SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2021/626 E. 2023/802 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/626

Karar No

2023/802

Karar Tarihi

14 Eylül 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/626

KARAR NO: 2023/802

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/01/2021

NUMARASI: 2018/1164 Esas - 2021/20 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/09/2023

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı/ takip alacaklısı ... tarafından, davacı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla hasımsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından başlatılmış olan bu takibin hukuka, usule, yasalara aykırı olduğunu, davacı bu senet ve takip nedeniyle borçlu bulunduğunu, davacı/takip borçlusu ...'ın 16/09/2014 tarihinde ... ile ... ili ... ilçesindeki taşınmazın hisselerinin bir kısmının satışı konusunda anlaşmış ve bu tarihte ... adına kayıtlı taşınmazın hisselerinden bir kısmını ...'a devrettiğini, daha sonra ... ilgili taşınmazdaki hisselerin kalan kısmını 24.02.2015 tarihinde ...' a devrettiğini, taşınmazın hissedarları ... ve ... 21.08.2015 tarihinde ... 'a ait hisselerin ...'a devredilmesi konusunda anlaştıklarını ve aynı gün taşınmazın devrinin yapıldığını, ... taşınmaz devir bedeli miktarının büyük bir kısmını elden ödemiş, yurt dışında ikamet ettiği için Türkiye'deki hesaplarındaki meblağ yeterli olmadığından kalan 45.000,00- TL için bono verdiğini, senet bedelinin ödendiğini ve senetin teslim edilmiş olmasına rağmen ... tarafından şikayetçi aleyhine şikayetçi imzasına benzer bir imzayı taşıyan kambiyo senediyle Bakırköy ... İcra dairesi ... Esas sayılı dosyasına icra takibi başlatıldığını, şikayetçinin kayıtlı adresinin Yurt dışı olması sebebiyle 17.11.2018 tarihinde Amerika'daki işletmesine tebliğ edildiğini beyanla, 2004 sayılı İİK mad. 72/03 gereği davacı aleyhine hukuka, kanuna, hakkaniyete aykırı suretle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe ilişkin olarak; telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğmaması için ve davacının daha fazla mağduriyetine sebebiyle vermemek için öncelikle teminatsız olmak kaydıyla, mahkeme aksi kanaatte ise alacağın %115' i tutarında teminat karşılığında takibin durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise öncelikle teminatsız olmak kaydıyla aksi halde %15' inden fazla olmamak kaydıyla takdir edilecek teminat neticesinde verilecek tedbir kararıyla icra dosyasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesine, hukuka, usule, yasalara aykırı şekilde, davalı/takip alacaklısı tarafından davacılar aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılmış olan takibe esas alınan 98.081,79- TL tutarlı borca ilişkin olarak davacının ayrı ayrı borçlu bulunmadıklarının tespitine, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin iptaline, 2004 sayılı iik 72/5 kapsamında; kötü niyetli ve hukuka aykırı şekilde başlatılmış olan takibe konu alacağın %20' sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, 6100 sayılı kanunun 329'ncu maddesi kapsamında haksız ve kötüniyetle yapılan icra takibine ilişkin huzurdaki davayı açmak zorunda kalmış olması, dava açmak ve birçok gider ile zaman maliyetine katlamak zorunda kalması ve tüm yasaya uygun diğer sebeplerle, davacının vekiline ödemekle mükellef olduğu, İstanbul barosu asgari ücret tarifesi üzerinden tahakkuk edecek vekalet ücretinin davalıdan tahsiline, 6100 sayılı kanunun 330,332 vd maddeleri kapsamında; yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu senet ödenmiş ve senet alınarak imha edilmiş ise takip dayanağı senedin sahte nitelikte ve dolayısıyla senet altındaki imzanın borçlu davacıya ait olmaması gerektiğini, davacı tarafın bono altındaki imzanın davacıya ait olmadığından bir yandan ileri sürmekte diğer yandan ise imzaya itirazda bulunmadıklarını, davacı tarafın bonoda en önemli husus olan imzanın borçlu davacıya ait olmaması halinde geçersiz olacağının aşikar olduğu halde, bir yandan bu imzanın kendilerine ait olmadığını diğer yandan senet üzerinde farklı yazılar olduğundan bahisle itirazda bulunmakta olduğunu, oysa davacının iddia ettiği gibi senet davacı borçlu tarafından imzalanmamışsa kendiliğinden geçersiz hale geleceğini, dolayısı ile senet altındaki imzayı açıkça inkar edemeyen davacı borçlunun bono üzerindeki yazıların farklı olduğunu ileri sürmesi çelişik olduğu gibi açıkça kötü niyetli beyanlar olmaktan öteye anlam taşımadığını, davacı borçlu tarafın, bu şekilde çelişik ve birbirine zıt beyanlarda bulunmuş olmasının sebebi muhtemelene tanıkla ispat yasağına aykırı olarak yalan tanık beyanları ile bonoyu geçeriz kılma girişimi olduğunu beyanla, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; haksız ve kötüniyetli olarak açılan davanın reddine, %20 oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine, tüm masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın dava konusu bono altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı, dava konusu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususlarındadır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının gelmiş olduğu görüldü. İncelenmesinde; Davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusuna karşı 65.000,00 TL bono bedeli ve 13.570,98 -TL işlemiş faizin tahsili için kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla takip talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Dava konusu bono üzerindeki imzanın borçluya ait olup olmadığının tespiti için grafolog bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, alınan bilirkişi raporunda özetle; inceleme konusu 21/08/2015 tanzim, 21/10/2015 vade tarihli, 65.000,00-TL'lik senedin ön yüzünde davacıya atfen atılmış imzaların davacının eli ürünü olduğu kanaati bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı alınan bilirkişi rapor hep birlikte değerlendirilmesinde ;grafolog bilirkişi raporuna göre dava konusu 21/08/2015 tanzim, 21/10/2015 vade tarihli, 65.000,00-TL'lik senedin ön yüzünde davacıya atfen atılmış imzaların davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiş olup ,ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve davanın niteliği gereği yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, ne var ki davacı tarafın buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı, bu nedenlerle davanın reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından başlatılan Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Takip hukuka, usule, yasalara aykırı olup, davacının bu senet ve takip nedeniyle borçlu olmadığını, davacının 16.09.2014 tarihinde ... ile ... ili ... ilçesindeki taşınmazın hisselerinin bir kısmının satışı konusunda anlaşmış ve bu tarihte ... adına kayıtlı taşınmazın hisselerinin bir kısmını ...'a devrettiğini, daha sonra ... ilgili taşınmazdaki hisselerin kalan kısmını 24.02.2015 tarihinde ...'a devrettiğini, taşınmazın hissedarları ... ve ... 21.08.2015 tarihinde ... ait hisselerin ...'a devredilmesi konusunda anlaştıklarını ve aynı gün taşınmazın devri yapıldığını, ...'ın taşınmaz devir bedeli miktarının büyük bir kısmını elden ödemiş, yurt dışında ikamet ettiği için Türkiye deki hesaplarındaki meblağ yeterli olmadığından kalan 45.000 TL için bono verdiğini, bono olarak verilmiş kalan taşınmaz devir bedeli kısa bir süre içerisinde Kayın pederi ... vasıtasıyla ...'a teslim edilmiş ve senedin teslim alındığını, senet şikayetçinin kayın pederi ... tarafından imha edilmiş olup, senet bedeli ödenmiş ve senet teslim edilmiş olmasına rağmen ... tarafından şikayetçi aleyhine şikayetçi imzasına benzer bir imzayı taşıyan kambiyo senediyle Bakırköy ... İcra dairesi ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, senet üzerindeki imza şikayetçinin imzasına benzemekle beraber suç konusu senet üzerindeki yazı/ yazıların şikayetçiye ait olmadığını ve senet üzerinde birden farklı yazı olduğu gözle bile farkedilebildiğini, raporun sonuç kısmında da görüldüğü üzere sadece imza incelemesi yapılmış olup senet üzerindeki yazıya ilişkin herhangi bir inceleme söz konusu olmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı borçlu tarafından bizzat keşideci olarak keşide edilerek konu kambiyo senedi lehdar olarak davalıya teslim edildiğini, araya hiç bir ciranta girmemiş ve böylece ödeme günü gelen kambiyo senedinin ödemesinin davacı tarafından yapılmaması üzerine davalı alacaklı tarafından icra takibi yapıldığını, bu noktada; davacı borçlu taraf imzasını inkar sureti ile iş bu davayı açarak takibin ilerlemesini ve alacaklının alacağını almasını engellediğini, davacının borçlu bizzat keşideci olup senedi alacaklıya teslim eden kişi olduğunu, yani cirolar suretiyle el değiştirip hakimiyet sağlayamayacak durumda olmadığını, iş bu noktada kambiyo senedini imzalayan kişi olarak ilişkiyi bire bir yaşamış durumda olduğunu, takip miktarının likit olduğunu ve haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazla 4 yıla yakın bir süredir alacaklının alacağına kavuşamadığını, mahkeme tarafından verilen kararın kötü niyet tazminatına dair bölümün kaldırılarak davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, kambiyo senedine (bononun) dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti(menfi tespit), davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, bonodaki imza ve yazıların davacıya ait olmadığı ve bono nedeniyle davacının, davalıya borçlu olup olmadığı noktasındadır.Davaya konu bono, davacı ... tarafından, 21/08/2015 tarihinde, davalı ... lehine, 65.000,00r TL bedelli, 21/10/2015 vadeli olarak keşide edilmiştir. Davalı takip alacaklısı ... tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, bonoya dayalı olarak 65.000,00 TL asıl alacak, 13.570,98 TL işlemiş faizin tahsili istemiyle 07/11/2017 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmıştır.Davacı tarafça, davalıya olan borcun ödendiği ve senedin alındığı, takibe konu senetteki yazı ve imzaların davacıya ait olmadığı iddiasıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6]. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 370 ilâ 372).Mahkemece grafoloji uzmanından alınan bilirkişi raporunda takibe konu bono üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olduğu tespit edimiştir. Aynı şekilde, savcılık tarafından ATK'dan alınan raporda da, bono üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.Davacı tarafça, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nda yürütülen soruşturma dosyasında alınan 27.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda imzaların ve senet üzerindeki yazıların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alınmış olan 16.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda imzaların davacı ...'ın el ürünü olduğunun belirlendiğini, soruşturma ve hukuk dava dosyasında alınan raporların çelişkili olması sebebiyle alınan Adli Tıp Kurumu raporunda imzaların ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu raporunun yalnızca imzaya ilişkin olduğu, bilirkişi raporlarında sadece imza incelemesi yapıldığı ve yazı incelemesi yani senet üzerinde tahrifat olup olmadığı değerlendirilmeksizin karar verildiği ileri sürülmüştür.Ancak, bono üzerindeki imza dışındaki yazıların keşideciye ait olmaması tahrifat niteliğinde değildir. Zira, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 778/2-f maddesinin atfı ile bonolar hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 680. Maddesine göre, tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun. Buna göre, bononun keşideci tarafından bazı unsurları eksik olarak düzenlenmesi ve bu eksikliklerin bonoyu elinde bulunduran kişi tarafından doldurulması mümkündür. Davacı keşideci olarak imzalayıp verdiği bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını kanuni delillerle (kesin delillerle) ispatlamak zorundadır.Dava konusu bonodaki keşideci imzası bilirkişi ve ATK raporuna göre davacıya ait olup, davacının bu bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispatlayamaması karşısında ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı taraf da, reddedilen davada kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin şartlarının oluştuğunu ileri sürmüştür.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. Maddesine göre, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmü kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.Mahkemece İİK'nın 72/3. Maddesi kapsamında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve teminat yatırılarak tedbir kararı icra dairesine sunulmuştur. İcra dairesince de 04/12/2018 tarihinde tedbir kararı uyarınca işlem yapılmıştır.Ancak, 04/12/2018 tarihinde alacaklı vekili icra dairesine gelerek dosya alacağından feragat ettiklerini ve dosyanın kapatılmasını talep etmiştir. Buna göre, ihtiyati tedbirin uygulandığı aynı gün icra dosyası kapatıldığından, davalı alacaklının ihtiyati tedbir nedeniyle alacağına geç kavuşması gibi bir durum söz konusu olmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmamıştır. Bu nedenle mahkemece davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.400,00 TL harcın, alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 1.130,15‬ TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,3-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/09/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararsürülenileriistinafTespit(KambiyoderecesebepleriistanbulSenetlerindenMenfiesastanKaynaklanan)numarasımahkemesikararıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:05:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim