Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/794
2024/1059
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/794
KARAR NO: 2024/1059
KARAR TARİHİ: 11/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/04/2024
NUMARASI: 2024/231 Esas - 2024/268 Karar
DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı TMSF tarafından 04/10/2019 tarih ve 2019/483 sayılı kararla davacının hissedarı olduğu ....A.Ş., ....A.Ş., ... Tic.A.Ş, ... Tic.A.Ş. ... Tic.A.Ş.ve ... Tic..A.Ş'nin ve davacının hissedarı olmadığı ...Tic.A.Ş.'nin hisselerinin satışı konusunda davacının Malvarlığı Değerleri Kayyım Temsilciliğine ve ayrıca .. Tic.A.Ş'de hisse sahibi olan ... San.ve Tic.A.Ş.'nin yönetim kuruluna izin verilmesine dair karar tesis edildiğini, karar doğrultusunda 04/11/2019 tarihinde söz konusu şirketlerin hisselerinin devri için ..Tic.A.Ş.ile Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, 2020 yılının sonu ve 2021 yılının başı itibarı ile de her bir şirket açısından ayrı ayrı Hisse Devir Sözleşmeleri imzalanarak satış sürecinin sona erdirildiğini, TMSF Fon Kurulu'nun 2019/483 nolu kararının iptali talebi ile idari yargıda ikame edilen davada İstanbul 4.İdare Mahkemesinin 2021/784 esas, 2022/506 karar sayılı 30/03/2022 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiğini, kararın kaldırılması için İstanbul BİM nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul BİM 10.İdari Dava Dairesinin 29/03/2023 tarih 2022/1536 esas, 2023/484 karar sayılı kararı ile uyuşmazlığın adli yargıda görülüp çözümlenmesi gerektiğinden bahisle istinaf başvurusunun reddine, davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, söz konusu karar aleyhine temyiz başvurusunda bulunduklarını, Danıştay 13.Dairesinin 28/12/2023 tarih 2023/2493 esas, 2023/6400 karar sayılı kararı ile de davada adli yargının görevli olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine karar verildiğini, Kayyım TMSF ve kayyım sıfatıyla tasarruf yetkisine haiz diğer davalıların tesis etiği işlemlerin yetki bakımından hukuka açıkça aykırı olduğunu, Cumhurbaşkanı Kararı olmadan TMSF ve diğer davalıların kendi kendilerine satış ve tasfiye kararı vermesinin 6758 sayılı Kanun’un o dönem yürürlükte olan 19. maddesi, 6758 Sayılı Kanun’un 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esasların 7. Maddesi ve Cumhurbaşkanlığı’nın 2018/1 Sayılı Genelgesi’ne açıkça aykırı olduğunu, 15 Temmuz 2018 tarihli 2018/1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre; TMSF'nin, Cumhurbaşkanlığı’na bağlandığını, davalılardan TMSF'nin, çeşitli kereler 11 Ekim 2017 tarihli “Yetki Devri Yönergesi” ile Bakan tarafından yetkilerin TMSF’ye devredildiğini iddia etmiş ise de bu iddianın doğru olmadığını, zira “Yetki Devri Yönergesi” 'nin 15 Temmuz 2018 tarihinden önce tesis edildiğini ve 15 Temmuz 2018 tarih ve 2018/1 Sayılı Genelge ile ortadan kaldırıldığını, davacının hissedarı olduğu şirketler tarafından ihraç edilen ve halen davacı uhdesinde bulunan nama yazılı hisse senetleri bulunduğunu, bu nama yazılı hisse senetleri devredilmeden, yalnızca yazılı devir sözleşmesi ile şirket hisselerinin devrine yönelik olarak gerçekleştirilen tüm işlemlerin hukuken “yoklukla malul” olduğunu, Kayyım sıfatı ile TMSF’nin ve diğer davalıların davacının hissedarı bulunduğu şirketleri satma yetkileri olmadığını, Kayyım ve diğer davalıların görevinin davacının hissedarı olduğu şirketleri basiretli tacir gibi yönetmek ve şirket varlıklarını korumak olduğunu, buna aykırı bir şekilde tesis edilen işlemin hukuka açıkça aykırı olduğunu, şirketlerin satışı için haklı ve hukuka uygun bir sebep bulunmayıp dava konusu edilen işlemin kamu düzenine de açıkça aykırı olduğunu, dava konusu edilen işlemle davacının hissedarı bulunduğu şirketlerin sahibi olduğu projelerin, henüz şirketler devredilmeden önce ... firmasına teslim edilmesinin dava konusu edilen işlemde kamu yararı bulunmadığını gösterdiğini, Kayyım TMSF ve diğer davalıların hiçbir yasal zorunlulukları olmamasına ve hiçbir mantıklı gerekçe de bulunmamasına rağmen önce davacının şahsi gayrimenkullerini, söz konusu şirketlere devrettiklerini ve sonrasında şirketlerin hisselerini ... isimli firmaya sattıklarını, oysa söz konusu gayrimenkullerin, çok uzun yıllar davacıya kira geliri getirecek mahiyette olup esasen davacının malvarlığı lehine işlem tesis etmesi gereken TMSF ve diğer davalıların, bu şekilde kötü niyetli olarak davacının zararına işlem tesis ettiklerini, satış işlemine dayanak yapılan raporların da hukuka aykırı olduğunu, öncelikle; hukuka açıkça aykırı bir şekilde tesis edilen, dava konusu ... No’lu davalı TMSF Fon Kurulu Kararı nedeni ile; Müvekkilin haklarını elde etmesi imkansız hale geleceğinden HMK madde 389 hükmü gereğince tensiple birlikte teminatsız olarak; dava neticeleninceye kadar davalı TMSF Fon Kurulu’nun 2019/483 No’lu Kararının uygulanmasının tüm neticeleri ile birlikte ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, ardından davalı Kayyım TMSF Fon Kurulu’nun 2019/483 No’lu Kararın CMK madde 133/3 hükmü doğrultusunda Türk Ticaret Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri de dikkate alınarak denetlenmesine, TMSF Fon Kurulu’nun 2019/483 No’lu Kararının, açıkça usule ve hukuka aykırı olması nedeni ile CMK madde 133/3 hükmü doğrultusunda Türk Ticaret Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri de dikkate alınarak iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Mahkememizde açılan işbu davada özellikle iktisadi bütünlük kararları TMSF fon kurulu tarafından 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 112. Maddesi uyarınca fon kuruluna ait olup, TMSF'nın en yetkili karar organı olan işbu kurulunun, davacı yönünden 04.10.2019 tarih ve ... nolu kararı ile ticari ve iktisadi bütünlük kararı oluşturmuş olup, kararın tebliğinden itibaren 60 günlük süre içerisinde idari yargıda dava açma yolu açıktır. Davacı idari yargıda dava açtığını betan etmiş ve görevsizlik kararı verildiği belirtilmiştir. Davacı yönünden Sulh Ceza Mahkemesince verilen karar doğrultusunda atanan kayyımların görevi Başbakanlık tarafından onaylanan 10.11.2016 gün ve 6758 sayılı 19. Maddesi kapsamında çıkartılan yetki devir yönergesinin 5/c maddesi gereğince ve 10.11.2016 gün ve 6758 sayılı olağanüstü hal kapsamında bazı düzenlemeler yapılması hakkındaki KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair kanunun 19. Maddesi gereğince kayyımlık görevleri TMSF'ye devredilen veya TMSF'nun kayyım olarak atandığı şirketlerde, mali durumun ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunlar nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda şirketin yahut varlıkların veya mal varlığı değerinin satılmasına veya feshi ve tasfiyesine karar verilmesi fon kuruluna verilmiş olup, 678 sayılı KHK'nın 33/5.maddesinde değişik 5411 Bankacılık Kanunun 134.maddesi gereğince fon alacaklarının tahsili, takibi, yetkisi fon kuruluna verilmiş olup, fona devredilen şirketlerin mal varlıkları haczedilemez, 3.şahıslara devir edilemez, satışı talep edilemez, maliklerin iflasına karar verilemez ve tahkikatlar hakkında zaman aşımı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğine ilişkin düzenlemeler yapılmış olup 6758 sayılı kanunun 19. Maddesinde şirket yöneticilerinin hak ve yükümlülükleri düzenlenmiş olup, 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 112. Maddesi gereğince fon kurulu tarafından alınacak kararların yargı denetimini aynı yasanın 511. Maddesi gereğince, kurumun idari niteliği gereğince, TMSF'nin verdiği kararlarının denetim yerinin idari yargı olduğu yargı kararları ile açıkça belirlenmiş olup, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 10. Hukuk Dairesinin 2018/9387-2018/914 sayılı ve İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 6. İdare Dava Dairesinin 2019/1913 ve 2019/1606 sayılı kararlarında, fon kurulu kararları, "idare hukuku kuralları içerisinde kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile tesis edilen idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlık niteliğinde olup, davaların çözümünün idari yargı alanına girdiği" belirtilmiş olması sebebiyle Mahkememiz tarafından TMSF işlemlerine yönelik talepleri idari yargı görev alanına girdiği Mahkememizce benimsenmiştir. Anılan gerekçe ile somut olayda, idari yargının görevli olmadığı yönündeki kararlara iştirak etmek mümkün olmamıştır. Bu nedenle; TMSF'nin kayyım olarak atandıktan sonra aldığı ticari ve iktisadi bütün ve bu karar gereğince davacının şahsi mal varlığının satılmasına ilişkin idari yargıda dava açılabileceği tespit edilmekle mahkememizde açılan işbu davanın 6100 sayılı HMK'nın 114 ve 115/2 maddesi gereğince yargı yolu ve görev yönünden reddine karar verilmesi, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kabulünün aksine huzurdaki davada idare mahkemesi değil, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunu, CMK madde 133/3 hükmü son derece açık olup zira huzurdaki dava CMK'nın madde 128 ve 133 hükümleri doğrultusunda ikame edilmiş olup, söz konusu hükümlerde açıkça CMK madde 128 ve 133 hükümleri doğrultusunda atanan kayyım ve yöneticilerin iş ve işlemlerinin denetlenmesi düzenlediğini, davacının malvarlığı değerlerine CMK madde 128 hükümleri doğrultusunda el etmek üzere yine aynı madde hükümleri cmk madde 128 hükmü gereği kayyım atamasının yapıldığı hallerde CMK madde 133 hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alındığını, madde 133'te ise kayyım işlemlerine karşı yapılacak şikayetlerin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre de gerçekleştirilebileceği hüküm altına alındığını, görüleceği üzere TTK, bu kanun'da öngörülen hususlardan doğan tüm davaları ticari dava olarak nitelendirdiğini, nitekim şikayet konusu edilen kayyım işlemleri de Ticaret Hukuku Temelli ve Türk Ticaret Kanunu'nda kurucu nitelikte emredici hükümlerle düzenlenen Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen hususlara ilişkin olduğunu, şöyle ki; huzurdaki uyuşmazlığın temelinde davacının dava dilekçesinde belirtilen oranlarda hisselerine ve nama yazılı hisse senetlerine sahip olduğu şirketlerin hisselerinin devri ve bu devir sırasında TTK'da kurucu nitelikte emredici olarak düzenlenen hükümlere aykırı olarak tesis edilen hukuki işlemler bulunduğunu, bu halde huzurdaki uyuşmazlığın; davacı uhdesinde bulunan nama yazılı Anonim Şirket hisse senetleri devredilmeden yalnızca şirket hisselerinin devredilmesini de kapsayan bir kısmın açık düzenlendiğini, nitekim “nama yazılı payların ve pay senetlerinin devrinde ilke” başlıklı kurucu nitelikte emredici bir şekilde düzenlenen TTK'nun 490. maddesi hükmüne göre; “kanunda veya esas sözleşmede aksi olmadıkça, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.” denildiğini, mahkemelerin görevlerinin ancak kanunla belirlenebileceğini, TTK'nın emredici hükümlerine göre; ticari davalara bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemelerinde olduğunu, bu bakımdan yerel mahkeme huzurdaki dava bakımından izah edildiğini, huzurdaki uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen/öngörülen hususlara ilişkin olduğunu, bu nedenle ticari bir dava olan huzurdaki dava bakımından yargılama yapma görevinin yerel mahkemeye ait olduğunu, ayrıca TMSF dışındaki davalıların da aktif husumet ehliyeti bulunmakta olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacıya kayyım olarak atanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nin davacının bir kısım malvarlığının satışına dair kararının iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, uyuşmazlığın tabi olduğu yargı yolu ve davalı gerçek kişilerin pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı ...'nın malvarlığı değerlerine el konulmasına karar verilmiş ve bu karar İstanbul Sulh Ceza Hakimliğince onanmıştır. İstanbul Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/7525 D.İş sayılı dosyası ile davacı ...'nın el konulan malvarlığı değerlerine TMSF'nin kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.Davacı ...'nın malvarlığı değerleri kayyım temsilciliğinin, malvarlığı değerlerine dahil bir kısım taşınmaz ve şirket hisselerinin satışı konusunda izin verilmesinin talep edilmesi üzerine TMSF Fon Kurulunun 04/10/2019 tarih ve 2019/483 sayılı kararıyla davacı ...'nın malvarlığı değerlerine dahil bir kısım taşınmaz ve şirket hisselerinin satışı konusunda kayyım temsilciliğine izin verilmiştir.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu(CMK)'nın 128/10. Maddesine göre, bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19/3. Maddesinde, 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 19/9. Maddesinde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkilerinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabileceği, 10. Fıkrada ise, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın, bu madde kapsamındaki yetkilerini kısmen veya tamamen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanına veya Fon Kuruluna devredebileceği kabul edilmiştir.Kanun'un 20/1. Maddesinde de, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkilerin, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Başbakanlık tarafından onaylanan 10/11/2016 Tarihli ve 6758 Sayılı Kanun’un 19. maddesi kapsamında hazırlanan Yetki Devri Yönergesi’nin “Devredilen Yetkiler” başlıklı 5’inci maddesinin c ve ç bentleri ile “şirketin yahut varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verme yetkisi” ve "gerektiğinde 6102 sayılı TTK hükümlerine tabi olmaksızın genel kurul yetkilerini kullanabilme yetkisi" Fon Kuruluna devredilmiştir.Dava konusu edilen davacı ...'nın malvarlığı değerlerine dahil bir kısım taşınmaz ve şirket hisselerinin satışına ilişkin olarak kayyım temsilciliğine izin verilmesine dair karar, anılan düzenlemeler uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulununca verilmiştir. Bu karar niteliği itibariyle bir kayyım kararı değil TMSF kararıdır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. Maddesi uyarınca kurulun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluştur. 2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır. İdari davalar ise ilgisine göre Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi'nde görülür.İdari işlem, yetkili idarenin, kamu hukuku alanında kamu gücü ile hareket ederek, idari faaliyetle ilgili doğrudan hukuki sonuca yönelik, tek yanlı irade açıklamasıyla aldığı ve re'sen icra olunabilen kararlardır.TMSF Fon Kurulu'nun davacı ...'nın malvarlığı değerlerine dahil bir kısım taşınmaz ve şirket hisselerinin satışına izin verilmesi kararı, kamusal bir görevin ifası amacıyla, kamu gücü kullanılarak, tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nu değil, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamında mal varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler Fona verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulanacak olduğundan TMSF'ye karşı açılan eldeki dava adli yargının görev alanında değildir. davacı ...'nın malvarlığı değerlerine dahil bir kısım taşınmaz ve şirket hisselerinin satışına ilişkin kayyım temsilciliğine TMSF Fon Kurulu'nca izin verilmesine ilişkin kararı Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında gerçekleşmediğinden ve açıklanan nedenlerle davanın idari karakteristikte olması karşısında dava idari yargının görev alanına girmektedir.TMSF Fon Kurulunun 04/10/2019 tarih ve ... sayılı kararının iptali istenmiş olup, kayyım temsilciliği üyeleri olan davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden eldeki davada bu davalıların pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.Davalı TMSF yönünden yargı yolunun caiz olmaması, davalı gerçek kişiler yönünden ise pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın TMSF yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, diğer davalılar yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52