İstanbul BAM 40. HD 2021/1118 E. 2024/936 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
bam
2021/1118
2024/936
13 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/1118
KARAR NO: 2024/936
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 19/04/2021
NUMARASI: 2017/399 (E) - 2021/325 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 13/06/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/08/2016 tarihinde, dava dışı ...'in idaresindeki kaza tarihi itibarıyla geçerli trafik poliçesi bulunmayan ... plakalı araç ile dava dışı ...'nın idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli iş göremezlik için 100 TL, geçici iş göremezlik için 50 TL, bakıcı gideri için 50 TL olmak üzere şimdilik toplam 200 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 31/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09/09/2019 tarihli talep artırım dilekçesiyle geçici iş göremezlik tazminatı talebini 5.286,67 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 31.431,94 TL'ye, bakıcı gideri tazminatı talebini 5.200 TL'ye artırmıştır.Davacı vekili 07/01/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 47.433,34 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça eksik evraklar temin edilmeden doğrudan dava yoluna başvurulmuş olup dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kazaya neden olan .. plakalı aracın kaza tarihi itibarıyla poliçesinin ... Sigorta AŞ'de olduğunu, ... Sigorta AŞ'nin 08/07/2015 tarihinde ruhsat iptalini gerçekleştirdiğini, poliçe teminatına girmeyen kazanç kaybı, tedavi gideri, bakım, yol masrafı ve diğer dolaylı zararların ve avans faizi talebinin reddi gerektiğini belirtmiştir. İlk derece mahkemesince; "Davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 4.709,84 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 47.433,34 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.200 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 57.343,18 TL tazminat alacağının temerrüt tarihi 18/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Güvence Hesabının 2016 yılı için Hazine Müsteşarlığı'nın belirlediği poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, geçici iş göremezlik tazminat alacağı yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.Karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin esas aldığı aktüer bilirkişi raporunun PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi ile düzenlendiğini ancak Yargıtayın son içtihatları doğrultusunda hesap yapılırken TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafça Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Sağlık Raporu alınmadan başvuru yapılmış olması sebebiyle usulüne uygun başvurusu bulunmadığını dolayısıyla kuruma başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 03/03/2020 tarihli Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenmiş raporda maluliyet oranı bulunmadığı tespit edilmesine karşın Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda maluliyet oranlarının tespiti aynı yönetmelik esas alınarak yapılmasına rağmen yeni düzenlenen raporda tespit edilen maluliyet oranının kabul edilebilir olmadığını ve maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, Güvence Hesabının geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderlerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, 01/06/2015 tarihli trafik genel şartları gereği sağlık giderleri teminatından SGK'nın sorumlu olduğunu, maluliyet raporunda davacının bakıcı gideri bulunduğuna ilişkin herhangi bir değerlendirme söz konusu değilken bakıcı giderlerine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, kaldı ki bakıma muhtaç olduğu dönemin sağlık gideri teminatından karşılanması gerektiğini, bakıcı gideri için yapılan hesaplamanın somut delillere dayanmadığını ve fahiş hesaplandığını, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, davacının kaza nedeniyle kimseden davacı ve şikayetçi olmadığını, dolayısıyla Türk Ceza Kanununun 73. maddesi gereğince artık hukuk mahkemesinde dava açamayacağından davanın reddi gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde ... Sigorta AŞ'den sigortalı olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle davanın ... Sigorta AŞ'ye ihbarı gerektiğini, müvekkili açısından davanın reddi gerektiğini, davanın kusurlu araç sürücüsü ... ve işleteni ...'a ihbarı gerektiğini, hükmedilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi; 5237 sayılı TCK'nın 73/7. maddesine göre "Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz." Somut olayda; Çekerek Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/772 soruşturma, 2016/403 karar nolu dosya ile olay tarihi itibarıyla mağdurların yaralanmasına sebebiyet veren mağdur şüpheliden ve şüpheliden şikayetçi olmadıkları, ayrıca mağdur şüpheli ile şüphelinin de birbirlerinden şikayetçi olmamaları nedeniyle takibi suçtan zarar görenin şikayetine bağlı olan atılı suç yönünden kovuşturma yapılamayacağından mağdur şüpheli ve şüpheli hakkında kovuşturmaya yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Soruşturma dosyasında davacının şikayetten vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamadığının anlaşılması karşısında 5237 sayılı TCK'nın 73/7. maddesinin uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Dava dışı ... Sigorta AŞ'nin ruhsatının mali bünye zaafiyeti sebebiyle 07/08/2015 tarihinde iptal edildiği, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14/c maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/ç maddesine gereğince sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için Güvence Hesabına başvurulabileceği göz önüne alındığında davalının husumete yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Dava dosyası içeriğine göre davacı vekilinin eldeki davayı açmadan önce başvuru dilekçesine ekli kaza tespit tutanağı ve tedavi evrakları ile birlikte davalıya başvurduğu, böylelikle KTK'nin 97. maddesinde öngörülen dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru koşulunun yerine getirildiği anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.İlk derece mahkemesince Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 20/07/2018 tarihli raporda; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının dava konusu kaza nedeniyle yaralanması sonucu vücut genel çalışma gücünden % 4 oranında kaybettiği, 4 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, iş göremez kaldığı 4 ay süresince başkasının bakımına muhtaç olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. maddesine göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 03/03/2020 tarihli raporda; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının dava konusu kaza nedeniyle yaralanması sonucu özür oranının %0 olduğu, 4 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. maddesine devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı belirlenmiştir. İlk derece mahkemesince her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 07/10/2020 tarihli raporda; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının tüm vücut engellilik oranının % 4 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 4 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı tespit edilmiştir.Davacının dava konusu kazadan kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranı ile iyileşme süresinin Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 20/07/2018 tarihli raporuyla, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içeren ve haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içerdiğinden tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişi/adli tıp uzmanının yorumuna olanak veren Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi, anılan raporda davacının 4 ay süresince başkasının bakımına muhtaç olduğunun tespit edilmesi karşısında davalı vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun SGK'ye geçmesine karşın belgeye dayanmayan tedavi giderlerinden (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam ettiğinin anlaşılması karşısında, davalı Güvence Hesabı'nın geçici iş göremezlik tazminatından ve bakıcı giderinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiştir. 2918 sayılı KTK'nin 90. maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 07/07/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle işgücü kaybı tazminat hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yargısal uygulamalarda kabul edildiği üzere bakıcı giderinin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması gerekirken ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 23/08/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda aylık 2.000 TL bakıcı giderinin takdir edilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin bu konuya yönelen istinaf itirazı yerinde görülmüştür.Davacı tarafça 20/03/2017 tarihinde davalı Güvence Hesabına başvuruda bulunulduğu, davalının 8 iş günü sonrası olan 31/03/2017 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü gözetilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken talebin de dışına çıkılarak 18/01/2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmüştür.2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi; İlk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüer bilirkişi ek raporunda Yargıtay'ın güncel içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılması doğru olmamıştır.Davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25