İstanbul BAM 40. HD 2021/2183 E. 2024/498 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
bam
2021/2183
2024/498
26 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/2183
KARAR NO: 2024/498
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23/9/2021
NUMARASI: 2020/505 (E) - 2021/600 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ 26/3/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 136.092,03 TL destenken yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı Güvence Hesabı vekili dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağı ile TRAMER sorgulama sonucu incelendiğinde kazaya karışan ... plakalı aracın kaza anında ... AŞ tarafından düzenlenmiş geçerli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesinin bulunduğunu, her ne kadar plaka değişikliği bulunsa dahi sigorta sözleşmesinin yöntemine uygun biçimde feshedilmediğini; tazminatın hesaplanmasında teknik faiz uygulanması gerekirken, progressive rant yöntemiyle hesaplama yapıldığını; ölenin birlikte (müterafik) kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması ve davaya konu kazada ücretsiz taşıma söz konusu olduğundan, hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 135'inci maddesi gereğince alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiğini, zira kazaya sebep olan sürücünün, davacı tarafın desteği olduğunu, davacılara destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi durumunda, ödenen tazminatın tahsili amacıyla Güvence Hesabı yönetmeliğinin 17'nci maddesinin 2'nci fıkrasına göre ödediği tazminat miktarınca hukuken zarar gören kişinin yerine geçen müvekkili Güvence Hesabı tarafından davacıya karşı icra işleminin başlatılacağını, ölenin maliki olduğu aracın ZMSS poliçesinin yapılmamış olması nedeniyle huzurdaki dava sonunda tazminat ödenmesi durumunda davacı aleyhine işlem yapılması gerekeceğini; tüm savunmalarının saklı kalma koşuluyla kazaya neden olduğu ileri sürülen aracın türü ve tescil belgesinin saptanması gerektiğini; başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda maddi tazminatın hesaplanmasında kullanılan yöntem, bakiye ömür tablosu, kusur oranları, gelire ilişkin veriler ve diğer verilerin hatalı belirlendiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:İstanbul Emniyet Müdürlüğünden getirtilen kazaya karışan araca ilişkin tescil ve sahip bilgilerinin incelenmesinden, davaya konu trafik kazasının meydana geldiği 3/12/2018 günü itibarıyla dava dışı sürücü ... adına kayıtlı olan kazaya karışan ... plakalı otomobilin ... AŞ tarafından dava dışı ... lehine 29/8/2018 günü düzenlenen ZMSS poliçesinin satıştan dolayı 14/11/2018 tarihinde iptal edildiği; davaya konu kazanın ise 3/12/2018 tarihinde meydana geldiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 94'üncü maddesinin 1'inci fıkrası gereğince, sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir. Anılan maddenin 3'üncü fıkrasına göre de sigorta fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta ise yukarıda açıklandığı gibi kazaya karışan otomobilin ZMSS poliçesini satıştan dolayı 14/11/2018 günü iptal eden ... AŞ'nin sorumluluğu KTK'nin 94'üncü maddesinin 3'üncü fıkrası uyarınca 1/12/2018 günü itibarıyla sona erdiği, davaya konu kazanın ise ZMSS poliçesinin geçerli olmadığı 3/12/2018 günü meydana geldiği, böylece kazaya karışan ... plakalı aracın kaza anında geçerli ZMSS poliçesinin bulunmadığını anlaşılması karşısında, davaya konu kaza nedeniyle oluşan zarardan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14'üncü maddesinin 2'nci fıkrasının "b" bendi uyarınca davalı Güvence Hesabının sorumlu olduğunun kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından kazaya karışan ... plakalı otomobilin tescil bilgilerinin gönderildiği anlaşılmış; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda, seyri sırasında yola gereken dikkatini vermeyen, seyrini mahal şartlarına uygun hızda taşıt yolu üzerinde güvenli biçimde sürdürmesi gerekirken, sevk ve idare hatasıyla yönetimindeki otomobille sağ taraftan yol dışına çıkan dava dışı sürücü ... %100 oranında tam kusurlu olduğu belirtilmiş, böylece dava dışı sürücü ... davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığı anlaşılmış; aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda, TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak ve desteğin gelirinin asgari ücret düzeyinde olacağı kabul edilerek, davacının desteği ölen ...'ın yaşı, kazanç durumu ile olası desteklik süresi ve destek gelirinin paylaştırılması suretiyle, davacının destekten yoksun kalmasından kaynaklanan zararının, Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişilerin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.KTK'nin 90'ıncı maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve destekten yoksun kalma tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir. TBK'nin 51'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca; hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Herhangi bir çıkar karşılığı olmayan hatır taşıması nedeniyle TBK'nin 51 inci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de indirim yaptığı takdirde indirim oranını objektif ölçüler içinde takdir etmek zorundadır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Yakın aile bireylerinde olduğu gibi maddi ve manevi menfaattin bulunduğu akrabalar arasındaki ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılamaz. Mağdurun, makul bir insandan beklenen davranışta bulunmayarak zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına birlikte kusur denilmektedir. (Prof. Dr. M.Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan birlikte (müterafik) kusur TBK'nin 52'nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu durum ve koşullar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hâkim tazminat miktarını hafifletebilir. Zarar görenin birlikte kusurunun varlığının saptanması durumunda hesaplanan tazminattan; somut olayın özellikleri ile oluş biçimi ve zarar görenin zararın artmasına neden olan kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek, tazminattan uygun bir indirim yapılması gerektiği gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; dava dosyasına getirtilen Sinop 2'nci Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/538 (E) sayılı davasında bulunan belgeler ile diğer kanıtların incelenmesinden, kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında ölen ...'ın emniyet kemeri takıp takmadığına ilişkin bölümün "belirsiz" olarak işaretlemesi dikkate alındığında kazanın oluşumuyla nedensellik bağı bulunmayan ancak davacının uğradığı zararı artıran davacının birlikte kusuru kanıtlanamadığı gibi ilkeleri yukarıda açıklanan hatır taşınması da sübut bulmadığından, hükmolunan tazminattan birlikte kusur ve hatır taşınması nedeniyle indirim yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Öte yandan davacı vekilinin davalı Güvence Hesabına 26/12/2018 günün ulaşan dilekçeyle zararının giderilmesini talep ettiği gözetildiğinde, davacı lehine hükmolunan tazminata, KTK'nin 99'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile davaya konu kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, tazminatın ve giderlerin ödenmesine ilişkin B.2'nci maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş gününün geçtiği 9/1/2019 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış; kazaya karışan araç sürücüsünün yakınlarının uğradıkları destek zararları salt miras yoluyla geçen bir ... plakalı otomobilin davacı ... ait olmadığı gibi, davacının talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı, öğretide ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkı olması, buna göre davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açması gözetildiğinde, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararında alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmediği, böylece eldeki davada alacaklının, destekten yoksun kalan üçüncü kişiler; açılacak rücu davasında borçlunun ise mirasçılar olduğu gözetildiğinde alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğinin kabul edilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. [Aynı yönde Yargıtay 17'nci Hukuk Dairesinin 2016/9481 (E) - 2019/5042 (K) sayılı kararı]
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı ... vekili ile davalı Güvence Hesabı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 9.296,44 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 2.324,11 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 6.972,33 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı Güvence Hesabından tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 368,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacı ... tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4-Davacı ve davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/3/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18