SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 40. HD 2023/1711 E. 2024/528 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1711

Karar No

2024/528

Karar Tarihi

28 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2023/1711

KARAR NO : 2024/528

DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ : 28/03/2024

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'a ait davalı ...ın sevk ve idaresindeki sigortası bulunmayan ... plakalı motosikletle seyir halinde iken karanlık ve yağışlı havada dikkatsiz ve kontrolsüz olarak müvekkiline çarpması sonucunda maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporuna göre yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı ve vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etsinin orta derecede olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 97, 98 ve 99. Maddeleri uyarınca davalı Güvence Hesabına geçici ve sürekli iş göremezlik zararının tazmini için başvuruda bulunulduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ... plakalı motosikletin kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05/01/2017 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan (davalı Güvence Hesabı hariç olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; davacı vekili 20/04/2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle 14.324,68 TL geçici ve 72.530,92 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 05/01/2017 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.

İlk derece mahkemesince; açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacı tarafın maddi tazminat talebinin kabulü ile 14.324,68 TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 72.530,92 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalılar Yasin Acar ve ... yönünden kaza tarihi olan 05/01/2017 tarihinden, davalı Güvence Hesabı yönünden dava tarihi olan 15/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi 05/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı uyarınca maddi tazminat hesaplamasının Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre alınan maluliyet raporu nazara alınarak yapılması gerektiğini, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilen %3 maluliyet oranı esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının başvuru şartını yerine getirmediğini, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın motosiklet mi motorlu bisiklet mi olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) ödediği tazminatın tespit edilmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının tam teşekküllü hastane raporları ile ispatlanması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ...ın olay günü seyir halinde iken davacının bağırması nedeniyle aracını durdurarak ayağından yaralandığını söyleyen davacının yardımına koşan müvekkilinin olayın faili olmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, mahkemece olaya ilişkin tanık dinlenmeden, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan, kusur raporu alınmadan davacının kusursuz olduğuna dair kanaate varılmış olmasının kabul edilemeyeceğini, davacının kazadan dolayı zararı, herhangi bir iş göremezliği ya da maluliyeti olmadığını, Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporuna itirazları kapsamında dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda teknik ve hesaplama hataları ile hatalı hukuki değerlendirmeler olduğunu, davacının iş göremezlik süresi içerisinde SGK'den aldığı kazançların mahsup edilmediğini, manevi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılmadan müvekkilleri aleyhine hükmedilen 30.000 TL manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, talep edilen alacakların zamanaşımı ve hak düşürücü süreden etkilendiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:

Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Yeni Genel Şartların A.5.b. maddesinde tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de 6111 sayılı Yasa ile değişik 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı sayılmamıştır. Bu durumda SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemiyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda sigorta şirketlerinin/Güvence Hesabı'nın geçici iş göremezlik zararından sorumluluğu devam etmektedir. Dolayısıyla, bu yöne ilişkin mahkemenin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.KTK'nin 91. maddesinde motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için Güvence Hesabına başvurulabileceği, motorlu bisikletin tanımının yapıldığı KTK'nin 3. maddesinde de, motosiklet: azami tasarım hızı 45 km/saatten ve/veya silindir kapasitesi 50 santimetreküpten fazla olan sepetli veya sepetsiz iki veya üç tekerlekli motorlu taşıtlar ve net motor gücü 15 kilovatı, net ağırlığı 400 kilogramı, yük taşımacılığında kullanılanlar için ise net ağırlığı 550 kilogramı aşmayan dört tekerlekli motorlu taşıtlar olduğu, 2918 sayılı Yasanın 103. maddesinde de motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu öngörülmüştür. Somut olayda kazaya karışan motosikletin dosyada mevcut tescil belgesinde 102 cm3 silindir hacmine sahip olduğu dolayısıyla trafik sigortası yaptırması zorunlu bir araç olduğu anlaşılmaktadır. Olay ile ilgili Kaza Tespit Tutanağı bulunmamaktadır. Ceza Mahkemesinde keşif yapılarak alınan bilirkişi raporunda davalı sürücü tam ve asli kusurlu bulunmuştur. Ceza mahkemesince bu rapora istinaden oluşturulan karar kesinleşmiştir.Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla ve beraat kararı bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır. Bu durumda Asliye Ceza Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunda belirtilen hususlardaki maddi vakıalar Hukuk Mahkemesi için de bağlayıcı olacaktır. Bu nedenle somut olayda ceza dosyasındaki taraf ve tanık ifadeleri irdelenerek tanzim edilen kusur raporu maddi vakıalar tespit edilerek olayın oluş şekline uygun olduğundan hükme esas alınabilir niteliktedir. Davacı vekillinin talebi doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen olay ile illiyet bağı kuran maluliyet raporunun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinafı yerinde bulunmamıştır.

HMK’nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği düzenlenmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kezde ıslah edebilir.Somut olayda, dava, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ye göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı vekili, 25/04/2022 tarihinde vermiş oldukları dilekçe ile alacağını 52.927,63 TL'ye artırmıştır. Daha sonra mahkemece ek rapor alınarak alacağın 86.855,60 TL olarak belirlenmesi üzerine davacı davasını 20/04/2023 tarihinde ıslah ederek alacağını geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 86.855,60 TL'ye çıkarmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nin 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Belirsiz alacak davasının zamanaşımına etkisi ise alacağın tamamı bakımından dava açılmakla kesilmesi şeklinde cereyan eder. Bu durumda zamanaşımı süresi içerisinde açılan davada, ıslah istemine konu edilen miktarın zamanaşımına uğradığına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Dolayısıyla davacı tarafın bedel arttırım ve ıslah talepleri doğrultusunda karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5, 13, 17, 35 ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir.

Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, çalıştığı ve emekli olduğu dönemlere ilişkin de asgari ücret üzerinden gelir esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna ve progresif rant yöntemine göre düzenlendiği, SGK tarafından rücuya tabi ödeme olmadığı anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 18/10/2018 tarih, 2015/16222 E. ve 2018/9271 K. sayılı kararında açıklandığı üzere "Güvence Hesabı yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken, ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9, 14 ve 15. maddelerinde yazılı biçimde fona başvurulduğu halde ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren Güvence Hesabının temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemiş ise Güvence Hesabının temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir." Somut uyuşmazlıkta bu hususta istinaf itirazında bulunanın sıfatına göre zaten davalı Güvence Hesabı aleyhine dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği anlaşılmakla istinaf edenin hukuki yararı yoktur.

Son olarak, KTK'de manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nin "manevi tazminat" başlıklı 56/1. maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir."TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1. maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde değildir.

İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat talebi tam kabul, manevi tazminat talebi ise kısmen kabul edilmiştir. Kabul ve ret kararlarına göre hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri usul ve yasaya uygundur.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekilinin, davalılar Yasin Acar ile ... vekilinin ve davalı Güvence Hesabı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1. b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,

  2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 157,75 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  3. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.982,41‬ TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 5.744,35 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 2.238,06 TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar Güvence Hesabı,...ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  4. Davacının, davalılar ..., ... ve davalı Güvence Hesabı'nın istinaf kanun yolu başvuruları nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

  5. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  6. İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avanslarından artan tutarların, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran taraflara geri verilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkararistanbulManeviTazminatkonusuMaddive

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim