Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/883
2024/1010
4 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/883
KARAR NO: 2024/1010
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/03/2024 (Ara Karar)
NUMARASI: 2024/257 Esas (Derdest)
DAVA: Ticari Ünvanın Korunması
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/07/2024
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: İhtiyati tedbir talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkile ait ticaret unvanının ve markasının davalı tarafından haksız kullanımının tespit ve yasaklanmasını, davalı Şirket’in müvekkil Şirketin marka hakkına tecavüz ettiğini ve aynı zamanda da bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğini ve bu durumun tüketiciler nezdinde de bir karışıklığa sebebiyet verebileceğini, davalı tarafından haksız kullanılan ticaret unvanının ticaret sicilden silinmesini, davalı araç ve mallarından müvekkil ticaret unvanının asli unsurunu oluşturan “...” ibaresinin silinmesini, mümkün olmadığı takdirde imhasına karar verilmesini, kararın Türkiye genelinde yayınlanan ulusal bir gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, karşı taraf vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ticaret ünvanı ile müvekkil şirketin ticaret ünvanları birbirine benzemediğini, davacının perakende sektöründe faaliyet göstermekte iken müvekkil şirketin ise toptan sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının tanınmış bir ticaret ünvanına sahip olmadığını, ürettiği ürünlerin müvekkil şirketin sektörü ile hiçbir ilgi ve alakasının olmadığını, davacının müşteri kitlesi ile müvekkil şirketin müşteri kitlesinin farklı olduğunu, müvekkil şirketin ticaret ünvanının tescilinden yaklaşık 7 yıl sonra huzurdaki davanın açılmasının MK m.2'ye aykırı olduğunu, davalının huzurdaki davayı yasal sürede açmadığını, müvekkil şirketin ticaret ünvanının davacının ticaret ünvanına herhangi bir tecavüz teşkil etmediğinin açık olduğunu ve müvekkil şirketin herhangi haksız bir yarar elde etmesinin söz konusu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davacının geçici tedbir talebinin davalı taraf adına tescili ticaret unvanının kullanılmasının haksızlık teşkil ettiğine yönelik bu aşamada yaklaşık ispat koşulları oluşmadığı, dosyanın henüz dilekçeler aşamasında olduğu davaya konu uyuşmazlığı çözecek şekilde tedbir kararı verilemeyeceğinden talebin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil Şirket ... Tic. A.Ş. 27.07.1990 tarihinde kurulmuş olduğunu, şirketin kuruluşu 01.08.1990 tarih 2578 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescil ve ilan edildiğini, şirketin kurulduğu günden bu yana, ... markalı ürünlerin üretilmesi, dağıtılması ve pazarlanması alanında iştigal etmekte olduğunu, davalı Şirketin ise İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne “... Limited Şirketi” unvanı ile 02.09.1988 tarihinde tescil edildiğini ve 09.09.1988 tarihinde de Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilerek faaliyetine başladığını, genel anlamda metal ürünlerin üretimi, alımı, satımı gibi faaliyet alanlarında iştigal eden davalı Şirketin 2017 yılında bir esas sözleşme değişikliğine giderek gıda maddelerinin üretimi, alımı, satımı, dağıtımı vb. faaliyet alanlarında iştigal etmek üzere “... Ticaret Limited Şirketi” unvanı ile faaliyet göstermeye başladığını, davalı şirket tarafından unvan ve amaç konuları başta olmak üzere yapılan bu esas sözleşme değişikliği 6.10.2017 tarihinde tescil, 12.10.2017 tarih 9428 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, davalının değiştirerek kullanmaya başladığı ticaret unvanının asli unsuru olan “...” ibaresi müvekkil şirket ticaret unvanının asli unsuru ile aynı olduğunu ve aynı zamanda müvekkil şirket’e ait ... numaralı “...” ibareli marka başta olmak üzere “...” ibaresini içeren tüm markaları iltibas oluşturmakta ve müvekkil şirket markalarına ve ticaret unvanına tecavüzde bulunduğunu, işbu durumun aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, buna ek olarak davalı, yapmış olduğu esas sözleşme değişikliği ile müvekkil şirket’in esas faaliyet alanı olan gıda sektöründe de faaliyet göstermekte olduğunu ve faaliyetini gösterirken “...” ibaresini kullanarak sektöründe tanınmış olan müvekkil şirket ile irtibatı olduğu izlenimini yarattığını beyanla, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Talep, derdest ticaret unvanının haksız kullanımının tespiti ve yasaklanması davasında ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemidir.İlk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İhtiyati tedbir talep eden uyuşmazlık konusu olan ticaret unvanının yargılama süresince davalı tarafça kullanımının durdurulması yönünden ihtiyati tedbir talep edilmiştir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. "Aynı Kanun'un 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.İhtiyati tedbir yasada geçici hukuki korumalardan olup, Kanun hükmü, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu düzenlemiştir. Eldeki uyuşmazlıkta dosyaya bu aşamada sunulan deliler ve dosyanın bulunduğu aşama itibariyle ihtiyati tedbir verilebilmesi için davacının iddiaları yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf karar harcı ihtiyati tedbir talep eden tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09