İstanbul BAM 43. HD 2023/920 E. 2023/1434 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2023/920
2023/1434
20 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/920
KARAR NO: 2023/1434
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/03/2023
NUMARASI: 2023/44 Esas - 2023/238 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, 1998 yılından itibaren genel kurulu kararıyla şirket ortağı olarak görev yaptığı ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. adlı şirketten, şirketin yetkili müdürü ve diğer ortağının şirketi usulüne uygun olarak yönetmediği, şirketi 2013 yılı sonu itibariyle zarara uğrattıkları, şirketin 2014 yılı içerisindeki kar dağıtım payı olarak herhangi bir kar dağıtımından yararlanmadığı, şirket adına satın alınan taşınmazı şirket adına geçirmeyerek doğrudan tapudan kendi adlarına tescil ettirmeleri, şirket ortaklığı yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortakların şirketin kar payı dağıtımlarından herhangi bir dağıtıma gitmemesi sebepleriyle şirket ortaklığından çıkarılma talebiyle dava açtığı belirtilmiştir. Davacının ortağı bulunduğu şirket ilk derece mahkemesindeki davası devam ederken ancak karar tarihinin öncesinde 14.11.2018 tarihli ortaklar kurulu kararı gereğince tasfiyenin tamamlanması sonucu sicilden terkin edildiği ve bu hususun 27.11.2018 tarihli ticaret sicil gazetesinde ... ilan sıra numarasıyla ilan edildiği belirtilmiştir. İhyası istenen şirket, ticaret sicilinde ortaklar kurulu kararı gereğince tasfiyenin tamamlanması sonucu sicilden terkin edildiğinden ötürü bu davada husumeti, ticaret sicil müdürlüğüne ve tasfiyeyi yapan memur ...'a yöneltmiş oldukları belirtilmiştir. Davanın kabulünü, terkin olunan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapmış olduğu, ticaret sicili müdürlüğünün, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez şeklinde belirtilmiştir. Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğu belirtilmiştir. Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiği, tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğu belirtilmiştir. Henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiği, (6762 Sayılı TTK m.445 ve 6102 sayılı TTK.m.541) Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceği belirtilmiştir. Olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmayacağı belirtilmiştir. Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle: ... Ticaret Limited Şirketi, üç kardeş olan ..., ... ve ... ile 1995 yılında kurulduğu, ortaklardan ..., 07/09/2012 tarihinde ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği üzere ..., ... ve ...'e ortaklık payını devrederek davacının şirketten ayrılmış olduğu, söz konusu şirket 14.11.2018 tarihinde hukuka uygun şekilde tasfiyenin tamamlanması sonucunda sicilden terkin edildiği, şirketin tahliyesinin 27.11.2018 tarihli ticaret sicil gazetesinde ... ilan sıra numarasıyla ilan edildiği, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca şirketin tasfiyesi usulüne uygun ve gerçek anlamda gerçekleştirilmiş, eksiksiz tamamlanmış olduğu, buna binaen söz konusu şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği belirtilmiştir. İhyası istenen tahliyesi tamamlanmış şirketin muaccel ve hüküm altına alınmış bir borcunun bulunmadığı, davacının Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 12.07.2019 tarihli, 2015/101 E. -2019/780 K. Sayılı kararıyla ortaklıktan çıktığı, anılan davada davacı yalnızca ortaklıktan çıkmayı talep ettiği belirtilmiştir. Davacı ortaklıktan çıktığı davada ayrılma akçesini istememiş olduğu, davacının davalı şirketten bir alacağı da söz konusu olmadığı, mahkemeniz nezdinde açılmış işbu davanın aktif husumet ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulen reddi gerektiği belirtilmiştir. Alacağı olmayan davacının huzurdaki davanın ikamesi ile hiçbir hukuki yararının mevcut olmadığı, ortaklığından çıkmasına karar verilen bir şirketin ihyasını talep etme yetkisini de haiz olmadığı için işbu davanın davacısı sıfatını haiz olamayacağı, ilgili sebeplerle, 6100 sayılı HMK'nın 114. Maddesi uyarınca dava şartlarının eksikliği nedeniyle davanın usulden reddedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Davanın ihya talebi yönünde kabulü ile; ... sicil nosunda kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin (davacının) Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1133 Esas sayılı dosyasında hukuki menfaati bulunduğu görülerek Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1133 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere tüzel kişiliğinin ihyasına, Tasfiye memuru olarak (TCKN:...) n ...'un atanmasına, tasfiye memuruna takdiren ücret tayinine mahal olmadığına, karar kesinleştiğinde keyfiyetin ticaret sicilde tescil ve ilanına, ilan ve müzekkere masraflarının davacı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir. Yargılama giderleri bakımında ise Ticaret Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamaz. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği “Yasal hasım” konumunda bulunan sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... Ticaret Limited Şirketi, üç kardeş olan ..., ... ve ... ile 1995 yılında kurulduğunu, ortaklardan ..., 07/09/2012 tarihinde 2012/8148 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği üzere ..., ... ve ... ortaklık payını devrederek müvekkili şirketten ayrıldığını, söz konusu şirket 14.11.2018 tarihinde hukuka uygun şekilde tasfiyenin tamamlanması sonucunda sicilden terkin edildiğini, şirketin tahliyesi 27.11.2018 tarihli ticaret sicil gazetesinde ... ilan sıra numarasıyla ilan edildiğini, ... Ticaret Limited Şirketi 14.11.2018 tarihinde hukuka ve usule uygun şekilde tasfiye edildiğini, yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca şirketin tasfiyesi usulüne uygun ve gerçek anlamda gerçekleştirilmiş, eksiksiz tamamlandığını, buna binaen söz konusu şirketin tüzel kişiliği sona erdiğini, ihyası istenen tahliyesi tamamlanmış şirketin muaccel ve hüküm altına alınmış bir borcu bulunmadığını, ezcümle, davacı ortaklıktan çıktığı davada ayrılma akçesini istemediğini, yani davacının müvekkil şirketten bir alacağı da söz konusu olmadığını, bu nedenle mahkemeniz nezdinde açılmış işbu davanın aktif husumet ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulen reddine karar verilmesi gerekirken ihya kararı verilmesi hukuka aykırı olduğunu, kanuna ve usule uygun tasfiyesi tamamlanan ve muaccel bir borcu olmayan şirketin ihyası yönünde karar verilmesi hukuka aykırı olduğu için karar hakkında istinaf kanun yoluna başvurma zaruriyeti doğduğunu, dava konusu şirketin ihyası yönünde verilen kararın kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ederiz.
GEREKÇE: Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. TTK'nın 547. maddesi gereğince "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır. Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... San ve Tiç.Ltd.Şti 'nin tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının 21/11/2018 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği,davacının ihyası talep edilen şirketin aleyhine açılan Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/07/2019 tarih ve E:201/101 -K:2019/780 sayılı kararı nın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 22/11/2022 tarih ve E:2020/385- K:2022/1652 sayılı kararı ile davalı şirketin ihyası yoluna başvurulmadan karar verilmesi nedeniyle kaldırması üzerine 2022/1133 Esas sayısı üzerinden derdest olduğu anlaşılmıştır. Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir davanın bulunması nedeniyle tasfiyenin usulüne uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır.Davalı tasfiye memuru davacının şirketten alacağı bulunmadığı ve bu nedenle açılan davada hukuki yararı bulunmadığı ileri sürmüş is de ileri sürülen bu husular eldeki davada incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde ve tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olması ve yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmamasına göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasında bir isabetsizlik bulanmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf karar harcı başlangıçta peşin olarak yatırıldığından harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2( iki hafta) içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ YASA YOLU açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15