İstanbul BAM 40. HD 2022/2338 E. 2024/262 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
bam
2022/2338
2024/262
20 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/2338
KARAR NO: 2024/262
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 7/6/2022
NUMARASI: 2021/572 (E) - 2022/584 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 20/2/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'e ait davalı ... Şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı aracın seyir halinde iken adı geçen davalı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle kaldırıma çıkarak yürüyen müvekkillerine çarptığını, kaza nedeniyle davacı ...'un sol ayağında ve belinin sol tarafından kırıklar meydana gelmesinde ötürü basit tıbbi girişimle giderilemeyecek biçimde, davacı ...'un ise basit tıbbi girişimle giderilebilecek biçimde yaralandığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde davacı ... için sürekli iş gücü kaybı, tedavi sürecinde yoksun kalınan gelir ve tedavi gideri nedeniyle toplam 300 TL, davacı ... için sürekli iş gücü kaybı ve tedavi sürecinde yoksun kalınan gelir nedeniyle toplam 200 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 50.000 TL manevi tazminatın davalı sürücü ile davalı işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 4/8/2021 günü sunduğu ıslah dilekçesiyle davacı ... için talep ettiği geçici iş göremezlik tazminatını 23.098,59 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatını 435.293,01 TL'ye, tedavi gideri tazminatını ise 6.514,29 TL'ye; davacı ... için talep ettiği geçici iş göremezlik tazminatını 3.507,42 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince, ölen davacı ...'un davalılara karşı açtığı sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat davasının reddine; ölen davacı ...'un geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat davasının kabulüne, davacı ... için 3.507,42 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, davacı ...'un geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat davasının kabulüne, 6.514,29 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'un sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat davasının kabulüne 435.293,01 maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine; davacı ...'un tedavi giderinden kaynaklanan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 13.417,16 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ...'un manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 34.250 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ölen davacı ...'un manevi tazminat davasının kısmen kabulüne 7.650 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adı geçen davacıya verilemesine karar verilmiş; tashih şerhi ile ölen davacı ...'un gerekçeli kararın hüküm fıkrasına yanlış yazılan ad ve soyadı düzeltilmiş; diğer bir tashih şerhiyle de hüküm fıkrasının 6'ncı bendinin b alt bendine yazılan davacının adının düzeltilmesine karar verildiği; 6/7/2022 tarihli ek kararla da mahkemenin 7/6/2022 gün ve 2021/572 (E) - 2022/584 (K) sayılı kararının davacılar ile davalı ... Şirketi yönünden kaldırılmasına, davacılar ile sulh olan ... Şirketine karşı açılan davalar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili 19/9/2022 günü sunduğu dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracı ... unvanı şirkete uzun süreli sözleşmeyle kiralayan müvekkili davalının aracın maliki olsa dahi işleteni olmadığını, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin Silivri Vergi Dairesinde bulunduğunu, diğer yandan davalılardan ... Şirketi ile sulh yoluna gidildiğini, böylece davacıların taleplerinden ödenen tutar kadar feragat ettiğini, buna göre de feragat edilen kısım üzerinden kendileri lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar ..., ..., ... vekili dilekçesinde özetle; ... ve ... için talep ettikleri manevi tazminatını tümünün kabul edilmesi gerekirken, kısmen kabul edilmesine ilişkin kararı kabul etmediklerini, davacı ...'un yaralanması nedeniyle hayati tehlike geçirip uzun süre ayağa kalkamadığını, dava devam ederken ölen davacı ...'un ise yaralanması nedeniyle uzun süre çalışamadığını, somut olay ile bağdaşmayan düşük miktarda manevi tazminata hükmedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) hükümlerine göre, trafik sicil kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işleten sıfatının 3'üncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir kanun hükmü yoktur. Nitekim aynı Kanunun 3'üncü maddesinde işleten, " ... araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." biçiminde tanımlanmıştır. Anılan Kanunun 85'inci maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Eldeki davada ise, ... plakalı otomobilin davalı sürücü ... tarafından ... isimli firmadan kiralandığına dair sözleşmenin ıslak imza taşıyan aslının davanın görüldüğü Çorlu 1'inci Asliye Hukuk Mahkemesine sunulduğu anlaşılmış; davalı işleten ... Çorlu 1'inci Asliye Hukuk Mahkemesine 4/3/2015 günü sunduğu dilekçesinde, kazaya karışan ... plakalı otomobilin ... unvanlı firmada kiralık olarak çalıştığını beyan ederek, dilekçe ekinde, ... plakalı otomobilin davalı işleten ... tarafından dava dışı ... kiralandığına dair adi yazılı düzenlenmiş "Araç Kiralama Sözleşmesi" ... plakalı otomobilin ... adındaki kişiye ait ... adındaki firmada kiralık olarak çalıştırıldığına dair Gelir İdaresi Başkanlığının yoklama fişi ile anılan firmanın vergi levhası ve Silivri Belediyesi tarafından düzenlenen iş yeri açma ve çalışma ruhsatını, ... plakalı araca ilişkin .. vekil olarak atandığına dair Büyükçekmece ...'inci Noterliğinde düzenlenen vekâletnamenin tıpkıçekimlerini sunmuş; 8/2/2022 günü sunduğu dilekçede ise aracı uzun süreli kiralayan müvekkilinin işleten sıfatının ortadan kalktığını savunan adı geçen davalı vekili, 4/6/2022 tarihli dilekçesinde ise aracın kiralandığını gösterir kira sözleşmesinin Silivri Vergi Dairesinde bulunduğunu bildirmiştir. Somut olay yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; davalı işleten ... tarafından dava dışı ... arasında akdedildiği ileri sürülen kira sözleşmesinin, uzun süreli ve 3'üncü kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olup olmadığı, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde davalı işleten ... ile dava dışı ... ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan kanıtlarla desteklenip desteklenmediği saptandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.Öte yandan, ... Sigorta vekili tarafından hüküm verildikten sonra ilk derece mahkemesine 29/6/2022 tarihinde sunulan dilekçe ekinde verilen "ibraname, feragat beyanı ve sulh anlaşması" başlıklı sulh sözleşmesi niteliğindeki belgenin HMK'nin 314'üncü maddesi uyarınca değerlendirilerek, davalı ... Şirketinin ibra edildiğinin belirlenmesi durumunda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 168'inci maddesi ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 11/4/1940 gün ve 70 sayılı kararları uyarınca davalı ... Şirketinin ibra edilmesinin, maddi zarardan müteselsil sorumlu olan diğer davalılara sirayet edeceği dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Kararın kaldırılma gerekçelerine göre davacılar vekilinin istinaf başvurusu bu aşamada inceleme dışı bırakılmıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacılar ..., ..., ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına,3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,4-Davacı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ile istinaf karar ve ilam harcının talepte bulunulması durumunda geri verilmesine, 5-Davalı ... tarafından istinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,8-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/2/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59