İstanbul BAM 40. HD 2023/1305 E. 2024/50 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
bam
2023/1305
2024/50
16 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2023/1305
KARAR NO: 2024/50
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 03/02/2023
NUMARASI: 2020/732 Esas- 2023/59 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat
KARAR TARİHİ 16/01/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; destek ...'nın idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ... idaresindeki ... plakalı kamyonetin 04/06/2011 günü çarpışması sonucu destek ...'nın 23/06/2011 tarihinde öldüğünü beyanla, müvekkillerinin uğradığı 150.000 TL maddi zararın kaza tarihi olan 04/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davacıların davasının kabulüne, 157.530,15 TL’nin 28/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...’ya verilmesine, 6.278,75 TL’nin 28/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...’ya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili; müteveffanın işleten ve sürücü olup taleplerinin teminat dışı olduğunu, hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, bilirkişi tarafından TRH-2010 yaşam tablosu kullanıldığı için müteveffanın muhtemel yaşam süresinin 5 yıl daha fazla hesaplandığını, hesaplamalarda herhangi bir aktüeryal peşin değer formülü kullanılmaması ve progresif rant tekniğine göre hesaplama yapılması nedeniyle tazminat miktarının 100.000 TL daha yüksek olduğunu, rapora yapılan itirazlarının değerlendirilmeyerek hatalı rapora göre hüküm kurulduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.", aynı Kanun'un 85/son maddesinde ise; "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, zorunlu mali sorumluluk sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar düzenlenmiş olup, araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri 92. madde kapsamında yer almamakla birlikte, uygulama ve yargı kararları ile sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.Destekten yoksun kalma tazminatı, TBK'nin 53/3. maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar arasında gösterilmiştir.Araç sürücüsü miras bırakanın, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun, gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olduğundan, desteklerinin kusurunun olması davacıların hakkına, etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi mümkündür.Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/17669 (E) - 2017/919 (K), Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 (E) - 411 (K), 22.2.2012 gün ve 2011/17-787 (E) - 2012/92 (K), 16.1.2013 gün ve 2013/17-1791 (E) - 2013/74 (K) sayılı ilamları )Bu açıklamalara göre dava konusu olayda, davacılar desteğinin idaresindeki araçla meydana gelen trafik kazası neticesinde vefat ettiği, davacıların, mirasçı olarak değil, zarar gören üçüncü kişi konumunda bulundukları, desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, belirlenen tazminattan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu kararlar gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Bu nedenlerle, İlk Derece Mahkemesinin hükmüne esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin ve davacıların kaza tarihindeki yaşlarına göre destek görecekleri sürelerin TRH 2010 yaşam tablosu uygulanarak, hesaplamanın da progresif rant yöntemine göre belirlenerek desteğin eşi, çocukları, sağ olan anne ve babasına da pay ayrılıp eşin evlenme ihtimalinin de değerlendirilmesi ve desteğin gelirinin asgari ücret üzerinden kabul edilerek yerleşik Yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması karşısında davalı vekilinin istinaf itirazlarının isabetsiz olduğu sonucuna varılarak reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 11.189,78 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.798 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.391,78 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38