SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1001

Karar No

2024/1002

Karar Tarihi

4 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1001

KARAR NO: 2024/1002

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/12/2020

NUMARASI: 2019/152 Esas - 2020/885 Karar

DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/07/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin davalı şirket ile 22.10.2010 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalının ortada hiçbir sebep yok iken Beyoğlu ...Noterliğinin 24.05.2017 tarih ... yevmiye no'lu azilname ve yine aynı noterlikten ... yevmiye no'lu acentelik vekaletnamesini gönderdiğini ve Hayatdışı Sigorta branşlarına ve özellikle Kara Yolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (TRAFİK) Sigortalarına ekranını yasaklı ekran haline getirdiğini ve poliçe kesmelerine engel koyduğunu, bu tarihten sonra müşterilerine davalı ... A.Ş'nin trafik sigortası ve hayatdışı sigorta yapamadığını, davalı ... şirketi ile 7 yılı aşkın bir süredir kesintisiz çalışmakta olduklarını, bu süreçte davalı şirkete acentelikleri sayesinde kar yaptırdığı halde sırf Trafik sigortası kesmemeleri için ekranı kapattığını, Hazine Müsteşarlığında Trafik Sigortası Ruhsatı bulunduğu halde ekranını kapatmasının yasaya aykırı olduğunu, ekranını haksız yere kapatan şirketin bu dönemden sonra tarafına başka branşlarda poliçe kesme hususunda baskı kurduğunu, ardından da Beyoğlu .... Noterliğinin 19.03.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu azilnamesi ile haksız yere acenteliğinin fesih edildiğini, davalı şirkete TTK ilgili maddeleri gereğince azil ve fesih tarihinden sonra doğan zararlarının tazmininin bilirkişi marifeti ile hesaplanarak tarafına ödenmesi için iş bu davayı açmak durumunun gerektiğini beyanla, acentelik sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak fesih edilmesinden kaynaklı 60.000,00 TL (Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) denkleştirme ve portföy tazminatı bedelinin yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine, yargılama giderlerin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,Müvekkili olan şirketin acenteliğini yapmakta iken acentelik sözleşmesinde öngörülen yükümlülüklere aykırılığı sebebiyle sözleşmesi feshedilen davalı acenteliğin portföy/denkleştirme tazminatı adı altında açtığı işbu davanın reddinin gerektiğini, davacı şirket ile müvekkili olan şirket arasında 24.06.2010 tarihinde bir acentelik sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye istinaden davacı şirketin müvekkili olan şirketin acenteliğini üstlendiğini, davalı acenteliğe de 2017 yılı için bir hedef verildiğini, davalının da önceki yıllarda olduğu gibi hedefi kabul ederek çalışmaya devam ettiğini ancak yılın ortasına gelindiğinde hedefe yaklaşamadığı, çok gerisinde kaldığı görülünce 15.08.2017 tarihinde bir uyarı yazısı yazıldığını ve hedeflere uyması istendiğini, ancak bu uyarıya rağmen de acente de bir gayret bir istek görülmeyince ve hedeflerin çok gerisinde kaldığı anlaşılınca; bu rasyolarla çalışan bir acente ile çalışmanın verimli olamayacağını, sektörde arzulanan konuma ulaşılamayacağı esasında hareketle 12.12.2017 tarihinde "verilen hedefleri tutturmadığı" gerekçesi ile acenteliğinin feshedildiğini, acenteliğin devamı süresi içerisinde getirdiği her üretim için mün'akit acentelik sözleşmesinde hak kazandığı tüm komisyonların eksiksiz bir biçimde kendisine ödendiğini, işbu dava ile istenen bedelin acentelik ilişkisinin sürdüğü dönemde taraflar arasında akdedilmiş olan Acentelik Sözleşmesinde yazılı komisyonlar değil, acenteliğin feshinden sonra devam ettirildiği iddia edilen üretime ilişkin Portföy/denkleştirme tazminatı olduğunu, davacı şirketin hiçbir somut delil, bilgi, poliçe numarası vermediğini, bu koşullar altında ne tazminatın belirlenmesinin mümkün olduğu ne de portföy tazminatı istenebilmesinin mümkün olduğunu beyanla, davanın reddine, masraf ve yargılama giderlerinin davacı şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tarafların iddiaları ile toplanan deliller ve usulüne uygun olarak alınan bilirkişi raporu ile yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Beyoğlu .... Noterliği'nin 24/05/2017 tarih ... yevmiye numaralı "Azilname" ile acentenin acentelik vekaletnamesinin yenilenmesi nedeniyle mevcut vekaletnameden azli ihtar ve ihbar edildiği ve Beyoğlu ... Noterliği'nin 24/05/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı acentelik vekaletnamesi gönderildiği, bu vekaletnamede her herhangi bir neden belirtilmeden karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortasının hariç tutulduğunun belirtildiği, davacı tarafından trafik sigortası ekranının kapatıldığının belirtildiği ve ekranın kapatıldığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, sonrasında davalı Sigorta Şirketi tarafından Davacıya gönderilen 15/08/2017 tarih ve 03-1000/93 sayılı yazıda, Eylül ayı sonuna kadar portföy dağılımının ... ekranlarında görebilecekleri branş bazında hedeflerine uygun hale getirilmesi ve bu konuda çaba göstermelerini bu hedeflere ulaşılamaması durumunda acentelik ilişkisinin gözden geçirileceğinin belirtildiği, Beyoğlu .... Noterliği'nin 12/12/2017 tarih ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi ile 22/04/2010 tarihli Acentelik Sözleşmesinin bu ihtarnamenin taraflarına tebliği tarihinden itibaren geçecek 3 ayın sonunda fesih edileceği belirtilerek Beyoğlu .... Noterliği'nin 19/03/2018 tarih ... yevmiye numaralı azilname ile acenteliğin feshi ile acentenin acentelik vekaletnamesinden azli ihtar ve ihbar edildiği görülmekle davalının davacı acente ile arasındaki sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediği kanaatine varılmakla davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; portföy tazminatının temel dayanak malzemesinin "fesihten sonra devam eden bir üretimin mevcut olması" olduğunu, fesihten sonra devam etmiş üretim yoksa portföy tazminatının da yok demek olduğunu, ancak bu unsurun tamamen görmezden gelinmiş fesihten sonra sadece binde iki oranında devam etmiş bir üretime portföy tazminatı hükmedildiğini, bunun yasal hiçbir dayanağı olmadığını, sigortacılıkta portföyün; ne anlama geldiği, portföy kavramının ne olduğu, her üretimin portföy olarak kabul edilip edilemeyeceği, özellikle trafik üretiminin porföy olarak kabul edilip edilmeyeceğinin hiç irdelenmediğini, feshin, TTK ve acentelik sözleşmesindeki öngörülere dayalı olarak yasal açıdan uygun ve geçerli nedenlerle yapıldığını, böyle bir feshin haksız fesih olarak kabulünün son derece yanlış olduğunu, TTK ve 5684 sayılı kanunda portföy tazminatının önemli unsurlarından biri olan haksız fesih unsurunun bu olayda gerçekleşmemiş olduğunun tartışmasız olduğunu, bu fiili tespite rağmen daha ilk unsur olan feshin haksız olması unsuruna aykırı düşecek şekilde davacıya portföy tazminatı hükmedilmesinin tam bir çelişki olduğunu, kararın bu açıdan da kaldırılması gerektiğini, üretiminin tamamı denecek ölçüde zorunlu sigortalara dayanan bir acenteye portföy tazminat hakkı doğmadığını, denkleştirme tazminatının en önemli unsuru olarak kabul edilen; "önemli kazanımın ne olduğu, sigortacılıkta önemli kazanımın nasıl sağlanabileceği" konusunda da tek bir saptama ve değerlendirme yapılmadığını, hak düşürücü süreden sonra yapılmış olan ıslah ile arttırılan bedelin ayrıca reddi gerekir iken kabul edilmesinin kanuna açık bir aykırılık oluşturduğunu, davacı tarafın davayı önce 60.000,- TL üzerinden, daha sonra da 14.09.2020 tarihli dilekçe ile 60.000, TL'lık talebe 84.118,10 TL daha ilave ederek müddeabihi 144.118,10 TL'ye çıkardığını, ıslah edilen bedelin tartışmasız bir biçimde reddi gerekir iken ıslah edilen bedelin de kabule konu yapılmasının doğru olmadığını, kararın bu açıdan da kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/152 E. 2020/885 K. sayılı kararı ile davalının, davacı acente ile arasındaki sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediği kanaatine varıldığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, bu nedenle davalı tarafın acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddiasının yerinde olmadığını, davalı tarafın, davacının trafik sigortası ekranını kapatmasının, sonrasında müvekkilin acentelik sözleşmesini feshetmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu kök ve ek raporlarından anlaşılacağı üzere davacının portföy tazminatına hak kazandığını, portföy tazminatının, acenteye, fesih sonrası alınan işler sebebi ile değil, işletmeye kazandırdığı veya çevresini genişlettiği müşteriler sebebi ile verilmekte olduğunu, acentelik sözleşmesinde, acentenin performans kriterlerini sağlayamamasının bir fesih nedeni olarak belirlenmiş olsa bile, bu haklı nedene dayalı fesih değil, geçerli nedene dayalı fesih olarak kabul edilmesi gerektiğini, geçerli nedene dayalı feshin, acentenin denkleştirme(portföy tazminatı) talebine engel olmadığını, davacının davalı şirkete kazandırmış olduğu müşteri çevresi nedeniyle, davalı şirketten portföy tazminatı talep etme hakkı bulunduğunu, bu hususun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE Dava, acentelik sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasıyla (denkleştirme) portföy tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf konusu uyuşmazlık temelde denkleştirme tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Portföy tazminatı hukukumuzda ilk kez 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 122. maddesinde düzenlenmiş olmakla birlikte bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 6762 sayılı eski TTK'nın yürürlükte olduğu dönemde de, doktrinde çoğunlukla kabul edildiği gibi yerleşik yargı kararları ile uygulama alanı bulmaktaydı. Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın Uygulanma Usulüne ilişkin 6103 sayılı yasanın 2/c maddesine göre,Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Aynı yasanın 4. maddesi uyarınca, eski hukuk yürürlükte iken gerçekleşmiş olup da, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Somut olayda, davalının fesih ihtarının 2015 tarihinde sonuç doğurduğunun kabul edilmesine göre, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak talep edilebilecek portföy tazminatı isteme koşulları ve miktarının tespitinde yeni kanun hükümlerinin uygulama alanı bulacağı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, portföy tazminatı, acentenin, sözleşmenin devamı süresince ticari faaliyetleri sonucu bir müşteri çevresi oluşturmuş veya genişletmişse, sözleşmenin feshinden sonra vekil edenin bu müşteri çevresinden yararlanmasının söz konusu olduğu hallerde vekil edenden talep edilebilecek bir tazminat türü olup, 6102 sayılı TTK 122. maddesinde düzenlenmiştir. TTK122/5 maddesi uyarınca; portföy tazminatı hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır. Portföy tazminatı istenebilmesi için maddede aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Sözleşmenin sona ermesi yeterli olup, hangi sebeple sona erdiğinin bir önemi yoktur. Sözleşme; sürenin son bulması, iflas, ölüm, kısıtlama veya feshi ihbarla sona ermiş olabilir. (Sabih ARKAN, Ticari İşletme, 2015, s.228 ) Bu noktada önemli olan, sözleşmenin sona ermesinde acentenin (tek satıcının) kusurlu bir davranışının olmamasıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/13003 E- 2017/1215 K sayılı 1.3.2017 tarihli kararı) Başka bir anlatımla, acentenin (tek satıcının) kusuru olmaksızın sözleşmenin her hangi bir şekilde sona ermesi durumunda talep edilebilecektir. Dava konusu olayda, fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine göre, sözleşmenin davacının bir kusuru olmaksızın davalı tarafından sona erdirilmesi ve diğer koşulların da bulunması kaydıyla denkleştirmeye ilişkin bu tazminat davacı tarafından talep edebilecektir.Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Dosyada toplanan deliller, davacı ve davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucu sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği, sözleşmenin feshinin haklı oluğu husussun davalı tarafça ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Davacının portföy tazminatına hak kazanabilmesi için sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedilmiş olması tek başına yeterli değildir. Ayrıca müvekkilin acentenin kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "önemli menfaatler" elde etmesi, acentenin ücret kaybına uğraması ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Bu şartların tümünün birlikte bulunması gerekir. Bu kapsamda yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir.Dosyaya kazandırılan kök raporun 6. sayfasında ve ek raporun 10. Sayfasında: davacının portföyünde bulunan müşterilerden, fesih sonrası davalı ile yeniden poliçe tanzim eden müşteriler nedeniyle; davalının 2018 Yılında 24.752 TL prim elde ettiği, davacının 2.452 TL Komisyon kaybının olduğu, 2019 Yılında davacının 24,449 TL prim elde ettiği, davalının ise 3.337 TL komisyon kaybının olduğu belirlenmiş ve "acente üretim tablosu başlıklı tablodaki veriler fesihten sonra ... A.Ş.'de devam ettirilmiş poliçeler ait verileri içermektedir" kaydı düşülmüştür. Davacı tarafça bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarında bu duruma yönelik bir itirazda bulunmamış, davalı taraf ise bu durumu beyan dilekçesinin 5. Sayasın 2. Maddesi ile doğruladığı görülmüştür. Ek rapora karşı davacı vekilince sunulan beyan dilekçesinde de fesih sonrası davalının elde ettiği prim ve davacının kaybettiği komisyon ücretine ilişkin tespite yönelik bir itirazda bulunulmamış, davacı tarafın beyan dilekçesinde ise bu husus doğrulanmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 122/1 maddesi ve Sigortacılık Kanunu 23/16 maddelerinde yer alan "sigorta şirketinin acentenin portföyünden önemli menfaatler elde etmesi" kriterinin yenilenen poliçelerin brüt prim tutarları ile sözleşme devam ediyor olsa idi davacıya tahakkuk edecek komisyon miktarı birlikte değerlendirildiğinde kanıtlanamamış olmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda isabet yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353(1)b-2 uyarınca KALDIRILMASINA; 1-Davanın REDDİNE,2- Peşin olarak yatırılan 1.024,65 TL ve ıslah ile yatırılan 1.436,53 TL toplamı 2.461,18 TL karar ve ilam harcından alınması gereken 427,60 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 2.033,58 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/4 maddesi uyarınca takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 31,50 TL olmak üzere toplam 193,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenkaldırılmasınaTazminattaraflarınKaynaklanan)özetisavunmalarınınistinafreddinedereceistanbulgerekçesebeplerimahkemesiarkantrafikkararıSözleşmesindenilerikabulüiddianumarası(Acentelikcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim