SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 40. HD 2023/1269 E. 2024/486 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1269

Karar No

2024/486

Karar Tarihi

26 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2023/1269

KARAR NO: 2024/486

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 12/01/2023

NUMARASI: 2021/566 (E) - 2023/18 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat

Birleşen İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/316E. Sayılı Dosyasında

DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ: 26/03/2024

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 14/09/2015 tarihinde, davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalı, davacıların desteği (eş ve babaları) ...'nin idaresindeki ... plakalı araç ile meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu sürücü ...'nin vefat ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar için şimdilik 10.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davacılar vekili 23/01/2018 tarihli talep artırım dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı talebini davacı ... için 163.582,60 TL, ... için 37.224,82 TL'ye artırmıştır. Davalı sigorta şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 25/04/2015-2016 vadeli ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, ZMSS Poliçesi Genel Şartlarında yapılan değişiklik ile 01/06/2015 tarihinden itibaren destek şahsın kusuruna denk gelen taleplerin teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 2015/1086 Esas - 2018/341 Karar sayılı kararla; "Davanın kabulü ile davacı eş ... için 163.582,60 TL, davacı kızı ... için 37.224,82 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi 14/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile davalı sigortadan tahsili ile davacılara belirtilen miktarlarda verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Dairemizce 2019/2198 Esas - 2021/502 Karar sayılı kararla davacı ...yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, kararın HMK'nin 297. maddesinde düzenlenen hususları içermediği gerekçesiyle mahkeme kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama devam ederken davacı tarafça TRH 2010 yaşam tablosunu esas alarak hesaplama yapan 29/03/2022 tarihli aktüer raporu ile belirlenen tazminat miktarı esas alınarak davacı ... yönünden İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/316 Esas sayılı dosyasında ek dava açılmış ve ek dava ilk derece mahkemesinin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen esas dosyasıyla birleştirilmiştir. Birleşen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/316 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin karar verilmesinden sonra alınan 29/03/2022 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile müvekkili ...'nin destekten yoksun kalma zararının 574.221,91 TL olarak hesaplandığını ancak sigortanın poliçe limiti dikkate alındığında 229.344,70 TL tazminattan sorumlu olacağının tespit edildiğini, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/566 Esas sayılı dosyasında ıslah edilen miktarın düşümü ile bakiye 65.762 TL destekten yoksun kalma tazminatının ek davayla hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, talebin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince bu kez "A-Asıl dava yönünden; açılan davanın kısmen kabulü ile; 1-Davacı ... yönünden açılan destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine, 2-Davacı ... için 163.582,60 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve davacı ... için 22.936,53 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplamda 186.519,13 TL maddi tazminatın (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) dava tarihi olan 14/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin istemin reddine, B-Birleşen 2022/316 Esas sayılı dava yönünden; açılan davanın kabulü ile; davacı ... için 65.762,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 14/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsü ...'nin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında müteveffa sürücünün kazanın oluşmasına tam kusurlu olarak sebebiyet verdiğini, dolayısıyla eşi ve çocukları tarafından ikame edilen davanın tam kusur durumu dikkate alınarak reddi gerektiğini, ZMSS Genel Şartları ve KTK uyarınca müteveffanın mirasçılarının müvekkili şirketten tazminat talep etme haklarının bulunmadığını, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiğini, dava konusu taleplerin teminat dışı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuruyla sınırlı olduğunu, somut davada kusur durumlarının tespiti için dosyanın ATK'ye sevki gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmadığını, sürücünün tali kusurunun tespiti halinde ise TBK'nin 52. maddesi çerçevesinde davacı yanın kusuru nazara alınarak tazminatın kaldırılması gerektiğini, mahkemece TRH 2010 tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın kabul edildiği ve bilirkişi ek raporuna göre hüküm kurulduğunu, oysa dava konusu kazanın AYM kararı ile bir kısım maddeleri iptal edilen 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesinden çok önce meydana geldiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Genel Şartlar uyarınca PMF tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerekmekte iken TRH 2010 tablosunun kullanılmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporda peşin ödeme iskontosu olarak her ne kadar %10 artırım %10 indirim yapılmaktaysa da bu yöntemin istatistik bilimi gereklerine uygun olmadığını, bu nedenle dosyada aktüeryal yönteme göre hesap yapılmak ve teknik faiz kullanılmak üzere dosyanın sicile kayıtlı aktüere gönderilmesine, dosyada iddia edilen gelir ispatlanmadığından asgari ücretin hesaba alınması gerektiğini, poliçe teminatını aşan kısım yönünden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, bakiye ömür sürelerinin rapor tarihi itibariyle tespit edilmesi gerektiğini, pay oranlarının hatalı hesaplandığını, davacıların destek iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davacı eş bakımından yapılan hesaplamada davacının evlenme ihtimali noktasında indirim yapılmadığını, müvekkili şirketin faiz sorumluluğunun ıslah tarihinden itibaren olabileceğini, mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı çocuk ...'nin 22 yaşına kadar müteveffadan destek alacağı kabul edilerek hesaplama yapıldığını, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, davacının rapor tarihi itibariyle çalışmadığı hususunda ve öğrenimine devam edip etmediğine ilişkin dosyaya herhangi bir evrak sunulmadığını, davayı ve talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla gerçek zararın tespiti için davacılar tarafından elde edilen tüm tazminat, gelir vs. hususların belirlenmesi ve aleyhe hüküm kurulacak olması halinde bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda bu hususa değinilmediğini, davacının talebi doğrultusunda gerekçesiz faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, ıslah aksi durumda dahi karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, hesaplanan vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Asıl dava, davacıların desteğinin kaza sonucu ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine, birleşen dava, asıl dava dosyasında kaldırma kararı öncesinde tazminat hesabı yapılırken PMF 1931 yaşam tablosu esas alındıktan sonra yeniden alınan 29/03/2022 tarihli aktüer raporunda TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması sonucu davacı eş ... yönünden belirlenen destekten yoksun kalma tazminatı farkının tazmini istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti adına kayıtlı, davalıya 25/04/2015 - 25/04/2016 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davacılar desteğinin sürücüsü olduğu aracın 14/09/2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazada öldüğü anlaşılmış, ilk derece mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 13/02/2017 tarihli raporda; kazanın meydana gelmesinde müteveffa sürücünün %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 1-Zamanaşımına yönelik istinaf itirazının incelenmesi; Asıl davada, davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmediğine ve HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca davacının açık muvafakati bulunmadığına göre istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı defi dikkate alınamayacağından asıl dava yönünden zamanaşımına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Birleşen davada, davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmüş ise de 2918 sayılı KTK'nin 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde kaza gününden başlayarak on yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş olup aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda Ceza Kanununun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda, kazanın 14/09/2015 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın ise 21/04/2022 tarihinde açıldığı dikkate alındığında; eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nin 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen dava ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olduğundan birleşen dava tarihinde de zamanaşımı süresi dolmamıştır.2-Destekten yoksun kalma tazminatını talep etme koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf itirazının incelenmesi; Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. TBK'nin 53/3 maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Davacılar ... ve ...'nin desteğin eşi ve küçük çocuğu oldukları ve destekle birlikte yaşadıkları dosya kapsamından anlaşılmakla destekten yoksun kaldıklarının ayrıca somut olarak ispatı gerekmemektedir. Poliçenin, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının yürürlük tarihinden önce 25/04/2015 tarihinde düzenlendiği, Yargıtay HGK 2020/17-111 Esas 2020/422 Karar sayılı ilamında aracı kullanan işletenin tam kusuruyla meydana gelen kazada, işletenin ölümü nedeniyle talep edilen destek zararının, ölenin değil, üçüncü kişi durumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olduğu, işletenin ve şoförün, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemeyeceğinden, destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilebileceği kabul edilmekle bu hususa ilişkin itiraz da yerinde görülmemiştir. 3-Faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazının incelenmesi; Sigortacının temerrüde düştüğü hallerde faizin başlangıç tarihi temerrüt tarihi olup, hak sahiplerinin sigortacıyı dava tarihinden önce temerrüde düşürdüğü kanıtlanamaz ise sigortacının faiz yükümlülüğü dava tarihinden itibaren başlayacaktır. Asıl ve birleşen davanın belirsiz alacak davası olarak açılması, bilirkişi raporu ile tazminat miktarının belirlenmesinden sonra başlangıçta istenen tazminatın artırılmasına ilişkin davacılar vekilince verilen 23/01/2018 tarihli dilekçenin teknik anlamda ıslah değil, bedel artırımına ilişkin talep olması dikkate alındığında ilk derece mahkemesince artırılan kısım için dava tarihinden itibaren faize karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır. Davalı sigorta şirketi birleşen ek dava bakımından asıl davanın açıldığı tarih itibarıyla mütemerrit olduğundan asıl dava tarihi olan 14/10/2015 tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. 4-Hükme esas alınan aktüer raporuna yönelik istinaf itirazının incelenmesi; Davacıların olay tarihine göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır. Sağ kalan eşin evlenme ihtimalinin hesaplanmasında rapor tarihindeki yaşına göre AYİM'in evlenme ihtimali tablosundaki belirlemelerin esas alınması gerekmektedir. (HGK'nın 1.10.2019 tarihli, 2017/17-2038 E, 2019/979 K sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/724 Esas ve 2021/3149 sayılı kararı) 06/03/1966 doğumlu olan davacı eş ... hükme esas alınan 29/03/2022 tarihli aktüer rapor tarihinde 56 yaşında olup evlenme ihtimali bulunmadığından bu hususa ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşlarının, okuldaki eğitim durumlarının, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacak iseler 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta iseler yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Somut olayda, davacı ...'nin destek alacağı süre 22 yaşına kadar hesaplanmış olup bu hususa ilişkin itiraz da yerinde görülmemiştir.Hükme esas alınan aktüer raporunda desteğin asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kabul edilerek hesaplama yapıldığı, davalı sigorta şirketinin poliçedeki teminat limitine (290.000 TL) göre garameten paylaştırılma yapıldığı anlaşılmakla bu yönlere ilişkin itiraz yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da progresif rant formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Anayasa Mahkemesinin 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı gereğince Genel Şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması artık mümkün olmadığından, bu hususa ilişkin itiraz da yerinde değildir. Dairemizin kaldırma kararından önce İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 06/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda; desteğin gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek PMF-1931 yaşam tablosu esas alınmak suretiyle davacılar ... ve ... ile desteğin bakiye ömrü tespit edilmiş ancak desteğin anne ve babası için pay ayrılmadan davacı ... için 163.582,60 TL, ... için 37.224,82 TL destekten yoksun kalma zararı belirlenmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince alınan 29/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; desteğin gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek davacılar ... ve ... ile desteğin muhtemel bakiye yaşam süresi TRH 2010 tablosuna göre belirlenerek ve desteğin anne ve babası için pay ayrılmak suretiyle hak sahiplerinin destekten yoksun kalma zararları toplamının 726.087,64 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesi teminat limiti olan 290.000 TL'yi aştığı, davalının teminat limiti dahilinde sorumlu olduğu tutara göre hak sahiplerinin nihai ve gerçek maddi zararlarının davacı eş ... için 229.344,70 TL, davacı ... için 22.936,53 TL olduğu, davacı tarafın ıslah talebi ile bağlı kalınarak destekten yoksun kalma zararı davacı ... için 163.582,60 TL, davacı ... için 37.224,82 TL olduğu tespit edilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından önce İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF-1931 yaşam tablosu esas alınarak desteğin ve davacıların bakiye ömrünün tespit edilmesi şeklindeki uygulamaya davacı tarafça itiraz edilmeyip istinaf konusu yapılmaması davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmektedir.Ancak belirtilen bilirkişi raporunda desteğin anne ve babası için pay ayrılmamış olup UYAP'tan yapılan sorgulamada desteğin babası ...'nin 07/09/2022 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır. Bu durumda kaldırma kararı öncesindeki hükme esas alınan bilirkişi raporunda bakiye ömür tespiti için PMF-1931 yaşam tablosunun esas alınması, davacı tarafın bu hususa bir itirazının bulunmaması ve bu hususun istinaf konusu yapılmaması nedeniyle usuli kazanılmış haklar nazara alınarak müteveffanın ve davacıların muhtemel bakiye ömrü PMF-1931 yaşam tablosuna göre belirlenerek ve desteğin babasının 07/09/2022 tarihinde öldüğü dikkate alınarak desteğin anne ve babasına pay ayrılmak suretiyle destekten yoksunluk zararının belirlenmesi için önceki aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkarargereğiistanbulTazminatkonusudüşünüldüMaddimahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim