SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2022/1260 E. 2022/1332 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1260

Karar No

2022/1332

Karar Tarihi

1 Aralık 2022

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1260

KARAR NO: 2022/1332

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/03/2022

NUMARASI: 2021/501 Esas - 2022/133 Karar

DAVA: Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2022

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket ... A.Ş arasında ... yükleme dosya numaralı navlun sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye istinaden 25.000 kg ağırlığında, 5.750,00 EURO tutarlı, 1000 çuval patatesi Fos Sur Mer/Fransa limanına ulaştırılması amacıyla Mersin Limanı’nda 05.03.2021 tarihinde davalı şirkete teslim ettiğini, 05.03.2021 tarihli Mersin Gümrük Çıkış Beyannamesi hazırlanarak Mersin Limanı’ndan 09.03.2021 tarihinde yola çıkması beklenen ürünlerin (patatesler) davalı şirketten kaynaklanan sebepler dolayısıyla ancak 20.03.2021 tarihinde yola çıkabildiğini, davalı şirkete teslim tarihinden 44 gün sonra 19.04.2021 tarihinde Fos Sur Mer/Fransa (tahliye limanı) limanına varıldığını, müvekkili şirketin ticari satım yaptığı alıcı şirketin ise, yaşanan bu 44 günlük gecikme sonrası anılan patateslerin çürümesi sebebiyle malı limandan tahliye etmeyerek herhangi bir ödemede bulunmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin geç teslim nedeniyle malların uğradığı zararları tazmin etmek amacıyla davalı şirkete 27.08.2021 tarihli ihtarname gönderdiğini, davalı şirketin de aynı gün (27.08.2021 tarihinde) ilgili ihtarnameyi aldığını yazılı olarak teyit ettiğini, ancak davalı şirketin mevcut zararın giderilmesi noktasında herhangi bir dönüş yapmadığını, nitekim davalı şirkettten herhangi bir dönüş alamayan müvekkili şirketin zorunlu arabuluculuğa başvurduğunu, davalı şirket ile katıldığı arabuluculuk son oturumlarından da herhangi bir anlaşma sağlanamaması üzerine, işbu davanın açılması zorunluluğunun hasıl olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere müvekkil şirketin davaya konu malları davalı şirketin ağır kusuruyla makul sürede teslim edilememesi sebebiyle tam ziyaı olduğunu ve müvekkili şirketin malın bedeli olan 5.750,00 EURO tutarında zarara uğradığını, bu sebeple müvekkili şirketin maruz kaldığı zararların tazmini için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 5.750,00 EURO tutarındaki mal tutarının şimdilik 100,00 EURO'sunun, 2.450,00 USD tutarlı navlun bedelinin de fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 USD'sinin 27.08.2021 tarihli ihtarnameden itibaren başlayacak ticari faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mersin Limanından Fransa 'nın For Sur Mer Limanına yapılan dava konusu taşıma merkezinin Kopenhag- Danimarka 'da bulunan ...'nin ... numaralı konişmentosu tahtında gerçekleştiğini, dava konusu uyuşmazlıkta davacı yanın konşimentoya göre “...” yani “...” sıfatını haiz olduğunu, bu sıfat ile taşımaya ilişkin konişmentoya taraf olduğunu, Milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu, yetkili Mahkemenin konşimentoda düzenlendiğini, yetkili Mahkemelerin İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunu, CIF teslim şekliyle satılan ve dava dışı alıcısına teslim edilen işbu yükler için denizyolu taşımasının risk ve sorumluluğunun dava dışı yük alıcısı üzerinde olduğunu, davacı yanın sadece “yükleten” olup müvekkiline karşı “taşıtan” sıfatının bulunmadığını, davacının müvekkili ile taşımanın şekli, güzergahı ve aktarma yapılıp yapılmaması yönünde bir anlaşması bulunmadığını, TTK m.1178/5 uyarınca süresinde gecikme ihbarında bulunulmadığını ve yüklerin açık irade ile zayi sayılmadığını, TTK m. 1185/2 uyarınca hasarlı olduğu iddia edilen yük üzerinde her iki tarafın iştiraki ile mahkemeler vasıtası ile yapılmış bir tespit bulunmadığını, davacının müvekkiline ödemediği navlunu müvekkilinden talep edebilmesinin mümkün olmadığını beyanla; konşimentolarda bulunan milletlerarası yetki şartı uyarınca davanın yetki yönünden ve haksız ve hukuka aykırı davanın esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi davacının yurtdışına ihraç ettiği 1000 çuval patates emtiasının, Mersin Liman'ından Fransa Fos Sur Mer Limanına davalı ... tarafından ... numaralı konşimento tahtında taşındığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentonun davalı ... tarafından imzalandığı, ...' nin Danimarka da mukim yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Türkiye-Fransa taşımasının ifa edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentoların arka sayfasında taşıma şartaları 26. bölümünde yer alan yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Londra Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun kararlaştırıldığı, MÖHUK 47.maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkün olduğu ,yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektiği, , dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin, 22/06/2020 tarihli, 2019/3799 Esas ve 2020/3051 Karar sayılı ilamına karşılık taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığından) deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, konişmentonun arka sayfası 26. bölümüde bulunan yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı sigorta şirketini bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Londra Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davalılardan ... vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile bu davalı bakımından ise davanın yetkisizlik nedeniyle reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince taşımaya konu konişmentonun arka sayfasının 26. bölümünde bulunan yetki klozu gereği Londra Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu yönünde değerlendirme yapılmış olsa da taraflar arasındaki yetki şartının İngilizce dilinde düzenlendiğini bu durumunda 805 sayılı kanuna aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin fiili idare merkezi olarak işlerini Türkiye'den yönettiğini ve Türk Şirket olarak hareket ettiğini dolayısıyla mahkemenin davalı şirketin Türk tabiyetinde bulunmadığı yönündeki kararının da yanlış olduğunu, davalı şirketin ... vergi numarası ile merkezi yurt dışında bulunan yabancı bir şirketin Türkiye'deki şubesi gibi görünse de esasen merkeze bağlı bir şube niteliği taşımanın ötesine geçerek kurulduğundan beri Türk şirketi gibi hareket ettiğini ve fiili idare merkezini de Türkiye de kurduğunu, dolayısıyla davalı şirket Türk tabiyetinde olduğundan davaya konu konişmentonun yetki şartının Türkçe yazılması gerektiğini, yetki şartının geçersiz kılınmasının asıl sözleşmenin geçerliliğini etkileyemeyeceği somut olayda ticaret işin yapılmasını konu alan alt yüklenici sözleşmesinden doğan alacak davası söz konusu olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu bahsi geçen sebeplerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yetki ilk itirazının reddine ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava davalı taşıyıcı şirketin ağır kusuruyla makul sürede teslim edilememesi sebebiyle taşımaya konu emtianın tam ziyaı olduğunu öne sürerek zarar tazmini isstemine ilişkindir. Mahkeme taşıyan ...' nin Danimarka da mukim yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Türkiye-Fransa taşımasının ifa edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentoların arka sayfasında taşıma şartları 26. bölümünde yer alan yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Londra Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun kararlaştırıldığı sebepleriyle davanın usulden reddine karar vermiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 1237. Maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, a.g.e, s.193). TTK'nın 1228 Maddesine göre ise; Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. 5718 sayılı MÖHUK'un 29./1 maddesine göre eşya taşımasına ilişkin sözleşmeler tarafların seçtikleri hukuka tabidir.Aynı Kanun "Yetki anlaşması ve sınırları" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle, yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması "uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır. Davacı ... Ürünleri San. Tic. Ltd Şti'nin yurtdışına ihraç ettiği emtianın Mersin Liman'ından Fransa Fos Sur Mer Limanına davalı ....A/S tarafından ... numaralı konşimento tahtında taşındığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentonun davalı ... tarafından imzalandığı, ...' nin Danimarka da mukim yabancı bir şirket olduğu, konişmentoların arka sayfasında taşıma şartaları 26. bölümünde yer alan yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Londra Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Üsküdar ... Noterliğinin 21 Nisan 2021 tarihli ... yevmiye numaralı tercüme belgesinde ... şirketinin Türkiye ve Danimarka arasında yürürlükte olan çifte vergilendirme sözleşmesinin 4. Maddesi doğrultusunda 2021 mali yılı için Danimarka da mukim olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Vergi hukuku anlamında mükellefiyet için kaydolunan yerin de şirketin faaliyet adresi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Vergi hukukunun bir gereği olarak gösterilen adres ancak vergisel ilişkilerde geçerli olabilir. Davacı şirketin vergi hukuku anlamında dar mükellefiyeti için belirttiği adresi Türkiye'deki bir şubesi hükmünde sayılamaz Davacı tarafın dar vergi mükellefiyeti açısından bildirdiği adresin TTK'nın 40/4.maddesindeki gerekleri taşımadığı anlaşılmaktadır. Davalı ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kaydı olmayıp, Danimarka kanunlarına göre kurulmuş ve merkezi Danimarka'da olan bir şirket olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu açıktır. Her ne kadar davalı Türkiye'de dar mükellef olarak vergilendirmeye tabi ise de, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3/2. maddesine göre dar mükellefiyet, Türkiye'de elde ettikleri gelirlerin vergilendirilmesi amacına yönelik olarak sermaye şirketlerinin kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmaması halini ifade eder. Bu nedenle davalının Türkiye'de dar mükellef olması uyuşmazlığın yabancılık unsuru içermesi özelliğini ortadan kaldırmaz. Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Davada münhasır yetki veya ve kamu düzeni sözkonusu değildir. Davacı vekili sözleşmesinin yabancı dilde düzenlenmiş olması nedeniyle İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında 805 sayılı Yasanın 1. maddesine dayanmakta, yabancı dilde yapılan tahkim sözleşmesinin hükümsüz olduğunu savunmaktadır. 805 sayılı Yasanın 1. maddesine göre "Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar". Anılan Yasanın 2. maddesine göre ise bu zorunluluk, yabancı şirket ve müesseseler için, Türk müesseseleri ile Türkiye uyruğunda olan kişiler ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devlet kurumlarına ibraz zorunluluğunda bulundukları evrak ve defterlerine hasredilmiştir. Somut olaya döndüğümüzde, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı yasanın 1. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığından , davacının bu konudaki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Konişmentonun davalının Türkiye acentesi tarafından düzenlenmediğine ve taşıma sözleşmesi yapılmasına davalının Türkiye acentesinin aracılıkta bulunduğu iddia ve ispat edilmediğine göre, acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı açılacak davalara ilişkin bir düzenleme olan TTK'nın 105. maddesinin eldeki davada uygulanma olanağı yoktur. Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın şart ve koşullarının 26. maddesi ile taraflarca Londra'da İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. Maddeleri uyarınca davaya konu uyuşmazlık ve bu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme ismen belirlenmiş olup geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğuna göre, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmamaktadır. Buna göre ,mahkemece süresinde yapılan yetki itirazının kabulü ile davaya bakma yetkisi Londra Mahkemeleri ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliği nedeniyle,davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b)1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2022

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenTazminatesastanYükKaynaklanan)AlacaklılığındankararistinafdereceistanbulVe(Gemigerekçesebeplerimöhukkararıilerinumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:18:11

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim