Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2021/1241
2024/1089
16 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1241
KARAR NO: 2024/1089
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
TARİHİ: 16/03/2021
NUMARASI: 2019/322 Esas - 2021/175 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2024
Taraflar arasındaki Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin atık su arıtma tesis kurulumu, atık su arıtma ekipmanları ve atık su arıtma kimyasalları satış ve hizmeti veren bir şirket olduğunu, bir proje kapsamında davalı şirket ile irtibata geçildiğini, ... marka dalgıç pompalar için fiyat teklifi aldığını, görüşme sonrasında 62.000,00 Euro üzerinden anlaşma sağlandığını, mutabakat gereğince 10.000,00 Euro karşılığı 45.000,00 TL'nin davalıya ait banka hesabına yatırıldığını, sipariş formunda da belirtildiği üzere ön ödeme sonrasında geçerlilik kazanan siparişin 8-10 hafta içinde teslim edileceğinin taahhüt edilmesi üzerine müvekkil şirket müşterisine karşı taahhüt altına girdiğini, ancak müvekkilinin zamanında teslim edilmeyen ürünler ile ilgili olarak davalı ile birçok defa görüşüldüğünü, müvekkilinin müşterisine mahçup olduğunu, davalı tarafından teslimatın yapılmamasından dolayı... Projesi iptal edildiğini, müvekkil şirket hem kar kaybına uğradığını, hem de ticari itibarı zedelendiğini, bu nedenle avans olarak gönderilen 10.000,00 Euronun iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından talebin yanıtsız bırakıldığını, uzun zaman sonra davalı tarafından müvekkil şirkete sevkiyatın hazır olduğu, teslim alınmaması halinde başka bir müşteriye satacaklarının bildirildiğini, davalının ... projesini yeni alan firma ile iletişime geçilerek hazır ettikleri ürünü yeni alan şirkete sattıklarını, müvekkil şirketin ... projesi için %25 oranında kazanç elde etmeyi planlarken davalı şirketin kusuru nedeniyle işi kaçırdığını, sadece siparişe konu pompalar üzerinden hesaplandığında 15.625 Euro kazanç kaybına uğradığını, daha önceden ön ödeme olan 10.000,00 Euronun iadesi ve kazanç kaybı için müvekkilince Bakırköy ... Noterliği ... yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini, davalının Üsküdar .... Noterliği 28.06.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı söz konusu siparişin iptal edildiğine dair herhangi bir bildirim yapılmadığı iddiası ile sipariş formunda yer alan iptal durumunda %30 cezai şartı ile sürerek 18.600 Euro iptal tutarından avans olarak ödenen 10.000,00 Euro mahsup edilerek 8.600,00 Euro borçlu olduklarının ihtar edildiğini, ön ödeme olan 10.000,00 Euro'nun ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile iadesi ile iptal edilen iş nedeniyle müvekkil şirketin mahrum kaldığı kar kaybının şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalıdan tahsil edilerek müvekkil şirkete verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında satış sözleşmesine ilişkin herhangi bir ihtilafın bulunmadığını, davacı tarafla müvekkilinin birçok defa görüşüldüğünü, siparişin müvekkil şirkete ait depoda hazır edildiğini, siparişin geciktiğine veya iptaline ilişkin hiçbir ibarenin bulunmadığını, davacı tarafından müvekkil şirkete gecikmeye ve sözleşmenin feshine ilişkin herhangi bir yolla bildirimde bulunulmadığını, davacı tarafça Bakırköy ... Noterliğinin 19.06.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname çekildiğini, Üsküdar ... Noterliği'nin 28.06.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile cevap verildiğini, müvekkilince sözleşme şartlarına uygun hareket edilerek siparişin hazır edildiğini, ürünlerin bedelinin üretici firma ...'e ödendiğini, huzurda açılan davanın hukuka aykırı ve hukuki temelden yoksun olduğunu, haksız olarak ikame edilen davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Dosya, defter inceleme günü belirlenerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak Borçlar Hukuku alanında uzman bilirkişi ile mali müşavir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, defter inceleme gün ve saatinde taraflar defterlerini hazır bulundurmuş; 15/02/2021 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, ticari defterler ve ibraz edilen deliller ışığında, tarafların 2017 senesine ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, davacının 19.12.2017 tarihinde davalının banka hesabına 10.000 Euro karşılığı 45.000 TL avans ödemesinin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer alan teslime ilişkin "yaklaşık 8-10 hafta" ibaresinin, TBK 117 kapsamında borcun ifa edileceği günün taraflarca belirlenmesi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu bağlamda sözleşmede belirtilen sürelerin davalı tarafından aşıldığı ve satıcının temerrüdünün gerçekleştiği, TBK 212/2 maddesi gereği davacının devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararını talep ettiği, davacının zararın ispatı amacıyla ileri sürdüğü ... projesi ile olarak zararı ispata yönelik bir belge bulunmadığından kar kaybına yönelik zararı oluşmamış olup, davacının satım sözleşmesi gereği 10.000,00 Euro'yu geri isteme hakkı bulunduğu, avans olarak ödenen tutarın temerrüt tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faizinin talep edilebileceği, bu tutarının 58,63 Euro olduğu, mahkememizce de raporun bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunduğu, yine yerleşik yargı içtihatları uyarınca taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para üzerinden gerçekleştirilmiş olması maddi gerçekliği karşısında, davacının EURO cinsi üzerinden talepte bulunabileceği kabul edilerek, her ne kadar davalı tarafça tanık dinlenilmesi talebinde bulunulmuş ise de 16.03.2021 tarihli celsede alınan ara karar uyarınca davanın niteliği, mahiyeti, miktarı, HMK 200 ve devamı maddeleri gereği ve ayrıca karşı tarafın açıkça muvafakatinin bulunmaması sebepleri ile tanık dinletilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiş olup, belirtilen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 EURO'nun, 19.06.2019 temerrüt tarihinden 04.10.2019 dava tarihine kadar işlemiş 3095 sayılı Kanun madde 4/a uyarınca Kamu Bankalarının Euro mevduatlarına uyguladıkları 58,63 EURO yasal faizi ile birlikte (toplam 10.058,63 EURO, dava tarihi olan 04.10.2019 tarihi itibariyle efektif kuru 10.058,63x6,26=62.967,02 TL) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arası sözleşme gereği, dosyada bulunan 15.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin 19.12.2017 tarihinde müvekkili şirket hesabına 10.000 Euro karşılığı 45.000,00TL ödediğini, sonrasında müvekkili şirketin elinde bulunmayan nedenlerle yani üretici firma olan ... şirketinin SAP programına geçiş süresinde yaşanan problemlerden dolayı gecikme yaşandığı müvekkili şirketçe davacı şirkete 23.07.2018 tarihinde elektronik posta yoluyla bildirildiğini, dosyada bulunan mail yazışmalarından da açıkça anlaşılacağı üzere müvekkili şirketçe bildirilen gecikme konusunda davacı taraf ile müvekkili şirket arasında bu gecikmenin kabul edildiğine dair yazışmaların gerçekleştiğini, bu çerçevede, mail yazışmalarında davacının davalı şirketçe bildirilen gecikmeyi kabul ettiğini ve sözleşmeyi devam ettirdiğini, kaldı ki yazışmalardan davacı tarafın malların iptaline ilişkin hiç bir beyanda bulunmadığı gibi son mail yazışmalarında siparişler hakkında bilgi alarak sözleşmeyi devam ettirme niyetinde olduklarını açıkça ortaya koyduklarını, davacının alma niyetini açıkça ortaya koyduğunu, bu hususta yazışmaları ve görüşmeleri yöneten tanıklarını mahkemeye bildirmelerine rağmen mahkemenin tanık dinletme taleplerini HMK md.200 ve devam maddeleri gereği reddettiğini, bu hususta mahkemenin açıkça hatalı karar vermiş olup, tanık dinletme taleplerinin nedeninin borcun varlığı ile ilgili değil sözleşmenin davacı şirketçe devam ettirildiğine dair olduğunu, müvekkil şirketin davacı şirketin ifanın gecikmesini kabul edip sözleşmeyi devam ettirmesi üzerine üretici firma sözleşme konusu ürünleri üretip ve müvekkili şirkete teslim ettiğini, bu hususun bilirkişi raporunda 25.07.2018 tarihinde ... firmasının müvekkili şirkete bu ürünlerle ilgili fatura kestiği ve 28.08.2018 tarihinde bu ürünlere ait gümrük beyannamesi düzenlediğinin tespit edildiğini, dava konusu satışa ilişkin 20.11.2017 tarihli sözleşmenin ticari şartlar başlığında düzenlenmiş sipariş iptali kısmında "siparişlerin iptali durumunda, iptal edilen tutarı üzerinden %30 oranında meblağ alıcıdan tahsil edilir" denilmekle sipariş iptalinde satıcının yani müvekkili şirketin sipariş tutarının %30'unu davacı şirketten tahsil edeceğinin kararlaştırıldığını, buna göre toplam sipariş tutarının KDV hariç 62.000 Euro olduğunu, buna göre cezai şart olarak belirlenen 18.600 Euro'nun 10.000 Euro'su dava konusu olan bedel olarak davacı şirketten tahsil edildiğini, davacı şirketin usul ve yasa hükümlerinin belirlediği ihtar şartını yerine getirmediğini, müvekkili şirkete ürünlerin teslimi için başvuru yapmadığını ve bu sebeplerle 20.11.2017 tarihli sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müvekkili şirket, sözleşme şartlarına uygun hareket ederek siparişinin hazır edildiğini, davacı şirket siparişleri sürüncemede bırakarak müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu, TTK ve TBK hükümleri ve 20.11.2017 tarihli sözleşme gereği dava konusu 10.000 Euro cezai şart olarak değerlendirilmesi gerekirken davanın kabul edilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstinaf başvurularının kabulüne, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/322 Esas, 2021/175 karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli kısmen kabul kararının kaldırılmasına ve davanın talepleri doğrultusunda reddine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca dava dilekçesinde 10.000 Euro ile ilgili olarak ''ön ödeme tarihi olan 19.12.2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ödenmesi'' talep edildiğini, Mahkemece 19.06.2019 temerrüt tarihinden 04.10.2019 dava tarihine kadar işlemiş olan 58,63 Euro faiz belirtildiğini , ''10.000 Euro' nun davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine'' karar verildiğini ancak dava tarihinden itibaren faiz yönünden bir karar verilmediğini, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine ve ayrıca dava tarihinden itibaren de Merkez Bankası' nın Euro yönünden yıllık uyguladığı en yüksek faize karar verilmek suretiyle kararın düzeltilmesine karar verilmesini, Mahkemece mahrum kalınan 1.000,00 TL yönünden talebin reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin davalının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri ihlal etmesi nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığının kabulü ile mahrum kalınan kar yönünden değerlendirme yapılması gerekirken aksi yöndeki karara yönelik istinaf talebinde bulunulması gerektiğini, Mahkemece davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin reddedilen 1.000,00 TL yi geçmesi hukuken mümkün olmaması nedeniyle Mahkemece verilen davalı lehine vekalet ücreti kararına da itiraz ettiklerini, davalının itirazlarının yerinde olmadığını, davalının süresi belirlenmiş ve azami olarak 10 hafta olarak öngörülmüş teslim süresine rağmen ürünleri teslim etmediğini, müvekkili şirketin ürünün tesliminin yapılmaması nedeniyle sözleşmeden dönmesi yerinde olduğundan davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, faiz yönünden taleplerinin kabulü ile 10.000 Euro' nun ödeme tarihi veya dava tarihinden itibaren Merkez Bankasınca Euro cinsinden paraya uygulanan yıllık en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, müvekkilinin mahrum kaldığı kar olan 1.000,00 TL nin kabulüne, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin asıl alacağı geçemeyeceğinden 1.000,00 TL vekalet ücreti olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacı tarafından sipariş edilen ürünün davalı tarafından süresinde teslim edilmemesi nedeniyle avans olarak ödenen bedelin iadesi ve mahrum kalınan kar kaybının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının edimini geç ifa edip etmediği, davacının gecikme nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, avans olarak ödenen bedelin iadesi ile iptal edilen iş nedeniyle kar kaybına ilişkin talebin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Dosyaya ibraz edilen belgelere göre taraflar arasında 20.11.2017 tarihli sözleşme tahtında .../ABS marka dalgıç pompalar için 62.000 Euro üzerinden anlaşma sağlandığı, mutabakat gereğince 10.000 Euro karşılığı 45.000 TL'nin davalıya ait banka hesabına yatırıldığı, sipariş formunda ön ödeme sonrasında geçerlilik kazanan siparişin 8-10 hafta içinde teslim edileceğinin taahhüt edildiği, üretici Suizer firması tarafından 25.07.2018 tarihinde davalı şirket hakkında fatura düzenlenerek 28.08.2018 tarihinde gümrük beyannamesinin verildiği ihtilafsızdır. Davacı, Bakırköy ... Noterliğinin 19.06.2019 tarihli ve ... yevmiye numarasıyla davalıya gönderdiği ihtarnamede, siparişin 8-10 haftada teslim edileceğini ancak davalı tarafından 23.07.2018 tarihinde ürünlerin geç teslimine ilişkin mail gönderildiğini ve ürünlerin 28.09.2018 tarihinde teslime hazır hale getirildiğini beyan ederek avans olarak verilen 10.000 Euro ve 62.000 Euro üzerinden % 25 oranında 15.625 Euro kazanç kaybı olmak üzere toplamda 25.625 Euro bedelin 3 gün içerisinde ödenmesini davalıya ihtar etmiş, davalı ise Üsküdar ... Noterliğinin 28.06.2019 tarihli ve ... yevmiye numarasıyla davacıya gönderdiği ihtarnamede, ürünlerin üretici firmadan bedeli ödenerek temin edildiğini, uyarılara rağmen ürünlerin teslim yerinin bildirilmediğini, siparişlerin iptal edildiğine dair herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, sözleşme şartlarına uyulmaması nedeniyle zarara uğradıklarını, yapılan sözleşmede "sipariş iptalinde sipariş tutarı üzerinden % 30 oranında alıcıdan tahsil edilir" maddesi gereği 18.600 Euro kadar iptal tutarı bulunduğunu, 10.000 Euro ödeme yapıldığından kalan 8.600 Euro bedelin 3 gün içinde ödenmesini davacıya ihtar etmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 106.maddesinde " Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur." hükmü mevcuttur. TBK'nın 125. Maddesine göre temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında sözleşmeye konu ürünlerin teslim süresinin ön ödeme sonrasında 8-10 hafta olarak kararlaştırıldığı, 19.12.2017 tarihinde davalının banka hesabına 10.000 Euro ön ödeme yapıldığı, üretici Suizer firması tarafından sözleşmeye konu ürün hakkında 28.08.2018 tarihinde gümrük beyannamesi düzenlendiği ve 26.09.2018 tarihinde davalı tarafından davacıya gönderilen e-mailde ürünlerin bir aydır depoda bekletildiğinin bildirildiği ancak siparişe konu ürünün davacı tarafından teslim alınmadığı anlaşılmaktadır. Davacının avans olarak ödenen bedelin ve kar kaybının tahsili istemiyle davalı hakkında keşide ettiği ihtarname 19.06.2019 tarihli olup, bu ihtarname öncesinde mal teslimindeki gecikmeye ilişkin davalıya herhangi bir ihtar gönderilmemiştir. Ayrıca taraflar arasında teslime ilişkin kesin vade kararlaştırılmadığı gibi davacı, davalı tarafından gönderilen ve içeriği taraflarca inkar edilmeyen 23.07.2018 tarihli gecikme sebebinin açıklandığı e- maile karşı sessiz kalarak teslim süresinin değiştirildiğini ve geç teslime muvafakat ettiğini zımni olarak kabul etmiştir. Sonuç itibariyle davalı siparişe konu malı teslim etmeye hazır olduğunu davacıya bildirmiş olup, davacı malı teslim almadığından somut olayda alacaklının temerrüdü oluşmuştur. Davacı, davalı hakkında keşide ettiği 19.06.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmeden dönmüş olmakla TBK'nın 125/3.maddesi gereği davalı, davacıdan aldığı avansı iade etmek zorunda ise de davalı, 20.11.2017 tarihli sözleşmenin ticari şartlar başlığında yer alan "siparişlerin iptali durumunda, iptal edilen tutarı üzerinden %30 oranında meblağ alıcıdan tahsil edilir" hükmü uyarınca dava konusu olan 10.000 Euro'nun, sipariş tutarı olan 62.000 Euro'nun %30'una karşılık gelen 18.600 Euro cezai şart tutarına mahsup edildiği iddiasında bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmede yer alan bu hüküm cezai şart niteliğinde olup, sözleşmeden dönülmesi nedeniyle sipariş iptal edilmekle davalı, ödenen avansı cezai şarta mahsup etmekte haklıdır. Taraflarca sözleşme hükmü ile kararlaştırılan cezai şart davacı tarafça ödenen avanstan mahsup edildiğinde davacıya iadesi gereken bir meblağ olmadığından mahkemece davacı tarafından ödenen avansın iadesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle davacının avans iadesine ilişkin mahkemenin kabul kararına karşı ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin reddi gerekir. TBK'nın 112.maddesine göre borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse, borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Yine TBK'nın 125. maddesi hükmüne göre sözleşmeden dönme hâlinde borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Eldeki uyuşmazlıkta davalı tarafça mal tesliminin davacının alacaklının temerrüdüne düşmesi sebebiyle ifa edilemediği ve dosya kapsamındaki delillerle davacının sözleşmeden dönmekte haklı olduğunu ispatlayamadığı gözetildiğinde davacı kar kaybı talep edemeyecek olup , mahkemece davacının kar kaybına yönelik talebinin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olup, davacının bu yöne ilişen tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın REDDİNE , 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 1.079,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 652,08 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesini 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına 4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına 7-Karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının yatırana iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a- Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 43,00 TL olmak üzere toplam 205,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,c- Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, d-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52