SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 40. HD 2022/2170 E. 2024/814 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/2170

Karar No

2024/814

Karar Tarihi

28 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2022/2170

KARAR NO: 2024/814

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 27/4/2022

NUMARASI: 2014/1811 (E) - 2022/330 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ: 28/5/2024

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, 5.603,49 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 255 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 5.858,49 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ'den kazanın meydana geldiği 11/5/2014 tarihinden itibaren davalı ... Sigorta AŞ'den ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine; 2.125 TL değer kaybı tazminatının davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ'den kazanın meydana geldiği 11/5/2014 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsil edilerek davacıya verilmesine; 2.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ'den kazanın meydana geldiği 11/5/2014 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalılar vekili dilekçesinde özetle; eksik ve hatalı düzenlenen kusura ilişkin bilirkişi raporu ile hesap bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, kazanın tümüyle motosiklet sürücüsünün kusuruyla meydana geldiğini; hükmolunan değer kaybı tazminatının tamamen hukuka aykırı olduğunu, pek aşırı hesaplanan değer kaybının gerçeği yansıtmadığını; çalışırken aldığı yüksek oranda primden çalışamaması nedeniyle mahrum kaldığı yönündeki beyanların kabul edilemeyeceğini; olay nedeniyle hiçbir sorunu bulunmayan ve kazadan önceki etkinlik ve yaşantısına devam eden psikolojik sorunu da bulunmayan davacının lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; davacı lehine 5.603,49 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 255 TL tedavi gideri tazminatı, 2.125 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 7.983,49‬ TL maddi tazminata hükmeden ilk derece mahkemesinin hükmünü verdiği 2022 yılı için HMK'nin 341'inci maddesinin, 2'nci fıkrasında öngörülen istinaf başvuru sınırının, aynı Kanunun ek 1/1-2'nci maddesi uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle hesaplandığında 8.000 TL olduğunun anlaşılması karşısında; davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret vekilinin incelenmesine yasal olanak bulunmayan ilk derece mahkemesinin maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nin 341'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret vekilinin istinaf başvurusu üzerine manevi tazminata ilişkin hükmün incelenmesine gelince: Davaya konu olay nedeniyle İstanbul Anadolu 41'inci Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2014/1033 (E) sayılı davada Adli Tıp Kurumu (ATK) İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda, yönetimindeki ... plakalı otomobil ile seyir halinde iken yol ayrımına geldiği esnada yeterli ve gerekli biçimde kontrol etmeden sağ tarafa yönelerek seyir halinde olan ... plakalı motosiklete çarpan davalı sürücü ...'ın asli, yönetimindeki ... plakalı motosikletle seyir halinde iken görüş mesafesi içinde bulunan ve bulunduğu şeride yönelen otomobili dikkate alarak uyarıda bulunup etkili tedbir almayan davacı sürücü ...'in ise tali kusurlu olduğu bildirilmiş; bilirkişiler tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan raporda ise, yönetimindeki ... plakalı otomobil ile seyir halinde iken önceden sağ şeride yanaşmayan, doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yaparak sağ şeritte seyir halinde olan ... plakalı motosiklete çarparak sürücüsü davacı ...'in yaralanmasına neden olan davalı sürücü ...'ın %85 oranında asli, davacı sürücü ...'in ise daha fazla dikkatli ve tedbirli olabileceği değerlendirilerek %15 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş; böylece davalı sürücünün yönetimindeki ... plakalı otomobil ile davacının yönetimindeki ... plakalı motosikletin kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişinin kusura ilişkin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 12/7/2019 gün ve 21693 sayılı raporunda ise davacının 11/5/2014 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı yalanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğe hükümleri kapsamında sürekli maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; tarafların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, ATK Trafik İhtisas Dairesi ile bilirkişilerin raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacı lehine hükmolunan manevi tazminat miktarının pek aşırı olduğuna ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nin 352/1-b maddesi uyarınca reddine, 2-Davalılar ... ve ... Ticaret vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin manevi tazminat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 170,49‬ TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 257,11‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ'nin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/5/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkarargereğiistanbulManeviTazminatkonusudüşünüldüMaddimahkemesive

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim