İstanbul BAM 40. HD 2023/1840 E. 2024/79 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
bam
2023/1840
2024/79
23 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2023/1840
KARAR NO: 2024/79
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:12/5/2023
NUMARASI: 2022/346 (E) - 2023/389 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 23/1/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından kesin hükümle sonuçlandırıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-i maddesi ile 115'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarıca usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusuruyla yönetimindeki araçla davacıya ait ... plakalı araca çarparak maddi hasar görmesine neden olduğunu, dava şartı yokluğundan usulden reddedilen davanın, eksik dava şartı tamamlandıktan sonra yeniden açılabileceğini, bu yeni davaya karşı kesin hüküm itirazında bulunulamayacağını, çünkü ilk kararın davanın esası hakkında verilmiş olmayıp belli bir dava şartı yokluğuna ilişkin olduğunu, daha önce Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen usulden ret kararı nedeniyle, yeniden davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Davanın açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri de davanın görülmekte olmasıdır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir çıkarı bulunmamaktadır. Dava şartlarını düzenleyen HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (ı) bendinde "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" biçiminde ifade edilen derdestlik dava şartlarındandır. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz. Buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Derdestlikten söz edilebilmesi için, daha önce açılmış olan davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekmektedir. Öte yandan dava konusu uyuşmazlığın, daha önce kesin bir hüküm ile çözümlenmemiş olması da dava şartlarındandır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hüküm vardır. Aynı dava (uyuşmazlık) yeni bir dava konusu yapılamaz; yapılırsa, mahkemenin kesin hüküm varlığını kendiliğinden gözeterek davayı esasa girmeden (usulden) reddetmesi gerekir. HMK'nin 303'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca bir davaya şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için; her iki davanın taraflarını, her iki davanın dava sebeplerini ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması zorunludur. Bu nedenle maddi anlamda kesin hükmün varlığının belirlenmesi bakımından eski (ilk) dava ile yeni (ikinci) davanın, konularının aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski (ilk) davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni (ikinci) davanın talep sonucunun karşılaştırılması gerekir. İkisi aynı ise dava konularının aynı olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "i" bendinde belirtilen dava şartlarından olan aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması koşulunun oluşup oluşmadığının belirlenmesi için eski (ilk) davanın biçimsel anlamda da kesinleşmiş olması da gerekmektedir.Diğer yandan HMK'nin 115'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2'nci fıkrasına göre de mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından gönderilen Uyuşmazlık Hakem kararının incelenmesinden; talep eden ... vekili tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna sunulan ve 14/2/2020 günü ulaşan dilekçeyle, kazanın 29/9/2020 günü meydana geldiğini beyan ederek ... Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusuruyla müvekkiline ait ... plakalı araca çarparak hasar görmesine neden olduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası niteliğinde 14.646 TL hasar tazminatı ile 354 TL ekspertiz ücretinin ... Sigorta AŞ'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 27/4/2021 gün ve 2020/116189 (E) - 2021/53482 (K) sayılı kararıyla, yargılama aşamasında HMK'nin 31'inci maddesi uyarınca istenen ve rizikonun meydana gelişini açıklığa kavuşturacak soruşturma ve kovuşturma belgelerinin sunulmadığını, tek taraflı düzenlenen ve gerçekçi olmadığı anlaşılan eksper raporunun tanık olarak kabul edilemeyeceği, bilirkişi tespitinin yapılmasının da uyuşmazlığın çözümüne yarar sağlamayacağı gerekçesiyle dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verildiği; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 10/7/2020 gün ve 2021/İ.15757 - 2021/İHK 21501 sayılı kararıyla mevcut kanıtlara göre kazanın ihbar edildiği biçimde oluştuğunun kuşkulu olmasına, olay nedeniyle jandarma tarafından düzenlenen tüm belge örneklerin istenmesine karşın başvuran tarafından sunulmaması ve sunulmamasının da makul açıklamasının yapılmaması nedeniyle hakem heyetinin kazanın oluşuna dair kanıtları yeterli bulmayıp başvuruyu usulden reddetmesinde usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiş, İtiraz Hakem Heyetinin anılan kararı başvuran ... vekili ile ... Sigorta AŞ vekiline tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta tartışılması gereken hukuki sorun Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 27/4/2021 gün ve 2020/116189 (E) - 2021/53482 (K) sayılı kararının maddi anlamda kesin hüküm oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Yukarıda da açıklandığı gibi davacı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 27/4/2021 gün ve 2020/116189 (E) - 2021/53482 (K) sayılı kararına yönelik itirazının Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 10/7/2020 gün ve 2021/İ.15757 - 2021/İHK 21501 sayılı kararıyla reddine karar verildiği ve bu kararın taraflara tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 10/7/2020 gün ve 2021/İ.15757 - 2021/İHK 21501 sayılı kararının kesinleştiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Gerek Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 27/4/2021 gün ve 2020/116189 (E) - 2021/53482 (K) sayılı, gerekse Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 10/7/2020 gün ve 2021/İ.15757 - 2021/İHK 21501 sayılı kararında, ...'ın talebinin usulden reddine karar verildiği belirtilmiş ise de kararların gerekçesinden, ... vekili tarafından sunulan kanıtlar değerlendirilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, diğer bir anlatımla kanıt değerlendirmesi yapılıp davanın esastan incelenerek nihai karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kanıt değerlendirmesi yapılarak esastan incelenen davada nihai karar verilmesi gözetildiğinde, Uyuşmazlık Hakem Heyeti ile İtiraz Hakem Heyetinin davanın usulden reddine karar verildiğinden söz etmelerinin sonuca etkisi bulunmamaktadır. Eldeki davada da, davacı ... vekili, davalı ... AŞ'ye ZMSS poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün tam kusuruyla müvekkili davasıyla ait ... plakalı araca çarparak hasar görmesine neden olduğunu ileri sürerek belirsiz alacak davası niteliğinde 100 TL hasar tazminatı talebinde bulunmuştur. Yukarıda da açıklandığı gibi Uyuşmazlık Hakeminin 27/4/2021 gün ve 2020/116189 (E) - 2021/53482 (K) sayılı davası ile eldeki davanın davacısı, davalısı, davanın sebebi ve konusu aynıdır. Diğer bir anlatımla eldeki maddi tazminat davası, davalı ... AŞ yönünden İtiraz Hakem Heyetinin 10/7/2020 gün ve 2021/İ.15757 - 2021/İHK 21501 sayılı kararıyla kesin hüküm bulunmasına karşın, aynı davacı tarafından, aynı dava sebebine dayanılarak ve aynı talep sonucuyla açılmıştır. Bu itibarla İtiraz Hakem Heyetinin 10/7/2020 gün ve 2021/İ.15757 - 2021/İHK 21501 sayılı kararının, davacı ...'ın trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebi bakımından davalı ... AŞ hakkında kesin hüküm oluşturduğundan, davalı ... AŞ'ye karşı açılan davanın, HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "i" bendinde öngörülen aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasına ilişkin dava şartı oluşmadığından reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. [Yargıtay 17'nci Hukuk Dairesinin 2019/1154 (E) - 2020/2405 (K), 2015/10944 (E) - 2015/11934 (K) sayılı ve benzer nitelikteki kararları]
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 157,75 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davacının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/4/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38