SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 40. HD 2023/1343 E. 2024/87 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1343

Karar No

2024/87

Karar Tarihi

23 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2023/1343

KARAR NO: 2024/87

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 3/4/2023

NUMARASI: 2016/846 (E) - 2023/260 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ: 23/1/2024

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince İstanbul 11'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/846 (E) sayılı asıl davasında, 22.003,23 TL maddi tazminatın davalılar ... Şirketi ve ... müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... Şirketine açılan manevi tazminat davasının reddine, 20.000 TL manevi tazminatın davalı ... tahsiline; birleşen İstanbul 16'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/36 (E) sayılı davasında 22.003,23 TL maddi tazminatın davalı ... tahsil edilerek davacıya verilmesine, 20.000 TL manevi tazminatın davalı ... tahsil edilerek davacıya verilmesine; birleşen İstanbul 18'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/536 (E) sayılı davasından, 30.776,03 TL maddi tazminatın davalı ... tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin manevi tazminata ilişkin hükmünü doğru bulmadıkları için istinaf kanun yoluna başvurduklarını, somut olayda gerek davacının gerekse davalının kusurunun bulunduğunu, manevi tazminatın zenginleşmeye yönelik olmaması gerektiğini, müvekkili ... aleyhine manevi tazminata hükmedildiğini açık biçimde belirtilmesine karşın diğer davalı için isim belirtilmediğini, gerekçeli kararın yedinci sayfasında birleşen davada ikinci bir manevi tazminat yönünden hüküm kurulduğunu, dolayısıyla manevi tazminat yönünden iki ayrı karar verilip verilmediğinin belli olmadığını, takdir edilen tazminat miktarının yüksel olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz ile aktüeryal yöntem kullanılarak yapılması gerekirken yanlış hesap tablosunun kullanıldığını, Yargıtay kararları çerçevesinde sürekli sakatlık oranının Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre belirlenmesi gerekirken, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Yönetmeliğine göre hesaplama yapıldığını, geçici iş göremezlik dönemi ile bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatından müvekkili şirketin sorumluluğunun olmadığını, davacının bakıcıya gereksinimi olup olmadığı belirtilmeden bakıcı gideri tazminatına hükmolunduğunu, ceza yargılamasında uzlaşma olup olmadığının araştırılması gerektiğini, her durumda davacının birlikte (müterafik) kusurunun olup olmadığının değerlendirilmesini talep ettiklerini, iş kazasının da irdelenmesinin zorunlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 31/5/2018 tarihli raporunda, yönetimindeki ... plakalı otomobil ile seyir halinde iken yolcu indirmek için yolun yeterince sağ tarafına yaklaşması ve yolcunun aracın sağ kapısından inmesini sağlaması ve inmeden önce uyarması gerekirken bu kurallara uymayan, yolun ortasında durup yolcunun sol arka kapıyı açması sonucu neden olduğu kazada davalı sürücü ...'ın %45 asli; araçtan inmek için sağ kapıyı kullanması gerekirken, yolu kontrol etmeden sol arka kapıyı açarak kazaya neden olan davalı ...'ın %45 asli; yolun ortasında duran otomobilin sol tarafından geçmeden önce kendini belli edecek biçimde uyarıda bulunmayan davacı sürücü ... ise %10 oranında tali kusurlu olduğu bildirilmiş, böylece davalı sürücü ...'ın yönetimindeki otomobil ile davacı sürücünün yönetimindeki motosikletin kaza sırasındaki konumları ve sürücüleri ile davalı ... davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının, yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. ATK 3'üncü İhtisas Kurulunun 29/1/2018 gün ve 2088 sayılı raporunda, davacı ...'ın 1/10/2015 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetliği Hükümlerine göre meslekte kazanma gücünü %3,3 oranında kaybetmesine neden olacağı, iyileşme süresinin 1/11/2015 tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 54'üncü maddesi kapsamında açılan davalarda, maddede öngörülen meslekte kayıp oranının belirlenmesinde yargısal uygulamalarda, kaza tarihi itibarıyla ayırım yapılarak; kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/9/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 1/9/2013-1/6/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 1/6/2015-20/2/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/2/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyet raporu alınması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak; eldeki dava gibi, TBK'nin 54'üncü maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıp nedeniyle açılan davalarda, beden ve ruh tamlığı ihlallerinin, zarar görenin sanatına veya mesleğine yapmış olduğu etkinin ve bunun oranının gözetilmesi ile belirlenmesi gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 90'ıncı maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu belirtilmiş, ayrıca bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'deki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) kaza tarihi itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3'üncü maddesinde; 5510 sayılı Kanunun 107'nci maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş; "Kapsam" başlıklı 2'nci maddesinin (1) numaralı bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına," ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmiştir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin "Dayanak" başlıklı 3'üncü maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5'inci maddesine dayanılarak hazırlandığı, yine anılan Yönetmeliğin 2'nci maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir. Buna göre -adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişi/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir. Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise, kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımına yönelik olup tazminat hesabında asıl önem arz eden yaş, sanat, meslek, meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır. Bu itibarla, davacının trafik kazasından kaynaklanan sürekli sakatlık oranının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenerek, sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının buna göre hesaplanmasında ve iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği belirtilen davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına hükmolunmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda davacı ...'ın sürekli sakatlığından kaynaklanan zararı, olası yaşam süresi bakımından TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak, gelirin her yıl %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yönteminin kullanılması suretiyle hesaplanmış, kaza tarihinde emekli olması nedeniyle geliri net asgari ücret düzeyinde olduğu ve %10 kusurunun bulunduğu kabul edilen davacının, geçici iş göremezlik nedeniyle uğradığı zararın 3.758,40 TL, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararının ise 49.020,86 TL, buna göre toplam zararın 52.779,26 TL olduğu belirtilmiş; ilk derece mahkemesince de davalılar ... Şirketine açılan asıl davada 22.003,23 TL, davalı ... karşı birleşen İstanbul 16'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/32 (E) sayılı davada 22.003,23 TL, davalılar ... Şirketine karşı birleşen İstanbul 18'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/536 (E) sayılı davasında 30.776,03 TL maddi tazminata hükmolunduğu, böylece eldeki asıl ve birleşen davalarda geçici ve sürekli iş göremezlik dışında, bakıcı gideri veya tedavi gideri kapsamında başka bir maddi tazminata hükmolunmadığı anlaşılmıştır. KTK'nin 90'ıncı maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle iş gücü kaybı tazminat hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve iş gücü kaybı tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir.Dosyaya eklenen soruşturma belgelerin incelenmesinden, kask takmadığı konusunda kanıt bulunmayan davacının, ATK 3'üncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporu içeriğinde, davacının davaya konu trafik kazası nedeniyle sağ el beşinci parmağından yaralanması, böylece davacının kask takmaması ile oluşan yaralanma arasında nedensellik bağının bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacı lehine hükmolunan maddi tazminattan birlikte kusur nedeniyle indirim yapılmamasında isabetsizlik görülmemiş; İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından davacıya geçici iş göremezlik tazminatı ödenmediğinin bildirilmesi, davalılar ... ve ...'ın da kollukta uzlaşma önerilerini kabul etmediklerini beyan etmeleri karşısında, bu konuya yönelen istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar ... dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacı lehine hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 61'inci maddesi uyarınca davacının gördüğü zarardan ötürü müteselsil sorumlu olan davalı sürücü ... aleyhine İstanbul 11'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/846 (E) sayılı asıl davada 20.000 TL manevi tazminata, diğer müteselsil sorumlu olan davalı ... aleyhine de birleşen İstanbul 16'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/32 (E) sayılı davasında 20.000 TL manevi tazminata hükmolunması, TBK'nin 166'ncı maddesi gereğince de müteselsil borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olacağından, davalılar ... vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar ... vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve hükmolunan manevi tazminatın miktarına göre hesaplanan 1.366,2‬0 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 341,55 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 1.024,65‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ve hükmolunan maddi tazminatın miktarına göre hesaplanan 3.605,35 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 906 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 2.699,35‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... Şirketinden tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/1/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkarargereğiistanbulManeviTazminatkonusudüşünüldüMaddimahkemesive

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim