SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/264

Karar No

2024/1053

Karar Tarihi

11 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/264

KARAR NO: 2024/1053

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/11/2023

NUMARASI: 2022/271 Esas - 2023/593 Karar

DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 31/08/2010 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve 27/08/2010 tarihli ek protokol imzalandığını, bu sözleşme ve protokol uyarınca davacıya ait İstanbul Bağcılar ... Ada, .. Parsel'de kayıtlı taşınmazdaki akaryakıt istasyonunda sözleşmenin bitiş tarihi olan 18/09/2015 tarihine kadar müvekkilinin, davalının bayisi olarak hizmet vereceğinin kararlaştırıldığını, davalının bu taşınmazda kiracı olarak gösterildiğini, kira şerhinin ve davalı lehine konulan ipotek şerhinin taşınmaza işlendiği, bayilik ilişkisi devam ederken müvekkili tarafından davalıya Bakırköy ...Noterliğinin 13/07/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, bu ihtarname ile 18/09/2015 tarihinde biten bayilik sözleşmesinin uzatılmayacağı ve davalıya ait logo ve giydirmelerin gelip alınması gerektiğinin ve kira şerhinin kaldırılması gerektiğinin ihtar edildiğini, bu ihtarnameye istinaden, davalının, gerçek dışı olarak EPDK'ya sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiğini bildirdiğini, davalının, sözleşmeyi devam ettirmek için değişik girişimlerde bulunduğunu, fakat, müvekkilinin buna boyun eğmediğini, bunun üzerine davalının 31/08/2015 gece yarısı itibari ile müvekkiline akaryakıt vermeyi kestiği oysa ki sözleşmenin en erken 18/09/2015 tarihinde sona ereceğini, kaldı ki fiilen akaryakıt verilmeye başlanan tarihin 20/09/2010 olduğunu, davalının bu tarihlerden önce akaryakıt verilmesini kesmekle sözleşmeye aykırı davrandığını, akaryakıt verilmesinin kesilmesi üzerine, müvekkili tarafından, davalıya Beşiktaş ... Noterliğinin 02/09/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ayrıca Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/104 D. İş sayılı tespit dosyası ile tankta akaryakıt kalmadığının ve zararlarının tespitine ilişkin talepte bulunulduğunu, davalının, 1 ay süre ile akaryakıt sevkiyatı yapmayarak mevzuata ve sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinin, maddi ve manevi zararına sebebiyet verdiğini, davalının en az 18 gün önceden akaryakıt verilmesini kesmekle haksız rekabete yol açtığını, bu nedenle fazlaya dair uğranılan zararlar saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00-TL maddi tazminatın 31/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve 50.000,00-TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkilini mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Davacının müvekkilinden kaynaklanan herhangi bir zararının olmadığını, Sözleşmenin bitiş tarihinin davacı tarafından yanlış belirtildiğini, bitiş tarihinin 31/08/2015 tarihi olduğunu, davacı tarafa akaryakıt tedariki hususunda imkan sağlanması görüşmelerinin davacı tarafından geri çevrildiğini, tek taraflı olarak davacı tarafından Sulh Hukuk Mahkemesine yaptırılan tespitin kabul edilemez olduğunu, manevi tazminat şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Limited Şirketi ile davalı ... A.Ş. arasında 31/08/2010 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalanmıştır. Buna göre, davacı şirket tarafından kendi adına kayıtlı İstanbul ili Bağcılar ilçesi ... Ada, ... Parsel'de kayıtlı taşınmazdaki akaryakıt istasyonunda 18/09/2015 tarihine kadar davalı ... bayisi olarak faaliyet göstermesi konusunda anlaşılmıştır. Davacı tarafından, Bakırköy ....Noterliğinin 13/07/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin uzatılmayacağının davalıya bildirilmesi üzerine davalının sözleşme süresi dolmadan önce akar yakıt dağıtımını durdurduğu ve dolayısıyla davacının maddi ve manevi zararına sebebiyet verdiği ileri sürülmektedir. Bu çerçevede, taraflar arasındaki kira sözleşmemeleri, tarafların mali kayıtları arasında sektör uzmanının da bulunduğu uzman bilirkişiler marifetiyle inceletilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 20.09.2010 tarihinde yürürlüğe girdiği, dolayısıyla 5 yıllık sürenin 20.09.2015 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalının sözleşmenin 31.08.2015 tarihinde sona ermiş olduğu yönündeki savunmasına itibar edilmemiş; dolayısıyla davalı tarafından akaryakıt dağıtımının sözleşmeye aykırı olarak 20 gün erken sonlandırılması nedeniyle tazminat koşullarının oluştuğu değerlendirilmekle bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen denetime elverişli raporlar hükme esas alınmak suretiyle toplam 59.887,90 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, 59.887,90TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki 31.08.2010 tarihli ve 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi'nin yenilendiği yönünde EPDK'ya bildirim yapılmadıkça akaryakıt dağıtım şirketi olan davalı müvekkil şirketin davacı şirkete akaryakıt temini yasal olarak mümkün olmadığını, bu nedenle davacı şirket tarafınan taraflar arasında sözleşme bulunmayan ''01.09.2015-18.09.2015 tarihleri arası dönem'' için akaryakıt temin edilmediğinden bahisle hiçbir hak ve kar kaybı talebi dinlenilmediğini, davacı şirketin davalı müvekkil şirkete bu dönem için ek veya yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanması yönünde bir irade beyanında bulunmuş olması ve fakat davalı müvekkil şirketin de bu irade beyanına olumsuz yanıt vermiş olması gerektiğini, davacı şirketin bu yönde bir talebi ve irade beyanı söz konusu olmadığına göre anılan 17 günlük dönem için akde aykırılıktan söz edilmediğini, bu durumda davacı şirketin sözleşme bulunmayan dönem için akte aykırılığa dayalı maddi ve manevi tazminat talebinin yasal dayanağı bulunmadığını, yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, arz edilen nedenlerle davanın kabulüne dair usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, akaryakıt bayiilik sözleşmesinin davalı dağıtıcı firma tarafından ihlali nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı, davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemesince 2016/529 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen davanın reddine ilişkin kararın istinafı üzerine dairemizce davalının sözleşmenin süresinden önce davacıya mal tedarik etme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, davacının talebi ile bağlı kalınarak (31.08.2015-18.09.2015 tarihleri arasında) maddi ve manevi tazminat talebi hakkında, gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden inceleme yapılmak suretiyle toplanacak tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, ilk derece mahkemesince 2021/330 Esas sayılı dosya üzerinden kaldırma kararı gereği yerine getirilmeyerek davanın reddine karar verilmiş, dairemizce aynı gerekçe ile kaldırma kararı verilmesi üzerine 2022/271 Esas üzerinden ilk derece mahkemesince kaldırma kararı sonrası eksiklik giderilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı, davalı ile akdedilen 5 yıl süreli akaryakıt bayiilik sözleşmesi gereğince, davalının bayiiliğini üstlendiğini, davalıya sözleşmenin bitim tarihinden önce gönderilen ihtarnamede, sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirildiğini, bunun üzerine, davalının sözleşmenin süresinden önce, davacı bayiye mal tedarikini durduğunu, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını iddia etmiş, davalı ise, 5 yıl süreli sözleşmenin süresinin bitiminden itibaren sona erdiğini, dolayısıyla davacıya mal tedarikinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında alınan mali müşavir ve akaryakıt sektör bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda, “Davacının Bağlı olduğu Kocasinan Vergi Daire Müdürlüğüne süresi içinde vermiş olduğu kurumlar beyannamesi eklerinden olan gelir tablosuna göre mal satış karı/Net satışlar * karlılık oranına göre 1.322.364,99/22.956.753,50= %5,76 mal satış kar oranı davalı tarafından akaryakıt sevkiyatı yapılmadığı için 1.039,546,97 TL hasılat kaybı yaşadığı %5,76 karlılık oranına göre 1.039.546,97*5,76/100= 59.877,90 TL mahrum kaldığı karı olduğu tespit edilmiştir. Dairemizin önceki kararında belirtildiği üzere; taraflar arasındaki 31.08.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin “Sözleşme Süresi ve Fesih” başlıklı 15. maddesinde; “Bu sözleşmenin süresi, imzalandığı tarihten itibaren 5 (beş) yıl olup, akaryakıt istasyonunda fiilen akaryakıt satışına daha sonraki bir tarihte başlanması halinde, söz konusu 5 yıllık sürenin başlangıcı, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu gereğince, bayiilik lisansı alınmış olarak fiilen ilk akaryakıt satışı yapılan tarih olacaktır. Süre, hitamından itibaren tarafların yazılı mutabakatı ile yine 5 (beş) yılı geçmemek şartıyla uzatılabilir..”Yine taraflar arasındaki 27.08.2010 tarihli protokolün 5/F bendinde; “Bayii, bayiilik lisansını da tamamlamış olarak, akaryakıt istasyonunda akaryakıt satmaya en geç 19.10.2010 tarihinde başlayacaktır.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davalı tarafından EPDK’ya gönderilen 13.08.2015 tarihli yazısında, davacı bayiinin 13.07.2015 tarihli ihtarnamesi ilgi gösterilerek, sözleşmenin 31.08.2015 tarihinden itibaren feshedileceği bildirilmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl süreli olup, 31.08.2010 tarihinde imzalandığı, davacı bayii tarafından davalıya gönderilen 13.07.2015 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin süresi bitimi olan 18.09.2015 tarihinden sonra yenilenmeyeceğinin bildirildiği, davalı dağıtım şirketi tarafından, 5 yıl süreli sözleşmenin 31.08.2015 tarihi itibari ile sona erdiğinden bahisle davacıya bu tarihten itibaren mal tedarikini durduğu ihtilafsız olup, uyuşmazlık sözleşmenin başlangıç süresi noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacı bayiinin davalı şirketin bayii olarak lisans tadilini yaptığı tarihin 20.09.2010 olduğu belirtilmiş ve fakat anılan sözleşme hükmünden, davacı bayiinin akaryakıt satış istasyonundan fiilen satış yaptığı tarihinin sözleşmenin başlangıç tarihi olarak belirlenmesi gerekirken, davalı dağıtım şirketinden ilk mal alış tarihi olarak 11.10.2010 tarihi tespit edilmiş ise de, bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmadığından sözleşmenin başlangıç tarihinin 11.10.2010 olarak kabulü gerekir. Bu durumda, taraflar arasındaki 5 yıl süreli sözleşmenin başlangıç tarihi, 11.10.2010 tarihi olup, 11.10.2015 tarihi itibari ile süresi sona ereceğinden, davacının sözleşmenin süresinden önce davalıya gönderdiği sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin ihtarında, sözleşmenin süresinin sona erme tarihini 18.09.2010 olarak göstermesi, sözleşmenin süresinden önce feshi anlamına gelmez. Davalı dağıtım şirketinin, EPDK’ye gönderdiği yazı içeriği de dikkate alındığında, her ne kadar davacıya açıkça sözleşmeyi feshettiğini bildirmemiş ise de, 31.08.2015 tarihi itibari ile davacıya mal tedarikini durdurarak sözleşmeyi süresinden önce sona erdirdiğinin kabulü gerekir. Alınan bilirkişi raporunda davacı ticari defter ve dayanakları incelenerek yapılan hesaplama gereğince davacının maddi tazminat talebi yönünden talebin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Manevi tazminat talebi yönünden ise; Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut uyuşmazlıkta ispat yükü üzerinde olan davacı, davalı şirketin davaya konu haksız uygulamaları sebebiyle verilen zarar ile ciddi anlamda müşteri kaybına uğradığını, ticari itibarının zedelendiğini manen yıprandığını dosya kapsamındaki deliller ile ispat edememiştir. Bu durumda mahkemece manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerindedir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmakla birlikte manevi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının manevi tazminat davası yönünden kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle manevi tazminat davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu mahkeme kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Maddi tazminat yönünden DAVANIN KABULÜNE, 2-59.887,90TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Manevi tazminat talebinin REDDİNE, 4-Maddi tazminat yönünden ;492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.090,30-TL karar ilam harcından, peşin ve ıslah harcı toplamı 1.877,30-TL'nin mahsubu ile geriye kalan 2.213,00TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Manevi tazminat yönünden dairemiz karar tarihi itibari ile ve 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafında yatırılan peşin harçtan karşılanan toplam 1877,30- TL peşin harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 10/3 ve 10/4 maddeleri uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yatırılan 29,20-TL başvuru harcı, 5.550,00-TL bilirkişi ücreti, 386,50-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam -TL'nin davanın kabul/ ret oranına göre ( dava % 54 kabul ) hesap ve takdir olunan 3205,71- TL' sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yatırılan, toplam 4.500,00-TL bilirkişi ücreti'nin davanın kabul/ ret oranına göre ( dava % 46 ret ) hesap ve takdir olunan 2.070,98 TL' sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.169,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-İstinaf posta masrafı olarak sarf edilen 200,00 TL' nin davacı gider avansından sarf edildiği anlaşılmakla; bu giderin davacı üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.11/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenSatımdankaldırılmasınaKaynaklanan)istinafkabulünereddinedereceistanbulgerekçesebepleri(Ticarikararıkısmenaaüt'ilerikabulüAlacaknumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim