SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1008

Karar No

2024/1034

Karar Tarihi

5 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1008

KARAR NO: 2024/1034

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/05/2024 (Ara Karar)

NUMARASI: 2019/377 Esas (Derdest)

TALEP: Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/07/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; mahkememiz dosyasından yürütülen yargılamada aşağıda ayrıntıları açıklanan gerekçelerden hareketle 6102 sayılı TTK'nun 638/2. fıkrası mucibince davalı/birleşen dosyada davacı şirket ... Limited Şirketi'nin mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir koyulması talebinde bulunma zarureti doğduğunu, somut dosyanın 2006 yılından itibaren süregelen safahatı gözetildiğinde ... hakim ortağı ve Müdürler Kurulu Başkanı sıfatında bulunan davalılardan ... ve de kontrolündeki diğer davalıların muvazaalı işlemleri vasıtasıyla şirket mal varlığının ve dolayısıyla müvekkili ... ayrılma akçesinin azaltılmaya çalışıldığının mahkeme kararlarıyla sabit kılındığını, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/85 esas sayılı dosyasından davalılardan ...'nin, davalı ... ile haksız rekabette bulunduklarının tespit edildiğini, zikredilen saikin cezai boyutta yansımasının da, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/122 esas sayılı dosyasından davalılardan ... hakkında sahte ortaklar kurulu kararı tanzim etme suçundan verilen mahkumiyet hükmüyle tezahür ettiğini, nitekim, akabindeki süreçte de davalılardan ...nin yönlendirmesiyle ticari ve mali gereksinim bulunmamasına rağmen dürüstlük kuralına ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olarak sermaye artırım kararları alındığını ve defaten müvekkili ...'nin ...'daki hisse oranının azaltılması amacı güdüldüğünü, görüleceği üzere; yargılamanın derdest bulunduğu vasati 20 yıllık süre boyunca temel saik, davalılardan ...'nin müvekkili ... beslediği şahsi husumeti sebebiyle, muvazaalı işlemler vasıtasıyla müvekkili hakkını gasp etmeye yönelmiş ve anılan girişimlere muhtelif vasıtalarla hukuki boyut kazandırılmaya çalışıldığını, somut dosyada müteaddit biçimde belirtmelerine rağmen gelinen sürece değin gözetilmeyen ve doğruluğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmayan şirketi ortaklara borçlandırma usulü, aşağıda açıkladıkları üzere afaki boyutlara tırmandırıldığını ve soyut nitelikteki mali veriler sebebiyle şirketin borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunduğundan kasıtla İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/166 esas sayılı dosyasından konkordato istemine başvurulduğunu ve de anılan dosyadan 11.03.2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, zikredilen dosyanın UYAP üzerinden celbini talep ettikleri, üst maddede belirtilenler ışığında ... mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir koyulması zaruretini ortaya koyan ve de şirketin kötü niyetli biçimde yönetildiğini tevsik eden hususların, mahkememiz dosyasına sunulan 01.01.2024 düzenleme tarihli bilirkişi heyet raporunda da fahiş nitelikteki hesaplamalara konu edilen şirket adına kayıtlı; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel ve ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel tapu bilgili taşınmazların İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/166 esas sayılı dosyasından konkordato talebinde bulunulmadan da önce Şubat-2024 döneminde davalılar tarafından elden çıkarılmış olup, anılan hususa konkordato dosyasından yaptıkları harici inceleme neticesinde vakıf olunduğunu, mahkememizce de UYAP sistemi üzerinden ...'ya ilişkin aktif ve pasif taşınmaz sorgusu yapıldığında zikredilen durumun kolaylıkla tespit edilebileceğini, dosya kapsamına sundukları 19.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerin de belirttikleri üzere, taşınmazların bulunduğu bölgedeki metre kare fiyatları gözetildiğinde toplamda 50.000.000,00 - 60.000.000,00 TL değerindeki taşınmaz, ticari yahut ekonomik gereksinim bulunmamasına karşın salt mal varlığını azaltmak kastı ile tasfiye edildiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 288. maddesinde geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı düzenlendiğini, kesin mühletin borçlu bakımından sonuçlarını ihdas eden aynı Kanunun 297. madde hükmüne göre de; borçlunun, Mahkeme izni bulunmaksızın taşınmazını devretmesi ve takyit etmesi hükümsüz sayılmakla birlikte, ... tarafından Kanun hükmü çevresinden dolanılarak yerel Mahkemece geçici mühlet kararı verilmeksizin taşınmazların satışı yoluna gidildiğini, saptırılan ve de soyut nitelikte kayıtlar içeren bilanço verileri doğrultusunda borçlarını vadesinde ödemekte acze düştüğünü ileri süren davalı ...'nın, şirket mal varlığı içerisinde önemli raddede yer kaplayan taşınmazlarını Kanuni sınırlamaya takılmamak maksadıyla İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/166 esas sayılı dosyasından geçici mühlet isteminde bulunmadan hemen evvel elden çıkarması kötüniyeti perçinlemekte olduğunu, dosya kapsamına sundukları 19.01.2024 tarihli itiraz dilekçe vasıtasıyla, 01.01.2024 düzenleme tarihli bilirkişi heyet raporu uhdesindeki hesaplamaların Mahkememizce hükme esas alınamayacağı gerekçeli biçimde açıklandığını, zikredilen dilekçeleri muhtevasında bulunan ayrıntılı itirazlarımıza atıfta bulunmakla beraber; dosyanın geçirdiği safahat ve de dosya içeriğindeki evrak yoğunluğunu da gözeterek itirazlarını mükerrer biçimde sunma külfetinden kaçındıklarını, Yargıtayın müstakar içtihatlarında vurgulandığı üzere; şirket paydaşlığının çekilmez statü içerisinde bulunduğu ve paydaşlar arasında somut ihtilafın bulunduğu durumlarda, şirketin bilanço verilerinin, şirketin hakim ortaklarınca gerçeğe aykırı şekilde tutulması olasılığının bertaraf edilmesi gerektiğini, dosyada müteaddit olarak zikredilmesine karşın gelinen aşamaya kadar; şirketin bilanço kayıtlarındaki afaki ve soyut tutarlarla paydaşlara borçlu gözükmesine yönelik dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında inceleme yapılmadığını, öyle ki dosyada mübrez bilirkişi raporlarında incelenen bilançolarda, yargılamanın süregeldiği 2006 yılından itibaren yüksek oranlardaki cari hasılata rağmen, paydaşlarına sermayesinin oldukça üstünde kalan tutarlarla borçlandığının kayıt altına alındığını, yukarıda da belirtildiği üzere, ayrılma akçesinin tespitinde esas alınacak şirket değerleme yönteminde; bilanço verilerindeki paydaşlara borç kaydına yönelik, borçlandırıcı ilişkinin dayanağı ve somut gerçeklikle bağdaşıp bağdaşmadığının ayrıntılı biçimde araştırılmasının Yargıtay içtihatlarının gereği olduğunu, nitekim davalılar vekilince dosyaya sunulan beyanlarda davalı şirketin ticari hayat standartlarının üstündeki yönetim anlayışıyla ve yüksek karlılık oranlarıyla yönetildiğinin belirtilmesine karşın; paydaşlardan alınan borcun gerekçesine dair açıklama yapılmadığını, zikredilen muammayı da, şirketin kuruluşundan itibaren kar payı dağıtımına girişmemesine rağmen, başkaca gelir kaynağı bulunmayan paydaşların hangi kaynaktan nemalanmak suretiyle şirkete borç verdikleri sorunsalı perçinlemekte olduğunu, ezcümle; borçlandırıcı işlemin şirket ticari kayıtlarına işlenip işlenmediğine, borçlandırıcı işlemde belirtilen tutarlarda şirket kasasına nakit girişinin sağlanıp sağlanmadığına ve de borçlandırıcı işleme olağan ticari akış içerisinde gerek bulunup bulunmadığına dair detaylı inceleme ve araştırma yapılmaksızın yargılamanın gelinen aşamaya kadar sürdürülmesi hatalı neticeyi doğurduğunu, üst maddede zikredilen hususların bilanço verileri üzerinde detaylı irdeleme zorunluluğunu yeknesak biçimde ortaya koymaktayken; şirket bilançolarındaki muvazaa iddiamıza ilişkin davalı şirketin 23.02.2024 tarihli Olağan Genel Kurulu sürecinin aydınlatılmasının zaruri olduğunu, ekte sundukları 29.01.2024 tarihli TTSG ilanından da tespit edileceği üzere somut dosyanın davalısı ... Limited Şirketinin 23.02.2024 tarihinde 2023 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının yapılacağı ilan edilmiş ve de zikredilen ilan metnine de 2023 yılına ilişkin finansal tabloların ve Müdürler Kurulu faaliyet raporunun toplantıdan en az 15 gün önce şirket merkezinde paydaşların incelemesine sunulacağı dercedildiğini, 6102 sayılı Kanunun 437/1. fıkrası doğrultusunda şirket paydaşlarının bilgi edinme hakkını kullanması noktasında Kanuni zorunluluk teşkil eden durumun, müvekkiline gönderilen Kartal ... Noterliğinin 19.01.2024 tarihli ve de ... yevmiyeli ihtarnamesiyle de tekrarlandığını, şirketin finansal durumundan salt Mahkeme dosyasına sunulan bilirkişi raporlarındaki tespitler vasıtasıyla muttali olan ve yargılamanın süregeldiği 2006 yılından itibaren şirketten bağımsız tutulan müvekkili, bilgi edinme hakkı kapsamında; vekilleri Av. ... ve de Av. ...'yu 2023 yılı finansal tablolarının ve Müdürler Kurulu faaliyet raporunun incelenmesi adına görevlendirilmiş ve ismi zikredilen avukatlar tarafından 21.02.2024 tarihinde şirket merkezine gidilmişse de, davalı şirket Yönetim Kurulu başkanı diğer davalı ... tarafından anılan kayıtların hazır bulunmadığı noktasında bilgilendirme yapıldığını, belirtilen durum üzerine, finansal tabloların ve faaliyet raporunun hazır edilerek incelemeye sunulması amacıyla davalı şirket merkezinde 2 saati aşan sürede beklenilmesine rağmen ilgili kayıtların hazır edilmemesi üzerine inceleme yapılmaksızın şirket merkezinden ayrılındığını ve anılan hususta Tutanak düzenlendiğini, yukarıda da açıklandığı üzere, taraflarınca 2023 yılına ilişkin finansal tablolar ve Müdürler Kurulu faaliyet raporu incelemesi yapılamadan 23.02.2024 tarihinde şirketin Olağan Genel Kuruluna iştirak edildiğini ve 21.02.2024 tarihinden sonra düzenlenen ilgili kayıtlar toplantı tarihinde tarafımıza ibraz edildiğini, 23.02.2024 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında alınan kararların butlanına ve iptaline yönelik dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, somut dosyada müteaddit biçimde ileri sürülen bilanço verilerindeki saptırma ve muvazaa içerikli kayıt hususlarının göstergesi niteliğindeki 2023 yılı nihai bilançosunun Mahkememize ibraz edilme zarureti doğduğunu, dosyada mübrez 01.01.2024 düzenleme tarihli bilirkişi heyet raporunda 30.09.2023 tarihli mali verilere yönelik inceleme yapılmış ve dolayısıyla Eylül-2023 dönem sonu bilançosu incelemede esas alındığını, ilgili rapordaki tespitlere itirazlarımızı ve bilanço kayıtlarının gerçeği yansıtmadığına yönelik iddiamızı tekrarlamak kaydıyla rapor metnine dercedilen; "Şirketin 2023-Eylül bilançosunda paydaşlara 12.530.863,11 TL borçlu olduğu, Şirketin 2023-Eylül döneminin sonuna kadar ilaç satışlarından 323.435.805,00 TL cari hasılat elde ettiği" hususlarını, 2023 dönem sonu bilançosuyla kıyaslamak adına hatırlatmak gerektiğini, ekte sunulan 2023 yılı nihai bilançosu Mahkemenizce de incelendiğinde görüleceği üzere; Eylül-2023 dönemi itibariyle paydaşlara 12.530.863,11 TL borçlu olan davalı şirket, 2023 dönem sonu bilançosunda paydaşlara 46.586.578,11 TL borçlu gözükmektedir. Üst maddede belirtilen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E. 2024/166 sayılı dosyası nezdinde yapılan inceleme neticesinde şirket ortaklarından; ... 10.859.578,11 TL, ... ise 35.727.000,00 TL tutarında ... alacaklı bulunduğunun görüldüğünü, bilanço kayıtlarında, şirketten alacaklı gözüken ortakların kimliklerinin şaşırtıcı olmamakla beraber; ...'nın hakim ortağı ve kesinleşen Mahkeme kararlarıyla muvazaalı eylemlerle iştigal ettiği sabit kılınan Müdürler Kurulu Başkanı olduğunu, ... hususunda ise mahkememizi aydınlatmak gerektiğini, ...; ...'nin iştirak halinde suç işlediği ... ile evliliğinden olan 07.10.1998 doğum tarihli oğlu ve somut dosyanın davalısı sıfatında olduğunu, zikredilen davalının günümüz itibariyle 25 yaşında olmakla beraber, yurt dışındaki eğitimini kısa vade öncesinde tamamlayarak Türkiye'ye geldiğini, müvekkili ... ve diğer davalı ...'nin olumsuz oyuna karşın oy çoğunluğuyla sınırlı yetkili müdür sıfatıyla seçildiği 23.02.2024 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı'na kadar, hakim ortak ... tarafından herhangi bir mesleki tecrübesi ve çalışma geçmişi olmayan ... şirket içerisinde muhtelif görevler verildiğinin bilindiğini, oysa ki, bilanço verilerine de yansıtılan somut durum karşısında mahkememizce de takdir edileceği üzere şu sorunun sorulma zarureti doğduğunu, ... kuruluşundan itibaren kar payı dağıtmamasına karşın, henüz 25 yaşında olan ve hiçbir mesleki tecrübesi bulunmayan ..., şirkete borç verdiği 35.727.000,00 TL'yi hangi vasıtayla kazandığını, özetle; davalı şirketin 2023 yılının son çeyreğinde, yukarıdaki vurgulanan cari hasılata ve yüksek karlılık düzeyine karşın toplam 34.055.715,00 TL daha borçlandığını, somut dosyanın ikame edildiği 2006 yılından itibaren süregelen davalı şirketin ortaklara fiktif para hareketleriyle borçlandırılmasına yönelik kronik alışkanlık 2023 yılının nihai bilançosunda kuşkudan uzak biçimde tezahür etmiş olup; mahkememizce gelinen aşamada mutlak surette gözetilmesi gereken husus davalı ...'nın gerçek değerinin şirket ile ortaklar arasındaki borç ilişkisi çözümlenmeden belirlenemeyecek olmasıdır. Nitekim, davalı ... haricinde başkaca gelir kaynağı bulunmayan davalı paydaşların, kar payı da dağıtılmadığından afaki tutarlarda şirkete borç vermesi hayatın olağan akışına açık biçimde aykırılık teşkil etmekte olduğunu, dilekçelerinin (6) numaralı maddesinde de değinilen Yargıtay uygulamasında şirket ile ortaklar arasındaki borç ilişkisinin araştırılma gerekliliği içtihat edilmekle beraber, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hiçbirinde anılan yönde inceleme yapılmamasının eksik inceleme ve isabetsizlik oluşturduğunu, somut dosya açısından hayati önem arz eden iddialarımızın aydınlatılması amacıyla davalılardan ...'nin şahsi banka hesaplarının tespitiyle, 2006 yılı itibariyle hesaplarındaki para giriş - çıkış hareketlerinin dosyaya celbi bakımından ilgili bankalara müzekkere yazılması gerekmekte olduğunu, ayriyeten, 2023 yılı son çeyreğindeki cari hasılatlar gözetilmeksizin 2023-Eylül dönemine kadar 323.435.805,00 TL piyasa rayicinde satış gerçekleştiren davalı şirketin 2023 dönemi net karını abesle iştigal edecek biçimde 660.598,94 TL olarak açıkladığını, yukarıda zikredilen durumların bilançolar uhdesindeki izansızlığı, tutarsızlığı ve verilerin saptırıldığını aşikare biçimde ortaya koyduğu noktasında tereddüt bulunmamakla beraber, anılan tespitin yapılması adına ekonomist, mali müşavir, muhasebeci veya bilirkişi sıfatına haiz olmak da gerekmediğini, yargılamanın derdest bulunduğu 2006 yılından gelinen safhaya kadar, bilanço kayıtlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunda detaylı ve de gerekçeli inceleme yapılması gerektiği müteaddit, ısrarlı ve yüksek sesli tutum içerisinde beyan edilmesine karşın, anılan hususta bilirkişi incelemesi yapılmadığını, oysa ki, somut durumda bilanço verilerine yansıtılan hususların, şirketin bilinçli biçimde somut gerçekliğe dayanmaksızın ortaklara borçlandırıldığını ve işbu suretle belirli ortaklara menfaat temin edildiğini tartışmadan uzak biçimde ortaya koymakta olduğunu, bilindiği üzere, haklı sebeple ortaklıktan çıkma davasında karar kesinleşmekle sonuçlarını doğuracağından kural olarak, ortağın hak ve borçları çıkma kararı kesinleşene kadar devam etmektedir. Şirketi kontrolü altında tutan hakim ortakların muvazaalı eylemlerle sebebiyet verme olasılığı bulunan olumsuz sonuçların oluşmasının engellenmesi adına kanun koyucu TTK'nun 638/2. hükmünde Mahkeme tarafından "dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve de borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veyahut davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere" karar verilebileceği düzenlendiğini, madde düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, ayrılan ortağın korunması amacıyla Mahkeme tarafından HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca varlık azaltıcı işlem ve eylemlerin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin E. 2018/596, K. 2018/876, T. 05.07.2018 künyeli kararında TTK'nun 638/2. maddesi kapsamında verilecek ihtiyati tedbirler bakımından şirket ile ortaklıktan çıkmak isteyen ortak arasında menfaat dengesinin kurulması gerektiği "davacının durumu teminat altına alınırken diğer yandan şirketin işleyişine de olanak tanınması hem aynı zamanda şirket ortağı olan davacının hem de davalı şirketin zarar görmeyeceği önlemlere başvurulması gerektiği” ibareleriyle açıklandığını, somut dosya yönünden değerlendirme yapıldığında, şirketin hayatın olağan akışına aykırı fiktif para hareketleriyle ortaklara borçlandırıldığını ve şirket duran mal varlıkları arasında önemli yer tutan taşınmazların geçici mühlet kararı verilmesinden hemen öncesinde elden çıkarıldığı da gözetildiğinde; HMK'nun 390. maddesinde aranan yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu noktasında tereddüt bulunmamakta olduğunu, şirketin ortaklara borçlandırılması yahut duran mal varlıklarının muvazaalı biçimde elden çıkarılması neticesinde, şirket değerinde azalmaya sebebiyet verilmesinin ve de doğal olarak ayrılma akçesinin azaltılmasının yanında, dava sonunda ayrılma akçesinin tahsilinin de zorlaştırıldığını, şirketin mevcut durumunda meydana gelebilecek değişimlerin engellenmesi amacıyla, şirketin faaliyetini sürdürmesi yönünden de tasarruf edilmesine gerek bulunmayan araçların ve ilaç ruhsatlarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin ve de anılan emtialar üzerindeki her türlü borçlandırıcı tasarruf işleminin mahkememizce verilecek ihtiyati tedbir kararıyla kısıtlanması gerektiğini, zikredilen doğrultuda verilecek ihtiyati tedbir kararıyla şirketin faaliyetini sürdürmesi ve müvekkili ...'nin haklarının korunması arasındaki menfaat dengesi sağlanacağı gözetildiğinde; HMK'nun 392. maddesi kapsamında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi zaruret teşkil ettiğini, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin E. 2024/166 sayılı dosyasının UYAP üzerinden celbini, davalı ... aktif ve pasif taşınmazlarının UYAP üzerinden sorgulanmasını, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... ve ... Parsel numaralı taşınmazların hangi bedel üzerinden kime devredildiğinin tespitine ilişkin Kartal Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılmasını, şirket paydaşlarından davalı ...'ye ait banka hesaplarının tespitine yönelik BDDK'ya müzekkere yazılmasını, (4) numaralı talebimizin ikmalini takiben tespit edilen bankalara ilgili davalıların 2006 yılı itibariyle banka hesap hareketlerinin gönderilmesi için müzekkere yazılmasını, şirketin mevcut durumundaki değişimlerin engellenmesi maksadıyla, şirket adına kayıtlı araç, demirbaş ve ilaç ruhsatlarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin kısıtlanmasına dair zikredilen emtialar üzerine TTK'nun 638/2. Fıkrası gereğince ihtiyati tedbir koyulmasına karar verilmesini talep etmiştir. talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosyanın geldiği aşama ve şirketin hali hazırda faal olması göz önünde bulundurulduğunda, davalı şirketi işlevsiz hale getirecek şekilde tedbir kararı verilmesinin menfaatler dengesine aykırı düşeceği ve yöneticilerin kusurları sonucu bir zararın doğması halinde yöneticilerin sorumluluğuna gidilebileceği anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine,..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket kayıtlarındaki muvazaalı eylemler vasıtasıyla şirket aktifinin pasifize edildiği ve de müvekkilin ayrılma akçesi alacağının azaltılmaya çalışıldığını, şirket aktiflerindeki azalmanın doğal sonucunun ayrılma akçesinin de azalmasına matuf olduğunu ve ihtiyati tedbir isteminin salt doğacak ayrılma akçesi alacağının tahsilini sağlamaya yönelik olmadığını, dosya kapsamında inceleme yapıldığında Şubat-2024 döneminde ... adına kayıtlı Kartal, İstanbul ilçesindeki ortalama 60.000.000,00 TL değerindeki taşınmazın elden çıkarılmış olup şirketin hakim ortakları tarafından tedbir istemine konu emtiaların tasfiyesine gidilmesi noktasında da önemli oranda risk bulunduğunu, tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesi neticesinde, Yerel Mahkemenin ihtiyati tedbir isteminin reddine yönelik ara kararının kaldırılarak, şirket adına kayıtlı araç, ilaç ruhsatı ve demirbaşlar üzerine ihtiyati tedbir koyulmasına karar verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Talep, limited şirket ortaklığından haklı olarak çıkma ve çıkarılma talepli ve çıkma payının ödenmesi, yönetici ve ortakların şirkete verdiği zararların tazmini davasında ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.6102 Sayılı TTK 638 maddesi gereği mahkemece dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verilebileceği düzenlenmiştir. HMK'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Somut olayda, dosyada gelinen aşama, toplanan deliller, davanın niteliği ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davalı şirketin mal varlığı değerlerine ihtiyati tedbir uygulanması koşullarının bulunduğu konusunda yaklaşık ispat şartını sağlamaya elverişli değildir. İddiaların varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaçtır. İlk derece mahkemesince ihtiyaç olduğunda gerekli tedbirlerin alınması mümkün olup, davanın bulunduğu aşama itibariyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf karar harcı ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbire itiraz eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenistinafileriderecesebepleriistanbulTazminattarihitaraflarıngerekçeesastaniddianumarasımahkemesikararıözetisavunmalarınıntalep

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim