasfiye protokolü ve bu protokol kapsamında banka emrine müvekkil tarafından verilen nakit tutarın bankaca tahsili ile banka alacağının sonlandığını, daha da önemlisi bu tahsil işlemi için tasfiye protokolü imzalandıktan sonra müvekkilin başkaca hiç bir işlem (onay, rıza, ilave imza, ek protokol) düzenlememiş ve dava dava açılmadan önce bankanın tasfiye protokolü ile uhdesinde bulunan para ile borcun kapatıldığını, bilirkişi raporunca yapılan faiz hesaplamasının usul ve dosya içeriğine aykırı olduğunu, faiz hesabının fahiş yapıldığını, borç tasfiye sözleşmesinde belirlenen düşük faiz oranının uygulanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mevduat rehni sözleşmesi kapsamındaki rehinli mevduatın tahsil edilebileceği en son tarih belirlendikten sonra davalı bankanın bu tarih itibariyle alacak miktarının belirlenmesi gerektiğini, davalı bankanın alacağının kaynağının genel kredi sözleşmeleri olduğunu, GKS gereğince TCMB'na bildirilen temerrüt tarihi itibariyle faiz oranının %60 olduğunu, bu oranın %50 fazlasının ise %90 olduğunu ve davalı bankanın %90 temerrüt faizi üzerinden yapılacak hesaplama ile alacak talep etme hakkı olduğunu, mahkemece karara esas alınan raporda hesap incelemesi yapılırken, dava konusuyla ilgisi olmayan İstanbul ...İcra Md. ... Esas sayılı takip dosyasındaki verilerin ve taraflar arasında imzalanan borç tasfiye sözleşmesinde yer alan tutar ve indirimli faiz oranını incelemeye ve hesaba esas alındığını, dosyada yer alan üç adet raporda farklı anapara ve faiz hesaplamaları yapıldığını ve davalı banka aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bankanın takibe haklı olarak itiraz ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinde asıl borçlunun borcuna müteselsil kefil olarak verilen şahsi teminattan başka asıl borç için mevduat rehni ile teminat verilmesine ve banka tarafından alacağın rehnedilen mevduattan tahsil edilebilecek olmasına rağmen aleyhine ihtiyati haciz alınıp icra takibine geçilmesi nedeniyle fazladan ödenmek zorunda kalınan bedelin iadesi amacıyla yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacının, davalı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerine müteselsil kefil olduğu, kredinin geri ödemesi yapılmadığından banka tarafından hesabın kat edilerek 13/12/2012 ve 22/01/2013 tarihli ihtarnamelerin keşide edildiği ve alacağın tahsili için 26/06/2013 tarihinde ihtiyati haciz isteminde bulunulduğu, 02/07/2013 tarihli ihtiyati haciz kararı ile birlikte davacı ile diğer borçlulara karşı İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla 02/07/2013 tarihinde icra takibi yapıldığı, müteselsil kefil davacı ve dava dışı asıl borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, davacı dışındaki müteselsil kefil iki borçlunun itirazı üzerine banka tarafından İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1047 esas sayılı (Kapatılan 34. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/212 esas) dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, dava açıldıktan sonra 14/02/2014 tarihinde banka alacağının rehinli mevduattan tahsil edilmesi nedeniyle mahkemece davanın konusu kalmadığına karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11/02/2016 tarihli ilamı ile; yargılama giderleri yönünden banka yararına bozulduğu, bu aşamadan sonra dosyada yapılan bir işlemin olmadığı ve davacı tarafından icra dosyasında fazla tahsilat yapıldığı iddiasıyla bankaya karşı 11/08/2015 tarihinde iş bu davaya dayanak icra takibinin yapıldığı ve davalı bankanın itiraz üzerine itirazın iptalini teminen eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince 13/12/218 tarih ve 2016/618 E. 2018/1322 K. İlamı ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın istinafı üzerine dairemizin 09/09/2021 tarih ve 2020/384 E. 2021/979 K sayılı ilamı ile "Taraflar arasında imzalanan Borç Tasfiye Sözleşmesindeki ödeme planına uyulmaması ve bu surette sözleşmenin ihlal edilmesi nedeniyle yine aynı sözleşmenin 6.maddesi uyarınca artık davalı bankanın alacağını genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre isteyebilecek olmasına göre, banka alacağının tespitinde genel kredi sözleşmesindeki akdi ve temerrüt faiz oranlarının esas alınması gerekir. Ancak taraflar arasındaki borç tasfiye sözleşmesi, 22/01/2013 tarihli kat ihtarına konu borcun tasfiyesine yönelik olduğu gibi İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında da 22/01/2013 tarihli kat ihtarına konu Dövize Endeksli USD ve Euro Taşıt Kredisinden kaynaklanan alacağın tahsili istenmiştir. Anılan icra takibinde, genel kredi sözleşmesine göre belirlenen yıllık % 90 oranından daha az oran üzerinden faiz isteminde bulunulduğu görülmektedir. Nitekim takip konusu USD endeksli krediler için kat ihtarı tarihi 22/01/2013'ten, 02/07/2013 tarihleri arasında ve takip tarihi olan 03/07/2013 ve sonrasında yıllık %48, Euro Dövize Endeksli Taşıt kredisi için ise yıllık % 22 oranında temerrüt faizi talep edilmiştir. Bu durumda banka alacağının tespitinde, takip konusu krediler yönünden 22/01/2013 tarihine kadar genel kredi sözleşmesindeki faiz oranları, bu tarihten sonra ise taleple bağlılık ilkesi gereğince, icra takibinde istenen faiz oranlarının uygulanması gerekir. Başka bir anlatımla davalı bankanın ihtiyati haciz isteminde bulunduğu 26/06/2013 tarihi itibarıyla alacağı tespit edilirken, 22/01/2013 tarihine kadar genel kredi sözleşmesine göre belirlenen akdi ve temerrüt faiz oranlarının uygulanması gerekmekte olup, sadece takip konusu yapılan krediler bakımından 22/01/2013 tarihine kadar genel kredi sözleşmesindeki faiz oranları, bu tarihten sonra ise icra takibinde talep ettiği faiz oranlarını aşmayacak şekilde faiz uygulaması yapılmak suretiyle hesaplama yapılması gerekirken mahkemece, banka alacağının tespitinde borç tasfiye sözleşmesindeki miktar ve bu sözleşmedeki yıllık % 15 olarak belirlenen faizin % 50 fazlası olan % 22.5 oranında faiz uygulanmak suretiyle hesaplama içerin ikinci rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Diğer yandan bankanın ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğu 26/06/2013 tarihi itibarıyla, davacının rehinli mevduat hesabında bulunan paranın miktarı ile bu miktarın borcu karşılayıp karşılamadığı yönünde banka kayıtlarında bir araştırma yapılmamış olması da eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir. O halde yapılan açıklamalar ışığında; öncelikle ihtiyati haciz başvuru tarihi itibarıyla banka alacağının tespit edilip, aynı tarihte davacının rehinli mevduat hesabında bulunan rehne konu paranın borcu karşılayıp karşılamadığı banka kayıtlarından araştırılıp, hesapta bulunan paranın borcu karşılar miktarda olması halinde, mevduat rehin sözleşmesi kapsamında yapılan tahsilatın banka alacağına nazaran fazla olup olmadığının tespit edilip hüküm altına alınması, hesapta para bulunmadığı veya mevcut olanın borcu karşılamadığının anlaşılması durumunda ise; rehin aşan tutar için bankanın müteselsil kefil olan davacı hakkında ihtiyati haciz isteminde bulunarak icra takibine geçmesinde yasaya aykırılık olmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığı " gerekçesi ile kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda dosyaya kazandırılan, denetime elverişli 23/12/20121 tarihli bilirkişi raporu ile; davalı bankanın hesap kat tarihi 22/01/2013 itibarıyla 1.113,073,52 TL alacağı bulunduğu, ihtiyati haciz tarihi olan 26/06/2013 tarihi itibarıyla kaldırma kararında belirtilen hesaplamaya göre toplam alacağının 1.184.510,10 TL olduğu, davalı bankanın ihtiyati haciz tarihi itibarıyla mevduat hesaplarındaki rehin tutarının 1.514.028,00 TL olup aynı tarihteki alacak miktarının üzerinde bulunduğu, bilahare rehinli mevduat hesabından yaptığı tahsilat ile asıl borçlunun tüm borcunun kapatıldığı belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda ayrıca bu belirlemeler esas alınarak davacının rehinli mevduat hesabından 62.750,90 TL fazla para tahsil edildiği, bu miktara takip tarihine kadar işleyen faiz ile toplam 68.349,48 TL takip tarihi itibarıyla davacının alacağı bulunduğu hesaplanmış ve ilk derece mahkemesince de bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı tarafın rehinli mevduat hesabında bulunan paranın borcu karşıladığı, borç tasfiye sözleşmesinin ihlalinin söz konusu olamayacağına ilişkin istinaf nedeni yönünden yapılan değerlendirmede; Borcun tasfiyesi için bir ödeme yapılmadığı müddetçe, kefil davacının mevduat hesabı üzerinde rehin bulunuyor olması bu hesaba depo edilen para ile borcun itfa edildiği anlamına gelmez. Bu durumda bu yöne ilişen davacı istinafı yerinde değildir. Alacak likit itiraz haksız bulunmakla icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. Yine borcun belirlendiği tarih sözleşme ve mevzuata uygun bulunmakla davalı vekilinin istinaf istemleri de yerinde değildir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayr ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.167,25 TL harcın, alınması gerekli olan 4.668,95 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.501,70- TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

iptalinesürülenesastanKuruluşlarınasayılıkararistinafİlişkinKaynaklananderece(İtirazınistanbulgerekçesebepleritakibinİptali)DışındakiDiğerdevamınakararıileriKrediBankanumarasıDüzenlemelerdencevapitirazın

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim